“İlk günden beri inandım bu kuruma”

Benim tecrübelerimin altında yatan en büyük sır inanmak oldu. İlk günden beri inandım bu kuruma. Çok yakın bir arkadaşım sayesinde katıldım. Sürekli AIESEC diye bahsediyordu. Bir gün anlatmasını rica ettim ve o gün hayatımın dönüm noktası oldu diyebilirim. Her gün büyük isteklilik ile ofise geliyordum. Biran önce bir şeyler yapmak istediğimi söylüyordum insanlara. Derken organizasyon komitesi üyeliği için başvurular açıldı. Benim için gerçekten büyük bir fırsattı. Başvurdum ve kabul edildim.

Stajyerler geldiği zaman uluslararasılığı bizzat yaşadım. Bir insanın yabancı dili geliştirmek için yurtdışına gitmesine çok da gerek olmadığını gördüm. AIESEC yurtdışını ayaklarınıza kadar getiriyor resmen. Harika bir proje gerçekleştirdik, güzel tecrübeler edindik ve 11 ülkede evim olduğunu biliyordum artık. Gidişleri ile hüzün çökse de üstümüze. Öğrendim ki aynı proje tekrardan uygulanacakmış ve onun için organizasyon komitesi başkanlığı başvuruları açıldı. Büyük bir heves ve isteklilik ile başvurdum. Kabul edildim. Ardından kendi takımımı seçtim. Liderlik tecrübesine adım atmıştım artık. Hepsinin bendeki yeri çok başka. Onlarla öyle güzel tecrübeler edindim ki.

Bana her gün iyi ki başvurmuşum ve iyi ki onlara liderlik ediyorum dedirttiler. Yoğun çalışmalarımızın ardından stajyerlerimiz geldi. Liderlik ettiğim insan sayısı artmıştı artık ama bu benim için o kadar güzel bir duyguydu ki. Hayatlarına dokunabildiğimi gördükçe gözlerim doluyor ve o mutluluğu gerçekten iliklerime kadar hissedebiliyorum. “Anne” diyorlar bana. Bu hayattaki en büyük lider annelerimizdir bence. Ve onların gözünde bir anne olabildiysem gerçekten liderlik tecrübesini en iyi şekilde yaşıyorumdur. Başvurmalara, tecrübe almalara doymayan ben açılan takım liderliği fırsatına da başvurdum. Önce kendime inandım sonra kuruma inandım. Onlar da bana inandılar. Ve takım liderliğine de seçildim. Bulunduğum her pozisyonda yeni tecrübeler edindim ve giderek daha çok insanın hayatına dokunmaya başladım.

Bu beni gerçekten çok mutlu ediyor. Basamakları birer birer çıkarken hayallerime her seferinde bir adım daha yaklaşıyorum. Aldığım tecrübeler, liderliğim ve hayatlarına dokunduğum insanlar bunlar eşsiz bir his adeta benim için. Ama dediğim gibi inandım, ben hep inandım. İnanmaktan ve gülümsemekten asla vazgeçmedim. O kadar çok iyikiler biriktirdim ki. Anımsadıkça yüzümü gülümsetiyor hepsi.

Nagihan KOCA, Antalya
 

Global Citizen’dan dönünce yaşayacağın 5 eşsiz his

Tecrübeyle sabit dedik, gidenlerden dinledik, dönünce olabilecekleri şöyle bir listeleyelim dedik.

1-Özgürlük

Global Citizen’la değiştireceğin onlarca hayat olacağı gibi 6-8 hafta boyunca tamamen bağımsız ve özgür olmak seni de mutlaka değiştirecektir. Bir şeyleri kendi başına başarmanın verdiği hazdan sonra, seni kim durdurabilir ki?

2-Özlem

Proje arkadaşlarını özlemek, birlikte çalıştığın çocukları özlemek, sana ikinci bir ev olmuş olan ülkenin sokaklarını özlemek… Döndükten sonra sık sık fotoğraflara bakıp iç geçireceksin.

