Unutulmaz dostluklar ve anılar biriktirmek

AIESEC le tanışmam birçoğumuz da olduğu gibi benimde arkadaş tavsiyesi üzerine gerçekleşti. İlk başlarda bu kurumu idrak etmek zordur. Ama ilk bilinmesi gereken hata yapmanın insana neler kazandırdığını bilen ve bu doğrultuda ilerleyen bu büyüklükte başka bir kurum yoktur. Ben bunu bu kurumda bulunduğum üçüncü haftamda, 250 kişilik bir organizasyonun takım üyeliğini yaparken öğrendim.

Diğer bilinmesi gereken ise kurum kelimesine sığdırdığımız olgunun aslında koskoca bir aile olduğu ve bu ailenin bazı fertlerinin dünyanın bambaşka ülkelerinden bambaşka kültürlere sahip olduğu. Dünyanın en büyük öğrenci organizasyonu denilince çok şey havada kalır bu kurumla ilgili. Dünyanın 124 ten fazla ülkesinin farklı şehirlerindeki insanlarla aynı hedefler için çalışmak aynı kültürlere sahip olmak bir nevi aynı dili konuşmak…

Bütün bunların yanında AIESEC size kim olduğunuzu deneyerek, hata yaparak, tecrübe kazanarak ve başararak keşfetmenizi ve de size bambaşka insanların hayatını, en önemlisi de kendi hayatınızı değiştirme fırsatını sunar.

Hepimiz üniversite yıllarımızın hayalini kurarken aktif bir öğrenciliği tercih etmişizdir. Unutulmaz dostluklar ve anılar biriktirmek istemişizdir. Ben bütün bu hayallerimin çok daha fazlasına AIESEC sayesinde ulaştım.

Tilbe Çulha, Gaziantep
 

Hiç tanımadığın insanlarla aile olabilir misin?

2012 yılında üniversiteyi kazanmamla beraber AIESEC le tanıştım. Şehrimde üniversite okuyor olmam, bana sanki hayatı çok boş yaşıyormuşum gibi hissettiriyordu. Rutin olarak yaptığım şeyleri yapmaya devam ediyordum. İş yerinde babama yardım edip okula gittiğim, sonrada akşam kafelerde takılıp dün ne yaptığımı hatırlamadığım bir hayatım vardı. AIESEC’e arkadaşlarımın tavsiyesiyle kayıt oldum. Adaptasyon sürecinin ardından aktif olarak AIESEC’de gönüllü olarak çalışmaya başladım. Samimi ve içten insanlarla birlikte kurumun değerlerini yaşayarak benimsedim. Bir kitap da okumuştum ‘tecrübe kazanmak istiyorsanız, hayatınızda değişiklikler yapın ‘ diye.

Sabahın bir köründe kalkıp 20 km uzaklıkta 3 dolmuş değiştirip gittiğim sanayi bölgesinde başta hiçte işler yolunda gitmiyordu lakin zamanla meyvelerini toplamaya başladım. Şehrimin ileri gelen şirketlerinin sahipleriyle Sanayi ve Ticaret odası yetkilileriyle görüşmeye başladım. Sabah kalkıp takım elbisemi giydiğimde ailemin gözlerindeki ışığı görünce gerçekten doğru bir yolda olduğumu anladım. Tabi AIESEC te bunların size yetmemesi lazım, Farkındalık yaratmak için yapılan projelerde cabası. Projede Çinli bir arkadaşı evimizde misafir ettik ailemle, birlikte 1,5 ay boyunca. O bize kendi kültürünü tanıtırken bizde onunla hayatımızı paylaşıyorduk. Düşünsenize evinizde hiç tanımadığınız farklı bir kültürden, farklı bir ırktan, farklı bir dilden, farklı bir dinden insanla 1,5 ayınızı geçiriyorsunuz aslında insanlara ne kadar ön yargılı olduğumuzu anlıyorum. Ona sahip çıkıyorsunuz nerde olduğunu merak ediyorsunuz sanki benim çocuğum gibiydi ve bu hiç tanımadığınız biri. Bir şekilde hayatımıza girdi. Bununla birlikte nasıl olduğunu bilmeden, sanırım kendimi her zaman onunla anlaşmak için sözlüklerden kelime araştırmam ve onunla sürekli pratik yapmamdan kaynaklı, akıcı bir şekilde İngilizce konuşmaya başladım.

