“Bir gün bakmışsınız bu ülkelerde kendi şirketlerinizi kurmuşsunuz”

Hindistan’ın Bombay şehrinde Directi Web Solutions Pvt. Ltd firmasında bir yıl süre ile Global Talent stajımı gerçekleştirdim.. Directi’nin alt iş birimlerinden biri olan ResellerClub’ta İş Geliştirme Ortağı olarak çalıştım.
ResellerClub Web ürünleri, domain, hosting, güvenlik sertifikaları konusunda dünya genelinde bayilik programı sunan bir şirketti. Benim asıl görevim de şirketin Türkiye ve Dünya genelindeki bayilik ağını satış yoluyla büyütmekti. Satış tarafını çoğunlukla telefon aramaları, mail ve video konferans aracılığıyla gerçekleştiriyordum. Var olan bayilerin hesaplarını yönetiyor, hesaplarında oluşabilecek teknik problemlere çözüm sunuyordum. Diğer görevim de pazarlama kampanyalarında, hedef kitleye doğru mesajın sunulmasında çalışmalar yapmaktı. Benim de Hindistan’a gitmeden önce birçok konuda tereddütlerim olmuştu. Üniversite hayatımı ailemin yanında rahat bir şekilde geçirmiştim.

Açıkçası yabancı ülkede (Hindistan gibi bir ülke’de üstelik ) kendi ayaklarımın üzerinde durabilir miydim diye çok sorular sordum. Bulduğum cevaplar hep şöyle oldu; tamam eğer yapamazsam en kötüsü biner uçağa dönerim, sorun değil. Firmayla eşleştikten hemen sonra arkadaşlarıma ve aileme ben Hindistan’a gidiyorum dediğimde hepsi şaşırmış, Ülkenin zorluklarından bahsetmişlerdi, doğru düzgün altyapısının olmadığını, ekonomik gelişmesine rağmen yoksulluğun hala var olduğunu, hijyen konusunda zorlukların olduğu dahası baharatlı yemeklerinden…

Gittiğim yıl 2013’te maalesef Hindistan da kadına yönelik şiddet haberleriyle dünya gündemine oturmuştu, bütün bu tereddütlere rağmen gittim, aynı durumda yine olsam yine giderdim, çünkü asıl amacım kendimi test etmekti, irademi, zorluklara karşı nasıl durabileceğimi karşı koyabileceğimi ve bu staj benim için büyük bir fırsattı. Hindistan’daki ilk bir ayımda sudan çıkmış balık gibiydim. Her saniye karşılaştığım bir durum kültür şokuydu benim için. Hindistan kendi içinde dünyası olan, farklı kültürleri, insanları dilleri barındıran o kadar zengin ve güzel bir ülkeydi ki, her dakika ister istemez kültür şokuna maruz kalabiliyordum. Sokakta gördüklerim, insanların davranışları, yemek yemeleri, olan durumlara tepkileri, kıyafetleri, çok farklıydı.

Staj sürem boyunca 1 aylık izin dönemimde Hindistan’ın 10’dan fazla şehrini dolaştım, bu süre boyunca kültürü daha da tanımış oldum. Örneğin Jainler’in kültürü çok ilginç gelmişti bana. Bir gün Rişikeş’deyiz, 5 altı kişilik baştan aşağı beyazlar giyen kadınlar ellerinde süpürge ve çıplak ayaklarıyla sokakta yürüyor bir yanda da adım atmadan önce basacakları yeri süpürüyorlardı, çok ilginç gelmişti bana nedenini sordum, Jainler’in felsefesinde yaşayan her canlıya saygı duyma ve öldürmeme temelinin olduğunu söylediler.

Yoldaki var olan karıncaları ve diğer böcekleri öldürmemek için yürüdüklerinde yerleri süpürüyorlarmış. Ufak bir detaydı ama büyük bir kültür şoku ve deneyimiydi benim için. Staj dönemim boyunca hem profesyonel anlamda hem de kişisel anlamda birçok tecrübelerim oldu. İşletme mezunu bir öğrenci olarak ciddi anlamda ilk iş tecrübemi uluslararası bir firmada yapma şansını buldum.

