Hayatta her şeye severek yaklaş, sorunlarına bile!

3 yıl öncesine dayanıyor aslında bu işi yapma isteğim. 3 sene önce hayatımı tamamen değiştiren bir kurumun parçası oldum ve gelen öğrenciler ile birlikte çeşitli sosyal sorumluluk projeleri düzenledik. Projeyi yaparken stajyerlerimle geçirdiğim vakit ve onların gerçekten ortada olan bir sorunu çözmek için çalışmaları aklımın bir köşesine Global Citizen ile yurt dışına giderek bu işi benim de yapmam gerektiği hissini koyuverdi.

Ülke seçimi konusunda çok fazla fikrim vardı çünkü hemen hemen tüm ülkelerde arkadaşlarım vardı. Fakat bu kurumun bana öğrettiği şeylerden bir tanesi, bence en önemlisi, farklılıkları yaşamaktı. Bu yüzden tercihimi Çin’den yana kullandım. Çin ile ilgili hemen hemen her Türk insanının bir önyargısı vardır. Benim yoktu çünkü bu kurumda ben daha öncesinde de bu kültürü kendi şehrimde tanıma fırsatı bulmuştum. Çin’de , Guangzhou şehrinde, ayni hisleri paylaşacağım, beraber güleceğim, beraber ağlayacağım insanlara doğru yolculuğum başladı. Yolculuk esnasında geçireceğim günlerin planlarını teker teker yapmaya başladım çünkü sayılı günüm vardı ve bu yolculuğun tadını sonuna kadar yaşamam gerekti.

Havaalanına indiğimde dünyanın en kalabalık ülkesine geldiğimi fark ettim. İnanılmaz bir kalabalık ve pasaport kontrolünde harcadığım bir buçuk saat… Sonra kendi kendime dedim ki ” iyi ki buradayım.” İki tane güler yüzlü proje üyesi beni karşıladı ve havaalanından metro istasyonuna doğru gittik. 3 hat değiştirdiğim metro yolculuğundan sonra kalacağım yere ulaştım. Projemde birlikte çalışacağım Polonyalı ve Romanyalı arkadaşlarımla tanıştım. En güzel şey neydi biliyor musunuz? Sanki doğduğumdan beri o insanlarla arkadaşmışım hissine kapıldım ve ilk günü dinlenerek geçirdik.

İkinci gün sabah her gün alışık olduğum kahvaltının dışında bir kahvaltı yapacağım için tedirgindim. Kahvaltıda “bao zi” dedikleri bir çörek ve sütlü çay içtik. Bu çörek daha sonra benim lakabım olacaktı.

“Tedirginliğim iyiyi mi kötüyü mü getireceğini bilemezsin risk al dene.” Daha sonra bir hafta boyunca hem şehri tanıyacağımız aktiviteler yaptık hem de proje hakkında bilgi alıp projeyi nasıl daha iyi yapabileceğimizin bir değerlendirmesini yaptık.

Projem Çin’in 150 küsur haneli bir köyünde bulunan 8-10 ve 11-13 yas grubundaki çocuklara İngilizce öğretmekti. Köyde gerekli olacak malzemeleri (uyku tulumu, yemek kapları, sinek ilacı ve bazı kırtasiye malzemeleri ) temin ettikten sonra köye doğru 3.5 saat sürecek yolculuğumuz başladı. Yolculukta manzarayı izlerken hayatımın en güzel kararını verdiğimi düşündüm. Köye indiğimizde inanılmaz bir yağmur yağıyordu. Çocuklar meraklı ve ürkek bakışlarla yanımıza yaklaştılar. Hiç bir çocuk bizimle konuşmuyor aksine kaçıyorlardı. Bu bizi tedirgin etti çünkü hiçbirimiz aslında profesyonel olarak bu işi daha önce yapmamıştık.

Tüm okulu hep birlikte temizledik ve yaşanmaya ve öğrenime uygun hale getirdik. ( temizlik esnasında karşılaştığımız manzaraları ne siz sorun ne ben söyleyeyim 🙂 )

Ertesi gün bize yapılacak hoş geldin töreni ile başlayıp ders aşamasına geçilecekti. Sabah öğrenciler okula geldiğinde büyük bir korku ve tedirginlik her iki taraf içinde hakimdi. Konuşmalarımızı yaptıktan sonra çocuklarla vakit geçirmek için bir süre verildi. Yaklaştığımız her çocuk konuşmayı reddetti ve kaçtı. Bu durum bir kaç gün daha devam etti ve birbirimize ısınmaya başladık. Rutin derslerin yanında oyunlar oynuyorduk ve bir oyun esnasında okula polisler geldi.