Bununla da kalmayıp AIESEC’ in liderlik fırsatlarından faydalandım. Birlikte çalıştığım takım arkadaşlarıma liderlik yaptım ve hayatımdaki en güzel tecrübelerden biriydi çünkü hayatta insanların hayatlarına dokunup onlara iyi etkiler bırakmak kadar güzel bir şeyin olmadığının farkına vardım ve liderliğin aslında bir yerlere bir şeylere emir vermek olmadığını, insanlara iyi bir etki bırakıp onların hayatlarını değiştirmek olduğunu anladım. 2 senedir AIESEC de gönüllü olarak çalışıyorum eğer buraya gelmeseydim ne yapardım diye düşünüyorum. Belki okeyde daha hızlı taş çalardım ya da Gaziantep’te gezmediğim kafe kalmazdı. Ama dönüp arkama baktığımda onlarca ülkeden tanıştığım insanlarla, şubemdeki insanlarla dolu dolu günler geçirmişim bununla beraber kariyerime bir şeyler katmaya çalışmışım. Ben farkına varmadan hiç tanımadığım insanlarla aile olmuşum.

Murat Umut Gündüzlü, Gaziantep

 

İki saatte hayatım değişti!

Kimsesiz çocuklarla ilgili bir projeyle Sırbistan’a gittim. Projemde 10-20 yaş aralığında, 60-70 tane kimsesiz çocuk vardı. Daha öncesinde üniversitede engelli çocuklarla alakalı bir sosyal sorumluluk projesinde yer almıştım. Bu etkiyi kendi ülkemdeki çocuklar ile burada yapabiliyorsam niçin yurtdışında da yapmayayım diye düşündüm fakat bazı adımları atabilmeniz için düşünmek yetmiyor; inanmanız da gerekiyor. Benim inandığım şey ise bütün dünyadaki çocukların aynı olduğuydu. İşte benim hikayem de bu düşünce sayesinde başlamış oldu.

Proje başladıktan sonra belirli günler ve saatlerde çocuklarla birlikte belirlediğimiz aktiviteleri yaptık. Resim çizdik, dans ettik, balık tuttuk ve gezilere gittik. İnanın o çocukların yüzlerindeki minicik bir gülümseme sizin tüm yorgunluğunuzu alıp götürüyor.

Her şey böyle güzel mi ilerledi diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Biz insanlar zorunda kalmadıkça zayıf özelliklerimizin üzerine gitmekten yana değilizdir. Projeden önce benim de kimi insanlar gibi utangaç bir yapım vardı ve bunu hep saklardım, üzerine gitmez genelde kaçardım. Ama AIESEC ile yurtdışı stajında aslında utangaç olmamın ne kadar da anlamsız ve minik bir detay olduğunun farkına vardım. Gitmem gereken yere kendi başıma gitmeyi öğrendim, artık bir an önce İngilizce konuşmaya başlamak zorundaydım ve inanılmaz heyecanlıydım. Şu anda durup düşündüğümde o heyecanımı arıyorum ve bir daha gitmek istiyorum. Orayı her an özlüyorum.

Abimin beni havaalanına bırakmasıyla 2 saatte değişen hayatımda şimdi yeni kararlar alabilmek için gereken cesareti kendimde daha rahat bir şekilde bulabiliyorum.

Selim KAYA, Sırbistan
 
 
Dünyanin dört bir yanindaki Global Citizen Fırsatlarını görmek için tek yapan gereken kayıt olmak!
 

Host aile olmak çok güzel!

Geçtiğimiz şubat ayında ülkemize sosyal sorumluluk projesi için Fas’tan gelen arkadaşımın 6 haftalık Host ailesi oldum. Host aile olmak benim ve ailem için çok farklı bir deyimdi. İlk defa evimizde uzun süreli bir misafiri ağırlayacak ve ilk defa odamı biriyle paylaşacaktım. En önemlisi ise gelen arkadaşımla İngilizce konuşacak, farklı bir kültürü yakından tanıma fırsatı bulacak olmak benim için inanılmaz bir mutluluktu.