3-Arkadaşları Bunaltmak
null
Ee sen hayat değiştiren bir tecrübe yaşadın! Gelip de bunu anlatmamazlık yapamazsın biliyoruz. Durmaksızın geçirdiğin yazdan bahsedeceksin muhtemelen bir süre sonra arkadaşlarından “Bunu zaten anlatmıştın!” sözlerini duymaya başlarsın.

4-Başarı Hissi

Liderlik özelliklerin gelişti, başka insanların hayatlarına dokundun, birçok üniversitelinin isteyip de cesaret edemediği yerlerde günlerce yaşadın. Zorluklara göğüs gerdin kimi zaman. Bunun verdiği başarı hissini herkes anlamayacak belki ama biz anlıyoruz Global Citizen! Merak etme.

5- Öğrenme İsteği

Sen artık bir turist değil, bir dünya vatandaşısın! Muhtemelen bundan sonra tükenmek bilmeyen bir öğrenme isteğin olacak. Neyse ki onlarca ülkede arkadaşların var da, yalnız değilsin. Daha fazla öğrenmek, insanları tanımak isteyeceksin!

 
 
Dünyanin dört bir yanindaki Global Citizen Fırsatlarını görmek için tek yapan gereken kayıt olmak!
 

Annenizin Global Citizen Olmanıza Karşı Çıkmaması İçin 5 Sebep !

“Anne ben Global Citizen oluyorum” dediğinizde tabi ki ilk anda bir tepki ile karşılaşmanız normal. Fakat anneniz Global Citizen’ı anladıkça, aslında en büyük destekçiniz olan kişi olacak!

1) Bir annenin ilk düşüneceği şey çocuğunun gelişimidir.

AIESEC 6 haftalık sosyal sorumluluk projeleri kapsamında gençlerin bilinçli birer birey olmalarına ve hayata etki etmelerine katkı sağlar.

2) Elbette bir anne çocuğunu yurt dışına gönderiyorsa kalacağı yerden tutun da yiyeceği yemeklere kadar bilmek ister.

AIESEC size sunduğu 6 haftalık fırsatlar kapsamında kalacağınız yeri ayarlar ve bunu size daha önceden bildirir.

3) Pek tabi bir anne çocuğunun birlikte zaman geçirdiği insanları da merak eder, araştırır.

Bütün annelere sesleniyoruz ki; eğer bir insan AIESEC ile sosyal sorumluluk projesine katılmışsa o kişinin kendisine ve çevresine pozitif etki bırakacağına emin olunuz!

4) Korkularınız olacaktır tabiki. Döndüğünde ya farklı biri olursa çocuğum, ya değişirse diye.

Evet, şunu söylemeliyiz ki çocuğunuz döndüğünde çok farklı biri olacak. Çünkü artık karşınızda dünyayı tanıyan, sorumluluklarının bilincinde olan bir kişi olacak!

5) Bir annenin yerini tutamayacağız ama AIESEC’in de bir amacı varsa o da sizler gibi bilinçli, kendini ve dünyayı tanıyan bireylerin yetişmesine katkı sağlamaktır.

 
 
Dünyanin dört bir yanindaki Global Citizen Fırsatlarını görmek için tek yapan gereken kayıt olmak!
 

Orta Dünya Evreninde AIESEC Olduğunu Biliyor muydunuz?

Daha önceki yazımızda sizlere Game of Thrones evreninde AIESEC olsaydı demiştik. O yazıya buradan ulaşabilirsiniz. Bugün ise bir şeyi itiraf edeceğiz. J.R.R Tolkien’in Orta Dünya evreninde AIESEC vardı! AIESEC ile ilişkisi bulunan kahramanlarımızın hikayelerine göz atalım dedik.

1. Legolas


Elf gözlerin neler görüyor Legolas? Geleceği değil mi? Müthiş bir öngörü yeteneğine sahip Legolas’ın World Issues yani Dünya Sorunları kapsamında daha önce bir Global Citizen programına katıldığını biliyor muydunuz? Sağlıklı yaşam ve obeziteyle mücadele etmiş birisidir Legolas Efendi.