Köylüler çocukları esir alıp kötü şeyler öğrettiğimizi düşünerek bizi şikayet etmişti. Çinli proje mensupları konuyu anlatarak polisleri gönderdiler fakat biz stajyerler olarak 3.5 saatimizi polis merkezinde geçirmek zorunda kaldık. Çin’de karakola düşmek en keyifli şeylerden biriydi aslında çünkü polisler bizim niyetimizi biliyordu bizde onların. Karakoldan gülerek eğlenerek ve fotoğraflar çektirerek çıktık. Sonra o polisler her gün bizi ziyarete geldiler ve her gün bir şeye ihtiyacımızın olup olmadığını sordular. Ertesi hafta sonu tüm köye bir festival düzenledik ve oyunların sonunda köylülere hediye dağıttık. Tedirginlik ve mutsuzluk yerini gülen gözlere ve kocaman kalpli insanların merhametine bırakmıştı.

 “Hayatta her şeye severek yaklaş. Sorunlarına bile.”

Mükemmel bir proje dönemi geçirdikten sonra en sevmediğim an yaklaşmıştı ayrılık zamanı. Çok iyi bir proje döneminden sonra kapanış seremonisi düzenlememiz gerekiyordu. En iyisini yapmalıydık çünkü o çocuklar artık bizim belki de bir daha karşılaşamayacağımız kardeşlerimiz olmuştu. Kapanış seremonisinin sonunda herkes bulduğu ilk omuza başını koydu ve ağlamaya başladı. Orada aileden ayrılmanın nasıl bir his olduğunu anladım. Öğrettiğimiz şeylerin İngilizceden fazla olduğunu paylaştığımız şeylerin sadece kağıt kalem olmadığını o an anladım.

Proje boyunca uyku tulumunda uyuyup çok iyi şartlar altında yaşamamıştık. Tabiri caizse survivor hayatI yaşamıştık. Fakat ben hayatta kalmayı bu deneyimle öğrendim. Çünkü eğer herkes mutluysa o şartların hiçbir önemi yok.

 “Mutluluk para ile satın alınamaz.”

Çin’den ayrıldıktan sonra 1 hafta boyunca Hong Kong ve Macau’yu gezdim ve inanılmaz bir dünyanın Asya’da gizli olduğunu gördüm. Sonuç olarak Global Citizen ile inanılmaz bir deneyim yaşadım. Arkadaşlıklar, mutluluklar, deneyimler…

Her şey tamamen kendinizde bitiyor. Sadece birazcık konfor alanınızın dışına çıkıp kendinizin hayatta nerde olduğunu görmeniz gerekiyor. Bunu yapabileceğiniz yaslar bu yaslar. O yüzden zaman kaybetmeden hayatinizin bir bölümünde risk alin ve bu deneyimi yaşayın.

PİŞMAN OLMAYACAKSINIZ!

 

Mert Güreş

AIESEC bana güzel anılarımı verdi!

Pakistan’ın Karachi şehrinde Automobile Corporation of Pakistan firmasında Global Talent stajı yaptım. Pazarlama departmanındaydım. Firmanın çalıştığı ve çalışmak istediği yabancı firmalarla, özellikle de Türk firmalarıyla yürütülen süreçlerde destek olmak sorumluluklarım arasındaydı. Pakistan bilindiği gibi fazla gelişmeyen ve şiddet olaylarının çok sık yaşandığı bir ülke. Dolayısıyla en başta güvenlik anlamında tereddütlerim vardı. Ayrıca farklı bir yaşam tarzları ve yemek kültürü olması da beni düşündüren noktalardı. Pakistan’da bana farklı gelen birçok şey vardı fakat çok etkilendiğim bir şey olmadı. Genel anlamda bakarsak havası çok sıcaktı ve aşırı nemliydi. Yemekler çok fazla acılıydı. İlk başlarda hiçbir şey yiyemiyordum fakat sonradan alıştım. Giyim olarak da zaten tamamen farklıydı.

Hayatımın 3 ayını Pakistan’da geçirmiş olmam, yaşlandığımda geri dönüp baktığımda yaptığım en güzel şeylerden biri olacağına eminim.

En önemlisi çok farklı bir ülke olduğu için bu stajla gitmeseydim bir daha gidip de göremeyeceğim bir ülkeydi. Televizyonlardan gördüğümüz, kitaplardan okuduğumuz bambaşka bir dünyanın, kültürün içinde olmak ve bunu deneyimlemek çok farklıydı. Bu tecrübe kesinlikle dünyaya bambaşka bir açıdan bakmamı sağladı. Farklı bir ülkede olmanın yanı sıra, staj yaptığım dönem boyunca orada yaklaşık 15 farklı ülkeden stajyerle birlikteydik. Dolayısıyla dünyanın her yerinden dostlar edinme, onların kültürlerini de tanıma fırsatı yaşadım. Çalıştığım şirkette kazandığım iş deneyiminin yanı sıra farklı kültürden insanlarla çalışmak da önemli bir tecrübeydi. İyi ki bu staj programına katılmışım, iyi ki Pakistan’ı seçmişim. Hatta keşke daha uzun süre kalabilseydim de hem iş tecrübemi daha da arttırıp hem de o farklılığı daha üzün süre yaşayabilseydim. AIESEC benim için;  Bu unutulmaz tecrübeyi sağlayan, bir insana verilebilecek en değerli şeyi “güzel anılar”ı veren bir kuruluş.

