Hayatımda verdiğim en doğru kararlardan biri Global Citizen olmaktır!


Üzerinden bir yıldan fazla zaman geçmesine rağmen hala yaşadığım tecrübeyi etrafımdaki herkese anlatıyorum. Hala oradaki takım arkadaşlarımla, Litvanyalı öğrencilerimizle konuşuyorum. Proje süresince farklı milletlerden gelen takım arkadaşlarımdan öğrendiklerim o kadar fazla ki… Takım arkadaşım sayesinde anlattıklarını dinledikçe, kültürlerine dokundukça, sanki tek bir ülkeye gidip projede gönüllü çalışmışım gibi değil, takımımdaki bütün arkadaşlarımın ülkelerine gitmişim gibi hissediyorum. Bambaşka kültüler, hayatlar, tatlar kazanmışım gibi hissediyorum.


Projeden bahsetmek gerekirse, öncelikle kendi başına bilmediğin bir ülkede belirli sorumluluklar almak sözde basitmiş gibi geliyor ama biz takım arkadaşlarımla kültür tanıtımı işimizi de kendimiz organize edip, aramızda paylaşıp hocalarla planlayarak sunumlar düzenlemiştik. Ülke içerisinde harcadığımız yol masrafımızı, yemek masrafımızı AIESEC’li arkadaşlarımız ile birlikte ayarlamıştık. Proje süresince Litvanya’da AIESEC’lilerin evlerinde kaldık, onların kültürlerine dokunduk, yaşamlarını en yakından gördük. Farklı dilden, dinden, ırktan insanlarla sohbet edip, yaşamlarına dahil oldukça hoşgörülü olmayı öğrendik.

Yaşadığım bu deneyimi tekrar yaşamak, öğrenciyken fırsatım varken tekrar yapmak istiyorum. Kendinizi geliştirirken başkalarına da bir şeyler kattığınızı görmek, gönüllü bir görev yapmak ve bunu yaparken iyisiyle kötüsüyle çok eğlenebilmek gibi dünyadaki en değerli hisleri tattırdı bana bu proje.

Bana kattığı değerlerle, eşi benzeri olmayan anılarla ve harika dostluklarla dönmek paha biçilemez. Artık dünyanın farklı yerlerinden arkadaşlarım ve tükenmek bilmeyen bir seyahat tutkum var!

Bengisu Okutur, Litvanya
 

Bilmediğim bir ülkede, tanımadığım insanlar içinde 6 hafta nasıl geçecek düşüncesi


Merhaba! Üniversite dönemimdeki son sömestr tatilimi nasıl değerlendirebilirim derken kendimi AIESEC Ankara ofisinde buldum. Global Citizen projesi hakkında bilgi aldıktan sonra proje için başvurumu gerçekleştirdim. Skype üzerinden yapılan mülakat sonrası Sırbistan Belgrad’daki “Enter Your Future” projesine kabul edildim. Final sınavlarım bittikten sonra Belgrad’a gittim.

Belgrad Nikola Tesla havalimanına Ankara’dan aktarmalı uçuşumla yaklaşık 3 saatte varmıştım. Havalimanına ulaştığımda değişik hisler içerisindeydim. Bilmediğim bir ülkede, tanımadığım insanlar içinde 6 hafta nasıl geçecek düşüncesi.

Daha sonra görevli arkadaşlarla kalacağım apartman dairesine gittim. Proje boyunca konaklama konusunda bazı sıkıntılar yaşadım ama bu proje sayesinde tanıştığım güzel insanlar sayesinde ve bu sorunları da birer tecrübe olarak gördüğüm için geri kalan zamanımı keyifli ve verimli bir şekilde geçirdim.

Öncelikle şunu söylemeliyim, gittiğiniz yerlerde her şey mükemmel olmayabilir ama olaylara bakış açınız pozitif olduğu takdirde sorunları çözmek ve bulunduğunuz ortamdan keyif almanız daha kolay hale geliyor. Şöyle düşünün farklı kültürlerden gelen farklı insanlar var ve bazı problemler olması çok normal. Konuşulduğu takdirde her soruna çözüm bulunuyor.
Mülakat sırasında ne öğretebilirsin sorusuna neden Türkçe öğretebilirim demediğimi halen merak ediyorum.