İlk havaalanına gidip gelecek olan arkadaşımı karşıladığım zaman çok heyecanlı bir andı ve altı haftanın nasıl geçeceğini düşünmeye başlamıştım. Beraber aynı odayı paylaşacak olmak benim için ilk olan ve çok heyecanlı bir durumdu. Her ne kadar benim için ilk zamanlar zor olsa da daha sonradan farkı kültürde büyümüş olan biriyle yaşamak nasıl bir duyguymuş öğrenmiş oldum. Farklı bir kültürü çok iyi tanıma ve kendi kültürümle kıyaslama nelerin farklı nelerin bize çok yakın olduğunu görme fırsatım oldu. Değişik yemekler, tatlılar ve gelenekler öğrendim. Bunların dışında İngilizce konuşma pratiğimin ne kadar geliştiğini ve aslında konuşamıyorum önyargısını bir şekilde aşmayı öğrendim. Kendi ülkeme, kültürüme ve şehrime daha önce hiç o ülkede yaşamamış tamamı ile farklı birisinin gözünden bakmak nasılmış anlamış oldum.

Kültürel etkileşimin ve yabancı dilin gelişiminin yanında bu kadar kısa sürede yabancı birinin nasıl bir ailenin parçası haline gelebileceğini anladım. Bu 6 hafta sadece benim için farklı bir deneyim olmakla kalmayıp aynı zamanda ailem ve arkadaşlarım içinde farklı bir deneyim oldu. Bu süre içerisinde benim her anımda yanımda olan, beraber kısa sürede çok şey yaşadığım bir kardeşim oldu. Yaşadığım en zor an ise veda etme anıydı. Kısacası şu an Fas’ta ikinci bir evim oldu ve Host olmak yaşadığım en güzel en farklı deneyimlerden birisiydi.

Pelin Nişli, İzmir
 

AIESEC’den insanlığı ve insan olmayı öğrendim

AIESEC’e girmeden önce hayatıma ve kendime dair yaptığım hiç bir şey yoktu. Ön yargılıydım. ” O öyledir, bunu boşver, aman onlarla uğraşılmaz” derdim. İnsanların dokunduğu her şeyi yok ettiğini düşünüyordum. Dünyanın Avrupa’dan ve gezdiğim ülkelerden var olduğunu etki edenlerin bu ülkeler olduğunu düşünüyordum. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın deyip bana faydası olmayan hiçbir şey için zaman ayırmazdım. Dünyanın kötüye gittiğinin farkındaydım ve bu gidişi değiştirmenin bir yolu olmadığını düşünüyordum. Hayatımın kalanında da ne yapmak istediğimden emin değildim.

AIESEC’le gerçek hayatın ne demek olduğunu ve insanların ufkunun ne kadar geniş olabileceğini öğrendim. Dünyanın ne kadar büyük, görülecek çok fazla yerin, kazanılacak çok fazla deneyim olduğunu öğrendim. Hayatın ve dünyanın Avrupa ve gelişmiş ülkelerden var olmadığını anladım. Mükemmel insanlarla aile olmayı, 60 kişilik bir aileyle aynı ofisi paylaşmayı yabancıları, onların ülkelerini, kültürlerini tanımayı öğrendim. Ön yargıları kırmak, barış için çalışmak insanların hayatına etki etmek ne demek onu öğrendim. Çıkarlar için değil gönüllülükle fedakarlık yapmayı öğrendim. Büyük isimlerle tanıştım. Mülakata girmeyi, mülakat yapmayı, bir isimi temsil etmeyi öğrendim. Çok yoruldum, koşturdum, uğraştım çabaladım. Eve geç gittim bazen derslerime bile çalışamadım. Zamanımı harcadım. Sıkıntılar yaşadım evet. Ama hayatını değiştirdiğim kişi bana teşekkür ettiğinde, gülümsediğinde kısaca bana minnettar kaldığında bu işi neden yaptığımı anladım. Arkadaşlarım gezerken ben başka bir insanın hayatını değiştirmekle uğraştım. Onlar bilgisayarda zaman öldürürken ben firma müdürleriyle görüşüp iş hayatında yapmam gerekenleri öğrendim. Bundan da gurur duyuyorum. İnsanların ön adlardan daha önemli olduğunu arkadaşlığın, kardeşliğin ve takım olmanın yaşla, ünvanla alakası olmadığını gördüm.