Gökçe Akgök

 

 

6 Ay boyunca Hindistan’da iş hayatının nasıl olduğunu gördüm

Hindistan’ın Hyderabad şehrinde Artisan Dental Services şirketinde Global Talent stajı yaptım. İş tanımım her ne kadar evrak üstünde ve pratikte farklı olsa da, bulunduğum süre boyunca direkt satış ve marka tanıtımı üzerine çalıştım. Gitmeden önce işim ile tereddütlerim vardı. Her ne kadar Türkiye’de iş tecrübem olsa da farklı kültürden insanlarla iş yapmanın nasıl olacağını kestiremiyordum. Ancak bir o kadar da bu tecrübeye sahip olmak istiyordum.

Evet orada her şey çok farklıydı ama iş yerimdeki çalışanlar ve müdürüm benimle yakından ilgilenerek sorunsuz bir çalışma hayatı geçirdim. 6 ay boyunca Hindistan’da iş hayatının nasıl farklı olduğunu görme fırsatım oldu. Bunun yanı sıra farklı ülkelerden birçok arkadaşım oldu ve bu bana farklı bir bakış açısı kattı. Hindistan’ın birbirinden farklı gezilecek yeri olduğunu da düşünürsek çok memnun bir şekilde geri döndüm.

İyi ki diyorum çünkü;  Çok farklı bir macera yaşadım. Her şeyiyle dolu dolu 6 ay hayatımda unutulmayacak anılar bıraktı. AIESEC benim için; Dünya’nın farklı kapılarını açan bir kuruluş.

 

 

Şükriye Çavdar

Neden herkesle paylaşmak isteyeceğin harika bir hikayen olmasın?

Merhabalar ben Bilge, İstanbul Üniversitesi İşletme  Fakültesi 2. sınıf öğrencisiyim. AIESEC’le, bir arkadaşımın  Hindistan’a gittiğini gördükten sonra tanıştım ve yaptığı paylaşımlar o kadar hoşuma gitti ki bu AIESEC de neymiş diyerek araştırmaya başladım. Yaz tatilimi boş geçirmek istemediğim için şansımı bir deneyeyim dedim. Çok seri bir şekilde mülakatı geçtim, karşı tarafla eşleştim ve bir anda kendimi Brezilya’ya giderken buldum. Ve fark ettim ki aslında hikayem, ben karar verdiğimde başlamıştı.

Yaklaşık 15 saatlik bir yolculuktan sonra uçak Rio de Janerio’ya doğru alçalmaya başladı ve kendime yepyeni bir sayfa açtığımı fark ettim. İşte benim 6 haftalık hikayem böyle başladı. Bu süre içerisinde birbirinden değerli dostluklar kurdum(bu yazıyı yazmamdan yaklaşık 3 hafta önce Brezilya’da tanıştığım 8 farklı ülkeden arkadaşlarım hem beni görmeye hem de İstanbul’u ziyaret etmeye geldiler ve yine bir başka noktada buluşmak için plan yapmaya başladık), anlatılmaz yaşanır dediğim anılar edindim, hem yeni kültürler tanıdım hem kişisel gelişimime tanık oldum.

Kısacası projemden bahsetmem gerekirse, 7-14 yaş arası çocuklara, insan hakları, çevre kirliliği, girişimcilik, kültür çeşitliliği gibi konularda, onların kişisel gelişimini sağlacayak workshoplar düzenledik. Yaş ortalamaları küçük olduğu için bu konuları oyunlarla, çeşitli faaliyetlerle eğlenceli hala getirip pekiştirmelerini sağladık. Ordaki çocuklarla o kadar güzel kaynaştık ki dillerini her ne kadar anlayamasam da bir şekilde iletişime geçtik ya aracı insanlar bulduk ya translate kullandık. Bazen sadece dans ettik, bazen şarkı söyledik. Beni en çok etkileyen şeylerden biri çocukların gelir düzeyleri, yaşadıkları yerler, eğitim görme şartları ne olursa olsun hep mutlu olacak ve gülümseyecek bir neden bulabilmeleri oldu. İşte o zaman ne kadar gereksiz şeyleri kafama taktığımı fark ettim ve bardağa boş tarafından değil de dolu tarafından bakmaya başladım.

Projeler kısmı bir yana bir de bunun yeni yerler keşfetmek gibi harika bir kısmı var. Worldcup Final maçını Copacabana plajında izleyebilmek gibi çok güzel bir fırsatım oldu. Kurtarıcı İsa’yla selfie mi çekilmedik, favelalarda barbekü partileri mi yapmadık. Elimizden geldiğince hiçbir şeyden eksik kalmadık. Latin partileridir, okyanus kıyısındaki görkemli plajlarında hindistan cevizi sularıdır, meşhur Maracana’da futbol maçlarıdır derkeeen 6 haftamızın sonuna geldik. Yeri geldi zorluklar yaşadım yeri geldi kayboldum yeri geldi ağladım ama geriye baktığım zaman pişman olduğum 1 günüm bile yok diyebilirim.