Hint şirketlerinin organizasyon yapısı ve şirket kültürüyle ilgili deneyimler kazandım. Yönetim yaklaşımlarını, çalışma koşulları, işe yaklaşım biçimlerini yakından tecrübe etme fırsatım oldu. Hindistan’ın IT alanında ne kadar güçlü bir ülke olduğunu, ülkenin bu alandaki girişimleri inanılmaz biçimde desteklediğini gördüm. Gelecek yıllarda bu alanda Hindistan adını gerçekten sıklıkla duyacağız bence. Kişisel anlamda ise tecrübelerim kültürel etkileşimler tarafından oldu. Hem kaldığım ülkenin kültürünü, hem de AIESEC’le diğer ülkelerden Hindistan’a gelen AIESECer’ların kültürlerini deneyimledim. Örneğin oda arkadaşım Kolombiya’dandı, boş vakitlerimizde ülkelerimizden bahsederdik. Karşılaştığım herhangi bir sorunda farklı bakış açılarını görme fırsatını buldum, olaylara sadece tek taraftan değil de başka fikirlerden, farklı kültürlerden insanların nasıl baktığını da tecrübe etmiş oldum. İyi ki bu stajı tamamladım bana hem profesyonel hem de kişisel anlamda çok şey kazandırdı. 1 yıl içinde farklı ülkelerden ve kültürlerden birçok insanla tanıştım, seyahat ettim gezdim dolaştım, sosyalleştim, eğlendim, döndüğümde kendimi daha bağımsız, huzurlu ve deneyimli buldum.

1 yıl süren bir zamandı ama kişisel anlamda biraz daha olgunlaştığımı hissettim. AIESEC benim için herkesin ulaşamayacağı, sadece seçilmişlerin ulaşabileceği sihirli bir ayna.

Ben bu aynadan ilk önce kendime baktım, kendimi gördüm, yapmak istediğim şeyler neler, geliştirmem gereken yanlar neler diye sonrasında bu ayna bana zorlukların ve tereddütlerin de olabileceği kendi iç yolcuğumu gösterdi. Korkmadan takip ettim ve hep takip edeceğim. AIESEC’in mezunu olduğum için çok memnunum. Global Talent programında Staj arayan arkadaşlarıma tavsiyem, korkmadan Hindistan, Brezilya Çin gibi ülkelerdeki fırsatlara bakmalarıdır. Bu ülkeler gelişiyor ve büyüyor size sunacakları olanaklar gerçekten çok farklı olabilir. Bir gün bakmışsınız bu ülkelerde kendi şirketlerinizi kurmuşsunuz, bu hayal değil inan ki gerçek olabilir.

Gözde Güreş
 

Hayat Değiştiren Tecrübenin Ne Demek Olduğunu Yaşadıktan Sonra Anlıyorsunuz

Açıkçası gitmeden önce ne yapacağıma dair pek bir fikrim yoktu. Çünkü daha önce hiç böyle bir organizasyona katılmamıştım. Gitmeden çocuklarla nasıl oyun oynanır,nasıl onlara bir şeyler katarım, nasıl onları sıkmadan vakit geçirebilirim diye düşünüyordum. Bir yandan da içimden keşke sporla ilgili bir şeyler yapsam diyordum. Çünkü onlarla çok daha rahat iletişim kurabileceğim bir alandı. Ve havalimanında sıcak bir karşılamadan sonra güzel bir 7 hafta geçireceğimden emin olmaya başladım.

Bir haftalık güzel bir oryantasyon sürecinden sonra macera başladı. Projedeki arkadaşlar spora olan ilgimi de bilerek bana spor okulunda çalışma görevi verdiler. Bu benim için görev değil adeta ödüldü. 10-12 tane gözleri parlayan çocuk, ben ve bir futbol topuyla Global Citizen tecrübesinin içinde buldum kendimi. İlk başlarda düşünüyordum nasıl konuşacağım onlarla çünkü büyük çoğunluğu İngilizce bilmiyordu. Fakat sahaya çıktıktan sonra İngilizceye bile ihtiyacım olmadığını farkettim. Onların tepkileri yetiyordu. Onları güldürebilmek bambaşka bir duyguydu. Hele bir de sabah geldiğimde koşarak sarılmaları yok mu…
Dünyadaki en güzel duygulardan biriydi. Çalışma sürem dolduğunda gideceğimi anlayacakları zaman izin vermiyorlardı. Gerçekten tarifsiz bir duygu. Ben de onları kırmamak için kalıyordum. Kırmamak için dersem yalan olur,gerçekten eğleniyordum. Öğleden sonraları havuzda beraber yüzüyorduk. Daha ne olsun!

Global Citizen ‘a ve AIESEC’e minnettarım bana bu duyguları yaşattıkları için. Birçok spor yaptık onlarla futbol,basketbol,yüzme,tenis,çim hokeyi,golf gibi. Kendi arkadaşlarımla oynar gibi keyif aldım. Birazda Lehçe spor terimleri öğrenmemle her şey çok daha basit ve eğlenceli hale geldi. Çünkü ilk zamanlar maç yaparken penaltı dediğimde,topu kornere götürdükleri zaman iş biraz zorlaşıyordu.

