Global Citizen’da Olması Gereken Özellikler

Global Citizen’ da olması gereken özellikler Bu zamana kadar Global Citizen nedir, nasıl olunur anlattık. Şimdi sıra Global Citizen olman için bazı sahip olman gereken özelliklerde!

1.Merak

Keşfetmeye karşı ilgi duymak, dünyayı ve farklı kültürleri merak etmek ve sorgulamak bir Global Citizen’ın en önemli özelliğidir. Gittiği ülkede rahat durmaz, projesinden arta kalan zamanlarda karış karış her yeri gezer, bol bol anı biriktirir.

2.Evrensel Bir Anlayış

Başka bir ülkeye adım attığın anda kültürlerarası deneyimin başlayacak ve yeni arkadaşlarınla yaşam boyu sürecek bağlar kuracaksın. Hayata bambaşka bir kültürün penceresinden bakma fırsatı elde edecek ve bu zengin deneyimin bir parçası olma mutluluğunu yaşayacaksın.

3.Uyumluluk

Farklı kültürlerle bir arada olmak demek farklı özellikler ve alışkanlıklar demek. Birbirinizin farklı özelliklerini tolere edebilmek, hoşgörülü ve sabırlı olma özelliğini iyi kullanabilmek bu aşamada önemli olacak. Zamanla birbirinize alışacak ve birbirinizi benimseyecek, bir aile olduğunuzu farkedeceksiniz.

4.Sabır

Uluslararası bir ortamda çalışırken küçük çocuklar, anlamlandıramadığın kültürel farklılıklar veya hoşuna gitmeyen detaylar karşına çıksa da sabır ve sevgiyle yaklaşarak tüm sorunların üstesinden gelebilirsin.

5.Gözlem Yeteneği

Etrafında olup bitenlere dikkat etmen ve iyi gözlem yapman eve döndüğünde anlatacak olduğun bütün muhteşem hikayelere inanılmaz detaylar ekleyecek. Hatırladığın detayları herkes şaşkınlıkla dinleyecek.

6.Güleryüz

Son olarak yeni arkadaşların üzerinde olumlu bir izlenim bırakmak ve mutlu olmak için sıcacık bir gülümsemen yeterli olacaktır.

İnsanları Anladığınız Müddetçe Aşamayacağınız Probleminiz Yok.

Daha önce de yurt dışı deneyimim vardı ancak Avrupa kıtasından ileri gitmemişti fakat farklı kültürleri de tanımanın ne denli önemli olduğunun her daim bilincindeydim. Dünyanın bambaşka yerlerinde bambaşka hayatlar vardı ve bu insanlar bambaşka hayatları idame ettiriyorlardı ve ben bunları öğrenmeliydim.
AIESEC ile tanışmam yıllar önce bir arkadaşım vasıtasıyla olmuştu, önceliğim yurt dışı olduğundan zaman kaybetmeden başvurumu yapmıştım Global Citizen için lakin ingilizce seviyemden dolayı ilk etapta yurt dışına çıkma planım ertelenmek zorunda kalmıştı. Daha sonra samimi bir arkadaşım AIESEC ile Fas’a gitme planından bahsetti ve beni de davet etti tereddütsüz bu davete icabet ettim ve Global Citizen maceram böylelikle başlamış oldu.
Ailem daha önce Fas’a 4 günlük bir gezi yapmışlardı ve bazı endişeleri vardı her ebeveynde olabileceği gibi. Yemekleri ve kalınacak yerleri merak ediyorlardı. Aslına bakarsanız benimde aklımı çok kurcalıyordu bunlar ama arkadaşımla beraber gidecek olmak bana güç vermişti.