Kısacası AIESEC’den insanlığı ve insan olmayı öğrendim. AIESEC bende çok şey değiştirdi. Çok fazla şeyi fark ettim. İnsanların olumsuz yönlerimi yüzüme vurması değil dostça bana anlatması sayesinde daha iyi bir insan oldum. İnsanları din, dil, ırk, cinsiyet ayrımı yapmadan tek takım olmayı öğrendim. Türkiye’nin neresine gidersem gideyim kalacak bir ev, ziyaret edecek ofis, unutulmayacak arkadaşlar edindim. Dünyada AIESEC dediğimde dostça sarılacak AIESEC’lilerin olduğunu gördüm. Hayatta geleceğe dair kaygı duymuyorum. Çünkü ben bir AIESEC’liyim. Bana kattıkları ve kazandıklarım sayesinde kendine saygılı başarılı bir birey oldum.

Mehmet Cem DEMİR, İzmir

 

İş hayatının üniversitede ön çalışması

Öncelikle AIESEC’e girmeden önce aklımda birçok çekince vardı. Daha sonralarında AIESEC üye seçimlerinde dikkat ettiği konuları incelediğimde aslında düşündüğüm ilkeleri benimsediğini farkettim. Büyük bir istekle katıldığım AIESEC İzmir ailesinde çeşitli tecrübelerin, deneyimlerin yanında liderlik, takım çalışması, sorumlulukların paylaşılması gibi iş hayatında tecrübe edinilen ilkelerin AIESEC’in üyesi ekibinin bir parçası olarak üniversite hayatında yaşanabilineceğini gördüm.

AIESEC İzmir olarak birçok etkinlikte bir araya geldik hem networking hemde ilkelerin üniversite yıllarında deneyim yaşatması bana AIESEC in İş hayatının üniversitede ön çalışması izlenimini yarattı. Her ekip üyesinin prensipli bir şekilde deneyimlerini paylaşması yeni deneyimleri yeni kişiler ile tecrübeye dönüştürmek bu ailenin bir parçası olduğumu bir kez daha yaşattı.

Hayatımda değiştirdiklerinden bahsetmek gerekirse AIESEC öncesinde ekip ruhu içerisinde yaşanan motivasyonları ve yapılan aktiviteleri deneyimleme şansım olmamıştı. Birçok kulüple birlikte çalışmama ve birçok sosyal sorumluluk projelerinde yer almama rağmen AIESEC de yakaladığım farklı atmosferden dolayı gerçekten takım ruhunu doruklarında yaşadım diyebilirim. Birçok artılarından öte en sevdiğim özelliklerinden biri ve bana çok yararı olduğunu düşündüğüm bir nokta İngilizceyi gerçekten öğrenmek ve hayatınıza uygulamak için tadından yenmeyecek bir kuruluş.

Bunların yanı sıra firmalar ile birebir görüşmeye imkan sağladığı için bir çok alanda olduğu gibi bu konuda çok iyi fırsat yarattığını söyleyebilirim.

Oğuzhan SARITAŞ, İzmir

 

Hayalimi Yaşadım Hayatım Değişti!


Güney Kore’ye gitmeyi her zaman hayal etmiş ve Korece öğrenen biri olarak, sadece televizyonlarda gördüğüm bu kültürü AIESEC sayesinde, aynı zamanda kendimi geliştirebilecek bir şekilde tatma fırsatı elde ettim.
Seul dışında küçük ama sevecen bir kasabada İngilizce öğretmeni olarak geçirdiğim 3 aylık süre zarfında hem öğrenip hem de paylaşabileceğim bir ortamda hayatımı değiştiren bir tecrübeye sahip oldum.