2. Gimli


Elflere karşı önyargısı bulunan Gimli ise “Yüzük Kardeşliği” kültür projesinde yer alarak Global Citizen oluyor. Önyargılarını kırarken, kendi halkının da temsilcisi olarak bir anlamda liderlik ediyor.

3. Bilbo & Frodo Baggins


Daha önce kültür projesinde yer alan Bilbo Baggins proje kapsamında bir de blog yazmıştı. Okumak isterseniz “There and Back Again” ismiyle yayında. Sevgili Bilbo, liderliğin gerekliliğinden biri olan “başkalarına etki etme” ilkesini misyon belirleyerek yeğeni Frodo’nun da Global Citizen olmasına ön ayak oluyor.

4. Aragorn


Daha önce AIESEC Rivendell şubesinde AIESEC Gönüllüsü olarak çalışmış olan Aragorn ben de Global Citizen olacağım diyor ve bu projeye katılıyor. Zaten liderlik yetenekleri olan bir kişi Aragorn. Proje kapsamında da bu yeteneklerini nasıl geliştirdiğini ve nasıl bir dünya lideri olduğuna şahitlik ediyoruz.

5. Gandalf


Gandalf ise “Barış ve İnsan Kaynağı Potansiyeli”ni vizyon, “Dünya Barışı”nı misyon edinmiş bir AIESEC Gönüllüsüdür efendim. “Büyülü Projeler” düzenleyen Gandalf bu kez Rivendell’de topladığı insanlarla “Yüzük Kardeşliği” projesine imza atıyor. Hem kişileri geliştiriyor, hem de Orta Dünya’ya barış getiriyor.
 
 
Dünyanin dört bir yanindaki Global Citizen Fırsatlarını görmek için tek yapan gereken kayıt olmak!
 

Geçen yıl üniversiteye girer girmez AIESEC’e kaydoldum!

Geçen yıl üniversiteye girer girmez AIESEC’e kaydoldum.

Hayallerimi gerçekleştirmek için bir yerden başlamam gerekiyordu. Başlarda endişeliydim, zor olacaktı biliyordum. Gerekli süreçleri geçtim ve Portekiz’le ”Around The World” projesiyle eşleştim. Sonra gittim tek başıma. Korktum biraz ama o kadar güzel zamanlar geçirdim ki hepsine değdi. Çalıştım, gezdim, tanıdım, tanıttım, eğlendim ve tabi ki bir daha hiçbir zaman, hiçbir yerde edinemeyeceğimi düşündüğüm tecrübeler edindim. Muhteşem arkadaşlarım oldu, bunun yanı sıra İngilizcemi de geliştirdim. Harika bir 6 hafta geçirdim. AIESEC ailesine sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

Zeynep IRKÖRÜCÜ, Portekiz
 
 
Dünyanin dört bir yanindaki Global Citizen Fırsatlarını görmek için tek yapan gereken kayıt olmak!
 

Konuştuğum insanlar, onların bana anlattıkları ve AIESEC ekibinin samimiyeti

Kendi üniversitemde Erasmus programına başvurup hırslı rakiplerim tarafından elendikten sonra yurtdışına gitmek ve orada farklı deneyimler kazanmak için alternatif bir yol arıyordum ki tam o sırada AIESEC ile tanıştım. Konuştuğum insanlar, onların bana anlattıkları ve AIESEC ekibinin samimiyeti bana doğru bir karar verdiğimi daha projeme başlamadan göstermişti. AIESEC projem çocuklara İngilizce dili öğretimi üzerineydi ve proje gereği Slovakya’da 9 hafta geçirdim.