Global Citizen olmanın ne kadar büyük bir ayrıcalık olduğunu gördüm diyebilirim. Hatta zaman bulabilirsem tekrar yapmak istiyorum. Aynı zamanda çevre ülkeleri gezme fırsatım da oldu. Varşova’da harika bir ekip vardı. Çok yardımcı oldular her konuda. Polonya kültürü hakkında epey bir bilgi sahibi oldum.
Yemeklere hiç alışma problemi olmadı. Çünkü aşırı farklılıklar yoktu. Fakat en çok neyi özledin derseniz geride; kesinlikle kahvaltı diyebilirim. Global Citizen sayesinde mükemmel kalıcı arkadaşlıklar edindim. Buluşma planlarına başladık bile 🙂 Hayat değiştiren tecrübe dediklerinde nasıl bir proje olduğunu henüz kavrayamamıştım. Fakat yaşadıktan sonra gerçekten ne kadar doğru bir slogan olduğunu gördüm. Bu tecrübeyi kendine ve başka insanlara birşeyler katmak isteyen herkes yaşamalı…

Uğur Derinbay
Varşova/Polonya
 

Çek Cumhuriyeti’nde Unutulmaz Global Citizen Tecrübesi

2014 yazında 6 haftalığına Çek Cumhuriyeti Ostrava’da muhteşem bir Global Citizen tecrübesi yaşadım. Çek cumhuriyeti her zaman ilgimi çeken yerlerin başında gelmiştir ve buraya gitme şansını yakaladığımda gitmek için ikinci defa düşünmedim bile. Gezmeyi, farklı ülkelere gitmeyi her ne kadar istesem de başta biraz endişelerim vardı: “acaba nasıl bir yere gideceğim?”, “beraber çalıştığım insanları sevecek miyim?” “onlarla anlaşabilecek miyim?”.Fakat oraya gittiğimde bu endişelerin hepsinin anlamsız olduğunu anladım. Orda çalışan ve oraya gelen insanlar tek kelimeyle harikaydı.

Katıldığım projenin amacı ilkokul ve liselere gidip kendi ülkemi tanıtmaktı. Bu proje sayesinde kendi becerilerimi ve özgüvenimi artırdım. Benimle aynı amaçla gelen 18 farklı ülkeden insanlarla beraber çalıştım. Başlarda çeşitli ülkelerden gelen insanlara karşı önyargım varsa da bu proje sayesinde bütün önyargılarımdan kurtulmayı öğrendim ve çalıştığım insanlara da bunu aşılamaya çalıştım. Farklı kültürleri farklı insanları tanıdım. Farklılıklarımıza rağmen beraber güldük, dertleştik, dans ettik, oyunlar oynadık başka ülkelere başka şehirlere seyahatler yaptık ve sonuç olarak hepsiyle çok yakın arkadaş olduk.

Proje süresinde kimi zaman yurtta kaldım ve yeni insanlarla tanışıp muhabbet ettim. Kimi zaman gittiğim okullardaki öğrencilerin aileleriyle yaşayıp onların yaşayış tarzını öğrenip onlarla keyifli vakit geçirdim.

Katıldığım Global Citizen projesinin tek kötü yanı bitmesi ve arkadaşlarımdan ayrılmak zorunda kalmış olmam. Ama sonuç olarak artık dünyanın her bir tarafından arkadaşlarım ve kocaman bir ailem var.

Teşekkürler AIESEC!

Damla Kurt

 

Projem ile dünya vatandaşı olmanın ne demek olduğunu öğrendim

Merhaba ben Ege. 2014 yazında Brezilya’nın Sao Luis şehrinde ‘Gira Mundo’ projesinde çalıştım. Benim Aiesec’le olan serüvenim geçen yıl bir arkadaşımın bana AIESEC’ten bahsetmesiyle başladı. Daha önce hiç duymamıştım adını ama projeleri ve hedefleri hemen cezbetmişti beni. Fırsat ayağıma gelmişti resmen. Hemen mülakatlara katılıp, proje seçme aşamasına gelmiştim. Ve gideceğim ülke de kafamda cok netti. Kesinlikle Brezilya olacaktı. Brezilya’daki istediğim projeyle de eşleşince gerçekten çok mutlu olmuştum.

Dışardan bakınca her şey çok hızlı gelişmişti. 3 ay içinde yeni bir kurum tanımıştım ve kısa bir süre içinde hemen kayıt olup bir projeyle eşleşmiştim bile. Ailem de bu hızıma birazcık tedirginlikle yaklaşmıştı ama ben baştan beri biliyordum bunun hayatımı değiştirecek bir tecrübe olacağını. Geriye sadece 6 haftamı geçireceğim şehirle, insanlarıyla ve en önemlisi öğrencilerimle tanışmak kalıyordu.