Eğer ki aklınızda “acaba güzel olur mu”, “ben de bi denesem mi” gibi  ufacık bir soru bile varsa ben asla pişman olmayacağınızdan eminim. Çünkü bu sayede hem gelişime ihtiyaç duyan kitlelere bir katkınız olmuş oluyor hem de kendi vizyonunuzu geliştirmiş oluyorsunuz. Brezilya’dan döndüğümde söylediğim ilk şeylerden biri “Hepimiz dünyada bir çok yardıma muhtaç insan olduğunu, birçok dünya sorunuyla mücadele edildiğini biliyoruz ve çoğu insanın aksine ben yaz tatilimde gidip sıradan bir tatil geçirmek yerine bunun değişmesi için bir adım attım” oldu.

Hala geç değil sen de AIESEC ailesine katılabilirsin. Neden senin de herkesle paylaşmak isteyeceğin harika bir hikayen olmasın ki?

BİLGE TOSUN

 

 

Şimdi dünyanın birçok yerinde ailem ve unutulmaz anılarım var!

Bu yaz AIESEC sayesinde unutulmaz bir 7 haftayı Vietnam’da geçirme şansım oldu. Başta tereddütlerle başlayan sürecim sonunda “iyi ki” ler ile bitti. Yeni şeyler öğrenmeyi, keşfetmeyi seviyorum ve bunu Vietnam’ın efsanelerle dolu tarihinde, renkli kültürlerinde gerçekleştirme fırsatı buldum. Vietnam… Bambaşka bir hayat, farklı inançlar ve kültürlerle dolu bir dünya.

Benim projem çocuklara İngilizce öğretmekti. Fakat oraya gidip onların yardımsever, cana yakın ve birlikte zaman geçirmeye ne kadar hevesli olduklarını görünce onlarla daha fazla zaman geçirebilmek ve hayatlarında ufak da olsa bir farklılık yaratabilmek için okul dışı aktiviteler de yapmaya başladık. Böylece oradaki yerel insanlarla da tanışıp hayatlarını yakından tanıma fırsatımız oldu. Proje boyunca dünyanın farklı yerlerinden gelmiş stajyerlerle tanışıp bir sürü yer gezdik. Pirinç tarlaları, bambu ormanları, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde olan Ha Long Körfezi, Vietnam Savaşı sırasında yer altına yapılmış ve kilometrelerce uzunluktaki Chu Chi Tünelleri bunlardan sadece birkaç tanesi. Ayrıca ilk başta cesaret edemediğim farklı yemeklerini de tadıp çok sevdim ve hatta itiraf etmek gerekirse şimdi özlüyorum da.

Dolu dolu geçen 7 haftanın en zor kısmı ise ayrılma zamanı oldu. Çünkü tanışıp birlikte çalıştığınız insanlar sadece “arkadaş”ınız değil artık aileniz oluyor. Şimdi dünyanın birçok yerinde ailem, geride bıraktığım beni sıcacık yürekleriyle hemen kendilerine bağlayan minik öğrencilerim ve unutulmaz anılarım var.

 

Teşekkürler AIESEC!

 

Sanem Berfin İlhan

 

Bıraktığım pozitif etkiyi gördüm!

AIESEC Global Citizen programı ile bu yaz 6 haftamı Polonya’da geçirmek yaptığım en güzel şeydi. Kraków’da International Kindergarden adlı projede yer aldım. Hiç ingilizce bilmeyen 2-6 yaş arası çocuklara İngilizce öğrettim. Çalıştığım yer sık sık değişmesine rağmen hiçbir sıkıntı yaşamadım, çünkü bütün çocuklar  oldukça yakın ve sıcakkanlılardı. İşin en güzel yanı bu çocuklar hiçbir şekilde İngilizce bilmedikleri halde anlaşabilmemiz oldu. Evrensel çocuk dilinin varlığı her yerde olduğu gibi Polonya’da da oldukça kuvvetli. 🙂 Ben onlara İngilizce öğretip oyunlar oynarken, onlar bana resmen Lehçe öğretti, hatta çizim yeteneğimi bile geliştirdim onların sayesinde. Dil pratiğini onlar olmasa yapamazdım çünkü Polonya’da İngilizce pek yaygın kullanılan bir dil değil. Anaokulu projesi yer alabileceğim en güzel projeydi benim için. Zamanla onlarda pozitif bir etki bıraktığımı ve bu etkinin bana da dönüşü olduğunu gördüm.

Bu proje kendimi geliştirmeme, keşfetmeme ve başkaların da pozitif etkide bulunmama yardımcı oldu. Bütün zorluklarına rağmen kesinlikle yer almaya değer bir projeydi. Bu yaz, hayatımın en güzel yazını ve tecrübesini edindim. Teşekkürler AIESEC!