Bu 9 hafta’nın haftaiçi günleri projemde öğrencilerimleydim, haftasonları ise Slovakya’ya komşu olan Orta Avrupa ülkelerini gezdim. Prag, Budapeşte, Viyana ve Krakow bulunduğum büyük şehirlerdi bunlara ek olarak yolculuklarım esnasında pekçok farklı yeri görme imkanı da buldum. Projedeki patronum yani öğretmenlik yaptığım kursun sahibi çok güler yüzlü ve anlayışlı birisiydi. Onun bu anlayışı sayesinde proje sürecim gayet güzel geçti. Böyle bir proje sahibinin ve proje ortamının bulunması zor birşey olduğunu düşünmekteyim. Projemin bitimiyle beraber Avrupa’yı gezip görmek ve yeni insanlarla tanışmak konusunda istediğim hedefe ulaştım ve bunu AIESEC’e borçluyum.

Ecenur Güvendik – Slovakya
Dünyanin dört bir yanindaki Global Citizen Fırsatlarını görmek için tek yapan gereken kayıt olmak!
 

Hayallerin Peşinde En Güzel Bilinmeyene Yolculuk Hikayesi!

Çocukluğumdan beri hayalini kurduğum yurtdışı tecrübesini, arkadaşımın tavsiyesi üzerine tanıştığım AIESEC ile yaşadım.

Bir arkadaş ortamında , arkadaşım hayatının en güzel yazını Polonya da AIESEC Global Citizen ile yaşadığı anlattıktan sonra “neden benim de böyle hikayelerim olmasın ” diye düşündüm ve ilk yaptığım iş AIESEC ofisine gidip bilgi almak oldu. Eski sistemde online sınav ve sözlü mülakattan sonra Global Citizen programına başvurma hakkı kazandım. Daha önce hiç yapmadığım birşeyi yani yurtdışına çıkma fırsatını yakalamıştım. Benim için herşey bilinmeze yolculuk olacaktı. O yüzden gideceğim şehrinde benim için bilinmez olmasını istedim. AIESEC sisteminden daha önce hiç adını bile duymadığım Sırbistanın Valjevo şehrinin Enter Your Future programına başvurdum ve kabul edildim. Hayellerime bi adım daha yaklaştım. Aynı evde kaldığımız arkadaşımla birbirimizden habersiz aynı şehir ile eşleşmemizde tesadüfler zincirinin başlangıcıydı.

Yazın üniversitede bütünleme sınavları bittikten sonra Sırbistanda Kragujevac şehri ile eşleşen arkadaşımızla birlikte 3 kişi yola koyulduk. Adana-İstanbul 1 saat 15 dakika İstanbul-Belgrad yolculuğumuzda çok rahat bi şekilde 1 saat 45 dakika sürdü.Havaalanı kapısından sonra herkes birbirine bakıp hala kendimize rüya olmadığını inandırmaya çalışıyorduk. Belgrad-Valjevo otobüs yolculuğumuz 2 saat sürdü ve bizi karşıladılar,kalacağımız eve kadar eşlik ettiler , valizlerimizi yerleştirdik ve “haydi partiye gidiyoruz” dediler ve bizim için eğlence ilk günden başlamış oldu.

Projemizde 2 Çek Cumhuriyeti,1 Brezilya,1 Rusya,1 Yunanistan ve benimle beraber 1 Türkiye den arkadaş ile toplam 7 kişiydik.Proje ise lise çağındaki çocuklara İngilizce eğitimi vermekti.Hepsiyle çok güzel vakit geçirerek , kendi kültürlerimizi tanıtarak , karşılıklı kültürel etkileşimlerle dolu dolu bir proje yaptık.Projede ve AIESEC Valjevo da tanıştığımız bütün insanlar bizi evden farksız hissetmememiz için ellerinden geleni yaptılar .Her türlü sorunumuzu hemen çözmeye çalıştılar, evlerine davet edip aileleri ile tanıştırıp Sırp Kültürünü bize tanıttılar.
Hiç bilmediğim bir ülkenin şehrinde hiç tanımadığım insanlarla hayatımın en güzel 6 haftasını geçireceğimi söyleseler belki inanmazdım ama 21 yıllık hayatımda, her gününü dolu dolu hatıralarla , olaylarla , anılarla yaşayarak geçirdiğim her gününü hatırladığım aralıksız 6 haftaydı.