Sao Luis’de ilk anlarımı hatırlıyorum da şimdi gerçekten çok tedirgindim. Uçak küçücük bir havalimanına inmişti. Etrafımda tanımadığım yüzler ve anlamadığım bir dille karşılaşmıştım. Sonra hostumla buluşup eve gidişimizi yolda şehri anlatmasını hatırlıyorum. Gözüm korkmuştu tabi ama bu şehirden çok şey öğreneceğimi ve güzel zaman geçireceğimi de biliyordum.

Sonra ilk defa öğrencilerimle tanışmamı da hatırlıyorum. Tabiki ilk başta çekiniyorsunuz. Alışabilir miyim, anlaşabilir miyim diye. Bu endişeyle giriyorsunuz sınıflara. Ilk başlarda tabi iki birazcık soğukluk, sessizlik oluyor. Çünkü çocuklar karşılarında ilk defa bir yabancı görmüş. Başka bir ülkeden, başka bir milletten. Portekizce bilmediğinize şaşırıyorlar ilk başta. Hiç mi konuşmuyorsunuz diye şaşkınlıkla karşılıyorlar. Hayatlarında öğrendikleri küçük ama değişik bir bilgi. Sonra zamanla sizi daha cok merak ediyorlar. Hareketlerinizi inceliyorlar, konuşmanizı… Ingilizce, Ispanyolca konuşmalarımızı… Onlara ulaşmak için uğraşlarımızı… Bu tabii o kadar kolay olmuyor en başta. Sonra zamanla alışıyorsunuz birbirinize.

Karşılıklı sorularla gülüşmelerle oyunlarla devam ediyor bu sıcacık ilişki. Sonra siz de Portekizce öğrenmek için can atıyorsunuz. Onlara kendi dilleriyle ulaşmak için. Ulaşıyorsunuz da. Her hafta farklı etkinliklerle geçiyor zaman. Ve siz zamanın geçtiğini bile anlamıyorsunuz. Bir baktığınızda projenin süresi bitmiş oluyor ve üzülüyorsunuz bir daha göremeyeceğiniz için öğrenci arkadaşlarınızı. Bu kadarcık kısa süre içinde alışmış oluyorsunuz birbirinize. Sadece öğrencilerinize değil ekip arkadaşlarınıza da host ailenize de. Aileniz oluyorlar bu kadarcık kısa sürede. Nasıl bırakıp gideceğim, ülkemdeki hayatıma nasıl tekrar alışacağım derdine düşüyorsunuz. Çünkü burada da kendinize yeni bir hayat kurmuş oluyorsunuz çoktan.
Tabiik i bu bir son olmuyor. Herkesle teker teker sözleşiyorsunuz buluşacağız tekrar diye ve bir sürü planlar yapıyorsunuz.

Bu proje bana ortak bir dile ve kültüre gerek olmadan herkesin birbiriyle iletişim kurabileceğini, anlaşabileceğini, dünya vatandaşı olmanın ne demek olduğunu gösterdi. Umarım siz de böyle bir deneyimin bir parçası olursunuz.

Ege Karaosmanoğlu
 

Evet bir çok sorunla karşılaştım ama her bir sorun beni bir adım ileriye taşıdı

Global Talent stajı olarak Peru Universidad de Cesar Vallejo’da İngilizce öğretmenliği yaptım. Benim kabul sürecim, bilet alışım ve gidişim biraz hızlı oldu. Bir hafta önce hiçbir şeyden habersiz evimde oturuyordum ve bir hafta sonra Peru’daydım. Her zaman böyle bir deneyim yaşamak istemiştim o yüzden bir an bile tereddüt etmedim. Lima’nın güzel yerlerinden birinde de yaşasam çalıştığım yer en uzak ve durumu kötü yerlerden birindeydi. Hatta uzun süre beni oraya götürmeyip, ‘acelen ne elbet gider görürsün’ diye oyaladılar. Meğer kaçmamdan korkmuşlar. Şansıma annemle beraber gitmiştim.

Neyse okulun olduğu bölgeye gittik. Annem de ben de şok içerisindeyiz ama belli etmemeye çalışıyoruz. Sonra annem daha ilk haftamda istersen geri dönebilirsin dedi sadece. Ertesi gün ‘ben kalmaya karar verdim’ cevabını duyunca da Sen ne zaman bu kadar idealist oldun!! diye bir güzel azarlandım. Ama geçirdiğim sürecin sonunda o ilk gün görüp arkama bakmadan kaçmak istediğim yerden bile ayrılmak istemedim. Ben bir üniversitede çalıştım. Ve daha kendim öğrenciyken bunu yapabilmek çok büyüktü benim için. Öğrencilerim benimle yaşıt olduğu için arkadaş gibiydim hepsiyle ve bu da yaptığım işi çok sevmeme neden oluyordu. Ben işimi sevdikçe onlar da beni sevgiye ve hediyelere boğuyorlardı.

