Yeni Geleceklere Daha Yakından Etki Edebilme İmkanı Önümde Duruyor

Merhaba, benim adım Miraç COŞKUN. AIESEC Ankara ailesine Ekim 2014 yılında katıldım ve o zamanlar ilk olarak kendi hayatıma etki ettiğimin farkında değildim; fakat zaman geçtikçe anladım ki AIESEC Ankara aileyle birlikte yaptıklarım, yaşadıklarım ve yaşayacağım her türlü anı ceplerime doldurduğum değerli hayat tecrübesi oluyormuş.

Oryantasyon süreci ile başlayan AIESEC serüvenim, fonksiyonel takımıma yerleştikten sonra daha da sağlamlaştı ve takım üyeliğinin yanında Mart 2015 tarihindeki yeni üye çekiminde Takım Lideri seçildim.
Artık ailemize katılacak ve birlikte çalışacağımız, eğleneceğimiz, güzel işler başarıp birlikte gururlanacağımız AIESECer’ların bir takım lideri de ben olmuştum. Bu benim için son beş ayın sonunda farklı bir deneyimdi ve oldukça eğlenceliydi. ‘’iş yapmak’’ mantığı sadece iş için ve işi yapmak olarak anlaşılmadığı zaman uygulamada da farklılıklar yaşanabileceğini gördüm ve yaşadım.

Aldığınız sorumluluğun önemini; bilhassa sorumluluğun yerine getirilmediği takdirde yaşanacak durumu gördüm. Bunların hepsi sevdiğim güzel insanların yardımıyla ve yapılan güzel işlerle birlikte geriye dönüp baktığım zaman özleyeceğim anılar olarak kalacak. Şu anda Takım Lideri pozisyonunda devam ediyorum. Artık yeni gelen üyelere ve yeni geleceklere daha yakından etki edebilme imkanı önümde duruyor. AIESEC’in takım üyeliği fırsatıyla katılıp, şu anda bulunduğum takım liderliği pozisyonuna kadar geçen sürede bana kattıklarını bir sayfaya sığdırmak istemem; fakat daha ilerde yaşam boyu bağlılığımızın kopmadığı o günlerde uzunca bir “AIESEC for me” yazmak isterim.

MİRAÇ COŞKUN, AIESEC Ankara

 

AIESEC… Kendimi keşfettiğim yer!

AIESEC… Kendimi keşfettiğim yer!
‘Kendimi keşfettiğim yer!’ diyorum çünkü; AIESEC’ ten önce kendini geliştirmek isteyen ama bunu nasıl yapacağını bilmeyen bir insandım. AIESEC’ e başlama amacım de kişisel gelişimdi ama sonradan kişisel gelişimin yanı sıra, insanları da geliştirmenin, onların da hayatlarına etki etmenin ne kadar güzel bir duygu olduğunu gördüm.
AIESEC’ in vizyonunun aslında dünya görüşüme ne kadar uygun olduğunu gördüm.
AIESEC’ in programlarına katılıp farklı kültürleri tanıyan insanların ön yargılarını nasıl yıkabildiklerini gördüm. Bir projede organizasyon takımı üyeliği yaptığımda, farklı kültürlerden gelsek bile aynı şeye gülüp aynı şeye üzülebildiğimizi, aslında birbirimizden farklı olmadığımızı gördüm. Yaşadığım her tecrübeden sonra ‘Daha ne kadar güzel bir tecrübe edinebilirim ki?’ diye düşünüp aslında her tecrübemin birbirinden güzel olduğunu gördüm.

Bunların yanı sıra, Sarı Ev’ e kendini geliştirmek için gelmiş olan sonradan aynı amaç doğrultusunda çalışan insanların benim için nasıl aile olduklarını gördüm. Şuan Ankara’ da kocaman bir ailem var diyebiliyorum!
Ama en önemlisi, Hindistan’dan gelen ve bu çatı altında tanıştığım stajyerimizin gelip de ‘Düşüncelerimi ve Hayatımı değiştirdin’ deyip teşekkür etmesinin benim için en önemlisi olduğunu anladım.

Ben kendimi geliştirmenin, liderlik potansiyelimi ortaya çıkarmanın yanı sıra, insanların hayatına etki etmeyi, onlara bu denli faydalı olmayı da istiyormuşum. AIESEC sayesinde önce ne istediğimi, sonra bunların hepsini gerçekleştirebileceğimi anladım. İşte bu yüzden AIESEC benim kendimi keşfettiğim yer!

Ezel Kısa/AIESEC Ankara

Ön yargılarımdan kurtulmayı ve onlarla bir bağ kurmamı sağladı

Çin’e giderseniz yaşayacaklarınız…

Öncelikle neden Çin’e gittim? İnanın bu sorunun cevabını ben de bulamamışken kendimi Çin’de bulmanın şaşkınlığını yaşadım. Şimdi sizlere bu 6 haftanın nasıl geçtiğini, beni nasıl etkileyip, hayatımda ne gibi kararlar almamı sağladığını ya da hayatıma getirdikleri veya götürdüklerini açıkladığımda; gelin birlikte bulalım “neden Çin’e gitmeliyim?’’ sorusunun cevabını.

İlk olarak, uçakla gittiğiniz halde yol bitmek bilmeyecek; çünkü koskoca 12,5 saatte ulaştım ben Dalian şehrine. Çin hava alanlarındaki gibi sıkı bir kontrol hiçbir yerde yok, bunu bilmelisiniz. (ayakkabılarınızı çıkarıp kontrolden geçmek zorundasınız Urumqi Havaalanında, hatta Beijing’de ojelerime bile el koydular). 12,5 saatlik uçak yolculuğunun ardından Dalian’a ayak basmanın mutluluğunu yaşarken herkesin size inanılmaz ünlüymüşsünüz gibi bakması, davranması ya da fotoğraf çekinmek istemesi ilk başta beni çok ürkütmüştü fakat ikinci haftadan itibaren alışıp uzaktan fotoğraflarımı çekenleri yanıma çağırıp bir güzel poz vermişliğim de oldu.

Projeyi ele alacak olursam, hayal kırıklıklarından oluşuyordu. Projenin plan açısından karşılaştığım olumsuzluklarından bahsetmek yerine güzel anılarımı anlatmayı yeğlerim. Mesela, projeye diğer ülkelerden (Portekiz, Mısır, Polonya, Rusya, Endonezya, Malezya ve Tayvan) gelen stajyerler yönünden çok şanslıydım; aynı şeyleri yemek istiyoruz, aynı yerleri gezmek görmek istiyoruz, aynı düşünceler içerisindeyiz, vs.
Çin konusunda en büyük hayal kırıklığım ise; kültür farklılığımız olmuştu. Yani bizde toplum içinde yapılmaması gereken şeyler (her saniye yaşlısından gencine her yere tükürmek, sağlıklı olduğunu düşündükleri için her saniye geğirmek ve rahatça burun karıştırmak) ne yazık ki Çin’de de sanki onların kültürünün bir parçasıydı. Bunun yanı sıra, evet yemeklerinin bizim damak tadımızla hiç alakası yok fakat abartıldığı kadar her saniye böcek ya da köpek eti vs yenilmediğinin garantisini verebilirim ki ben Dalian şehrinde böcek yenilen bir yer ya da köpek eti vs görmedim.

Projedeki olumsuzluklara rağmen hayatımda harika bir 4 hafta geçirdim (ilk 2 hafta her şeye alışmak, yolları öğrenmek, kaybolmak, etrafınızda kimsenin İngilizce bilmediğini anlayıp beden dilinizi kullanmaya başlamak, vs ile geçtiği için, geriye kalan sadece 4 hatta 3 haftanız mükemmel geçebiliyor).
Şuan kendime “Neden Çin?’’ ya da “Yine Çin’e gitmek ister misin?’’ sorularını sorduğumda verdiğim cevaba ve yapacaklarıma ben de inanamıyorum çünkü oraya yerleşmeyi düşünecek kadar sevdim ben Dalian şehrini. 3 ay sonra mezun olup, tekrar 12,5 saatlik bir yolculuğa çıkmak üzereyim.
Son olarak da, Çin’e gitmenin bana kazandırdıklarına bir bakalım; öncelikle hayallerimin ülkesi olan Güney Kore’ye 50 dakika içinde gitmemi sağladı. AIESEC sayesinde birçok farklı ülkeden, toplumdan, kültürden gelen insanları tanımamı,Dalian şehrinin güneyde okyanus kenarında olması sayesinde mükemmel deniz ürünleri yememi, Çinlilerin Türkleri sevmediğini düşünerek gitmeme rağmen tam tersini görmemi sağladı. Kısaca ön yargılarımdan kurtulmayı, insanlara değer verip, sevgi ve saygı çerçevesinde onlarla bir bağ kurmamı sağladı diyebiliriz.

Sevgiyle kalın.

Ezgi Teker, Çin

Aslında benim sınırlarım yokmuş

AIESEC ile 4 sene önce lisedeyken bir proje ile tanışmıştım. Daha sonra üniversiteye başlayınca ben de katılıp bu projenin organizasyon takımında olmalıyım dedim. Çünkü o senelerde bana çok şey katmıştı AIESEC. Gerçekten bir dünya bilinci oluşturmuştu üzerimde. Önyargılı olduğum çoğu konuda değişmiştim ve dedim ki kendi kendime: “Neden bana bu kadar çok şey katan bir organizasyona katılıp, ben de insanların hayatına bir şeyler katmayayım.” AIESEC’e girdikten sonra da benle ilgili birçok şey değişti, gelişti; “Dünya’nın herhangi bir yerinde bir sorun varsa, bu sorun oradaki insanların değil aslında hepimizin sorunudur” ilkesini benimseyebildim.

AIESEC’e girmeden önce ve girdikten sonra benim için birçok anlamı var aslında. En başta kendim için sorumluluktu daha sonra istediğim şeyleri yapmaya başlayınca dedim ki AIESEC hedef koymaktır. Çünkü yapamam dediğim birçok şeyi yapmaya başladığımı gördükçe ben bile kendime inanamadım ve fark ettim ki aslında benim sınırlarım yokmuş. Korkularımı yenmemde çok büyük katkısı var tabi ki bunu yapan sadece AIESEC’in adı değil içindekiler insanlarmış. Sizlerle aynı amaçlara değerlere sahip birlikte çalıştığınız, sonuna kadar size güvenen ve her konuda size destek veren inanan insanların olması. Birlikte vakit geçirdikçe, daha fazla çalıştıkça fark ettim ki arkadaşlarım değil yanımda bir ailem varmış. Bu kadar kısa bir sürede AIESEC benim için bir aile oldu. Seni hiç bir şekilde yargılamayan, olduğun gibi kabul eden insanlarla dolu kalabalık bir aile!

4 sene öncesine bakıp düşündüğümde, katıldığım projenin organizasyonuna girdikten sonra, insanlara projeyi tanıtırken çok duygulandım belki birçok insana anlamsız geldi ama AIESEC gerçekten anlatılmaz yaşanır bambaşka bir dünya. Çoğu insan bu kadar gönüllü olunmaz diyor, amaçlarınızı, hedeflerinizi gözden geçirdiğinizde bir şeyleri gerçekten değişebildiğine inandığınızda yalnız olmadığınızı görebiliyorsunuz. Gönüllü çalışırken gerçekten paranın satın alamayacağı şeyler olduğunu öğreniyorsunuz: hedefler, aileler, inançlar gibi…

Sıla ÖZTÜRK,İzmir

Hayallerimi gerçekleştirmek için bir yerden başlamam gerekiyordu.

Geçen yıl üniversiteye girer girmez AIESEC’e kaydoldum.
Hayallerimi gerçekleştirmek için bir yerden başlamam gerekiyordu.
Başlarda endişeliydim, zor olacaktı biliyordum. Gerekli süreçleri geçtim ve Portekiz’in
”Around The World” projesiyle eşleştim. Sonra gittim tek başıma. Korktum biraz ama o kadar güzel zamanlar geçirdim ki hepsine değdi.

Çalıştım, gezdim, tanıdım, tanıttım, eğlendim ve tabi ki bir daha hiçbir zaman, hiçbir yerde edinemeyeceğimi düşündüğüm tecrübeler edindim.
Muhteşem arkadaşlarım oldu, bunun yanı sıra İngilizcemi de geliştirdim.
Harika bir 6 hafta geçirdim. AIESEC ailesine sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

Zeynep IRKÖRÜCÜ,Portekiz

Şimdi ise o şikayet ettiğim anlarımı bile özlüyorum

Gitmeden önce birçok tepkiyle karşılaşmama rağmen Mısır’dan vazgeçmedim, yine de gittim. Oradaki insanların kültürüyle (sanırım kültür şoku dedikleri bu) biraz sorunlarımız şikayetlerimiz olsa da yavaş yavaş alıştık. Şimdi ise o şikayet ettiğim anlarımı bile özlüyorum… Daha önce yurt dışında bulunmuştum ama hiçbir zaman bir evde birden çok milletle aynı anda kalıp o kişilerle dost olmamıştım. Kahvaltımızı Mısır usulü yapıp öğle yemeğini Doğu Avrupa, akşamı Meksika ile birleştirip tatlılarımızı da Kuzey Afrika ve günün sonunu da Türk kahvesiyle kapattığımız bi gün olmamıştı. Her günümüz ayrı bir güzeldi, her günümüz farklıydı…

Mısır’da okul öncesi eğitim gören çocuklara birçok dilde eğitim veriliyordu. Benim projem de, çocuklara günün belirli saatlerinde İngilizce dersi vermekti. Oradaki çocuklara İngilizce öğretiyordum. Geri kalan zamanlarımda ise diğer dersleri onlarla birlikte oturup dinlerdim.
İki ayda çok şey yaşadım, hayatımın en verimli iki ayıydı diyebilirim. Tarih konuşmalar, ilginç diyaloglar, AIESECerların bizim için hazırladıkları programlar, geziler, oradaki insanları anlamaya başlamam ve kültürümüzü kendimizi onlara anlatmam ve edindiğim bir çok farklı milletten arkadaşlıklar dostluklar…
Tanıştığım kişilerle yine bir gün bir yerlerde görüşeceğiz. Zaten çoğumuz AIESEC’e katılıyor hatta birçok arkadaşım AIESECer oldu bile. Eğer bu yazıyı okuyorsanız size tavsiyem: “Geç kalmayın. Vaktiniz varken değerlendirin. Global Citizen olmanın her anını doyasıya yaşayın.”

Yusuf Öztürk,Mısır

Evde Gibi Hissetmek

Kim diyebilirdiki AIESEC projesi için Kolombiya’ya gidiceksin. Şaka gibiydi fakat hep hayalim olan Güney Amerika’ya gitme hayalim gerçek oluyordu.
Uzun bir yolculuktan sonra Kolombiya’nın Barranquilla şehrine ulaştım. Beni karşılayan AIESECer sanki uzun zamandır görmediği yakın bir arkadaşına sarılır gibiydi. O bana sarıldığında Kolombiya’ya dair kafamdaki bütün soru işaretleri uçup gitmişti. Gece yarısı kalacağım ailenin yanına beni bıraktıklarında ailemin İngilizce bilmediklerini söylediklerinde ufak bir şok yaşasam da, insanların mecbur kalınca her şeyi başarabileceklerini öğrendim. Madem onlar İngilizce bilmiyorlardı ben İspanyolca öğrenmeliydim.( Kolombiya’ya geldiğimde bir kelime dahi bilmeyen ben Kolombiya’dan ayrılırken İspanyolca konuşabiliyordum.)
İlk günün sabahı evime bir AIESECer gelip beni dans dersine götürdü. Madem Güney Amerika’ya, salsanın başkentine gelmiştim dans dersine de gitmeliydim. Diğer AIESECerlar ve projedeki diğer arkadaşlarımla tanıştım ve ilk kültür şokumu burada yaşadım. İnsanların dansa olan tutkusu, yetenekleri ve bitmek bilmeyen neşeleri karşısında ağzım adeta açık kaldı.

Projem Dünya Kupası ile aynı döneme denk geldiği için sokaklar, caddeler, dükkanlar her yer Kolombiya Bayraklarıyla doluydu. Bizde kendimizi Kolombiya’nın rüyasında kaptırıp çılgın birer Kolombiyalı taraftarlara dönüştük. Projem birkaç nedenden dolayı geç başladığı için diğer gönüllülerle kaynaşmak, şehri ve Kolombiya kültürünü tanımak için birçok fırsatım oldu. Türkler gibi sıcakkanlı olduklarından alışma sürecini çabuk atlatmıştım fakat kültür şoklarının etkisini bir türlü atamıyordum. Yolda yürürken birden kolunuza girip sizinle dans eden insanlar karşısında baştan biraz afallasam da sonradan alışınca gayet neşeli olduğunu anladım. Bu kadar eğlenceye, neşeye rağmen bazı tatlı-sinir durumlarla da karşı karşıya kaldım ama bizi daha önce buradaki AIESECer’lar tarafından “Colombian Time” kavramı anlatıldığı için ona da alışmak son derece kolay oldu.

Colombian Time’dan bahsetmek gerekirse buradaki insanlar size buluşmak için bir saat verdiklerinde en az 45 dk geç geliyorlar. Bu durum biraz sinir bozucu olsa da yanınıza geldiklerinde size verdikleri enerji herşeyi unutturuyor. Kaldığım şehir turistik yerlere yakın olduğu için gezme fırsatım çok oldu. ( Cartagena, Santa Marta, Tayrona National Park,Volcan del Totumo ). Buradaki her insan sıcakkanlı olduğundan kendimi evimde gibi hissettim ve Kolombiya’yı seçtiğim için pişman olmadığımı her geçen gün gördüm.
Projemin amacı küçük çocuklara İngilizce öğretmek ve onlara kendi kültürümüzü tanıtmaktı. Başlarda zor gibi gözükse de onların öğrenme isteği ve sıcakkanlı davranışlarından dolayı herşey çok basit oldu. Aslında ben onlara bir şeyler öğretirken onlardan birçok şey öğrendiğimi projem bitince anladım. Kolombiya’ya giderken kendine güveni olmayan ben ile döndükten sonraki ben arasında çok fark var artık ve bunun için teşekkürler AIESEC! Bana kendimi tanıma fırsatı, ikinci bir aile, ikinci bir yabancı dil ve farklı kültürlerden arkadaşlar vediğin için.

Arda Kuru,Kolombiya

Günden Güne Zincirlerim Kırıldı

Merhaba! Ben geçen yaz Ukrayna’ya gittim. AIESEC’in bana kattığı değerleri orada daha iyi hissettim. Orada olduğum 45 günde farklı maceralar,heyecanlar yaşadım, kimi iyi kimi kötü. Ama genel olarak bana kazandırdıkları daha fazla diyebilirim.
Bunların başında çekingenlik geliyor. İlk gittiğimde konuşamadığımı fark ettim, aslında evet, İngilizcem iyi ama daha önce hiç pratiğe dökme imkanım olmamıştı. Günden güne zincirlerim kırıldı ve aslında hiç zor olmadığını fark ettim. İlk hafta hiç konuşamayan beni, son hafta susturmaya çalışıyorlardı.

İyi bir deneyim olarak da telefonumu çaldırdım. Daha önce başıma hiç böyle bir şey gelmemişti. Yabancı bir ülkede kötü bir şey yaşadığımda nasıl davranmam gerektiğini öğrendim ben. Aynı zamanda AIESEC’in bu zor şartlarda size nasıl destek olduğunu fark ettim. Tüm olaylar olurken proje takımım yanımdaydı ve her koşulda bana destek olup ellerinden geldiğince yardım ettiler.
Yaşananları bir kenara bırakıp artık önüme bakıyorum, daha AIESEC’ten neler alabilirim diye soruyorum kendime.

Mert KARAKURT,Gaziantep

İnsanların Hayatlarında Farklılık Yaratmanın Nasıl Bir Duygu Olduğunu Hatırladım

Korkularımı yenmek sandığım kadar zor değilmiş.
Kendimi bildim bileli Türkçe’den başka bir dil konuşmamaktan korkmuşumdur. AIESEC ile tanıştığım ilk zamanlar korktuğum için yabancılardan bile bir süre uzak kalmıştım. Daha sonra bunların üzerine gitmem gerektiğini düşündüğüm ve Arkadaşımla Tanış projesine dahil oldum. Proje sayesinde korkularımın üzerine gitmek için ilk adımı attım ve İngilizcem belirgin düzeyde gelişme sağladı. Projeyi yürütürken aynı zamanda host family olarak bu gelişimi daha ileri noktalara taşıma fırsatım oldu. Farklı ırktan insanlarla ilişkinin ne kadar önemli olduğunu gösterdi bana bu proje süresince edindiğim tecrübeler. Sonra 1.5 yıl boyunca gitmeyi hep istedim ama kendime güvenmiyordum İngilizce seviyemden dolayı sonra bir şey fark ettim bir şey yapmak için çok düşünüp harekete geçmeyi ihmal ettiğimizde durduğumuz yerde saymaktan başka bir şey yapmıyoruz ve bende zincirlerimi kırarak nihayetinde bu cesareti kazandım sonrasında ilk adımımı atarak bu hayatımın en güzel serüvenine başlamış oldum.
Ailemin her dönemeçte arkamda olması benim için çok önemliydi. AIESEC ile alakalı yaptığım her işte arkamdaydılar ve bendeki gelişimi görüyorlardı bu da onları mutlu ediyorlardı. Onlara bir anda yurt dışına çıkacağımı söylediğimde biraz şaşırmışlardı fakat tereddüt etmeden kararıma saygı duyup yine yanımda olmuşlardı. Bu aşamada herşey çok hızlı gelişti ve 2 hafta sonra Sırbistan’a doğru yola çıkmıştım.

Gitmeden önceki tek korkum İngilizce değildi aslında sonuç olarak daha önce yurtdışına çıkmamıştım ve benim için sadece bir hayal olmaktan öte gidemeyen yurt dışına çıkacaktım. İnsanın bir yerden sonra yapabileceklerini kendi kendine engellediğini fark ettim bende bu yüzden yurt dışına çıkma planımı sürekli erteliyordum fakat sonra gördüm ki önüme koyduğum engel kendimmişim.
Normalde annem ve babam bana her zaman öğretmen ol derlerdi ve ben öğretmenlik mesleğini hiç sevmeyen bir insandım. Projem dahilinde ise lise öğrencilerine bir takım konularla bilgi verip onları bilinçlendirmeye çalışıyordum. Projemin ilk gününden gördüğüm sıcak tutum ve öğrencilerin bana dikkatlice bakıp benden bir şeyler almak istiyor olmaları beni harika hissettirdi nitekim İngilizcem üst düzey değildi fakat en önemli şey bu değildi önemli olan benim ve insanların kendini geliştirmek istemeleriydi. İnsanlarla etki etmenin ne denli harika hissettirdiğini inanın anlatamam.
Sırbistan’a ayak bastığım ilk zamanlar o şehri ve inanları tanımadığım için yalnızlık problemi yaşamıştım. İnsanlarla tanışıp kaynaştıktan sonra ise her zaman AIESEC yanımdaydı ve harika bir ortam içerisinde projemi yürütme şansı yakaladım.
İnsanların hayatlarında farklılık yaratmanın, onlara bir yol göstermenin ne kadar ne kadar güzel bir duygu olduğunu hatırladım. Bu tecrübe ile kendimi insanlara daha fazla yardımcı olmaya adadım diyebilirim. Projem dahilinde etkileşim halinde olduğum herkesin düşüncelerinde küçücük bir farklılık oluşturduysam ne mutlu bana.
İnsanların hayatlarında farkındalık yaratmanın, onlara bir yol göstermenin ne kadar güzel bir duygu olduğunu anladım. Bu etki ile artık insanlara daha fazla yardımcı olmaya adadım kendimi diyebilirim. Projemdeki öğrencilerin hatta konuştuğum herkesin düşüncelerinde küçücük de olsa bir farklılık oluşturduysam; onların bu bilgileri de başkalarına aktarmasıyla bir kelebek etkisi misali yayılıp dünyaya dahi yayılabileceğini düşünecek kadar ufkumu genişletti Global Citizen.
Rahmi FIRTIN, Sırbistan

 

Herkesin bir hikayesi vardır, senin ki anlatmaya değer olsun!

Hayaller vardır insanların hayatlarını değiştirir. Hayaller vardır dünyayı değiştirir. Sizleri dünyayı değiştirmek için hayal kurmaya davet ediyorum!

Peşinden gidilesi hayaller!

Yıl 2012’nin Ekim ayıydı. Üniversiteyi yeni kazanmış kendimi hazırlık binasının koridorlarında rüzgarda pervasızca oradan oraya savrulan bir uçurtma hissediyordum. Farklı bir arayış içindeydim, bir şeyler değişmeliydi artık. Çoğu öğrencinin yaptığı gibi birkaç farklı öğrenci kulübüne katıldım ancak onlar da beklediğim gelişimi bana sağlamakta yetersiz kalmıştı.

Yine bir gün okulun koridorlarında gezerken bir stant gördüm. Standın üzerinde AIESEC yazıyordu. Stantta bekleyen görevlinin yanına gittiğimde daha bu organizasyonun ismini bile doğru telaffuz edemediğimi anladım. Kaydımı bırakırken de dünyanın en büyük öğrenci platformunu keşfettiğim aklımın ucundan bile geçmiyordu.
Bundan sonra yazacaklarım beni tam anlamıyla değiştiren, hayat vizyonumu bana kazandıran, içinde yaşamak ve liderlik etmek istediğim dünyayı bana keşfettiren bu organizasyon sayesinde olacaktı. İşte ben bu güzel serüveni bir cümle ile taçlandırıyorum “Herkesin bir hikayesi vardır, senin ki anlatmaya değer olsun!”.
AIESEC ofisinde gerçekleşen o ilk tanışma toplantısından sonra içimde değişik hiç tatmadığım bilmediğim duygular hissetmiştim. Bu toplantıda takım liderim, “Evet dünyayı değiştirebilirsiniz, bunun için başbakan ya da cumhurbaşkanı veya tanınan kişi olmanıza gerek yok.” demişti. AIESEC kariyerim boyunca her gün, her saat, her dakika da bunu hissettim. Serüvenim bu düşünce ışığında domino etkisi yaratmaya başlamıştı artık. Liderlik ettiğim her insanda, her takımda, her toplulukta yarattığım etki başka etkilere yol açıyordu.

AIESEC Kariyerim boyunca sosyal sorumluluk projeleri yürüttüğümüz bir departmanda çalıştım. Dönüp arkama baktığımda farklı ülkelerden, kıtalardan 350’den fazla yabancıyla arkadaşlık kurmuşum. İlk günlerde bu insanlara adımı söyleyemeyen ben, yabancı arkadaşların katıldıkları projelere liderlik etmeye başlamıştım. 70’i aşkın farklı kültürü tanıdım ve tanıdığım her kültür beni farklı bir Tugay yaptı.
Neler kazandın derseniz ise, ben kazandıklarımın hepsini yazmaya kalksam sanırım sayfalar dolu şey yazabilirim fakat bu bile az kalacaktır. Abartıyor diyebilirsiniz ama size bir anımı anlatarak sözlerime son vermek istiyorum.
2014 yazında “Dünya Bize Katılıyor” projesini yürütüyorduk. Kamp alanı dediğimiz bir toplantı salonunda liseli gençler İngilizcelerini geliştiriyor ve belli başlı etkinliklerle toplumsal konular üzerine tartışıyorlardı. 35 – 40 tane yabancı arkadaşımız bu proje için gelmişti. Havanın sıcak ve boğucu olmasına rağmen herkes çok eğleniyor ve inanılmaz bir tecrübe yaşıyordu. Bir gün salonda farklı bir durum vardı ve salonun arkalarına doğru gittikçe bu farklılığı daha da çok hissettim. Rus ve Ukraynalı iki arkadaşımız birbirlerine sarılmış ağlıyorlardı. Hemen yanlarına gidip sorunun ne olduğunu sordum fakat cevap yoktu. O an hayatımın en zor ve bir o kadarda duygulu anı olacağından habersizce sorumu tekrarladım ve yanlarına bir sandalye çektim. Çat pat yanıt vermişlerdi ama anlayamamıştım tekrarlattım ve o an üzerime kaynar sular döküldü. Ukrayna ve Rusya savaştaydı. Ukraynalı arkadaşımızın yaşadığı şehir bombalanmıştı ve kimse bölgeyle ilgili son durumu bilmiyordu. Telefonlar çekmiyor ve ailesine de bir türlü ulaşamıyordu. İşte o an AIESEC’in ne kadar büyük bir platform olduğunu anladım. Ailesi ve şehri zarar gören kişi Ukraynalıydı peki onu teselli eden kimdi? O da bir Rus’tu. İkisinin de ağzından dökülen tek cümle “Devletlerimiz her ne kadar savaş halinde olsa da, biz kardeşiz.”.

İşte sadece bu anıdan bile benim gerçekte neler kazandığıma dair her şeyi bulabilirsiniz. Son sözümse “Hayaller vardır insanların hayatlarını değiştirir. Hayaller vardır dünyayı değiştirir. Sizleri dünyayı değiştirmek için hayal kurmaya davet ediyorum!”.

Tugay Hocek, Kocaeli