Orada edindiğim arkadaşlıklarım paha biçilemeyecek kadar değerliydi. Şu an orda aynı projede yer aldığımız bütün yabancı arkadaşlarla görüşüyorum , dünyanın en az 5 farklı yerinde 5 farklı evin var diyorlar.Sırplarla olan arkadaşlıklarım en özelleriydi. 500 yıl önce de kardeştik şimdide kardeşiz bunu bize bir kere daha gösterdin diyip sayısız teşekkürlerini sundular.Bundan dolayıdır ki sadece arkadaşlarımı görmek için Türkiye ye döndükten 4 ay sonra tekrar sadece arkadaşlarımı görmeye gittim ve “İkinci Evine Hoşgeldin” diyerek beni karşıladılar.Bu her şeye bedel bir duyguydu.

Kelimelerle anlatamayacağım o kadar çok duygu ve anı geçti ki başımdan , insanlar yaşamadan inanmazlar.Bu inanılmaz deneyimi yaşadığım için çok mutluyum ki ikinci Global Citizen projem için çoktan eşleştim bile !
Bana bütün bu imkanları var kıldığı için AIESEC ailesine sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

Mustafa Öz, Sırbistan
Dünyanin dört bir yanindaki Global Citizen Fırsatlarını görmek için tek yapan gereken kayıt olmak!
 

Karadağ dili ve kültürü hakkında daha farklı bilgiler edindim

Ben Yusuf Buhurcu. Dokuz Eylül Üniversitesi, Amerikan Kültürü ve Edebiyatı son sınıf öğrencisiyim. Geçtiğimiz yaz, AIESEC gönüllülük projesi ile Karadağ’a (Montenegro demek daha doğru), Türkçe öğretmenliği yapmak üzere yola çıktım. Ya da maceraya demeliydim, çünkü gitmeden önce AIESEC ile ilgili bilgim çok sınırlıydı. Ancak Karadağ’da kaldığım süre boyunca, orada edindiğim arkadaşlıklar bu eksikliğimi gidermemde çok yardımcı oldu ve böylece üniversite hayatımdaki en güzel yaz ayını geçirdim.

AIESEC’e ilk başvurduğumda, aklımda sadece bol bol İngilizce pratik yapacağım, biraz da eğlenebileceğim ve aynı zamanda sahip olduğum bilgiyi ve düşünceleri başka insanlarla, yurtdışında yaşayan insanlarla paylaşmak vardı. Bunun üzerine İzmir Alsancakta’ki ofiste gerekli bütün başvuru işlemlerini yaparak, Karadağ’ın İspanyolca öğretmenliğine başvuruda bulundum. Tabi ki İspanyolca bilmiyordum, iş tanımlarını dikkatli okumadığımdan dolayı yanlış bir başvuru yaptım. Ancak saatlerimi vererek yazmış olduğum motivasyon mektubum Proje Menajer’i tarafından o kadar beğenildi ki, İspanyolca dilinden vazgeçip ‘Turkish Language Workshop’ (Türk Dili Çalıştay’ı) açtıklarını bana ilettiler. Bu da beni oldukça gururlandırdı. Bu kısımdan sonrasında kısaca belirtecek olursam, bir kaç skype görüşmesi gerçekleştirdim ve sonunda kabul edildim.