Güzel bir iş tecrübesinin dışında bulunduğum süre boyunca İspanyolcamı geliştirdim, Peru mutfağını öğrendim (ki dünyanın en güzel mutfaklarından biridir), farklı ülkelerden çok güzel arkadaşlıklar edindim, Afro-Peruano dans kursuna gidip onlar gibi dans etmeyi öğrendim, Amazonlara gidip doğal yaşamı deneyimledim, And dağlarında ata binip, Machu Picchu ‘ya tırmandım…

Peru da geçirdiğim her gün yeni bir şeyler öğrendim. Gerek dili, gerek yemeği, gerek dansları, gerek insanları olsun bizden tamamen farklı bir dünya orası. Böyle olunca da her gün kendinize yeni şeyler katabiliyorsunuz. Evet bir çok sorunla karşılaştım (En basitinden gittiğimde evim bile yoktu) ama her bir sorun beni bir adım ileriye taşıdı ve şu an geldiğim noktadan gurur duyuyorum.

Kendi rutin hayatımızda sürekli bir şeyleri sonra yaparım diye erteliyoruz ve bomboş geçirdiğimiz zaman sonunda artık çok geç olabiliyor. O yüzden size tavsiyem hayatınızı ertelemeyi bırakıp yaşamaya başlamanız!

Sibel Kısacık
 

Endonezya’da İngilizce Öğretmenliği Tahmin Edebileceğinizden Çok Daha Fazla Şeyi Değiştirdi

Endonezya Jakarta’da Lazuardi Cordova GIS firmasında İngilizce öğretmeni olarak görev aldım. Okul İngilizce’yi aracı dil kullanarak ülkemi ve kültürümü tanıtmamı istedi. Ayni zamanda İngilizce drama yaptık. İngilizce oyunlar öğrettim. Bu ülkeye gelmeden önce hemen hemen hiç tereddüdüm yoktu. Çünkü hayalim olan Asya ülkesine gelmiştim. bu yüzden çok mutluydum. Endonezya’ ya gelmeden hemen önce yaz boyu Amerika da çalışmış, oradaki Asyalı arkadaşlarımdan Asya yemekleri öğrenmiş, Asya mutfağını pek bir sevmiştim.

Asya merakım tavan yapmıştı. Havanın aşırı sıcaklığından her gün buz yiyordum bildiğiniz çiğniyordum, yemeklere, soslara alışkın olduğumu sanırken aslında Endonezya yemeklerinin bambaşka olduğunu gördüm ve ilk baslarda alışamadım. Hiç zorlanmayacağımdan emin olan ben, Asya kültürüne çok meraklı olan ben; bir anda kendimi buraya adapte etmekte zorlanırken bulmuştum. Bambaşka bir kültür, insanlar, yemekler, çalıştığım okulun sisteminin farklılığı …. Tamamen bir kültür sokundaydım. Her şeyin daha da zorlaştığını fark ettim. Ya pes edecektim ya da değişecektim. Pes etmeyecek kadar inatçı olmam bana simdi ‘ iyi ki ‘ler getirdi. İyi ki pes etmedim, iyi ki bu zorluklarla karsılaştım iyi ki geldim… AIESEC ile staj mi dedi biri!? Yepyeni bir dünyanın kapılarının açılacağından mı bahsetti!? Zorluklarla karşılaşılacağından, üstelik buna gönüllü mü aranıyordu!? Evet ben onlardan biriyim. Zorluklarla karşılasan ama sonu çok tatlı biten o tecrübeye sahibim. Dünyamı nasıl değiştirdiğini söyleyeceğim küçük bir hikayem var.

Büyük bir tereddütle başlayan yolculuğum sıcaktan nefes almakta zorlandığım tropikal bir ülkede son buldu; Endonezya. Bu kadar uzağa beş aylık demir atmaya nasıl karar vermiştim!? Asya merakım… Ne ile karşılaşacağımın heyecanıyla titrerken bu essiz maceraya sürüklendim. Burada aldığım nefesin bir saniyesinden bile pişman değilim. Her şey bal baklava mıydı peki! Bu kadar mutlu havalarda uçuyorum? Hayır! Acının, zorluğun, mücadele etmenin ne kadar tatlı olduğunu ve kazandığım o essiz tecrübelerin tadını ömrüm boyunca çıkarak, hatta torunlarıma anlatacak birisiyim sadece. Bu tecrübeyi tadanların bu satırları okurken ‘ Ah evet ya ne günlerdi ‘ diye gülümseyeceğinden eminim. Henüz bu tecrübeyi yasamamış macera ve tecrübe meraklıların gitmek için can atacaklarını da biliyorum.