Bölümümü düşünerek Java programlama dilini öğretebilirim demiştim.
İlk hafta sessionlara hazırlandıktan sonra 2. hafta dersleri vermeye başladım. Eğitimleri yaptığım kurum Belgrade Youth Center’dı. Oldukça donanımlı bir yerdi. Kod yazabilmek için gerekli platformları kurabileceğim Apple bilgisayarlar mevcuttu. Sessionlar sırasında öğrencilerim anlattığım Java kodlarını yazıp OSX üzerinde çalıştırabilmek adına bu bilgisayarları kullandılar. Öğrencilerimin hepsi üniversite mezunu ve oldukça saygılı insanlardı. Bu yüzden sessionlar sırasında kesinlikle sıkıntı yaşamadım. Dersler bittikten sonra öğrencilerimin yorumları “Belgrad’a yine gel hep gel.” “Öğrettiklerini iyi bir şekilde öğrendik.” “Türkiye çok güzel bir ülke, mutlaka ziyaret etmek istiyoruz.” şeklindeydi ve bunları duymak beni ziyadesiyle mutlu etmişti.
Projede tanıştığım güzel insanlar sayesinde sessionlar dışındaki kalan zamanımı boş geçirme fırsatım olmadı. Proje öncesinde ne anlama geldiğini bilmediğim “uluslararası dostluk, sevgi” kavramlarını da tecrübeyle sabit, öğrenmiş oldum. Proje bitse bile, bitmeyecek dostluklar ve ömür boyu hatırlanacak güzel anılar…

Bunun yanında Sırbistan’da Belgrad ve Novi Sad; Bosna Hersek’te ise Saraybosna şehirlerini ziyaret etme imkanı buldum. Eğer Balkanlara yolunuz düşerse mutlaka görmeniz gereken muhteşem güzellikteki yerler.

Her şeye rağmen bu inanılmaz deneyimi yaşama şansım olduğu için çok mutluyum ve birçok arkadaşıma da döndüğümde böyle bir projeye mutlaka katılmalarını söyledim. Bu proje sayesinde hayata bakış açımın değiştiğini söyleyebilirim. Başka kültürleri tanıyıp, güzel arkadaşlıklar edinmek, insanlara gönüllü öğretmenlik yapmak, yardımcı olmak ve bununla beraber dil, iletişim ve sunum becerileri bakımından kendinizi geliştirebileceğiniz bir ortamı bulma fırsatı AIESEC projeleri ile sağlanıyor.

Global Citizen projesinden çok memnun kaldığım ve mezuniyet sonrası güzel bir iş tecrübesi fırsatı arayışında olduğum için Global Talent projesine de başvurmayı planlıyorum.
Bu fırsatlardan faydalanmak istiyorsanız hiç beklemeden başvuru yapmanızı tavsiye ediyorum.

Teşekkürler AIESEC!!

Emine Firuze Taytaş, Sırbistan
 

Bir dünya vatandaşı olarak onlara da dünyanın kapısını aralamak için ordaydım


Benim İran’ı görme isteğimi ilk ortaya çıkaran şey “Semerkand” adında bir roman oldu. Ondan sonra İran hakkında birkaç kitap daha okudum ve bu mistik, kapalı kutuyu bir an önce açmaya karar veridm. Bu fırsatı da AIESEC sayesinde yakaladım.

İran’a gitmeden önce çevremdeki insanlar benim için endişelenmişti. Çünkü İran hakkında yanlış anlaşılmalar vardı. Onlar İran’ı televizyonda gördükleri ya da internette okudukları gibi bir yer sanıyorlardı. Şimdi gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki onlar yanıldılar.

Benim projemin adı “İran’ı Keşfet” idi. Bu projenin amacı, İran’ı gezip, kültürlerini tanıyarak yaşadığımız tecrübeler hakkında rapor yazmaktı. Bu sayede İran’ın asıl yüzünü göstererek insanların önyargılarının kırılmasına ön ayak olacaktık. Böyle bir çalışmaya ihtiyaç duyduğu fazlasıyla aşikar olan bu ülkenin gelişiminde rol almış olmak beni dünya vatandaşı yapan etken oldu. Oradaki insanlar cesaretimiz ve öz verimizden dolayı bize minnet duydular. Zaten İranlılarla Türklerin kültürleri birbirine çok benzer. Orada tanıştığım çoğu insanda Orta Doğu insanının sıcaklığını ve içtenliğini gördüm. Ki bu, bu bizim kültürümüzün de en güzel özelliklerinden bir tanesi. Bize evlerini açtılar, yemeklerini paylaştılar ve karşılaştığımız her zorlukta bize yardım ettiler. Zaten gittiğiniz hiçbir ülkede AIESEC ailesi sizi yalnız bırakmıyor.