Dil ve kültür öğretimini yaparken, bilgilerimi öğrencelerime yansıtarak onların da benimle bir tür diyolojik ilişki kurmasını sağlamaya çalıştım. Başka bir deyimle, öğretirken öğrendim. Bu arada, AIESEC üyesi insanların yanında daha bir çok yerli insanla tanıştım. Bir çoğu ile saatlerce Spor, Politika, ve tabiki ülkelerimizin kültürü hakkında konuştum ve onlardan Karadağ dili ve kültürü hakkında daha farklı bilgiler edindim. Tabi Bütün bu yaşadıklarımı birisi önüme sunsa sanırım çok fazla etkilenmezdim. Evvela yaşamak gerekiyor bunları. Deneyimleyerek öğrenmek. Bütün bunları CV’me ekleyeceğim birer referanstan çok bir hayat tecrübesi olarak görüyorum. Türkiye’de sayısız şehir, ve Yurtdışında da bir kaç farklı ülkede bulundum. Ancak beni en çok etkileyen serüvenim buydu sanırım. Bildiğim her şeyi pratiğe dökeceğim bir alandı orası.

Deyim yerindeyse bir poligon. Sanırım beni en çok etkileyen kısımlardan birisi de dönerken yaşadığım duygulardı. O anda oradaki insanların bir çoğunu hayatım boyunca göremeyeceğimden emin gibiydim. Üstelik bütün bu arkadaşları uğurlayan ve Karadağdan en son ayrılan kişi ben olunca, şahit olduğum göz yaşlarını unutmam mümkün değil. Bu insanlar’ın her birisi bu beynelmilel dostluk ortamı başladığında böyle bir üzüntüyü yaşayacağımı hiç düşünmemiştim. Proje bitip de ülkeme döndüğümde ise, Karadağ benim için artık sadece harita’da yer alan bir yer değil, aynı zamanda mevcut kültür birikimimin içerisinde yer alan büyük bir ‘kara’ parçası haline gelmişti.

Yusuf BUHURCU, Karadağ
Dünyanin dört bir yanindaki Global Citizen Fırsatlarını görmek için tek yapan gereken kayıt olmak!
 

AIESEC bana bir sürü arkadaş, dost kazandırdı!

Our Sight Projesi için Güney Kore’ye gittim. Güney Kore.. Hayallerimin ülkesi.. Hayatımda yaşayabileceğim en mükemmel 6 haftayı geçirdiğim şehir Busan. O kadar gidip orada o şehiri yaşamaya odaklanmıştım ki… Ve bu 6 haftanın en güzel yanı hayallerimin şehrinde çoğu anımı kardeşimle beraber yaşamak olacaktı. Evet kardeşimle birlikte projeye kabul edildik.

Busan’da AIESEC Busan’ın bize yardımcı olması için görevlendirdiği organizasyon komitesi üyeleriyle buluştuk ve bizi kalacağımız yerlere götürdüler. Evlerimiz Busan Üniversitesi’ne yakındı. Bu sayede Busan’daki öğrenci hayatını öğrendim. Projeye hemen başlatmayıp bize şehri tanıma fırsatı verdiler. Biz de bu fırsatı çok iyi değerlendirdik. Şehirle ilgili önyargıları kırmak istiyorum. Sokaklar sarımsak kokmuyor! Evet metroda herkesin elinde akıllı telefonlar var, ama akıllı telefonları haber okumak için kullanıyorlar. Samsung ve LG gerçekten çook ilerlemiş. Ve her yer tavuk restoranı dolu. Hayatımda o kadar lezzetli tavuk yiyemem bir daha herhalde. Genci yaşlısı herkes tavuk restoranlarında. Bide gece 10’dan sonra sokak yemekleri.. Orta yaşlı teyzelerimiz bütün akşam/gece boyunca elleriyle atıştırmalıklar yapıyor ve satıyor. Yemek kültürü gerçekten çok zengin Kore’nin. Müzik kültürü de oldukça zengin. 6 hafta boyunca sadece 2 yada 3 defa İngilizce şarkı duydum. Devamlı kendi şarkılarını çalıyorlar, her yerde!