Bu gezide şunu fark etmiştim: Türkiye’de yaşadığım hayatın ritmi ile oradaki hayatın ritmi çok farklıydı. Büyük sorunlar da yaşadık zaman zaman ama yanımda iletişimimin çok iyi olduğu insanların olması bu sorunlarımızı aşmamızda bize çok yardımcı oldu. Sonuç itibari ile farklı kültürlerden gelen insanların birlikte bulunduğu bir ortamdasınız muhtemel problemleriniz olabilir ve ihtiyacınız olan şey iletişim kurmak. İnsanları anladığınız müddetçe aşamayacağınız probleminiz yok.
Oradaki gündelik hayat yavaştı ve insanlar her şeyi problem etmiyorlardı. Gitmeden önce gerçekleşmesini umduğum her şey gerçekleşmemişti belki de ama farklı kültürlerle tanışmanın, faslı insanlarla çok güzel bağlantılar kurmanın: onları tanımanın keyfini doyasıya çıkarmıştım.
Döndüğümde en çok nane çayını özlemeye başlamıştım. Projeden sonra Türkiye’deki sıkı hayattan Fas’taki rahat hayata geçiş sonrası Türkiye’ deki hayata alışmak zor oldu. Global Citizen yapacak arkadaşlar ülkeyi iyi araştırsınlar ve daha önce o ülkeye AIESEC projesiyle gitmiş birileriyle konuşabilirlerse gerçekten çok büyük bir yardımı dokunur bunun onlara. Bir de her türlü duruma hazır olsunlar.
Çünkü tüm dünyanızın değişmesi yakın.

Batuhan ÇOBANOĞLU – Fas

Projeden Sonra Artık Kendimi Yeniden Keşfetmiştim

Azerbaycan’dan Türkiye’ye okumaya gelmiştim. AIESEC’i ilk geldiğim zamanlarda keşfetmiştim ama maalesef kişisel gelişimin önemini geç anladığım için 3. yılımda AIESEC’ li olmuştum. Benim için bu iki yılın büyük bir kayıp olduğunu sonradan anladım.
AIESEC’te yurt dışından gelen stajerler ile konuşup onları tanıdıkça “Bu serüveni benim de yaşamam gerekiyor” diye hep içimden geçiriyordum ve sonunda bana da bu tecrübeyi yaşama fırsatı Slovenya’da nasip oldu. Ailemin bu tarz etkileşimlere açık olduğu için Global Citizen katılma konusunda beklediğimden daha fazla destekle karşılaştım.
Projemde lise öğrencilerine Türkiye ve Azerbaycan kültür sunumları yapıyordum. Projeye gitmeden önce proje hakkında beklentim hiç yoktu. Sadece iş tanımlarım hakkında planlarım vardı. Gittikten sonra ise her şeyin beklediğimden daha renkli ve eğlenceli olduğunu gördüm. Aslında projenin bu kadar mükemmel geçeceğini, Slovenya insanlarına ve öğrencilerime bu kadar bağlanacağım aklımın ucundan bile geçmezdi. Hele ülkeme döneceğim zaman öğrencilerimin bana sarılıp bırakmak istememesi yaptığım projenin bana ne kattığını ve nasıl etki ettiğimi anlamam konusunda en iyi göstergelerden bir tanesi ayrıca Sevilla ve gittiğim şehir Maribor arasında futbol maç vardı. Benim gibi bir futbol delisi maça bilet bulamayınca gerçekten yıkılmıştım ama Maribor taraftarları bizi görünce kendi biletlerini projedeki yabancılara vermesi benim için unutulmayacak başka bir nokta.

Ülkeme döndükten sonra yabancı dilimin ne kadar geliştiğini herkes fark etmeye başladı. Proje sırasında birçok ülkeyi gezme fırsatı da yakalamıştım. Projeden sonra artık kendimi yeniden keşfetmiştim . Bu keşifle birlikte artık nasıl bir işte çalışmak istediğime karar vermiştim; Uluslararası ticaret ve bu sırada gittiğim ülkeleri birebir tanıma fırsatı. Projeden kazandıklarım ile tam istediğim şekilde kendime bir iş buldum. tecrübem ve yabancı dilim sayesinde bir otomotiv firmasının dış ticaret sorumlusu olarak çalışmaya başladım. Hem yabancılar ile Türkiye’deki toplantılara katılıyorum hem de yurt dışı seyahatlerine gidiyorum. Bu bana AIESEC’in hayatıma etki ettiği en önemli katkıdır.
Bu tecrübeden daha fazla şey kazanmak için insanlarla iletişime daha fazla geçip kültürlerini daha yakından tanımak, ülkedeki diğer şehirleri gezmek daha keyifli bir zaman geçirmenize birebir gelir. O ülkenin dilini az çok öğrenmek çok hoş bir duygu ve onlara daha sempatik gelmenizi sağlıyor ayrıca. Klasikleşmiş bir laftır ama bu Global Citizen’ı çok iyi tarif ediyor: Anlatılmaz yaşanır.

Sabuhi Alibayli – Slovenya

Harika Yol Arkadaşlarım Oldu !

Eylül ayında EDISON projesi için gittiğim Çek Cumhuriyeti, bana hayatımdaki en güzel dönemi yaşattı. Bu ülkenin ikinci büyük şehri olan Brno’da son derece disiplinli ve titiz çalışan bir AIESEC ekibi ile karşılaştım. İlk hafta dahil olduğumuz oryantasyon süreci, bana ve arkadaşlarıma sunum yapma ve öğrencilerin dikkatini toplama konularında yeni metotlar gösterdi. Bu süreçte öğrendiğim yeni bilgiler, diğer haftalarda bana çok yardımcı oldu.
EDISON Projesinde her hafta başka bir lisede ülkemizle ilgili sunumlar yapıp derslerde kültürümüzü tanıttık. Derslerin sonuna doğru öğrencilerin sorularını yanıtladık. 7 haftanın sonunda gördük ki pek çok genç insan kültürlerimiz ile ilgili bilmedikleri unsurları öğrendiler ve harika geri bildirimler aldık. Kendi kültürümü hiç bilmeyen kişilere anlatmak, onlarla paylaşmak gerçekten inanılmazdı. Sonunda ise Türkiye’ye gelmek için can atan kişileri görmek ise fazla mutluluktu benim için.

Bulunduğum ülkenin konumu sayesinde pek çok seyahat yapma fırsatı buldum ve Avusturya, Macaristan, Slovakya ve Polonya dahil olmak üzere toplamda 5 ülke gezdim. Bana hep destek olan ekip arkadaşlarımla yepyeni yerler görme fırsatını yakaladık. Anladım ki, insanlar birbirini yolda tanır, bu yüzden harika yol arkadaşlarım olduğunu anladım.
Çek Cumhuriyeti’ni gerçek Avrupa deneyimini yasamak isteyen herkese tavsiye ederim. Saygılı ve bir o kadar da eğlenmeyi bilen insanları, muhteşem mimari yapıları ve derin tarihi ile bu ülke size hayatınızın en güzel deneyimini yaşatacak.

Hazal Yıldız,Çek Cumhuriyeti

Gülümsemek Tüm Dünya’nın Ortak Dili

Yurt dışı tecrübesi benim için her zaman bir tutkuydu, daha önceki yıllarda AIESEC faaliyetlerini takip etmekteydim zaten. Bir süre sonra keşkeler ile dolu bir lisans eğitimimi tamamlamıştım. Artık mezundum ve hayat çok sıradanlaşmıştı bir yandan master eğitimime başlamış olmakla beraber yurt dışı tecrübesinin eksikliğini her anlamda yaşıyordum. Bir gün okulumuzda verilen AIESEC semineri sonrası bu organizasyonun bir parçası olmam gerektiğine karar verdim.
Gitmeden önce İngilizcem yok denecek kadar azdı, yabancı bir dil, yabancı bir ülke bambaşka bir kültür, bunlar ilk basta bir heyecan yaratsa da küçük bir tedirginliği beraberinde getiriyordu. Ancak ilk günden son güne kadar yaşadıklarım bu endişeleri boşa çıkarttı. Çünkü Global Citizen boyunca benden sorumlu bir AIESECer ve birçok yerel ve küresel arkadaşlarım vardı. Beraber sohbet ettiğim gülüp eğlendiğim, kültürlerimizi paylaştığımız bir ev arkadaşım vardı.
Seyahatim boyunca hiçbir sorunla karşılaşmadım, yeri geldi İngilizce bile bilmeyen yerel halk ile çok güzel iletişimler kurdum. Siz de gittiğinizde göreceksiniz ki gülümseme tüm dünyanın ortak dili… Bu seyahat bana güzel bir İngilizce, özgüven ve birçok özel arkadaş hediye etti. Proje boyunca ülkemizi en güzel şekilde tanıttım ve temsil ettim. Adeta bir kültür elçisi vazifesi üstlendim, Türkiye ve Türkler hakkında yanlış bilinenleri onlara aktardım.

Projem boyunca her gün o ülkenin yemeklerini yiyip, içeceklerini içerken ve bir yandan da Türk kültürünü tanıtıp onlar gibi yaşamayı öğrendim. İnanın farklı bir kültürü, coğrafyayı tanımanın tadı hala damağımda…
Açık konuşmak gerekirse ilk başlarda projeyi çok ciddiye aldığım söylenemezdi çünkü yabancı bir ülkeyi gezerken alacağım keyif daha baskın geliyordu fakat sonrasında bu düşüncelerim tamamı ile değişti ve AIESEC ile ne kadar doğru bir tercih yaptığımın farkına varmam çok uzun sürmedi. Kaldığım şehirde yüzlerce kişiyle tanışmıştım. Oradaki ortam o kadar iyi ki kendinizi adeta bir popstar gibi hissediyorsunuz ve şimdi ben bir dünya vatandaşıyım, sınırların olmadığı; din, milliyet çatışmalarının olmadığı bir dünya hayaline sahibim… Bu projeye katılarak bu hayale ulaşmak için bir katkıda da siz bulunabilirsiniz.
Döndüğümde en çok o ülkenin yemeklerini, içeceklerini ve hoş sohbetlerini özledim… Sonuçta insan ömründe kaç kere 6 ülkeden oluşan bir masada Çin restorantına gidip Suşi yiyebilir ki…
Dünya’nın birçok yerinden arkadaşa sahip olmak harika bir his.
Ben bu organizasyona 24 yasında dahil oldum. Hayatımı AIESEC öncesi ve AIESEC sonrası olarak ayırabilirim bile… İyi bir İngilizcem ve özgüvenim benim yanıma kalanlar… Şimdi geçmişe dönsem her sömestr tatilimi ve yaz tatilimi bu organizasyona katılarak değerlendirirdim. Çünkü üniversite yılları zaman olarak biçilmiş kaftan…
Kesinlikle tabuları bir kenara bırakın ve tadabildiğiniz kadar yemek tadın, tanışabildiğiniz kadar insanla tanışın… Döndüğünüzde yıllarca anlatacağınız muhteşem anılar biriktireceksiniz… Bide yanınıza Lokum ve Türk kahvesini almayı unutmayın… Bunlardan arta kalan bagaj hakkınızı sevgi ve dünya barışıyla doldurabilirsiniz…
Son olarak bana güvenip bu fırsatı veren AIESEC’ e teşekkürü borç bilirim.

Cihan Çağlayan – Ukrayna

‘’Hayat değiştiren tecrübe!’’ benim gerçekten hayatımı değiştirdi.

AIESEC ile 2012 yılında bir arkadaşımın bana ayaküstü bahsetmesi ile tanıştım ve 2013 yılının ekim ayında AIESEC’te gönüllü üye olarak yer almaya başladım. AIESEC’e katılmadan önce daha önceden duyduğum Global Citizen programına katılmayı planlıyordum fakat maddi ve manevi imkanlarım elverişli değildi. Fakat ben hiçbir zaman bu isteğimden vazgeçmedim çünkü vazgeçemezdim üniversite yıllarımda böyle imkanı bana sağlayacak herhangi bir kuruluş yoktu ve o anlık maddi imkanların yetersizliği hayatımın en güzel 6 haftasını yaşamama engel olamazdı. Ve en sonunda gerekli işlemleri yaptıktan sonra Global Citizen programıyla yurt dışında gönüllü olmak adına Sırbistan’da gerçekleştirilen projeye başvurumu yaptım.

Gitmeden önce herkes de korku hakim olmasına rağmen bende heyecan ve istek vardı diyebilirim. Fakat uçaktan indikten sonra ilk etapta yerini biraz endişeye bıraktı desem yalan olmaz. Uçak’tan indiğimizde AIESEC şubelerinden birisine gittik ve misafir perverlikleri sayesinde ilk akşam stajyer evinde kaldık. Macera bir çılgınlıkla başlamıştı ve benim tatlı heyecanım her geçen saat artıyordu.

Projenin ilk haftasında projeden arta kalan zamanda kendime ayıracak bir vakit buldum ve Belgrad’a doğru yola koyuldum. Tek başıma Belgrad sokaklarında gezip şehri keşfediyordum. Yaşadığım duygu bambaşkaydı kendimi başka bir dünyada gibi hissediyordum. Bir düşünün size böyle bir imkanı kim verebilirdi? Bunun adı özgürlüktü, bilmediğin bir şehrin bilmediğin sokaklarında gezmek harika bir histi.

Sırplar ve Türkler arasında çok benzerlik vardı. Hiçbir kültür şoku yaşamadım bütün projem boyunca. Günlük yaşantıları çok benzer olmasına rağmen size şunu söyleyebilirim ki gece hayatı çok iyiydi. İnsanlar eğlenmeyi biliyordu. Projenin başındaki beklentim hayatın yoğun koşuşturmasından bir nefes almaktı ve sonra gelecekte ne yapmak istediğimi bu projeden sonra öğrenmiş olmaktı.

Ve Projenin başlangıcı yani öğrencilerimin hayal güçlerini etkilemeye başladığım gün… Harika bir gündü. İlk sunumumda hepsi gözlerimin içine bakıyordu adeta bir tanrı gibi hissettim kendimi. Çoğu ilk defa farklı bir kültürden insanla tanışıyorlardı ve bende onların heyecanını hissediyordum. Her şey çok güzel gidiyordu zamanın nasıl geçtiğini anlamıyor insan ve her ne kadar istemeniz de ayrılık günü bir anda geliyordu. Projenin son gününde sunum yerine muhabbet etmeyi seçmiştim, gelecek planları hakkında konuştuk öğrencilerimle bazıları Psikolog bazıları Öğretmen bazıları da Aşçı olmak istiyordu. Gözlerinin içindeki o parıltıları görünce, bu çocukların hayatta istedikleri her şeyi yapacaklarından eminim. Öğrencilerimden birisinin İngilizcesi iyi değildi fakat yine de katılmıştı bütün oturumlara hatta bazen onunla birebir görüşüp İngilizcesini geliştirmesine yardımcı oluyordum. Ondaki azmi ve başarma isteğini gördükçe hayatta ne istediklerimin farkında varıyordum. Ağlayarak son sunumumu hazırlamaya çalışıyorum ve inanılmaz kötü hissediyordum. Artık öğrencilerim benim bir parçam haline gelmişlerdi inanır mısınız o sunumu hiç bitirmek istemiyorum çünkü onu bitirdiğimde her şeye son noktayı koymuş gibi hissedecektim. Proje boyunca beni en etkileyen nokta; öğrencilerimden ayrılırken onların gözlerindeki yaşlardı bir düşünün bu kadar kısa sürece tanıdıkları bir insanı aynı benim onları sevdiğim gibi sevmişlerdi. Onları hiçbir zaman unutmayacağımı biliyordum ve biliyordum ki onlar da beni unutmayacaklardı. Bugün bile iletişimimizi koparmadık hala arada bir konuşur hasret gideririz.

İstemediğim o zaman gelmişti. Geri dönüş…
Yaşadığınız anıları ve geri dönünce ne yapacağınızı düşünmeye başlıyorsunuz dönüş yolunda. 6 hafta boyunca kardeşim diyebildiğiniz insanları bırakıp gitmek beni en çok zorlayan unsurdu. Giderken arkanızdan ağlayan onca insanı düşündüğünüzde şunu fark ediyordunuz: gerçekten güzel işler yapmışsınız.

Uzun lafın özeti adı üstünde ‘’Hayat değiştiren tecrübe!’’ benim gerçekten hayatımı değiştirdi.
Sizde başta kendi hayatınızı sonra diğer hayatları değiştirmek isterseniz düşünmeden Global Citizen’a başvurunuzu yapın. Ve eğer ki Sırbistan’a giderseniz ‘’Platini Mala’’ denemenizi tavsiye ederim size çok yabancı gelmeyecek bir tat. 

Salih Zeki SÖNMEZ – Sırbistan

Nedir Bu Konfor Alanı

‘Cesaret’ kelimesindeki “C” harfi silindiğinde geriye kalan konfor alanıdır.

Orada havalar nasıl? Her şey yolunda mı?
Konfor alanınızdan size kocaman bir

“Merhaba!”

Kişi kendini rahat hissettiği her an aslında konfor alanının içinde diyebiliriz. Sahip olduğumuz kişisel egomuz bizi bu alanda tutmak için elinden geleni yapar ve bize de ‘Her şey yolunda, her şey istediğin gibi’ havasını katar. Lakin bilmediğimiz şey ise bu sürecin geçici olduğudur. Konfor alanının ileri seviyesinde ise sıkıcılık, monotonluk halleri karşımıza çıkacak. Kısacası konfor alanımız değişim başlayana kadarki zamanda içinde bulunduğumuz durumdur, sabitlik söz konusudur herhangi bir değişim yoktur.

Konfor alanının dışı neresidir?

Konfor alanının bir tık dışı gelişme alanıdır. Bireyleri ve kurumları geliştiren ve olması gereken bölge burasıdır. İki tık dışı ise panik alanıdır. Bu kısım aynı zamanda korku, huzursuzluk, çaresizlik, umutsuzluk, saldırganlık gibi hallerin bulunduğu bölgedir gelişme alanı konforun bozulduğu değişimin başladığı alandır. Bu alanda eskiye dair bir takım oluşumlar yıkılır.
Örnek verecek olursak, Yurt dışına çıkmak istiyorsunuz. Arkadaşlarınız ve aileniz arasında ne zaman konusu açılsa, aklınızda olan ülkeleri sayıp gitmek istediğinizi söylüyorsunuz. İşte bu nokta konfor alanınız. Konfor alanınız dışında ise bu konu için bir aksiyon alma adımınız geliyor. Aksiyon geçtiğiniz bu nokta ise kişisel bir değişim demek. Egonuz tüm bunlar olurken konfor alanında kalmak için elinden geleni yapacaktır. Ego kendini genellikle zihin sesleriyle gösterir. Herhangi bir aksiyon almamanız için elinden geleni yapar. Size mutlu olacağınız, kendinizi daha rahat hissedeceğiniz bahaneler sunmaya başlar. Eğer bu Zihin seslerini dinleyip kendinizi avutursanız, üzgünüz.
Konfor alanınızda size mutluluklar dileriz..

Baktığınızda egonuz sizin için kötülüğünüzü istemiyor elbette. Bilinçaltınızda yer alan bu mekanizma sadece değişimi sevmiyor. Eğer istediğiniz bir değişimi gerçekleştirirseniz egonuz ölür.

Gelişim için cesaret ve konfor alanını terk etmek gereklidir
Konfor alanınızı kendiniz sorgulayabilirsiniz. Her gün aynı yollardan yürüyor, aynı giysileri giyiyor aynı yerlerde tatil yapıyorsanız siz de konfor alanınızı korumaya çalışıyorsunuz demektir. Bu yanlış bir şey değil tabi. Tamamen bir değişim deneyimi sonrası sizlerin alacağı zararı minimuma indirmek için. Eğer gerçekten hayatınızda ilerlemeyi, iyi bir kariyere sahip olamayı düşünüyorsanız konfor alanınızın dışına bir şekilde çıkıp, risk almanız gerekecektir.
Asıl önemlisi cesaret gösterip bir üst seviyeye çıkabilmektir. Unutmayın ‘Cesaret’ kelimesindeki “C” harfi silindiğinde geriye kalan konfor alanıdır.

Şimdi Kayıt Ol!

[contact-form-7 404 "Not Found"]

Karikatürlerle Sosyal Sorumluluk Projelerinin Bir Parçası Olmanın Önemi

Neden uluslararası bir projede gönüllü olarak çalışmalıyım ki? Bu tecrübe bana neler katacak diyorsan, yaşayacağın bu eşsiz hikayeye neden dahil olman gerektiğini, sosyal sorumluluk projelerinin bir parçası olmanın önemini karikatürlerle anlatmak istedik.

1- Gittiğin Ülkenin Kahramanı Olmak için

Evet belki doğa üstü güçlerimiz yok, belki de süper kahramanalar gibi uçamıyoruz ama insanlara etki etmek, dünyanın değişimine bir yerden başlamak, kötü olan şeyler ile savaşmak, en mükemmelini elde etmek için süper kahramanlar gibi olmanız gerek . Global Citizen size bunları yapmanız için fırsatlar sunar.

2-Yaşadığınız her andan zevk almak için


Kendi sorunlarınıza, fanusunuza o kadar kapılmışsınız ki dünya sorunlarına, bambaşka kültürlere, bir yerde kendinizi geliştirmeye ve fanusunuzdan çıkmaya vakit ayırmanın zamanı gelmedi mi sizce de? Yeni insanlarla, yeni bir kültürle dans et edebildiğin kadar!

3-Hayallerinizin peşinden koşmak için


Evet, sen de bir şeyleri değiştirebileceğine inanıyorsun ama yalnız mı hissediyorsun? Hissetme! Senin gibi birçok insan aynı amaç uğruna dünyanın farklı ülkelerinden gelerek gönüllü çalışmak için can atıyorlar. Unutma, çocukken kurduğun başkaları için vazgeçtiğin o tozpembe hayallerini yaşamanın zamanı geldi!

4-Kendinizi Geliştirmek için

Yoksa sen de “anlıyorum ama konuşamıyorum işte” diyenlerden misin? İşte sana hem kişisel olarak gelişebileceğin hem de yabancı dilini geliştirebileceğin eşsiz tecrübeler kazanabileceğin bir fırsat!

5-Yaşanabilecek bir dünya için

Değişime bir adım daha yaklaşabilmek için sen bir adım attı ki çevrendekiler de bundan etkilenip bir adım atsınlar. Liderlik dediğimiz şey de işte tamda bu!

6- Kendinizi farklı dünyalara açmak için

Uluslararası alanda yaşayacağınız bu tecrübe hayal edemeyeceğiniz kadar gerçek. Hem gönüllü olup başkalarının hayatına etki edeceksin, hem de her an farklılıklarının tadını çıkaracaksın. Unutma Global Citizen farklı dünyalar keşfedebilmen için seni bekliyor!

Şimdi Kayıt Ol!

[contact-form-7 404 "Not Found"]

İş Hayatına Adım Atabilmenin 5 Altın Kuralı

Mezun oluyorum, şimdi ne olacak, nasıl yapacağım mı diyorsun kendi kendine? Nereden başlayacağım diye panik içerisinde misin? İşte bizden sana 5 altın kural! Senin için kritik noktaları belirledik ve önüne sunduk!

1) Ön yargılarınızdan Kurtulun


Yepyeni bir dünyaya adım atarken, alıştıklarınızdan bambaşka işlerle uğraşacak ve daha önce hiç karşılaşmadığınız olaylara şahitlik edeceksiniz. Tüm bunların altından kalkabilmek için içinizdeki zincirleri kırmanın, duvarları yıkmanın tam vakti!

2) Yol Haritanızı Çizin


Kararsızlıklarınızı bir kenara bırakıp hedeflerinizi belirleme zamanınız artık geldi. Hemen şimdi oturup geri kalan hayatınızı nasıl geçirip neler yapacağınıza karar verin! Çizdiğiniz bu yolun hangi adımında neleri gerçekleştireceğinizi planladığınız an her şey daha kolay olacak!

3) Yabancı Dilinizi Geliştirin


Mezun olup iş başvurularına başladığın an görüştüğün her firma yabancı dil soracak. Peki, sen bu sorunun cevabından emin misin? İçinde biraz olsun şüpheye yer kalmaması için çabucak yabancı dil gelişimini tamamlamalısın! Böylelikle önünden bir engeli daha kaldırarak görüşmelerinde kendinden son derece emin olacaksın!

4) Deneyimlerinizi Kullanın


Okul hayatında boyunca biriktirdiğin bilgileri, ufak tefek de olsa edindiğin tüm deneyimleri kullanıp, üzerine daha yenilerini ve daha sağlamlarını eklemenin tam vakti! Kazandığın tecrübeleri, kazanacaklarınla birleştirip dört dörtlük olmaya hazır ol!

5) Global Talent’a Gidin


Öğrencilik hayatından yeni çıktığın sıralarda kendine sorduğun “Nereden başlayacağım?” sorusunun en güzel cevabı burada! Yurt dışında, bambaşka kültürler ve pazar alanları içerisinde yapacağın bu stajla yabancı dilini geliştirirken yeni tecrübeler edinecek, ufkunu genişletirken tüm ön yargılarından sıyrılacaksın! Sana bu imkanları sağlayan Global Talent’la staj fırsatını sakın kaçırma!

Şimdi Kayıt Ol!

[contact-form-7 404 "Not Found"]

Uluslararası Farkındalığı Yaşamının 4 İmkânı

Geleceğinizi şekillendirirken tecrübelerinizin ve bilgilerinizin yanında uluslararası farkındalığınız olmazsa olmanız olacak. İşte bunu yaşamanın dört yolu!

1) Yeni Kültürler Öğren


Kendi sınırlarının dışına çıkabilmen ilk şartın! İster yemeğini ye ister insanını tanı ama mutlaka öğren! Dünyayı keşfetmenin en kısa yollarından biri olarak yeni kültürler öğrenmen, birbirinden farklı alışkanlıkları keşfetmen sana bambaşka kapılar açacak!

2) Dünya Sorunlarıyla İlgilen


Oku, gez, dolaş ama yaşadığın dünyanın sorunlarını göz ardı etme. Bu sorunları bil ki, kendi üzerine düşenin ne olduğunu fark et ve hemen harekete geç! Bilinçli duruşun, yaşayacağın farkındalığın en önemli parçası olacak!

3) Yabancı Pazarlara Açıl


Öğrencilikten çıkıp iş hayatına atıldıysan, çalışma hayatında mümkün olduğunca uluslar arası tecrübe kanacağın firmalarda çalışmaya özen göster! Sana yabancı pazarlara hakim kılacak firmalar, seni farkındalığında bir adım daha öne taşıyacak!

4) Global Talent’a Git!


Uluslar arası farkındalığını yaşayabileceğin en güzel stajın Global Talent olacak! Dünyanın başka bir yerinde, yeni kültürler içinde çalışırken yabancı pazarlarda en güzel tecrübeni kazanacaksın! Mezun olduğun an vakit kaybetmeden bu stajı yapmalısın!

Şimdi Kayıt Ol!

[contact-form-7 404 "Not Found"]