İnanın bana sadece cesarete ihtiyacınız var arkadaşlar. Hele bir yola düşün, bir terleyin, bir ağlayın, bir çaresiz kalın sonra, sonra ne kadar güçlü olduğunuzu ve yaratıcı olduğunuzu kendi gözlerinizle görün. Ve kendinize ‘waoooow iste bu benim’ demenin tadını çıkarın. Kolay olmayacağından eminim.

Nasıl mı? Kendimden biliyorum, ben o adımları atarken tozları bir bir yuttum. Ama simdi nasılım!? Bambaşka biriyim. AIESEC benim için yepyeni bir dünyanın kapılarını açtı. Çocukluk hayalimi gerçekleştirmemi sağladı. Kendi alanımda ve daha önemlisi hayata karşı daha tecrübeli, kendi ayakları üstünde durabilen bir yaptı.

Beni müthiş bir maceraya sürükledi. Hayata karşı daha hazırlıklıyım, daha mücadeleci biri oldum. AIESEC benim kaderimdeki kişiyle tanışmamı sağladı. Su an bir Endonezyalı ile nişanlıyım. Nisanlım da AIESECer. Yakında evleneceğiz. AIESEC bizim için ömrümüz boyunca hatırlayacağımız ve ortak noktamız oldu. AIESEC’e sonsuz teşekkürler. AIESEC, iyi ki karşıma çıktın.

Büşra Kuzucu

 

Kolombiya’da geçirdiğim 5 ayda yalnızca başkalarını değil kendimi de tanıdım

Global Talent stajımı Education Department of Colombia’da İngilizce öğretmeni olarak yaptım. Kolombiya’daki Eğitim Bakanlığı’nın açtığı özel teknolojik sınıflarda 8-13 yaş arası öğrencilere İngilizce öğrettim. Bu sınıfların amacı günlük hayatta sürekli İspanyolca konuşan öğrencilerin sadece İngilizce konuşup yazacakları bir sınıf ortamında bulunmalarını sağlamak.

Güney Amerika’nın kültürünün bizimkinden çok farklı olduğunu düşündüğüm için kültür şoku yaşamanın kaçınılmaz olduğunu düşünüyordum. İnsanların hayatın zorluklarına rağmen mutlu olmayı başarabilmesi, bir örnekle açıklamak gerekirse ne kadar yorgun da olsalar dans etmeye gitmekten vazgeçmemeleri benim için bir kültür şokuydu diyebilirim. Bizim kültürümüzde hafta içi dahi dans etmeye gitmek lüks sayılabilir. Ancak Kolombiyalılar dansı günlük hayatından stresinden kurtulmak için bir araç olarak görüyorlar.

“8-13 yaş arası öğrencilerle çalıştım”

Kolombiya’nın başkenti Bogota’da bir devlet okulunda 8-13 yaş arası öğrencilerle çalıştım. Bu tecrübe beni çok değiştirdi diyebilirim. Öğrencilerimle oyunlar oynamak, şarkılar dinlemek, film izlemek, klasik bir sınıf ortamında değil de eğlenceli bir sınıf ortamında bulunmak çok çok güzeldi. Öğrencilerimin ders bitince sıraya girerek beni öptükten sonra sınıfı terk etmeleri, bana tropikal meyveler, çeşit çeşit şekerler ikram etmeleri iyi ki buradayım dememi sağladı.

Bu proje kapsamında benim gibi stajyer olarak gelen 200 kişi ile tanıştım. Bu da Dünya çapında yaklaşık 50 ülkeden arkadaş edinmek anlamına geliyor. Bu kadar farklı kültürlerden, ülkelerden insanlar tanımak benim hem kendi kültürüme hem de başka kültürlere daha objektif bakmamı sağladı. Yalnızca başkalarını değil kendimi de daha iyi tanıdım Kolombiya’da geçirdiğim 5 ayda.

İyi ki diyorum çünkü okuldan çıkıp eve giderken yüzümde her akşam bir gülümseme vardı. İşten çıktıktan sonra dahi gülümseyebiliyorsanız mutlusunuz demektir 🙂 Bugüne kadar AIESEC aracılığı ile 2 kez yurtdışına çıktım. 3. stajıma da çok yakın zamanda başlayacağım. AIESEC ile Global Talent tecrübesi için en iyi seçenek diye düşünüyorum.