 

Hande Musullu

Hiç Bir İşe Yaramayacak 15 Garip Motivasyon Mektubu

Motivasyon mektubu (cover letter) her iş başvurunuzda sizden istenecek yegane dökümanlardan biridir. Motivasyon mektubu, iş başvurusunda bulunduğunuz firmada neden çalışmak istediğinizi, kısa öz-geçmişinizi ve o firma ile ilgili gelecek planlarınızı kısaca ve resmi sayılabilecek bir dille anlatma olayınızın ta kendisidir aslında. Fakat diğer bir noktada bazı motivasyon mektupları hiç de beklendiği gibi gitmez ve ortada geri dönüşü olmayan bir ilk izlenim kalır. Global Talent programına başvurunuzun firma tarafından değerlendirilmesinde bu mektubun yeri oldukça fazladır.

9126874862_ba01f346a5_o

1) Karanlık ve yağmurlu bir geceydi…

Eğer motivasyon mektubunuza yukarıdaki gibi bir girişle başlamaya karar verdiyseniz öncelikle öz-güveniniz ve cesaretiniz için bir tebrik alıp daha sonrasında “biz sizi ararız” repliği ile karşı karşıya kalmanız işten bile değil. Motivasyon mektubunuzun girişi yani kendinizi otobiyografik olarak yazdığınız kısmı resmi bir dille ve ayrıntı verilmeden yapılmalıdır.

2) Eski sevgilimden ayrılmama rağmen hala seviyorum onu.

Dünyadaki en güzel his olsa da sanırım eski sevgilinizi hala sevip sevmemeniz karşınızdakini etkileyeceğini düşünmeyin. Unutmayın her şeyin profesyonel olduğu bir yerde oldukça profesyonel olup ayak  uydurmaya çalışmalısınız. O yüzden en iyisi eski sevgiliniz kısmından hiç ama hiç bahsetmeyin.

3) Twitter fenomeniyim, iyi derecede Instagram’ım var.

Twitter ya da Instagram motivasyon mektubunuzda bahsetmeniz gereken şeyler listesinde maalesef yer almıyor, belki başka bir sefere…

4) AEO, OK, KİB, BYE

SMS atmıyorsunuz ya da Whatsapp’ta değilsiniz. O yüzden motivasyon mektubunuzda resmi olmayan kısaltmalarkullanmayın. Kullanırsanız da kuzenim yazmış falan demeyin, hatanızın cezasını çekin.

5) Motivasyon mektubu sayfa 1/6, Bölüm 74

Eğer bir film çekmeye kararlı değilseniz motivasyon mektubunuzu tek sayfaya yazın. Tek sayfa derken bütün boşluklarını doldurabilirsiniz anlamına da gelmiyor tabi ki. Baskı aldığınızda kağıdın maksimum %70 ini kullanmış olmaya dikkat edin.

6) Hayal kırıklığına uğratmayacağım, beni işe alacağınız için çok şanslısınız.

“Hıhı tabi” diye bir cevap almanız muhtemel olan bu cümleyi asla motivasyon mektubunuzda yazmayın. Olabildiğinizce net ve objektif olun. Kendiniz hakkınızda fikirlerinizi mülakata saklayın.

7) Evde çalışmak konusunda garip bir yeteneğim var.

Bunun kısacası “çoğu zaman işe gelmeyeceğim şimdiden aklınızda olsun” demektir.

8) Google gibiyim, sorun mesela bi’şey…

Kendinizi övme kısmınızı yazmaya gerek duymadım zaten yapmazsınız diye ama yine de bir hatırlatayım.

9) Aslında bu işi çok istememiştim ama yapacağız bir şekilde…

Karşınızdakine gerçekten ciddiyetsiz olduğunuzun imzalı tasdikli bir belgesini teslim etmek istemiyorsanız yavaşça o kağıdı parçalara ayırın ve yeni bir motivasyon mektubu yazmaya başlayın.

10) Bu mektubu kalbimin derinliklerinden gelen duygularla yazdım.

Duygusal olmak çoğu iş veren için olumsuz görülebilecek bir durumdur. Motivasyon mektubunuzun içinde “mektup” kelimesi yer alsa da aslında resmi bir belgenizdir.

11) Bedava bira ve cips istiyorum

Başka?

12) Tam bir dansçıyım. Ofis partilerinde görebilirsiniz.

Ne kadar iyi bir dansçı olduğunuzla değil gerçekten o iş için uygun olup olmadığınızı sorgulamaya çalışan İnsan kaynakları departmanını böyle cümleler il kandıramazsınız.

13) Önceki işimde Pazarlama Müdürüydüm

Bunu yazmanız girdiğiniz rekabette bir adım öne geçmeyi amaçladığınızın göstergesidir. Kötü müdür? Çoğu zaman değil, fakat eğer rakiplerinizin önüne daha önce çalıştığınız işte sahip olduğunuz ünvan ile geçmeye çalışıyorsanız hoş karşılanmama ihtimalini de göz önüne almalısınız. En iyisi siz hiç önceki ünvanınızdan bahsetmeyin.