31 bölgeden 13’ünü yalnızca bir ayda gezdik ve çok değişik deneyimler yaşadık. Gittiğim her yerde içimdeki lideri keşfettim. Çünkü oradaki insanların hayatını değiştirmek için ordaydım. Bir dünya vatandaşı olarak onlara da dünyanın kapısını aralamak için ordaydım. Buna liderlik ediyordum. İran’dan başka bir yere gitseydim, böyle etkili bir tecrübe yaşar mydım bilmiyorum.

Kazandığım bu muazzam edinime daha fazla insanın sahip olmasını istediğim ve dünyada ihtiyacı olan insanlara yardım eli olacak insanlar bulmak için AIESEC Ankara’da gönüllü olarak çalışmaya başladım.

Sen, bunu okuyan güzel insan! Hayatına dokunmama izin ver ve bu dünyayı birlikte değiştirelim!
Dilara Deniz KÜNİ, İran
 

DPDHL Almanya’da Global Talent

Almanya’da DPDHL firmasında bilişim alanında Global Talent stajı yaptım Gitmeden önce Almanca konuşma şartının iş performansımı etkileyecek olması ve çalışma kültürüne uyum sağlayamama ihtimali gibi konularda tereddütlerim vardı. Türk çalışma kültürüne göre her şey Almanya’da daha sistemli.

Benim çalışma felsefeme uyduğu için güzeldi. İlk 3 ay kendimi göstermem, kanıtlamam gerekti. Kanıtladıktan sonra normal bir çalışanın iş yüküne sahiptim. İyi ki diyorum çünkü; farklı bir ülkede staj yaparak farklı ve uluslararası çalışma kültürünü tanıma fırsatım oldu.

En önemlisi kişisel olarak çok gelişme gösterdiğime inanıyorum. AIESEC benim için;Amaçlarıma kolayca ulaşmamı sağladı ve yeni fırsat kapıları açtı.
Yasemin Kuş, Almanya

 

AIESEC ve Dünyayı Evinize Taşıma Mutluluğu

Farklı kültürleri tanımak konusunda derin bir isteğiniz varsa ve yurt dışına çıkmak konusunda şüpheleriniz varsa veya imkânınız yoksa bir kültürü tanımak için o kültürün insanını evinizde ağırlamak sizin kesinlikle aradığınız fırsattır. Bir kültürü, onların yaşayışlarını tanımak için kalkıp ta o ülkeye gidip 2 ay geçirmek sizi korkutuyorsa, bırakın o kültür size gelsin, sizinle iki ay yaşasın.

İlk kez evimde birini ağırlamaya karar verdiğimde, aklımda bazı şüphelerim vardı. Kim gelecek? Nereden gelecek? Ya anlaşamazsak? Türlü türlü sorular. Ayrıca bir de aile faktörü vardı, onlar duruma benden bu konuda benden(haklı olarak) daha temkinli ve nispeten daha tutucuydu. Sonra ilerleyen günlerde, evimde ağırlayacağım kişilerin 2 Hindistanlı olduğunu öğrendim. Eh, Hindistan ile ilgi toplum olarak bildiklerimizi göz önünde bulundurursak ailemin tepkisini üç aşağı beş yukarı tahmin edebiliyorsunuzdur, edemeyenler için; pekte iyi tepkiler olmadığını söyleyebilirim, ama benim dil öğrenmeye olan hevesimi kırmamak için(onlar için zor da olsa) kabul ettiler.

Sonra o gün geldi çattı, Hindistan’dan ilk ev arkadaşlarım, Sidharth ve Prateek. O zamanlar benden en az 7-8 yaş büyük olan iki kişi, ilerleyen haftalarda kardeşim diyeceğim iki yabancı. Gündüzleri toplanıp geldikleri projeye(MMW) gidip geceleri sabahlara kadar oturup muhabbet ettiğimiz zamanları düşündükçe hala yüzümde gülücükler açar.

Bizde geçirdikleri süre boyunca çok eğlendiğimi ve onlardan birçok şey öğrendiğimi söylemek isterim. Ayrıca ailemin bütün Hindistan yanılgısını da kırdılar bu süre kapsamında. Hatta o kadardır ki, annem daha sonrasında evimizde bir Hintli kızı ağırlamak için gönüllü bile oldu Evimizin manevi kızı olarak bizle yaşayan Ankush, yeri geldiğinde benim bile pabucumu dama attırdı. Hala annem ve Ankush sıkı iletişim halindedirler.