Havaalanında karşılandığım andan itibaren her an destek alabildigim, ilk defa yurtdışına çıkmama rağmen bunun dezavantaj olacağını aklıma bile getirmedigim son derece değerli anlar yaşadım. Benim için çok önemli olan Kore kültürünü, tatları ve kokuları ile tam anlamıyla yaşayabilmek muhteşemdi.

Ben hayalimi yaşadım ve hayatım değişti. Size de tavsiye ederim.
Teşekkürler AIESEC!

Begüm BİRLİK, Güney Kore

 
 
Dünyanin dört bir yanindaki Global Talent firsatlari görmek için tek yapman gereken ücretsiz kayit olmak:
 

Kendimi aştığımı düşünüyorum!

Bavulumun kaybolmasıyla başlayan tecrübem, çocuklardan ayrıldığım dakikalarla son bulmuştu. Kazandıklarımı ve öğrendiklerimi sıralamaya kalksam sayfaların yetmeyeceği bu serüvende pişman olduğum tek durum çocuklara fazla bağlanmamdı. Çünkü ayrılık aşamasında hem ben hem de onlar ciddi anlamda üzüldüler ve gerçekten onları bırakmak çok zor oldu. Benim için kimi zaman o minik elleriyle çilek toplayıp pankek yaptılar kimi zaman da birlikte danslar ettik.

Bambaşka dünyaları olan birbirinden farklı o çocukları ve kaldıkları yerleri görmek çoğu zaman mutlu olmamı sağlamakla birlikte kimi zaman da üzdü.

Üzen yanı yemyeşil bir doğanın içinde harika imkanları olan bu çocukları gördükten hemen sonra kendi ülkemdeki yetimhaneler için de aynı şartları sağlamak istedim. Çünkü tüm dünyadaki çocuklar aynı ilgiyi ve bakımı hak ediyor. Keşke bu mümkün olsa…

Mutlu eden tarafı ise beni olduğum gibi, yargılamadan kabul edip boynuma atlayan bu çocuklara direkt olarak etki edebilecek imkana sahip olmamdı. Proje yetkilisiyle birlikte her gün çocuklarla neler yapacağımıza karar veriyor, planlıyorduk. Eminim ki ileride bunun karşılığını çok faydalı bir şekilde alacaklardır.

Son olarak yaşadığım bir anımdan bahsetmek istiyorum:

Proje bittikten hemen sonra aynı projede görev aldığım Çinli bir arkadaşımla birlikte Litvanya’da bulunan başka bir şehri ziyaret edecektik. İkimizin de aldığı ortak bir kararla ilk gittiğimiz yetimhaneyi tekrardan ziyaret ettik. Bu ziyaretimizin onlara ve bize yaşattığı mutluluk paha biçilemezdi.

Emine Köseoğlu, Litvanya

 
 
Dünyanin dört bir yanindaki Global Citizen Fırsatlarını görmek için tek yapan gereken kayıt olmak!
 

Projeler Size Gerçekten Çok Değer Katıyor

Merhaba, ben Şebnem. Bilkent Üniversitesi 2. Sınıf İşletme öğrencisiyim. AIESEC ile Global Citizen programı ile 6 haftalığına Polonya’da gönüllü staj yaptım. Bu benim ilk yurt dışı tecrübem olmamasına rağmen en az öncekiler kadar zevk aldım. Daha önce de bir proje ve kişisel gezilerle yurtdışında bulunmuştum. Kesinlikle şunu söyleyebilirim ki yurtdışı projelere katılmak yapabileceğiniz en iyi seçim!

Projeler size gerçekten çok değer katıyor. Uluslararası bir ortamda bulunduğunuz için her kültürü tanıma fırsatını buluyorsunuz ve önyargıların ne kadar yanlış olduğunu fark ediyorsunuz. Aynı zamanda sizin de kendi ülkenize karşı sahip olunan önyargıları kırma imkânınız oluyor.