Proje başladıktan sonra Busan’ı keşfedemeyeceğimi düşünüp herşeyi biranda yapmaya çalıştım. Acele etmiştim. Projede 3er okulda görevliydik. Görevimiz kendi kültürümüzü tanıtıp engelli insanlar hakkında lise ve ortaokul öğrencilerine ders vermekti. İlk başlarda çok çekingenlerdi. Daha sonra açıldılar, ders aralarında birlikte videolar izledik, fotoğraf çekildik. Mesela “Gözlerin çok büyük!” demek iltifatmış Kore’de. Bunu öğrendim. Çok ilginç değil mi?Sadece Kore’yi öğrenmekle kalmadım. Estonya, Tunus, Kanada ve Polonya’dan gelen arkadaşlarımla onların kültürünü de öğrendim.

AIESEC bana bir sürü arkadaş, dost kazandırdı.
AIESEC benim hayallerimi yaşamamı sağladı.
Teşekkür ederim AIESEC.

Nur – Can Çobanoğlu, Busan, Güney Kore, 2014.
Dünyanin dört bir yanindaki Global Citizen Fırsatlarını görmek için tek yapan gereken kayıt olmak!
 

Global Citizen Projenizde Edindiğiniz Arkadaşlıklar

Ülkenizden uzakta, komfor alanınızın tamamen dışında Global Citizen projesinde tanıdığınız seyahat arkadaşlarınızın Türkiye’de bıraktığınız arkadaşlarınızı aratmayacak olduklarını düşündürecek 10 özelliğini sıraladık:

1) Hayat hikayenizi dinlemeye hazırdırlar.


Hayatınızda komik olduğunu düşündüğünüz ve ortamlara girdiğinizde anlatmaktan pek zevk aldığınız hikayeleriniz vardır ya hani, işte onları ballandıra ballandıra proje arkadaşlarınıza anlatın. Her biriniz farklı kültürlere, farklı yaşam tarzlarına sahip olan bireylersiniz. Onların merakıyla sizin hikayeyi daha önce milyonlarca kez anlatmış olmanızdan kaynaklanan tecrübeniz birleşince enfes muhabbetler çıkacak ortaya ve kim bilir kaç farklı kültürü, dini, ırkı tanıma fırsatın olacak.

2) Çoğunlukla sizinle aynı kafa yapısındadırlar.


Onlar da sizinle o mevsimde, o bölgede olmayı, aynı yerde kalmayı, aynı projeyi yapmayı seçmiş insanlar. Demek ki onlar da sizin maruz kaldığınız zorluklara, endişelere, heyecana maruz kaldılar. Yalnız değilsiniz yani, sizin gibi o anda orada olmayı seçen sizinle hemfikir insanların varlığıyla güveninizi geri kazanırsınız.

3) Sizi en kötü halinizle görürler ama sizinle olmaya devam ederler.


Yolculuk bazen lunaparktaki korku trenlerine benzer. Sizi duygusal veya fiziksel olarak tüketebilir. Çocukluk arkadaşlarınızın şahit olmadığı kötü durumlarınıza proje arkadaşlarınız şahit olur. Ama proje arkadaşlarınız sizin ne kadar acınası durumda olduğunuza aldırış etmezler. Muhtemelen onlar da sizin göğüs gerdiğiniz zorluklarla karşılaşmıştır ya da karşılaşacaktır.

4) Ev özlemini hissettirmezler.


Ne demişler: Arkadaşlarınız seçtiğiniz ailenizdir. Tebrikler o zaman yurt dışında yeni bir aile edindiniz kendinize! Eve özlem duymanın sırası değil kendinizi projenize adayabilir, liderlik tecrübenizi en iyi şekilde almak için şartları zorlayabilirsiniz. Yani yeni ailenizle yolda olmanın tadını çıkarın.

5) Beraber alçak gönüllü davranmaya gerek kalmadan eski günleri yâd edebilirisiniz.


Projeniz boyunca harika manzaralar gördünüz, çoğu insanın yapamadığı şeyler yaptınız. Eve döndüğünüzde bunları anlatırken nezaketen biraz alçakgönüllü olmak lazım tabi. Ama proje arkadaşlarınızlayken hiç değil! Aksine, akşam gördüğünüz o manzarayı, tüm gece konuşabilir, yaşadığınız deneyimleri tek kelimeyle bir kelimede hatırlatabilirsiniz.