14) En çalışkan kişi ben olmayabilirim

Başvurunuzda nasıl kendinizi övmemeniz gerekiyorsa tam tersini de yapmamalısınız.

15) Selam

Mektubunuza selam, selamünaleyküm, n’aber, nasılsınız gibi hitaplarla başlamayacaktınız zaten… Doğru bir başlangıç için “Sayın yetkili” yeterlidir.

 

Kolayca Tahmin Edebileceğiniz 10 Şehir!

1.Şehir

Yaklaşık 13 milyon nüfusa sahip, bir çok farklı dili  ve kültürü içinde barındıran dünyanın en büyük 3. kenti olan bu şehri tanıyabildin mi? İpucu;  Bollywood olarak bilinen Hint Sinema endüstrisi burada yer almaktadır.

2057669339_247d2a12fe_b

BOMBAY

AIESEC hem 6 haftalık Global Citizen, hem de 1’yıla kadar kurumsal iş tecrübesi fırsatı sunan Global Talent programı ile Hindistan’da eşsiz tecrübelerini sunmaya devam ediyor. Hindistan’da sosyal sorumluluk ve staj deneyimi yaşayan kişilerin tecrübelerini okumak için hikayeler sayfasını da ziyaret edebilirsin!

2.Şehir

2014 Dünya Kupasına ev sahipliği yapmış, 2016 yılında yaz olimpiyatlarına da ev sahipliği yapacak olan, Güney Amerika’nın göz bebeği olan bu şehri tanıyabildin mi? İpucu; dünyanın en büyük heykellerinden biri olarak kabul edilen «Kurtarıcı İsa Heykeli» bu şehirde yer almaktadır.

8376556033_bb72f5e5e2_b

RIO DE JENERIO

Brezilya’ gelişmiş olduğu IT ve pazarlama sektörü ile dünyanın bir numaraları arasında yer almaya devam ediyor. Dilediğin AIESEC programı ile Brezilya’ya uçmak için programlarımıza ait sayfalara göz atabilirsin!

3.Şehir

Milenyum yılında Avrupa’nın başkentliğini yapmış, muhteşem mimarisi ve yapılarıyla insanı etkileyen, yılda yaklaşık 7 milyon turisti ağırlayan bu muazzam şehri tanıyabildin mi? İpucu; Dünyanın en büyük alışveriş merkezi bu şehirde bulunmaktadır.

2431013732_329e67fbc5_b

KRAKOW

Polonya’nın ve diğer bir çok Avrupa ülkesinin göz bebeği konumunda olan Krakow hem turistik hem de sosyal çalışmalarda adından söz ettirmeyi başarabiliyor! AIESEC ile Polonya’da sosyal sorumluluk projeleri ya da kurumsal staj deneyimini yaşayabilirsin.

4.Şehir

Belki de bu resim sayesinde rahatlıkla tanıdığın bu şehir, dünyanın en zengin şehri olarak kabul edilmekte olup İzmir’in de kardeş şehridir. 11 milyon nüfusa sahip bu şehri tanıyabildin mi? İpucu; Dünyaca ünlü Kızıl Meydan bu şehirde bulunmaktadır.

9419424_e19fb25896_b

MOSKOVA

Anlatılanın aksine bir o kadar da sıcak insanlarla dolu olduğunu anlaman için en az bir kez gitmen gerekiyor! AIESEC ile Rusya’da yazılım alanı ile ilgili bir çok kurumsal firma ile iletişime geçip iş imkanlarından yararlanabilirsin. Ayrıca sosyal sorumluluk kısmında da hiç de geri kalır değiller 🙂

5.Şehir

Küçük bir balık kasabasından dünyanın en kalabalık kentine dönüşen bu şehir Çin’in en önemli ticaret merkezlerinden biri olarak bilinmektedir. 100 metrenin üzerinde 100’den fazla gökdelene sahip bu şehri tanıyabildin mi? İpucu; bu şehir Doğun’nun Paris’i olarak bilinmektedir

4271457546_144d4d5803_b

ŞANGAY

O kadar uzağa gitmeye ne gerek var sorusunun cevabıdır aslında Şangay, Tabi ki AIESEC ile Şangay tecrübesini de yaşayabilirsin!

6.Şehir

2004 yaz olimpiyatlarına ev sahipliği yapmış ve Antik Yunan medeniyetinin başkenti olarak bilinmekte olan bu şehri tanıyabildin mi? İpucu; bu şehrin ismi, koruyucusu olan savaş tanrıçası Athena’dan gelmektedir!

Grèce Juin 2001 Athènes L'Acropole

ATİNA

Yunanistan’a otobüsle bile gidebileceğini biliyor musun? Yanı başında duran bu mükemmel deneyimden istediğin AIESEC programı ile yararlanmak senin elinde. Teleperformance firmasında kurumsal iş tecrübesini Yunanistan’da yaşayabilirsin!