Bütün Hindistanlılardan sonra, evimiz tam bir birleşmiş milletler evine döndü(babam böyle derdi). Evimize farklı bir kültürü getirmek bir nevi bağımlılık oldu. Pakistan’dan, Fransa’ya, Hindistan’dan Ukrayna’ya kadar, birçok ülkeden, bazen kısa bazen uzun dönemler olarak birçok insan ağırladık. Ve şu an İstanbul’da, evden uzakta da ağırlamaya devam ediyorum.

Yurt dışı fikrine veya başka ülkeden bir insan fikrine soğuksanız bile bence hiç değilse bir kere, evinizde birini konuk etmeyi deneyin. Biliyorum ki, bu fırsat sizin için bambaşka kapılar açacak.

Arda Ertuğrul, İstanbul

 

Dünyanın neresine gidecek olursam olayım; kalacak yerim olduğunu hatırlamak…


AIESEC ile 2010 yazında tanıştım, 9.sınıfı bitirmem yaklaşırken okulumuza Myself My World tanıtımı için gelen AIESECer arkadaşın duyuruları ve İngilizce öğretmenimin de teşviki ile ben de MMW için başvurumu gerçekleştirdim. Daha sonra bu projeye katılacak olan lise öğrencilerinin velilerine AIESEC Tanıtımı yapıldı ve annem bu toplantıya katıldıktan sonra soframıza bir tabak daha koyup bir “Tanrı Misafiri”ne Hoş geldin demeye karar verdi, böylelikle Haziran ayı başlarken ailemizin Ukrayna’dan gelen yeni üyesi ile tanıştık.

MMW, benim yalnızca AIESEC ile tanışmamı değil, kendimi geliştirmemi, empati yeteneğimi arttırmamı ve yeni insanlar tanımamı sağladı, o yaz harika vakit geçirdim ve lise eğitimim boyunca 2011 ve 2012 yazlarında da MMW kamplarının alışılmış yüzü haline geldim, yalnızca kampta görev yapan yabancı arkadaşlarımla değil fırsat buldukça evimde konuk ettiğim yabancı dostlarımla da harika arkadaşlıklar inşa ettim ve şu an kendime dünyanın neresine gidecek olursam olayım; kalacak yerim olduğunu hatırlatmak mutluluk veriyor!

Bu süre zarfında dikkatimi çeken yalnızca yurtdışından gelen arkadaşlarımız olmadı; bizler için gece gündüz çalışan, ekip arkadaşından çok birbirleriyle kardeş gibi olan organizasyon komiteleri de takdire şayan işler ortaya koydular ve bu bende onlardan biri olma hayali, isteği uyandırdı.

2014 Ekim ayından beri AIESEC Istanbul Asia şubesinde görev alıyorum, kişiliğimin geliştiğini hissediyorum. Takım olmayı, beraber üzülmeyi, beraber sevinmeyi öğrendim, öğreniyorum, deneyimliyorum. Harika bir ekibim, harika dostluklarım var. Dünyanın birçok ülkesinde aynı hedef için çalışan insanların hemen hemen 40 kişilik alt kümesiyiz diyebilirim; herkes elini taşın altına koymaya hazır, herkes sorumluluk sahibi ve herkes bir amaç uğruna hareket ediyor. Yani HERKES; BIR oluyor.

Bu ailenin bir parçası olmaktan gurur duyuyorum!

Özgü Horozal, İstanbul Asya

 