6) Günlerden hangi gündü bugün sorusunu yadırgamazlar.


Tatilde hepimizin başına gelir hangi ayda, günde olduğumuzu unutuveririz. Hele de hiç bilmediğiniz bir ülkede, hiç tanımadığınız toplumları geliştirmeye çabalayan projeler yaparken ve ya o ülkeyi tanımaya çalışırken kim bilir zaman nasıl çabuk geçecek. Bu durum birçoklarına acayip gelse de, seyahat ve proje arkadaşlarınız sizi kolaylıkla anlayacaktır.

7) “Ben zıplarken havada çek” pozunu en kolay onlarla yaparsınız.


Birçok inanılmaz güzellikteki manzarayı arkanıza alıp ya da belki sadece yemyeşil düz bir ovada grupça zıplama fotoğrafı çektirmek istersiniz. Bu fotoğrafın gereği olan senkronizasyon yeteneğini proje arkadaşlarınızda bulabilirisiniz ancak. Çünkü bu konuda uzmanlaşmış bir ekip haline gelmişsinizdir artık. Karşılaştığınız problemlere birlikte göğüs germiş, sorunlar için birlikte çözüm üretmişsinizdir.

8) Hostel odasının nasıl bir lüks olduğunu anlayabilirler.


Projelerden bahsedip duruyoruz ama bunun yanında o ülkeyi gezip keşfetme şansınız da var. Aynı sizin gibi, proje arkadaşlarınız da sırt çantasıyla gezerken bulunmuş ucuz ve temiz bir hostelin kıymetini iyi bilirler. Çünkü yaptığınız yolculuk elinizdekinin kıymetini bilmenin farkındalığını size çoktan yaşatmıştır. Her şey dahil otelleri tercih eden normal arkadaşlarınızın yerine, yolculuk boyu size kendinizi dünyanın en büyük lüksünü yaşıyormuş gibi hissettiren maceraperestler vardır yanınızda.

9) Dış görünüşünüzle ilgili yorum yapmazlar.


Sırt çantasının veya bavulun içine sığdırdıklarınızla haftalar, aylar geçirmek pek kolay değil. Sabah akşam her yere giydiğiniz kotunuz, yırtılmış tişörtünüz ve hava soğuk olduğu an üstünüzde beliriveren o kapüşonluyla moda ikonası sayılmazsınız. Ama kimin umurunda, yolculuğun tadını çıkarın siz. Yaşadığınız her gün ileride eşi benzerini bulamayacağınız bir tecrübe.

10) Proje sonunda o ana kadar yaşadıklarınız aranızda kırılmaz bağlar oluşturmuştur.


Sadece güzel anılarınız değil, başınıza gelen aksilikler, dağılmış saçlar ve kızarmış gözlerle uyandığınız o sabah, son kalan temiz tişörtünüze dökülen ketçap… Hepsi sizi birbirinize daha yakınlaştıran olaylar zinciri ve yolculuğu unutulmaz yapan küçük detaylar. Sadece yolculuğu beraber geçirmiş olanların anlayabileceği, anlatması zor, yaşaması müthiş anılar. Rahatlıkla söyleyebiliriz ki siz istemedikçe asla kopmayacak yeni arkadaşlıklarınız var!

Global Citizen sadece sizi yurt dışına gönderecek bir program değil, hayat boyunca karşılaşabileceğiniz zorluklar için bir ön hazırlık, liderlik tecrübesi yaşama fırsatı bulabileceğiniz eşsiz bir organizasyondur. Hem de sizi dünyanın çok farklı yerlerinden gelen insanlarla bir araya getirip, aynı zorlukları birlikte aşabilecek ortamı başka nerde bulabileceksin. Haydi durma sen de Global Citizen’lı olmanın farklılığını hisset!