7.Şehir

17 milyonu aşan nüfusa sahip bu şehir 1979 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunmaktadır. Arap dünyasının ve Afrika’nın en büyük şehrini tanıyabildin mi? İpucu; Dünyanın yedi harikasından biri olarak bilinen Keops Heykeli burada bulunmaktadır!

6647700433_a4576d24dc_b

KAHİRE

Gerçekten otantik bir kültüre ait bir ülkede yaşadığını Kahire’ye gittiğinde daha iyi anlayabilirsin. Sahip olduğu üniversite sayısı ve genç nüfusla AIESEC programlarında yüksek tercih oranına sahip.

8.Şehir

Güney Amerika’da yer alan bu şehir, inanması güçte olsa büyük bir nehir üzerine kurulmuştur. 60.000 adet taksi bulunan bu şehri tanıyabildin mi? İpucu; 10 milyon nüfüsuyla dünyanın en kalabalık şehirlerinden biridir.

5388470957_d8bd8b6170_b

MEKSİKO

Maya’lardan bu yana Güney Amerika’da önemini hiç kaybetmeyen bir şehir. AIESEC ile de gidebileceğini unutma!

9.Şehir

Avrupa’da bulunan bu şehir 1. Dünya Savaş’ında çok zarar görmediği için tarihsel yapılarını bugüne kadar koruyabilmiştir. “Altın Şehir”, “Doksanların Sol Bankası”, “Masal Şehri”, “Şehirlerin Anası” ve “Avrupa’nın Kalbi” gibi isimlerle de anılan bu şehri hatırlayabildin mi? İpucu; bu şehir Geçmişte Çekoslovakya’nın da başkentiydi.

4632709330_05096e0d82_b

PRAG

Hem eğlence hem de ticaret merkezi olma özelliğini büyük ihtimalle yüz yıllar boyunca korumaya devam edecek bir şehir. AIESEC ile bu mükemmel şehirde Global Citizen olma şansın var!

10.Şehir

Atlas Okyanusunun kıyısında bulunan dünyanın en önemli liman kentlerinden biridir. Bir çiçeğe de ismini veren, uzun yıllardır turistlerin ilgisini çeken bu şehri tanıyabildin mi? İpucu; 1942 yapımı dünyaca ünlü Hollywood filmine ismini vermiştir.

7401109748_ec657bf001_b

KAZABLANKA

İşin açığı adını duyunca hepimizin bir garip olduğu bir şehirdir Kazablanka. Sahip olduğu egzotiklikten mi desek ismindeki o garip gizemden mi bilemedik… AIESEC ile Fas’a gidip bu şehri görmen işten bile değil!

 

Top 5 Things Keeping Youth Complacent

Hi, I’m Jessie, and I’m part of the North American millennial generation. And as someone who identifies as part of this generation, I have no problem telling you that I believe complacency runs rampant among North American youth. This is not a particularly new idea; we’ve heard before that millennials are notorious for being narcissistic and lazy, and while studies on millennials in society report mixed results, there is no doubt that we, as a generation, are struggling to find our place in the world.

What is often overlooked here though, is how destructive complacency can be to the individual. To become complacent is to stop growing, and when there is stagnation, there is no progress, and thereby no success. Here are the top 5 things stopping millennials from engaging, and essentially keeping us from reaching our full potential.

Entitlement

Often, entitlement shapes our thinking in way that we don’t even realize. We have grown up as the most privileged youth in the world, and it’s very easy to get stuck thinking we have everything, this is all there is, and that we “deserve” this and that. (Indeed, one of the nicknames for the millennial generation is the “Most Coddled Generation”.)

As North Americans youth who have all been recipients to education, and so on, we all fall prey sometimes to the Western point of view—a worldview that has historically disregards all other cultural thought. This thinking dictates—and dare I say, can cripple—our reactions to other cultures, and limits us from cultural understanding.

Disillusionment

Sometimes, youth can’t be bothered about active participation because they do not believe that they can make a difference. They don’t see the value of their individual active engagement. “I’m just one of many”, “Who really cares?” — these thoughts perpetuate a cycle of indifference and inaction.

What’s more, in today’s society, it’s almost cool not to care—or rather, it’s only ‘cool’ to care about certain things. Regardless, this feeling of disillusionment is reflected in the number of youth voters in elections in recent years, which are disappointingly low. Youth need to understand that their age cannot keep them down. They need to be shown, and not just told, their value to society, and be motivated to become worthy of it.

Ignorance

The lack of understanding — true understanding, which requires time and effort on the part of the individual — is perhaps the reason for many problems today. In an era of information, it is just as likely to receive false information as it is true. What’s more, with everyone’s biases, it’s very easy to let someone else make the judgement for you. In doing this, we relinquish the responsibility and thereby the consequences of potentially being wrong.

This ignorance extends itself to all the many ways we interact with society itself. It affects the way we view the world, our willingness to experience it, and also the way we view ourselves. We become less effective as contributors to society when we are unaware of society and our own role within.

