Hayatımın En Güzel Deneyimlerinden Biri: Global Citizen!

Hayatımdaki en önemli dönüm noktalarından biri ne diye sorsalar tereddüt etmeden AIESEC ile tanışmak derim. AIESEC’den önce hiç yurt dışı deneyimim olmamıştı ve bir projede görev alıp dolu dolu bir yaz geçireceğim aklıma gelmezdi ama hepsi gerçeğe dönüştü.

2014 yazında Bălți, Moldova’da sosyal sorumluluk projesinde gönüllü çalıştım. “Summer Camps” projesi altında oradaki çocuklara İngilizce eğitimi verdim. Çocuklara daha iyi iletişime geçebilmek için Rusça ve Romence öğrenme fırsatımız oldu. Ayrıca onlarla yaptığımız el işi çalışmaları ve boyamalar eğlenceli dakikalar geçirmemizi sağladı. 8’inden 18’ine kadar her yaş grubunu içeren projede, takım arkadaşlarımla onlara hem kendi kültürlerimizi tanıttık hem de onların gözünden değişik ülkelerden insanlarla birlikte olmanın nasıl bir deneyim olduğunu öğrendik. Çoğumuz ilk defa yurt dışına çıktığı için zaman zaman aksaklıklar da olmadı değil ama bunlarla nasıl baş edileceğini hep beraber öğrendik. Bu gibi durumlarda kendimizi daha iyi tanıma fırsatı bulduk. Aslında bizde olan ama ortaya çıkaramadığımız yeteneklerimizi nasıl kullanabileceğimizi gördük.
Boş zamanlarımızda en büyük eğlencemiz Moldova’nın kültürünü ve doğasını keşfetmekti. Yeşil ülke olarak tanımlayabileceğim Moldova’nın inanılmaz güzelliklerini gördük. Yaklaşık 7 haftalık stajım boyunca hepimiz AIESEC ailesinin birer parçasıydık ve Bălți bizim ikinci evimiz olmuştu.
İyi ki yapmışım dediğim ve ileride mutlaka tekrarlamak istediğim bu tecrübe için AIESEC İzmir ailesine teşekkür ederim!
Yasin Sinan Kayacan, Moldova

Erişilmez Bir Deneyim Ve Eşsiz Bir Farkındalık

“Hayatında olmayan bir şeyin eksikliğini ancak onunla tanıştığım zaman farkedebilirsin.” demişti bir film karakteri.

Denizin derin mavisini seven ama yüzmeye cesaret edemeyen biri gibi ya da rüzgarı teninde hissetmek isteyen ama bisiklete binmeye korkan bir çocuk gibi.

İşte bu ilk adımı atma cesaretini bir kere gösterebilirsek, hayatımızın sonuna kadar erişilmez bir deneyim ve eşsiz bir farkındalık yaratmış oluruz.

İsmim Merve.
Ankara’da Hacettepe Üniversitesi’nde okuyorum.
Hazırlığı ikinci döneminde atlayıp,hemen ardından birinci sınıfın,ikinci dönemine başlayan Merve.
Yukarıda bahsettiğim cesaret deneyimini, ben AIESEC için gösterdim. Tam hayatımda bir çok şeyden ödün verdiğimi düşündüğüm esnada, aslında kendime bir çok şey kattığımı farkettim.
Her üniversite öğrencisinin ne yazık ki farklı ülkere seyahat edebilme gibi bir imkanı olmayabiliyor. Ama şubemizd başlatılan projeler sayesinde yabancı kültürleri tanımış oluyoruz. Bunun en büyük artısı da sadece yaşadığımız ülkenin değil dünyadaki hal ve düzenin farkında olan bir birey haline geliyoruz. Kurduğumuz kuvvetli bağlar sayesinde de bir çok ülkenin kapısı bize de açılmış oluyor aslında.
AIESEC bize başladığımız bir işte yaptığımız hatalar sonucunda pes etmek yerine, o hataların üzerine gitmeyi ve ders çıkarmayı öğretiyor.
AIESEC öğrenci topluluğundan öte bir ailedir.
Bu kocaman ailenin içinde bireysel olarak hareket etmek yerine paylaşmayı, bir işe gerçek anlamda gönül vermeyi ve birbirimiz için fedakarlık yapmayı öğreniyoruz.
Bana kattıkları için AIESEC’e ne kadar teşekkür etsem az.
Umarım benim gibi ilk adımı atma cesaretini gösteren bir çok insanın hayatına etki edebilirim.

Merve Gülmüş, Ankara

Bizim Mutfakta Her Kıtadan Yemek Pişmiş

Host aile deneyimi tıpkı seyahat etmek gibi. Dünya’nın bağımlılık yapan en güzel deneyimlerinden biri ve yurt dışına çıkmak kadar hayat değiştirebiliyor bence. Birçok kere evinde yabancı öğrenci misafir etmiş biri olarak bunu çok net söyleyebilirim. O insanla evinizi, bazen odanızı, zamanınızı paylaşıyorsunuz. İki günde dost olup, altı haftada kardeş olabiliyorsunuz.
Lise 1. sınıfta, AIESEC projesi için gelen Endonezya’lı bir arkadaşım Icha’yı evimde konuk ettim. Daha sonra AIESEC ve daha çeşitli programlarla da hostluk deneyimi yaşadım. Brezilya’dan arkadaşlarım oldu, Japonya’dan arkadaşlarım oldu, İngiltere’den, Pakistan’dan… Beraber evi de süpürdük, ders de çalıştık, dışarıda da dolaştık. Sonra bir de baktım bizim mutfakta her kıtadan yemek pişmiş.

Yabancı birine ev sahipliği yapmak öyle bir şey ki, bir anda günlük hayatınıza yepyeni biri katılıyor. Sadece siz onunla arkadaş olmuyorsunuz, arkadaşlarınız da oluyor. Rahat diyalog kuramıyorsunuz bazen, kültürel farklılıklarınız var ve daha nice bariyerler. Ama bunların hiçbiri o insanı tanımanızı, onun sizi tanımasını engellemiyor. Çünkü belki de bu farklılıklarınız sayesinde daha anlayışlı oluyorsunuz.
Her ülkede bir eviniz olmasını geçin, bazen bu insanlar sizin kendi ülkenizde bilmediğiniz şeyleri size gösteriyorlar, onlar sayesinde hiç yaşamadığınız şeyleri deneyimlemek için nedeniniz oluyor. Böyle bir tecrübeden daha eğlenceli ne olabilir ki!
Eylül Beyazıt

 

Ben De Bir Global Citizen’ım

Merhabalar ben Ahmet, 2015 yılı sömestrda AIESEC ile Yunanistan’da Young Power projesine katılarak gönüllülük faaliyetlerinde bulunma fırsatına sahip oldum. Hayat boyu unutulmaz bir tecrübe olduğunu itiraf ederek başlamak istiyorum. Yunanistan’ın Selanik şehrine İstanbul’dan yaptığım otobüs yolculuğu ile sabah 7:30’da vardım ve sıcak bir gülümseme ile karşılandım. Bu güzel başlangıç 6 haftalık mükemmel bir haftanın da habercisiydi aslında…
Global Citizen olmanın bana kattığı en önemli şey, farklı bir ülkede farklı dili konuşan insanlardan gelen gülümsemeyi görmekti. Beni hiç tanımadan, her yaptığım öneri, yorum ve davranışı sempati ile karşılayan bir ortamda bulunmaktı beni esas mutlu eden… Böyle anlayışlı bir ortamda bulunmak kişisel gelişimim açısından çok yararlı oldu. Projenin ilk haftasında farklı ülkelerden gelen tüm stajyerler olarak eğitimlere katıldık. Eğitimler boyunca sunum yapma, zaman planlaması yapma, Yunanistan, Yunan eğitim sistemi ve Yunan kültürü gibi pek çok konu hakkında pek çok bilgiyi eğlenceli bir şekilde öğrenerek, görev alacağımız okullar için tam anlamıyla hazır olduk.
Kalan 5 haftalık sürede iki kişilik ekipler halinde liselerde hem kendi kültürümüzü tanıttık hem de çeşitli alanlarda sunumlar yaptık. Benim ekip arkadaşım Brezilya’dandı ve ismi Gabriel’di. Liselerde yapacağımız sunumları her biri farklı milletten arkadaşlarımla hazırlamak farklı bakış açıları kazanmamı ve okullarda sürekli İngilizce konuşarak sunumlar yapmak ise iletişim yeteneğimi ve İngilizce konuşma becerimi önemli ölçüde geliştirdi. Özellikle Gabriel ile liselerde yaptığımız sunumlarda öğrencilerden aldığımız geribildirimler çok olumluydu ve hayli eğlendik.

Tabi ki Global Citizen olmak sadece çalışmak değil, farklı bir ülkenin kültürünü tanıyıp, seyahat etmekti. Selanik’te Atatürk’ün doğduğu evi ziyaret ettim. Ayrıca Meteora ve Atina’ya da Global Citizen’lar olarak gittik. Her ne kadar gittiğimiz yerler çok güzel olsa da, farklı milletlerden arkadaşlarımızla böyle geziler yapmak daha bir eğlenceliydi.
Selanik’te bulunduğum süre boyunca AIESEC ofisinde çalışan öğrencilerin evlerinde yani “Host Family” ile kaldım ve Yunanların gerçekten çok misafirperver olduklarını söyleyebilirim. Onlar Türk kültürünü daha yakından tanırken, ben ise Yunan kültürünü ve aile yaşantısını daha yakından öğrendim. Kültürün önemli bir parçasının da dans etmek olduğunu düşününce, Senegal’den Brezilya’ya oradan Yunanistan’a oradan Bosna-Hersek’e çeşitli ülkelerin müziklerini dinleyip, danslarını hep beraber denedik. Bende zeybek ve halay ile kendi ülkemin halk oyunlarını gösterdim. Hatta bir gece Yunanlı arkadaşların zeybekiko, benim de zeybek oynamam hoş bir tesadüf oldu.
Her güzel şey gibi, 6 haftada göz açıp kapayıncaya kadar geçti ve pek çok kültürü tanıyıp, güzel hatıralar ile ülkeme döndüm. Artık dünyanın farklı yerlerinde pek çok arkadaşım var ve ben de bir Global Citizen’ım.

Ahmet Gül,Yunanistan

Kilometrelerce uzakta bir kardeşe sahibim

Selamlar. Ben Elif. Başkent Üniversitesi’nde öğrenciyim.
Daha önce bir ailenin yanında kalmak bildiğim bir durumdu. Ama birini misafir olarak ağırlamak…
Bunu düşündüğüm zaman bana fazla zor geleceğini sanıyordum. Ta ki Sophie hayatıma girene kadar!
AIESEC’in gerçekleştirmiş olduğu uluslararası bir projede çok uzaklardan gelen biriydi Sophie.
Çin’den.

Farklı bir kültürden, bambaşka bir insan ile 6 hafta beraber yaşamak çok heyecan verici bir deneyimdi.
Ben odamı kimseyle paylaşmazdım. Ama onun rahatı için ‘Olur.’ dedim.
Ve şimdi o günleri düşündüğümde hep ‘İyi ki..’ diyorum. İyi ki Sophie geldi, iyi ki evimde kaldı.
Şimdi Çin ‘de, kilometrelerce uzakta bir kardeşe sahibim ben.
AIESEC hem ona hem de bize böyle harika bir fırsatı sundu.
Şimdi bütün arkadaşlarıma, hayatlarına böyle güzel bir ‘İyi ki’ eklemeleri için Sophie’yi anlatıyorum.
Çünkü biliyorum host aile olmak; başka bir kültürü tanımak ve yabancı dilini geliştirmek için işin en eğlenceli, en kolay fırsatı!
Teşekkürler Sophie! Teşekkürler AIESEC!

Elif Balaban, Ankara

 

Sadece Takım üyesi olarak gerçek bir lider olabilmeyi öğreniyorum.

Siz hiç özel bir günü organize etmekten mutlu oldunuz mu? Sevdiğiniz kişinin doğum gününü, herhangi bir haftasonu pikniğini ya da öylesine bir akşam gezmecesini…
Olmuştur.
Mutlu eder; çünkü bir grup insanı bir amaç uğruna bir araya getirip mutlu olduklarını görmek, hatta bence o ortam içerisinde yeni bilgiler öğrenebilmek gerçekten mutlu eder.

Peki ya bu organizasyonu, ismini bile okuyamadığınız; 2 gün öncesine kadar ülkesi hakkında fikir sahibi bile olmadığınız, anadilleri birbirinden farklı olan insanlarla yaptınız mı?
Ben yaptım.
Arkadaşlığımızın 3. gününde sinirli Ankara metrosu insanlarının içinde savaştan gelen Ukraynalılarla kahkahalara boğularak, büyük bir problemle karşılaştığımda Akdeniz ülkesi olduğunu unuttuğumuz sıcakkanlı, Mısır’dan gelen arkadaşımla birlikte ağlayarak, Türkiye’de arkadaşlarımın bilmediği ama benim o çok sevdiğim şarkıyı; haritada yerini gösteremeyeceğim Bahreyn’den gelen arkadaşımla birlikte bağırarak söyleyerek, Türk kahvesinin ne olduğunu duyduğu anda eşitsizliğin bol olduğu Brezilya’dan gelen arkadaşımla Türk kahvesi içerek, her zaman muhafazakar olduğunu düşündüğüm Pakistan’dan gelen arkadaşımla gece eğlenmelerine giderek ve bizim için anlaşılması mümkün olmayan Çin’den gelen arkadaşımla garip Çin yemekleri pişirerek yaptım ben bunları.

Ve işin komiği bu organizasyonu ben yönetmiyordum. Çünkü bir organizasyonu, oluşumu, topluluğu yönetebilmek için önce takım üyesi olmam gerektiğini AIESEC’te yaşayarak öğrendim.

Eğer şu an bir projenin lideri olarak anılıyorsam, takım üyeliğimin bir getirisidir. Bir liderin isteğini yerine getirme çabamın, takım arkadaşlarımla hep kolkola olabilmemin, sahada daha fazla bulunma gerekliliğimin, yaptığım işleri sadece takım adına yapma isteğimin eseridir. Yanlışları görebilecek yerde olmamın, başka çıkış yolları olması gerektiğini anlayabilmemin, farklı düşünmemin gerekliliğini farketmemin eseridir. Şu ana kadar ne öğrendiysem; lider, yönetici, emir veren, usta, başkan, organizatör gibi isimlerimin olmadığı saf takım üyesi olduğum zamanlarda öğrenmişimdir.

Son olarak ‘Sen AIESEC’ten ne kazanıyon yeaa??’ diye soran, arkadaş ortamları organizatörü, kendini yönetici bilen arkadaşlarıma cevabım şudur;
Ben, Sadece Takım üyesi olarak gerçek bir lider olabilmeyi öğreniyorum.

Emine GÜVEN,Ankara

”İyi ki yapmışım” dedirtecek bir deneyim yaşadım

Geçtiğimiz şubat ayında, Brezilyalı bir kız arkadaşımı evimde ağırlamıştım.
Hayatım boyunca ”İyi ki yapmışım.” dedirtecek bir deneyim yaşadım o bir buçuk ay boyunca. Hem ingilizceyi hayatımın bir parçası haline getirerek geliştirdim, hem de evimde benden çok daha farklı birini ağırlayarak her zaman elime geçmeyecek bu fırsatı değerlendirdim.
Danieli 2000 kilometre öteden, farklı bir kıtadan gelmişti.
Farklı bir kıta demek çok acayip bir şey şey aslında. Bilmediğiniz sadece haberdar olduğunuz bir yer Brezilya. Güney Amerika. 1 buçuk ay boyunca inanılmaz güzel hikayelerimiz oldu Danieli ile.

Havaalanından geldiğinde ilk karşılaşmamızda, onun bir Brezilyalı olduğu haricinde neredeyse hiçbir şey bilmiyordum. Ancak zaman içinde hem onu, hem ailesini, hem de ülkesini ve kültürünü daha yakından tanıma fırsatı buldum. Küçüklüğümden beri istediğim o kültürler arası ortam, böylesine güzel bir şekilde elime geçmişti.
O, evimize bir renk getirmişti, benim de kız kardeşim olmuştu.

Simge ÇAKIR,Ankara

 

Artık bir şeyleri değiştirme zamanının geldiğine karar verdim.

AIESEC kariyerim başlamadan önce kendini eve kapatmış, sadece yemek yiyebilmek ve temel ihtiyaçlarımı karşılamak için dışarı çıkan bir bireydim yani kısacası emekli yaşantısı süren biri gibiydim. Artık çok sıkılmıştım kimseyle uğraşmak istemiyordum ve sürekli sorunlardan kaçıyordum. Geleceğe dair umutsuzdum. Dünya sorunlarına etki etme fikri beni daha çok eve kapatıyordu. Kendime olan güvenimi yitirmiştim.
AIESEC’e girmem ile başlarda neye uğradığıma şaşırdım. Çok kısa sürede ofisteki arkadaşlarımla aile olmuştum. Herkesin ne kadar çok çalıştığını bir şeyler değiştirmek için ne kadar fedakarlık yaptıklarını gördüm. Kendime “Sen bu zamana kadar ne yaptın?” sorusunu sordum ve artık bir şeyleri değiştirme zamanının geldiğine karar verdim. Takım ruhunun sadece basit bir kelime olmadığını altında inancın, sevgi ve saygı ilkelerinin temeli olduğunu gördüm. Fedakarlığın sadece fazladan 2-3 iş yapmak değilde, arkadaşlarının açığını kapatıp onlara ne kadar çok değer verdiğini ve bu işi gönülden severek yaptığını göstermek olduğunu öğrendim.

Gün geçtikçe kendimi daha iyi hissediyordum kendime olan güvenim geri gelmişti. En önemlisi aslında tek başıma çok şey değiştirebileceğimi anlamıştım. Çok kısa sürede ofise değil evime gidiyorum demeye başlamıştım. Mükemmel arkadaşlıklar edinmiştim. Çok farklı kültürlerden, yaşantılardan gelen insanlar tanıyarak, farklı Dünya görüşleri edindim. Çoğu insan yaptıklarımı komik ve gereksiz bulduğu halde kazandıklarımla onlara ders vermiştim. Dünya vatandaşı olduğumu öğrenmiştim. Yeri geldi hiç uyumadım, yeri geldi çok yoruldum ve en önemlisi hayatta yapamayacağım dediğim şeylerin çoğunu yaptım ve yapmaya da devam edeceğimden adım gibi eminim, çünkü AIESECer olmak önyargılarını yıkıp kendine güvenmeyi gerektirir.
AIESEC sayesinde insan olmayı ve hiçbir sorundan kaçmayıp hepsinin üstüne gitmeyi öğrendim. Dokuz ay içerisinde ne kadar değişebilir bir insan derdim kendi kendime, bunun ne kadar saçma bir düşünce olduğunu öğrendim. AIESEC’in kurum olmadığını, Dünya’nın 126’dan fazla ülkesinde bulunan çok büyük bir aile olduğunu öğrendim. İnsanlara değer verip herkese saygı duymayı ilke edindim. Geleceğe dair aklımda herhangi bir soru veya şüphe yok, çünkü ben AIESEC’liyim ve önüme hangi engel çıkarsa çıksın aşıp hayatıma devam ederim.
Ersan ZÜNBÜL,İzmir

Öğrendiğim tek şey ise hiçbir şey bilmediğim oldu.

Merhaba ben Sercan Çarpaz. AIESEC’i, insanlara bir şeyleri anlatmanın en etkili yolu olarak görüyorum ve buna tüm kalbimle inanıyorum. Hiç farklı kültürden birisiyle oturup sohbet ettiniz mi? Ya da onun ne koşullarda yaşayıp kendini nasıl bu günlere getirdiğini biliyor musunuz?
Ben 2015 Mart ayında AIESEC İzmir ailesine katılmış bir üyeyim ve bunları defalarca kendime sordum. Öğrendiğim tek şey ise hiçbir şey bilmediğim oldu. Çünkü yeni kuşaklar olarak ya buna önem vermiyoruz ya da görmezden geliyoruz. Ben AIESEC İzmir ofisine ilk adım attığım anda hayatımın değişeceğini anlamıştım. Artık eski Sercan olmayacağımı biliyordum. Çünkü ne kadar çok farklı düşüncelere sahip insanla konuşup, hayatlarına dokunabilirseniz bakış açınız o kadar değişiyor. Bunu doğru yerde yaşadıkça değişimin o kadar da kötü olmadığını anlıyorsunuz. AIESEC sayesinde bir sürü yeni insanla tanışıp, hayata bakış açılarını öğrenme fırsatım oldu ve iyi ki de olmuş. Bununla gurur duyuyorum. İyi ki o gün o ofise gidip o mülakata girmişim diyorum.

Şu an yolun çok başındayım ama yarınlara umutla bakıyorum. Artık gelecekten korkmuyorum çünkü yeni bir ailem var. Dünya’nın neresine gidersem gidiyim beni karşılayacak bir ailem var. Her türlü hatamda bana kızmak yerine doğrusunu öğreten yeni kardeşlerim, abilerim, ablalarım var artık. Artık insanlarla konuşmaktan korkmuyorum. Farklı kültürler, farklı yaşam stillerinden korkmuyorum çünkü biliyorum ki onlar da bizim gibi, bizden biri.
Dediğim gibi ben AIESEC sayesinde insanları tanıdım ve insan olmanın ne demek olduğunu hatırladım. Yeni ailem sayesinde yeni Dünya’lar görüp yeni insanlar tanıdım. Artık korkmuyorum çünkü artık ben de bir AIESECer’ım…

Sercan ÇARPAZ,İzmir