Üniversite sonuçlarım açıklandığı zaman kazandığım Üniversite için değil…

Yeni bir güne uyandığınızda o günün size ne getireceklerini o günü yaşamadan öğrenemezsiniz. 1 Temmuz 2014 bir çok insana göre bu tarih çok sıradan geçip gitmiş bir tarih olsa da benim hayatımı, düşüncelerimi ve kişiliğimi baştan aşağıya değiştiren bir günün tarihidir. Bu tarihin benim için hep ayrı bir önemi olacaktır çünkü benim AİESEC maceram bu tarihte başlıyor. O gün uyandığımda yine sıradan bir yaz günü olacağını sanıyordum ama o gün benim hayatımı değiştiren gün oldu. Bir arkadaşımın ısrarı üzerine o gün AIESEC’in organize ettiği bir yaz projesine katıldım ve ilk günün ardından kendime kesinlikle bende AIESEC’in bir parçası olmalıyım dediğimi hatırlıyorum. Hayatımda hiç yaşamadığım ve belki de yaşayamayacağım tecrübeleri yaşadım o yaz projesinde, Dünya’nın her yerinden gelen insanların bir amaç için beraber çalıştığını görmek ve o anı yaşamak benim için dönüm noktası oldu. AIESEC’den aldığım ilk ders ise ön yargılarını şöyle bir kenara itip asıl önemli olanın dış görünüş değil o görünüşün içindeki düşünceler, amaçlar ve duygular olduğunu öğrendim. Üniversite sonuçlarım açıklandığı zaman kazandığım Üniversite için değil artık bende bir AIESECer olabileceğim için sevinmiştim.

Üniversiteye kayıt yaptırır yaptırmaz eve gittim ve AIESEC üyelik formunu doldurdum. Hayatımda en doğru yaptığım şey de bu sanırım çünkü bir amaç uğruna hiç tanımadığın insanlarla beraber çalışıyorsunuz ve bir bakmışsınız bir müddet sonra onlar sizin hayatınızın merkezinde yer edinmiş,onlar sizin her şeyiniz olmuşlar ve ne zaman onlardan ayrılsanız kendinizi savunmasız ve boşlukta hisseder olmuşsunuz. İşte bu yüzden iyi ki AİESECer’ım ve iyi ki bu insanları tanışım diyebiliyorum!

Benim bütün bir hayatımı değiştiren tek bir adım oldu, bazen tek bir adım hayatınızda cidden unutamayacağınız bir etki bırakabilir. AİESEC benim bütün tabularımı yıkan ve hayatımı değiştiren bir kurumdur !

Hamza Bitmez, İstanbul Asya
 

Liderlik kelimesinin anlamını öğrendim

Ben AIESEC’le henüz 15 yaşındayken tanıştım. Lise ikinci sınıftaydım ve o günlerde hiç beklemediğim bir anda sınıfımıza girip sunum yapan bir üniversite öğrencisinin beni şu an bulunduğum yere taşıyacağından hiç de haberim yoktu. Sanırım o da bundan habersizdi. Çünkü o farkında olmasa da hiç tanımadığı birinin hayatını değiştirmişti.

Lise öğrencilerinin İngilizcelerini geliştirirken aynı zamanda farklı kültürler tanıyacağı ve dünya sorunları hakkında konuşabileceği bir yaz kampından bahsediyordu. Çok da araştırmadan başvurumu yapmıştım. Fakat o zaman bütün hayatımı şekillendirecek bir yolculuğa adım attığımın farkında değildim. O günden sonra 3 sene boyunca yaz kış demeden katılabileceğim bütün AIESEC projelerine katıldım. Daha 15 yaşındayken her kıtada bir evim olmuştu bile. Düşüncelerim değişmeye ve şekillenmeye başlamıştı. Her gün biraz daha geliştiğimin farkındaydım. Her sabah kalkıp proje alanına gittiğimde aklımın bir köşesinde hiç silinmeyen bir cümle vardı; “üniversiteye geçince ben de onlardan biri olacağım”.

Üniversiteye geçtim ve üyelik başvurumu yaptım. İlk başlarda içine girmiş olduğum ortam beni biraz şaşırtmıştı çünkü burada yaptığımız şeyler sanki iş hayatının birer provasıydı. Firma sahipleriyle iletişime geçip ofislerine görüşmelere gitmeye başlamıştım. Utana sıkıla başladığım bu görüşmeler beni her geçen gün kendine daha çok güvenen bir birey haline getirdi. Bendeki değişimin ailem dahil etrafımdaki herkes farkına varmaya başlamıştı. Yaşıtlarımdan farklı olarak bir şeylere tutunmaya çalışıyordum. Üniversite sınavı stresinin rehavetiyle hayatı boşlamak bana göre bir şey değildi. Kendimi bulmaya çalıştığım bu süreçte birçok yerde gönüllü çalıştım ama hiçbirinde AIESEC’teki sıcaklığı bulamamıştım. Çevreme etki edebildiğimi hissettiğim her gün bu kuruma biraz daha bağlandım. İş geliştirme takımında aldığım sorumluluklardan sonra sıra bu kuruma adım atmamı sağlayan projeler kısmına geldi. Bir gün AIESEC’li olmak hep hayal ettiğim bir şeydi ama bunun da ötesinde asıl hayalini kurduğum kişi olmayı bu çatının altında başardım.