1 haftalık rehberli yurt dışı turlarını bana göre değil, ben gittiğim yerin kültürünü öğrenmek istiyorum, sokaklarını kaybolmadan gezip, Dünya’da bir şehri daha evim olarak görmek istiyorum diyenler için AIESEC en doğru seçenek diye düşünüyorum.

Özge Merter

 

Global Talent’lar için söylenmiş 5 atasözü

Atalarımız tabi ki Global Talent’ları da unutmamış ve onlara tam oturan sözler söylemişler. İşte Global Talent’lar için söylenmiş 5 atasözü:

1-Boynuz kulağı geçer


Global Talent programı ile yurt dışında gerçekleştireceğiniz profesyonel tecrübeden sonra kazanacağınız deneyimler sayesinde sizden yaşça büyük kişilerden bile daha üstün niteliklere sahip olabilirsiniz.

2-Bir elin nesi var, iki elin sesi var


Profesyonel iş dünyasında takım çalışmasının ne kadar önemli olduğu, iş ortamındaki bireylerin görev ve sorumluluklarının değerinin kavranması bir Global Talent için kaçınılmazdır.

3-İşleyen demir pas tutmaz.


Global Talent tecrübesi, mezuniyetinizden hemen sonra stajınıza başlayıp bilgilerinizi ve kişisel yetenekleriniZİ sürekli güncel tutma ve çalıştığınız sektörde elde ettiğiniz deneyimlerle kariyerinizde daha emin adımlarla ilerleme olanağı sağlar.

4- Vakit nakittir.


Günümüz çalışma ortamında zaman, para kadar değerli bir olgudur. Global Talent çalışma ortamında zaman yönetimi ile ilgili yeteneklerinizi geliştirir, sorumluluk bilinci kazandırır ve size ilerleyen dönemlerlerdeki iş hayatınızda planlı çalışma deneyimi kazandırır.

5- Bugünün işini yarına bırakma


Global Talent’lar kendilerine verilen işleri, vakit yönetimini iyi kullanarak zamanında yerine getirme bilinci kazanırlar.

 
 
“Hmm, kafama yattı aslında” diyorsan dünyanın dört bir yanındaki Global Talent fırsatları görmek için tek yapman gereken ücretsiz kayıt olmak:
 

Neden Yurt Dışında Staj Diye Soranlara: 6 Maddede Global Talent!

Yurt dışı tecrübesinin iş hayatındaki önemini bilmeyen yoktur artık. Sen de bu tecrübenin bir parçası olmak istiyorsan Global Talent ile stajına başlayabilirsin!

1)Eğer yeni mezun olmuşsan ve “Ben ne yapacağım şimdi?” diye düşünüyorsan!

İşte karşında büyük bir fırsat! Çalışma hayatına hemen atılabileceğin ve bunu uluslararası platformda yapabileceğin için çok şanslısın! Üstelik Global Talent ile iş tanımların sandığın da net olacak ve “gerçekten” profesyonel bir tecrübe kazanacaksın.

2)İş tecrüben yokse ve mezun olduğunda gazatelerin iş ilanı sayfalarına didiklemek istemiyorsan!

Doğru haklısın, bu devirde kimse gazete didiklemiyor. Ama kariyer sitelerinden sayısız başvuru yapıp, umutsuzca cevap beklemekten ve hatta sırf üniversiten ya da bölümün yüzünden etiketlenip filtrelere takılmaktan usandıysan, seni yetkinliklerinle ve tecrübenle değerlendirecek şirketlere Global Talent ile başvur!

3)CV’nde yurt dışı tecrübesi yoksa!

Şu an CV’in yaptığın yaz stajları ile dolmuş olabilir. Fakat bir sene sonra Global Talent ile edindiğin profesyonel tecrübe ile doldurabilirsin.

4)Uluslararası sahada iş dünyasında neler olduğunu öğrenmek istiyorsan!

Uluslararası olmak artık bir ekstra değil, adeta minimum. Sen de uluslararası bir iş tecrübesi elde ederek sadece Türkiye ile sınırlı kalan bir bakış açısından çok daha fazlasını kazanabilirsin!

5)İstediğin alanda uzmanlaşacağım diyorsan!

Yaşıtlarının aklında soru işaretleri varken sen Global Talent ile kendi alanında uzmanlaşmaya başlayabilirsin. Hem de bir stajın ötesindeki iş tanımları ile!

6)Kendini geliştirirken gençliğinin de tadına varmak istiyorsan!

Yurt dışında yeni bir hayata başlamak, farklı kültürlerle kaynaşmak ve birçok ülkeden arkadaş edinmek. Bence bunları yaşamak için tam yaşındasın!