Individualism

The millennial generation grew up hearing about how each of are special and unique, and will go on one day to change the world and whatnot because no one is exactly like us. It’s not a far stretch to see this is not true—at least, not innately. We make ourselves special, and whatever impact we make on the world is a result of us actually consciously demonstrating effort and passion, and working hard at it.

Having been constantly told how unique we are has led us to become more self-centred. We play more value on our own careers than on society, failing to make the realization that both are interconnected. While individuality is by no means inconsequential, millennials need to realize that our individuality both enhances and is enhanced by the society and context we are placed. in.

Technology 

Millennials have grown up with a society that has become increasingly saturated with technology in all its various forms. What we have not been prepared for, however, is the adverse effect that technology has had on the interactions between people in real life. When online communication takes precedent, it is at the expense of affecting people’s ability to truly connect with someone in person, offline. We lack intention by letting technology do all the talking for us.

Stop and think, who are we, outside of our social media profiles and what we share online? How would people view us, had we not Facebook, or Twitter, or the numerous other social platforms? It is the lack of questioning that leads to things like slacktivism, where we share things not only because we care, but because we want others to know it.

The world has a lot of say about the millennial generation. Our expectations in life are different are those of our parents. We are lazy, passionate, impatient, ambitious, open-minded, and disengaged all at once. Having been told to “follow your dream” has led us to become more lost than ever. Youth engagement in society has been steadily decreasing; North American youth are complacent.

What, then, is the solution?

There is a quote that states: “We must take adventures in order to know where we truly belong.” Never has that statement been more true than today. In exploring the world, one gains more knowledge of different cultures, and understanding of where they fit in the world. A wider perspective will also let one see the importance and value of things.

What’s more, this “world” doesn’t necessarily mean jumping on a plane and flying all around the globe. It can be a simple as stepping outside of your comfort zone to shake up your own worldview a little bit. It’s important to ask questions, but equally important to go and find out the answers yourself. Being aware is only the first step.

Brezilya’ya Gittiğinde Fotoğraf Çekilmeden Dönemeyeceğin 6 Yer!

Global Talent ya da Global Citizen hiç farketmez! Hangi programla giderseniz gidin ama sizlere önerdiğimiz Brezilya’daki bu 6 mekanda kesinlikle bir fotoğraf çektirin. Brezilya tecrübenize artılar katacak olan eşsiz yapıtları görünce büyüleneceksiniz!

 

1-) Cristo Redentor

Kurtarıcı İsa Heykeli, Rio de Janeiro şehrinde Corcovado Dağında yer alıyor. Heykelin arka tarafına baktığınızda varoş mahallelerini ön tarafına baktığınızda ise zengin mahalleri görebiliyorsunuz ve ayrıca 2007 yılından bu yana Dünyanın 7 harikasından biri!

6882223752_c1966f1a58_k

 

 

2-) Copacabana Sahili

Barry Manilow’un Copacabana adlı şarkısında uzun uzun bahsettiği sahil, Zona Sul’da yer alır ve yaklaşık 4 kilometre ve dünyanın en tanınmış plajlarından biridir. Bu umutsuz aşk şarkısında bu sahilde aşık olmayın diyor ama mekana bile aşık olmamak elde değil!

1363747300_43283b2ef0_b

 

3-) Escadaria Lapa Selarón

Her şey Jorge Selaron isimli seramik ustasının evinin önünü güzelleştirmek için mozaik kaplamasıyla başladı. Ardından diğer komşular da teker teker aynı istekle gelince, 250 basamaklı merdivenin tümü ve duvarları mozaikle kaplanıyor. Ve Selaron hayatı boyunca bütün dünyayı dolaşıp topladığı seramiklerle merdivenleri ve duvarları döşüyor. Türkiye’den aldığı bir mozaik de bunların içinde. 2013 yılında Selaron merdivenlerde ölü bulunuyor intihar mı cinayet mi olduğu hala kafalarda soru işareti… Bakalım siz de gittiğinizde Türklere ait mozaiği bulabilecek misiniz?

5483797002_56f1cb9f1c_b

 

4-) Sambadrom

Rio karnavalı geçit törenin yapıldığı yer ve hemen hemen 1- 1.5 kilometre uzunluğa sahip. İlginç olan ise alanın sahnesi bikinili bir kadının kalçası şeklinde.

DSC_7494NG

 

5-) Cathedral of Brasilia

Brezilya’nın başkenti Brasilia’dadır. Oscar Niemeyer tarafından tasarlanmış bütün hiperbolik şekle sahip betonarme bir katedraldir. Oscar Niemeyer aynı zamanda şehrinde mimarıdır. Her din ve her mezhep kullansın diye yapılmıştır.

5846154075_0358047cec_b

 

6-) Supreme Court in Brasilia

Yine Oscar Niemeyer tarafından yapılmış bir mimari eser daha Federal Yüksek Mahkeme Binası.

 

2656873893_f3b60702fa_b