Bu kurum sayesinde liderlik kelimesinin insanlara emretmek değil, aynı amaç uğrunda beraber yürüdüğün insanlara yol göstermek anlamına geldiğini öğrendim. Artık kendine daha çok güvenen, kendini her geçen gün daha iyi ifade edebilen biri olmuştum. Zorluklarla karşılaştığımda pes etmeden devam etmek gerektiğini gördüm. “Zamanımı nasıl daha doğru ve kaliteli yönetirim?” soruma kendim cevap verebilir hale geldim. Gönüllülük kelimesinin bazen fedakarlık demek olabileceğini anladım. Bunları fark ettiğim andan itibaren AIESEC benim ikinci ailem olmuştu.

Meltem Balımtaş, İstanbul Asya

Kendime her gün yeni birşeyler katıyorum

Merhabalar ben Melis, AIESEC İstanbul Asia’ya ailesine Ekim 2014’te katıldım. AIESEC’i yabancı bir hocamdan duymuştum ve birçok kişi gibi bende aslında Global Citizen yapmayı düşünüyordum. Lakin beni mülakattan sonra kabul etmezler diye düşünürken bir baktım üye olmuşum.  İş geliştirme fonksiyonelinde AIESEC hayatıma başladım ve ilk kongrem olan ATEMCO’ya gittim. Normalde insanlara ilk “Merhaba!” diyen biri asla olmama rağmen burada birçok insana kendim “Merhaba!” diyerek tanıştım ve insanların davranışları ve geri dönümlerim çok güzel olmuştu.

İlk defa kendimi bu kongrede geliştirebileceğimi ve bana AIESEC’in neler katabileceğinin farkına vardım ve elimden gelenin en iyisini yapmaya karar verdim. Kongreden döndükten sonra farklı bir fonksiyonelde AIESEC serüvenime devam etmeye başladım, ilk tercihimdi ve bu fonksiyonelde olmaktan cok mutluydum. O an yaşadığım mutluluğu sanırım anlatacak kelime yok ve ondan üç ay sonrasında şu anda AIESEC hayatıma bu fonksiyonelde manager olarak devam etmekteyim. Kendime her gün farklı bir şey katıyor olmanın ve her gün yeni bir şey öğrenmenin mutluluğunu yaşıyorum.
Melis BARUTCU, İstanbul Asya

 

Global Citizen olduğunda atlamaman gereken bir şey daha; Her anını fotoğraflamak…

İleride o günleri hatırlamak istediğinde ve bu harika fotoğrafları gördüğünde belki daha da duygulanacaksın ama her anını fotoğrafladığın için “iyi ki!” diyeceğine eminiz.

1- Her gün dünyanın farklı yerlerinden gelmiş kişilerle tanışmaya devam ediyorsun ve arkadaşlık bağlarını daha da sağlamlaştırıyorsun. Arkadaşlıklarının kalıcı olacağını biliyoruz ama bu fotoğrafa bakıp sonradan herkesin pozuna gülmek daha da güzel olacak.

2- Öğrencilerinle geçirdiğin gün ardından birlikte yaptığını o hamurdan oyunları fotoğraflamadan geçmemek lazım. Ne de olsa birlikte mükemmel sanat eserleri ortaya çıkardınız!

3- Projeye biraz ara, tatil gününde yapılacak en güzel şey; gezmek! Evet tek yapman gereken arka plana Taj Mahal görüntüsünü almak ve bunu paylaşmak. Beğeni rekorları kıracağına emin olabilirsin!

4- Bir gün sonu arkadaşlarınla anlaşıp herkesin kendi ülke yemeğini sergilemesi için anlaşmak zaten çok olası, tek yapman gereken o anı da atlamamak. Belki birkaç yemeğin tarifini bile alabilirsin.

5- Projenin son günü, artık gitme vakti… Tanıştığın bütün arkadaşlarınla birlikteyken hep beraber elveda fotoğrafı çektirmek sart oldu, artık hiç unutamayacağın bu tecrübeyi resmetmek isteyeceğine eminiz!

 
 
Dünyanin dört bir yanindaki Global Citizen Fırsatlarını görmek için tek yapan gereken kayıt olmak!