 
 
Hmm aslında haklısınız diyorsan, dünyanın dört bir yanındaki Global Talent fırsatları görmek için tek yapman gereken ücretsiz kayıt olmak:
 

Global Citizen Olmayanlar İçin Önerdiğimiz 5 Film

Şuan Global Citizen değilsin belki fakat aşağıda senin için hazırladığımız filmleri izledikten sonra bakalım içindeki maceracı gezgin ruhuna dur diyebilecek misin? İzle ve gör!

Gezgin Pantalon Kardeşliği (The Sisterhood of the Traveling Pants)


Macera Otobüsü insanların Avrupa, Balkan ve Türkiye başta olmak üzere ülkeler arası hareketliliğini artırmayı, bilgi, beceri ve yeterliliklerini geliştirmeyi, kişisel sosyal gelişimlerine katkı sağlamayı, toplumlar arasında ırkçılık yabancı düşmanlığı ve nefret söylemlerine karşı barış ve sevgi dilini oluşturmalarına imkan sağlamayı, toplumun Avrupa entegrasyonuna pozitif katkılar sağlamayı, empati ve hoşgörü yetilerinin deneyimsel yöntemlerle gelişimine katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Anlayacağın tam bir Global Citizen olmaya yönelik film.

Bucket List – Şimdi Ya da Asla


Milyoner şirket sahibi Edward Cole (JACK NICHOLSON) ile işçi sınıfına mensup araba tamircisi Carter Chambers’ın (MORGAN FREEMAN) dünyaları apayrıdır. Yolları, bir hastane odasını paylaşmalarıyla kesişir ve iki ortak noktaları olduğunu keşfederler: “Tahtalı köyü boylamadan önce” hayatlarının kalan kısmını hep yapmak istedikleri her şeyi yaparak geçirme arzusu ve kendileriyle farkında olmadıkları bir barışma ihtiyacı. Birlikte, hayatlarının araba seyahatine çıkarlar; ve bu süreçte dost olur, hayatı dolu dolu, içgörü ve mizahla yaşamayı öğrenirler. Her macera, listelerine yeni bir madde ekler. Onlar biraz geç yaşlarında bunlara cesaret edebiliyorsa sen neden edemeyesin? Yapamadıklarını yapmak,hayallerini gerçekleştirmek için optimum yaştasın!

The Way (2010)


The Way aile, dostlar ve bu sürekli değişen karmaşık dünyada karşılaştığımız zorlukları anlatan güçlü ve ilham verici bir film. Tom eve geri dönmek yerine, ölen oğlunun geziyi bitirme arzusunu gerçekleştirmek için tarihi yolculuğa çıkmaya karar verir.
Tom’un planlamadığı şey ise bu yolculuğun üzerinde bırakacağı etkidir. Çok fazla yürüyüş deneyimi olmayan Tom kısa bir süre sonra yolculuğunda yalnız olmadığını fark eder. Yol boyunca dünyanın dört bir yanından gelmiş birçok insanla tanışır. Bu insanların her birinin kendi problemleri vardır ve hayatlarında anlam arayışına çıkmışlardır.

Big Fish


William, babası amansız bir hastalık nedeniyle ölüm döşeğinde olduğu için, evine geri döner. Babasını yakından tanımak için, renkli bir kişiliği olan adamın gençliğinde yaşadıklarına dair öyküler toplamaya başlar. Babasının, gençliğinde gezgin bir satıcıyken yaşadıkları bir bulmacanın parçaları gibi yerine oturacak ve anlaşılması güç olan adamın yaşamını en masalsı yönüyle zaferleri ve zaaflarıyla ortaya çıkaracaktır. Tabi kendisinin de!

Walter Mitty’nin Gizli Yaşamı


Ben Stiller bu filmde hem yönetmen koltuğunda hem de oyuncu olarak karşımıza çıkıyor. Anlatılmak istenen şeyin özüne bakacak olursak kendinizi iyi hissetmenin yine içinizde bir yerlerde gizlenmiş potansiyel ile alakalı olduğu vurgusuna değinilmiş. Walter bir dergide çalışan sakin ve huzurlu bir yaşam süren biridir. Günün birinde işini kaybetmek üzere olan Walter, kayıp resim parçasını bulmak için dünyanın dört bir yanında yaşadığı maceraları konu alıyor. Kendini keşfetmenin en güzel örneği olan bu film kesinlikle izlenmesi gerekenlerdendir.

 
 
Dünyanın dört bir yanındaki Global Citizen fırsatları görmek için tek yapman gereken ücretsiz kayıt olmak: