Dominik Cumhuriyetinde Var Olmanın Tek Yolu Survivor Mı?

Survivor Adası’nda!

Survivor, günümüzün kuşkusuz en çok konuşulan yarışmalarından biri. Zorlu hayat koşullarında, Yurt Dışında Sosyal Sorumluluk ve Kurumsal Staj deneyimi yaşamış kişilerin elde etmiş oldukları Liderlik tecrübeleriyle, Survivor adasından nasıl başarı ile ayrılacaklarını düşündük.

Nasıl mı?

Dosyamız açılsın o zaman!

1) Bu adaya gitmek ilk olarak cesaret ister.

Global Talent olmuş bir kişi alışkın olduğu çalışma ortamından kariyerine yön vermek adına başka bir kültüre, başka bir ülkeye taşınır.
Hemde 6 – 12 Ay kalmak üzere.
Survivor adası onun için nedir ki!

2) Global Citizen deneyimi yaşamış bir kişinin ada koşullarında çok zorlanmayacaktır!

Daha önce kendi konfor alanından çıkmış, farklı bir ülkede hiç alışkın olmadığı şeylerle tanışmış ve döndüğünde ‘Hayatımın en güzel günleri..’ diyerek başlayacağı cümlelerin sahibinden bahsediyoruz.

3) Ada hayatında bir arada bulunduğunuz insanlarla anlaşmanız gerekmektedir.

Ehehe! Ada hayatı zorlu, Turabi daha zorlu.
AIESEC’in sunmuş olduğu Yurt Dışı Fırsatlarından yararlananların kazandığı deneyimlerden belki de en güçlüsü. Anlaşabilmenin yolu iletişimden geçer.

4)AIESEC ile yurt dışını keşfeden öğrenciler; takım olma duygusunu her anlarında hisseder,
bulundukları takımların oyunları kazanması için her şeylerini verebilirler.

Soruyoruz şimdi.
Veriyorlar mı peki gerçekten?

5)Adada takım olmak çok önemlidir.

Yurt Dışı Stajlarında yer aldığınız zaman, yaptığınız her iş size takım olabilmeyi sunar. İster bu takımın lideri, ister üyesi olun. Takım olma bilincini oturtmuş olmak sizi her zaman bir adım öne geçirir!

Dominik Cumhuriyeti’nde Yer Almanın Tek Yolu Survivor değil!

Şimdi Kayıt Ol!

[contact-form-7 404 "Not Found"]

Üniversitede Neden AIESEC?

Hep diyoruz ‘’AIESEC, 128 ülkede 67 yıldır faaliyet gösteren öğrenci organizasyonudur.’’ diye ve üniversite yıllarınızı AIESEC ile dolu dolu yaşayabilmenizden bahsediyoruz.
Peki ama neden AIESEC?

1) Dünyanın En Büyük Öğrenci Organizasyonu olduğu için.

Bu size dünyanın her yerinde sizinle aynı amaç için çalışan binlerce insanı ifade eder.

2) Dünya barışını hedefleyen ve bunun için gerçekçi adımlar atan bir organizasyon olduğu için.

Bugünün liderleri olarak geleceğe bırakabileceğimiz en önemli miras ‘’Dünya Barışı’’ olsa gerek.

3) Dünya ile buluşmana imkan sağladığı için.

Gerek sağladığı staj imkanları gerekse uluslararası organizasyonları ile dünyanın dört bir yanını tanımanı sağlar.

4) Gönüllü bir organizasyon olduğu için.

AIESEC, gönüllülük üzerine kurulmuş bir liderlik organizasyonudur. AIESEC çatısı altında yaptığınız faaliyetler, sizlerin gönüllü olarak sağladığınız katkılardan oluşur.

5) AIESEC, Profesyonel İş Hayatına girmeni sağladığı için.

AIESEC, 1954’ten beri varlığını devam ettirebilen ve her geçen gün tanınırlılığını arttıran bir kurum. Bunu sağlayabilmek için de kurumsallığı her zaman ön planda tutar. Bu da üniversite sonrasındaki iş hayatını tanımanı ve kendini göstermeni sağlar.

Şimdi Kayıt Ol!

[contact-form-7 404 "Not Found"]

Revolution Karakterleri Global Citizen Olsaydı Nasıl Olurdu?

Art arda bölümlerini izlemeye doyamadığımız, bitmesine kahrolduğumuz. Neden bittiği üzerine arkadaşlarımızla tartışmalara girdiğimiz Revolution dizisinin karakterleri bir gün gelip de Global Citizen programına katılsalardı, acaba nasıl bir şey ortaya çıkardı?

1)Miles Matheson

Yalnızlığı, tek yumruk olmayı hayat felsefesi haline getirmiş bir insan Miles. Dünyaya en büyük zararı veren insanlardan biriyken bir anda hatasından dönüp aksine dünyayı daha iyi bir yer yapabilmek adına çabalayan kişiye dönüşebilen biri Miles. Güçlü karakteri ve devletleri yönetebilecek Liderlik vasfı ile bizce Miles Global Citizen programına katılarak dünyaya büyük bir etki edebilir.

2)Charlie Matheson

Küçük yaşta annesini kaybeden ve ailesinin bütün sorumluluğu alan Charlie daha çocukluktan sorumluluk bilinci gelişen biri haline gelmiş biri olarak karşımıza çıkıyor. En başından itibaren özverili, samimi tavırları ile bizi iki sezon boyu kendine hayran bırakan Charlie’nin Global Citizen ile gittiği her ülkede dünya barışına katkı sağlayacağından hiç şüphemiz yok.

3)Rachel Matheson

Rachel dizide gözümüze tehlikeli görünse de aslında içinde ne kadar iyi bir insan olduğunu ilerleyen bölümlerde görüyoruz. Dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek amacıyla yaptığı buluş yanlış ellere düştüğü için büyük şanssızlık içerisinde ama o da büyük özveri göstererek her şeyi düzeltmek adına çok çaba harcıyor. Bizce o büyük zekası ile Global Talent programına dahil olarak hem yurtdışındaki hem de kendi ülkesindeki şirketleri geliştirerek dünyaya büyük katkılar sağlayabilir.

4)Sebastian Monroe

Dizideki en kötü karakterimiz oluyor kendileri. Ama şunu biliyoruz ki her şeyin başlangıcında çok iyi bir insandı. Miles’a uymasaydı hiç kötü biri olmayacaktı belki de. Kötülüğe karşı duran bir insan iken kötülüğü yapan biri haline gelmesi onun suçu değildi. Bizce bütün suç etrafında olan insanlarda, her şeye tekrardan başlasaydı her şey daha güzel olacaktı. O engin liderlik vasfıyla koskoca bir devlet kurabilen ve yönetebilen biri olan Bass’ın Global Citizen ile insanların hayatlarını değiştireceğinden hiç şüphemiz yok.

5)Aaron Pittman

Kesinti olmadan önce çok zengin bir iş adamı olan Aaron , kesintiden sonra belki de uyum sağlamakta en çok zorlanan kişi. O kibar mizacı, iyimser tavırlarıyla bize kendini dizi bitene kadar çok sevdiren Aaron gittiği her ülkede eminiz ki zekasıyla herkesi kendine hayran bırakacaktır. Zekasının yanında yardımseverliği ve kesinti sonrası insanları eğitmek için gönüllü öğretmen olması onu Global Citizen için biçilmiş kaftan yapıyor!

Şimdi Kayıt Ol!

[contact-form-7 404 "Not Found"]

İnsanların Buraya Kattıklarının Daha Fazlasını Buraya Katmak

Merhabalar,

Ben Bensu
AIESEC hayatım, lise yıllarımda Dünya Bize Katılıyor projesine katılmam ile başladı. Öğrenci olarak katıldığım Dünya Bize Katılıyor projesinden, yaklaşık 5 yıl sonra AIESEC’in sunmuş olduğu Global Citizen stajı nı gerçekleştirdim. Bir zamanlar Dünya Bize Katılıyor ile hayatımı değiştiren o stajyerlerin yerine bu sefer ben geçip, o insanların hayatlarını etkiledim. Sonrasında Ankara’ya döndüğümde AIESEC’te gönüllü olarak çalışmaya başladım. Başlangıçtan beri olduğum takımda şu an bir Lider olarak çalışmaktayım.

Ne ara oldu, Nasıl oldu..
AIESEC Ankara’ya, Bu Sarı Ev’e, bu kuruma ve insanlara..
Nasıl bu kadar bağlandım hiç bilmiyorum. Tek bildiğim 5 sene önce coğrafya öğretmenim bana AIESEC’ten bahsetmeseydi şu an belki de ailem dediğim insanlarla tanışamayacaktım. Ne zaman moralim bozuk olsa AIESEC ailesinin desteğini hep arkamda hissettim. Gelenekleriyle olsun, duruşuyla olsun Türkiye’de de bir adım öne çıkan AIESEC Ankara’da tek amacım, benden önceki insanların buraya kattıklarını hatta daha fazlasını buraya katabilmek.

Her şey için teşekkürler AIESEC!

Bensu ÇEL,Ankara

Haritada Yerini Bilmediğim Ülkelerden Arkadaşlarım Oldu

Hangi birini anlatsam…
Benim AIESEC maceram arkadaşımın yerine gittiğim toplantıyla başladı. Üniversite hayatımın her senesinde farklı bir şeylerle uğraşmak istiyordum. Toplantıdan sonra ikinci senemde ne ile uğraşacağımı bulmuştum.
Kapısından girdiğiniz anda her yönüyle sizi çeken, sanki farklı bir dünyaya adım attığınızı hissettiren bir şubeye gelmiştim. Bir anda İzmir’in her üniversitesinden neredeyse her bölümünden arkadaşım olmuştu ama tabii ki bununla sınırlı değildi: takım üyesi olduğum bir proje ile yurt dışından öğrenciler gelmişti ve bir anda haritada yerini bilmediğim ülkelerden arkadaşlarım olmuştu. Hepsiyle hala konuşuyorum, hepsini çok özlüyorum. Herhalde o ülkelerde her zaman çalacak bir kapım olduğunu anlamışsınızdır.

Şimdi ise AIESEC maceramın belki de dönüm noktası olabilecek başka bir proje için çalışıyorum. Gönüllü çalışmak için gelecek olan yabancı arkadaşlarımızla tanışmak için sabırsızlanıyorum. Yakında Dünya’nın her yerinden bambaşka insanların hikayelerini dinleyecek ve yine insanı insan yapan şeyin dil, din, ırk, cinsiyet olmadığını anlayacağım.
Her zaman tekrar edebilirim, aslında ne kadar tekrar etsem de yetmeyecek ama; teşekkürler AIESEC.

Merve AKINCI,İzmir

Takım Ruhunun Yepyeni Bir Boyutunu Öğrendim

Eylül ayında ömrümde ilk kez benim için yepyeni bir şehir olan İzmir’e adımımı atmıştım. AIESEC hayatım başlamadan önce hayatında sürekli sorunlardan kaçan birisiydim. Yeni bir şehir benim için yeni bir olanak, yeni bir fırsat demekti ve benim için bu fırsat AIESEC oldu. Burada yepyeni bir aile, yepyeni bir çevre edinebileceğimi nereden bilebilirdim ki? AIESEC yolculuğuma Ekim ayında İş Geliştirme takım üyesi olarak başladım. Burada gerçekten iş dünyasında neler olduğunu, orada nasıl davranmam gerektiğini ve nasıl aksiyon adımı alabileceğimi öğrendim. Sonra biraz farklı bir tecrübe edinmek istediğimi düşünüp gelen taraflı kurumsal stajlar takım üyeliği yaptım. Burada yurt dışından insanlarla tanışıp yepyeni kültürleri tanıma şansı buldum. Sonrasında Global Citizen takım üyeliği yaptım ve insanlara AIESEC’i tanıtma şansı buldum. Bu üç tecrübe sonucunda söyleyebilirim ki, AIESEC’te takım olmanın ne demek olduğunu ve takım ruhunun yepyeni bir boyutunu öğrendim. Takımın aslında aile demek olduğunu o zamana kadar bilmiyordum. Sonra bu çıtayı biraz daha yükseltmeliyim diye düşündüm ve hala da yürüttüğüm giden sosyal sorumluluk projelerinden sorumlu direktör görevine geldim. Aslında ne kadar kararlı olduğumu bu tecrübe sayesinde öğrenme şansı buldum ve bunun farkına vardıktan sonra artık olumlu yönde hareket etmeye başladım. Kendi takım liderliği tecrübemi yaşıyorum ve kesinlikle unutulmaz anlarım oldu. Her gün insanların hayatına etki etmenin gururunu yaşıyorum ve her gün bunların üzerine bir yenisi daha eklenmeye devam ediyor.

AIESEC benim için tabii ki yalnızca takımımla alakalı değil. Burada yepyeni insanlarla tanışma fırsatı buldum. Daha önce hayatımda görmediğim samimiyeti ofisteki insanlarda bulmuştum. Açık konuşmalıyım, başta çok şaşırmıştım fakat sonradan fark ettim ki, ben de onlardan biri olmuşum. Asıl insanlığın birbirine yardım etmekte olduğunu öğrendim. AIESEC benim için aile kavramına yepyeni bir boyut kazandırmıştı. Bu aile için gerek uykusuz kaldım, gerekse yorgunluktan adım atamayacak hale geldim ama hiç biri için pişman değilim ve iyi ki de yapmışım diyorum. AIESEC benim karamsar düşüncelerimi bir kalemde sildi attı. Hayatımdaki olaylarda doğru karar vermemi sağladı ve bana cesur olmayı öğretti. Kendime olan güvenimi burası sayesinde yeniden buldum. Burası bana Türkiye’nin ve Dünya’nın her tarafından arkadaşlıklar edindirdi ve bana ‘Dünya vatandaşı’ olduğumu hatırlattı. Anlık bir kararla başladığım bu serüvenin benim için ne kadar yararlı olduğunun bilincindeyim. AIESEC sayesinde artık geleceğe yepyeni bir bakış açım var ve inanıyorum ki burası sayesinde kendimi geliştirmeye ve diğer insanların hayatına olumlu yönde etki etmeye devam edeceğim.
Kısacası AIESEC’de hangi ülkeden, hangi şubeden olursanız olun. Çok büyük bir ailenin içindesiniz ve sizde diğer herkes gibi çok değerlisiniz.

Alper POYRAZ,İzmir

Hayatınıza Yön Vermeye Ve Dünyaya Etki Etmeye Başlayın!

İnsanların hayatında geleceği adına köşe taşları olur. Kendisinin fark ettiği, yolunu şekillendirebildiği ve önünü görebildiği. AIESEC benim için bunların tam olarak karşılığı.

AIESEC hayatıma Ekim 2014’te başladım ve girdiğim ilk günden itibaren de sorumluluk duygusunu fazlasıyla tattım. Sorumluluk neden bu kadar önemli diye soruyorsanız, alınan her sorumluluk sizin kendinizi tanımanızı ve fark etmenizi sağlıyor diyebilirim. Neleri başarıp ,nelerin üstesinden gelebileceğinizi yahut nelerde başarısız olduğunuzu görüyorsunuz. Var olan birçok fonksiyonel de yolunuzu şekillendirmeniz de büyük katkılar sağlıyor. Ayrıca uluslararası bir platformda olmak sizin dünyayı yakından takip etmenizi sağlıyor ve bu dünyaya nasıl etki edebileceğiniz konusunda da yol gösteriyor. Tüm bunları öğretirken gerçekten ‘’barış’’ gibi bir amaca hizmet etmenin de haklı gururunu yaşıyorsunuz. Çünkü yaptıklarınızın karşılığını insanlar üzerinde bıraktığınız pozitif etkilerden anlıyorsunuz.

Ben AIESEC hayatıma takım liderimin ‘’İnisiyatif almaktan ve hata yapmaktan çekinmeyin.’’ sözü ile başladım. AIESEC’in, bu sözü gerçekten yaşatabilecek bir ortam oluşturduğuna emin olabilirsiniz. Siz de hayatınıza yön vermeye ve dünyaya etki etmeye başlayın!

Aysun Betül DEMİRTAŞ,Ankara

Hayatımın En Güzel Deneyimlerinden Biri: Global Citizen!

Hayatımdaki en önemli dönüm noktalarından biri ne diye sorsalar tereddüt etmeden AIESEC ile tanışmak derim. AIESEC’den önce hiç yurt dışı deneyimim olmamıştı ve bir projede görev alıp dolu dolu bir yaz geçireceğim aklıma gelmezdi ama hepsi gerçeğe dönüştü.

2014 yazında Bălți, Moldova’da sosyal sorumluluk projesinde gönüllü çalıştım. “Summer Camps” projesi altında oradaki çocuklara İngilizce eğitimi verdim. Çocuklara daha iyi iletişime geçebilmek için Rusça ve Romence öğrenme fırsatımız oldu. Ayrıca onlarla yaptığımız el işi çalışmaları ve boyamalar eğlenceli dakikalar geçirmemizi sağladı. 8’inden 18’ine kadar her yaş grubunu içeren projede, takım arkadaşlarımla onlara hem kendi kültürlerimizi tanıttık hem de onların gözünden değişik ülkelerden insanlarla birlikte olmanın nasıl bir deneyim olduğunu öğrendik. Çoğumuz ilk defa yurt dışına çıktığı için zaman zaman aksaklıklar da olmadı değil ama bunlarla nasıl baş edileceğini hep beraber öğrendik. Bu gibi durumlarda kendimizi daha iyi tanıma fırsatı bulduk. Aslında bizde olan ama ortaya çıkaramadığımız yeteneklerimizi nasıl kullanabileceğimizi gördük.
Boş zamanlarımızda en büyük eğlencemiz Moldova’nın kültürünü ve doğasını keşfetmekti. Yeşil ülke olarak tanımlayabileceğim Moldova’nın inanılmaz güzelliklerini gördük. Yaklaşık 7 haftalık stajım boyunca hepimiz AIESEC ailesinin birer parçasıydık ve Bălți bizim ikinci evimiz olmuştu.
İyi ki yapmışım dediğim ve ileride mutlaka tekrarlamak istediğim bu tecrübe için AIESEC İzmir ailesine teşekkür ederim!
Yasin Sinan Kayacan, Moldova

Erişilmez Bir Deneyim Ve Eşsiz Bir Farkındalık

“Hayatında olmayan bir şeyin eksikliğini ancak onunla tanıştığım zaman farkedebilirsin.” demişti bir film karakteri.

Denizin derin mavisini seven ama yüzmeye cesaret edemeyen biri gibi ya da rüzgarı teninde hissetmek isteyen ama bisiklete binmeye korkan bir çocuk gibi.

İşte bu ilk adımı atma cesaretini bir kere gösterebilirsek, hayatımızın sonuna kadar erişilmez bir deneyim ve eşsiz bir farkındalık yaratmış oluruz.

İsmim Merve.
Ankara’da Hacettepe Üniversitesi’nde okuyorum.
Hazırlığı ikinci döneminde atlayıp,hemen ardından birinci sınıfın,ikinci dönemine başlayan Merve.
Yukarıda bahsettiğim cesaret deneyimini, ben AIESEC için gösterdim. Tam hayatımda bir çok şeyden ödün verdiğimi düşündüğüm esnada, aslında kendime bir çok şey kattığımı farkettim.
Her üniversite öğrencisinin ne yazık ki farklı ülkere seyahat edebilme gibi bir imkanı olmayabiliyor. Ama şubemizd başlatılan projeler sayesinde yabancı kültürleri tanımış oluyoruz. Bunun en büyük artısı da sadece yaşadığımız ülkenin değil dünyadaki hal ve düzenin farkında olan bir birey haline geliyoruz. Kurduğumuz kuvvetli bağlar sayesinde de bir çok ülkenin kapısı bize de açılmış oluyor aslında.
AIESEC bize başladığımız bir işte yaptığımız hatalar sonucunda pes etmek yerine, o hataların üzerine gitmeyi ve ders çıkarmayı öğretiyor.
AIESEC öğrenci topluluğundan öte bir ailedir.
Bu kocaman ailenin içinde bireysel olarak hareket etmek yerine paylaşmayı, bir işe gerçek anlamda gönül vermeyi ve birbirimiz için fedakarlık yapmayı öğreniyoruz.
Bana kattıkları için AIESEC’e ne kadar teşekkür etsem az.
Umarım benim gibi ilk adımı atma cesaretini gösteren bir çok insanın hayatına etki edebilirim.

Merve Gülmüş, Ankara

Bizim Mutfakta Her Kıtadan Yemek Pişmiş

Host aile deneyimi tıpkı seyahat etmek gibi. Dünya’nın bağımlılık yapan en güzel deneyimlerinden biri ve yurt dışına çıkmak kadar hayat değiştirebiliyor bence. Birçok kere evinde yabancı öğrenci misafir etmiş biri olarak bunu çok net söyleyebilirim. O insanla evinizi, bazen odanızı, zamanınızı paylaşıyorsunuz. İki günde dost olup, altı haftada kardeş olabiliyorsunuz.
Lise 1. sınıfta, AIESEC projesi için gelen Endonezya’lı bir arkadaşım Icha’yı evimde konuk ettim. Daha sonra AIESEC ve daha çeşitli programlarla da hostluk deneyimi yaşadım. Brezilya’dan arkadaşlarım oldu, Japonya’dan arkadaşlarım oldu, İngiltere’den, Pakistan’dan… Beraber evi de süpürdük, ders de çalıştık, dışarıda da dolaştık. Sonra bir de baktım bizim mutfakta her kıtadan yemek pişmiş.

Yabancı birine ev sahipliği yapmak öyle bir şey ki, bir anda günlük hayatınıza yepyeni biri katılıyor. Sadece siz onunla arkadaş olmuyorsunuz, arkadaşlarınız da oluyor. Rahat diyalog kuramıyorsunuz bazen, kültürel farklılıklarınız var ve daha nice bariyerler. Ama bunların hiçbiri o insanı tanımanızı, onun sizi tanımasını engellemiyor. Çünkü belki de bu farklılıklarınız sayesinde daha anlayışlı oluyorsunuz.
Her ülkede bir eviniz olmasını geçin, bazen bu insanlar sizin kendi ülkenizde bilmediğiniz şeyleri size gösteriyorlar, onlar sayesinde hiç yaşamadığınız şeyleri deneyimlemek için nedeniniz oluyor. Böyle bir tecrübeden daha eğlenceli ne olabilir ki!
Eylül Beyazıt