En sonunda dili, dini veya ırkı ne olursa olsun her insanın aynı şekilde güldüğünü veya ağladığını, aynı şeylerden korktuğunu keşfediyorsunuz. Sosyal sorumluluk bilinci sayesinde farklılıklarla beraber yaşayabilmeyi öğreniyorsunuz. En güzeli de dünyanın her yerinde dostlarınızın olması!

Bir ülkeyi gittiğinizde çalacak bir kapınızın olması gerçekten müthiş bir duygu. Projelerde tanıştığınız insanlarla bağınız hiçbir zaman kopmuyor. Birkaç senede bir yüz yüze görüşseniz de sizi aynı heyecanla ve misafirperverlikle karşılayan arkadaşlarınız oluyor. Aynı zamanda kendi ayaklarınızın üzerinde durabilmeyi öğreniyorsunuz. Aksiliklerle karşılaştığınızda onlarla başa çıkabilmeyi öğreniyorsunuz.

Böyle bir tecrübe içinizdeki gücü keşfetmenize yardımcı oluyor. Projelerde sadece çalışmıyorsunuz, eğleniyorsunuz da. Kaldığınız ülkede gezebilir ve oranın kültürünü keşfedebilirsiniz. Proje bitiminde buruk bir şekilde o ülkeden ayrılırken geriye dönüp baktığınızda bu 6 hafta sonunda başka biri olduğunuzu fark ediyorsunuz. AIESEC gerçekten hayat değiştiriyor. Siz de ufkunuzu genişletmek isterseniz bu fırsatı kaçırmamalısınız.

Şebnem Arıker, Ankara

Kelebek etkisiyle başka hayatlara da dokunabileceğimi burada gördüm

”Dünyanın düşleyenlere de ihtiyacı var, yapanlara da. Ama düşlediğini yapanlara daha çok ihtiyacı var.” S. Breathnach

Hayatım boyunca hep farklı olmayı istedim. Farklı olduğum kadar fark yaratmayı, bir şeyleri değiştirebilme gücüne sahip olmayı diledim. Hep en iyi okullarda okuyup en iyi dereceleri elde ettim. Ama sürekli bir şeylerin eksik olduğunu düşünüyor; fakat bulamıyordum. Meğerse hiçbir zaman istediğim fark yaratan bir insan olmamışım. Önce umutsuzluğa kapıldım ve ne yaparsam yapayım çevremde bu kadar büyük ve farklı bir etki yaratamayacağımı düşünüyordum. AIESEC ile tanışana kadar…

Şans eseri daha önceden Global Citizen’a giden biriyle tanışıp ardından ben de Global Citizen tecrübemi Polonya’da yaşadım. Gerçekten hem kendimde hem etrafımdaki insanlarda bir değişim yaratabildiğimi gördüm ve geri döndüğümde neden daha fazlasını yapmayayım diyerek AIESEC İstanbul’a kayıt oldum.
Tanışma toplantıları ve motivasyon mektupları derken kendimi kocaman bir ailenin içinde buldum. Başta insanların bir hedefe bu kadar bağlanabileceğini hatta günlerini aylarını vererek ona ulaşmak için çalışabileceğini hayal bile edememiştim. Ama AIESEC’e adımımı attığım ilk günden bu yana herkesin aynı hedef için hiç durmadan çabaladığını gördüm: Daha iyi bir Dünya ve değişen hayatlar.

Hepsi birbirinden güzel ve özel olan takım tecrübeleri, her günü ayrı eğlenceli geçen kongreler, değiştirdiğimiz hayatlar ve en önemlisi de kazandığım dostluklar… Hepsini aynı yerde toplayabildiğim bir yer oldu benim için AIESEC. Hayal ettiğim her şeyi yeterince çabalarsam elde edebileceğimi ve yaptıklarımın kelebek etkisiyle başka hayatlara da dokunabileceğini ben burada gördüm.

Geçirdiğim her gün ve öğrendiğim her şey ayrı bir hikaye yazmaya değecek kadar önemli aslında. Ve bu kocaman ailede herkesin kendine ait bir hikaye var. Neden bir sonraki hikayenin yazarı sen olmayasın?
Figen Değer, İstanbul