Yaptığım iş bende çok büyük etkiler bıraktı.

 

AIESEC ile 2009’da lisede okumaktayken çalışmıştım. Myself My World projesinde dünyanın çeşitli yerlerinden gelen insanların bende bıraktıkları etki sayesinde, “Neden böyle bir şey yapmayayım?” diye sordum kendime ve bende üniversiteye başladığımda benzer bir şey yapmaya karar verdim.  Açıkçası kararımı verdikten ve süreç başladıktan sonra korkmaya başladım çünkü bambaşka bir ülkede bambaşka kültürlerden gelmiş insanlarla 5 haftamı geçirecektim. Üstelik benden gerçekleştirmem beklenen sorumluluklar da olacaktı. Ailemin ve arkadaşlarımın desteği ile korkularımı geri plana atıp yola çıktım ve 5 hafta süren hayatımın en güzel deneyimini yaşadım.

Bugüne kadar odasını, hatta evini kimseyle paylaşmamış biri olarak Uzakdoğu’dan ve Avrupa’dan gelmiş 6 insanla aynı odayı paylaştım. Şimdi baktığımda nasıl yaptığıma ben bile inanamıyorum. Bu sayede sadece Bosna Hersek değil başka birçok ülkeyi tanıma fırsatım oldu ve başka kültürlerden gelmiş, başka diller konuşuyor olmamıza rağmen aslında temelde hepimizin ortak bir şeyler taşıdığını gördüm. Bu sayede kilometrelerce uzakta da olsak hala her gün konuşma ihtiyacı duyduğum dostlarım oldu. Sadece tanıştığım insanlar değil, yaptığım iş de bende çok büyük etkiler bıraktı. Farklı okullarda, farklı sosyal kesimlerde ve farklı yaşlardaki birçok çocuğun ne kadar mükemmel ve ne kadar yaratıcı olduklarına tanık oldum. Onların hayatında ufak da olsa bir iz bırakabilmiş olmanın mutluluğunu da sanırım hep yaşayacağım.

Gülce TURHAN-  Bosna Hersek

Daha Uzak Ülkeleri De Tercih Etmekten Sakın Korkmayın

 

AIESEC ile 2014 Kasım ayında bir okul toplantısında tanıştım. Global Citizen programı oldukça ilgimi çekmişti ve bunu yapabileceğime inanıyordum. Aileme bu konuyu açtığımda ilk başta sıcak bakmadılar fakat çok istediğimi biliyorlardı. Tek istekleri daha yakın ülkeleri tercih etmem yönünde olmuştu. Bir hafta içinde yetkililerle iletişime geçtim ve Bosna Hersek’ teki bir sosyal sorumluluk projesi için başvurum yapıldı. Ocak ayında projeye seçildiğimi öğrendim. Daha önce hiç yurt dışı deneyimi yaşamamış biri olarak çok heyecanlıydım. Uçağımın kalkış saati gelene kadar gece gündüz Saray Bosna’daki AIESEC’li lerle  iletişimde kaldım. Her soruma yanıt verdiler ve inanılmaz ilgiliydiler. Daha oraya gitmeden sıcak bir ortamımız oluşmuştu. Bundandır ki onlarla ilgili bir sorun yaşayacağımı hiç düşünmüyordum.

 

Uçağımın kalkışına iki saat kala hava alanındaydım. Yolculuğum bir saat sürdü. İner inmez kar yağışlı ve fırtınalı bir havayla buluştum. Yaşadığım ilk zorluk bu oldu. AIESECerlar beni pankartlarla karşıladılar. Hepsi çok sıcak ve iyi insanlardı. Onları yıllar öncesinden tanıyormuş gibi hissettim. Kalacağım yere gelene kadar bana şehri anlattılar, projeden bahsettiler. Projemiz Saray Bosna’daki ilk okul öğrencilerine İngilizce ve Türkçe öğretmekti. Proje arkadaşlarım Türkiye’den, Endonezya’dan, Romanya’dan ve Bulgaristan’dan geliyorlardı ve henüz hepsi gelmemişti. İlk gittiğim gün bir turist kitapçığı ve bir şehir haritası edindim. Bir kaç gün tek başıma şehri keşfe çıktım. Bütün şehri gezdim diyebilirim. Çok güzeldi bir tecrübeydi benim için. Bu sırada yine bir çok insanla konuştum, yardım istedim, yüzlerce fotoğraf çektim. Tarihi bir şehirdi bütünüyle. Savaşın izlerini hala içinde barındıran yaralı bir şehirdi…

Yoksulun ve zenginin iç içe yaşadığını ilk kez burada gördüm diyebilirim. Ülke içinde iki ayrı hükümetin olduğunu öğrendim. Halkı Türklere çok benziyor ve aynı zamanda Türkiye’ye aşıklardı. Caddelerinde ise İstanbul Boğazı’nın, Galata Kulesi’nin birçok resimleri vardı. Türk olduğumu öğrendiklerinde Türkiye hakkında soru yağmuruna tutuldum birkaç kez. Oradaki arkadaşlarımın çoğu bütün Avrupa’yı gezmişler ve İstanbul’un Avrupa’nın en güzel şehri olduğu konusunda hemfikirlerdi.

 

Global Citizen programının bana kattıklarından bahsedecek olursam eğer ilk yurt dışı tecrübem olmasından başlayabilirim. Yabancı dilime inanılmaz bir katkısı oldu. Yeni yerler gördüm, yeni insanlar tanıdım, farklı kültürlerle tanıştım. İyisiyle ve kötüsüyle hayatımın en unutulmaz anlarını Bosna Hersek’te yaşadım. Türkçe konuşmayı özlediğim zamanlar oldu. İlk kez bu kadar özgür hissettim kendimi orada. İlk kez insanlara bu kadar güvendim. İlk kez hem çocuklara, hem yaşıtlarıma, hem büyüklerime hitap etme şansı buldum. İlk kez yalnız başıma uzun bir yolculuğa çıktım ve ilk kez büyüdüğümü hissettim. Evet, bu mükemmel bir his. Üniversiteyi ailesinin olduğu şehirde okuyan biri için mükemmel duygular. Uzun lafın kısası: hayatımdaki ilklere, yeni birçok ilki  Global Citizen’da ekledim.

 

Geri dönerken mutluluğu ve üzüntüyü aynı anda yaşadım. İstanbul’da beni bekleyen çok özlediğim arkadaşlarım ve ayrılmak zorunda olduğum oradaki arkadaşlarım… Oradaki insanlarının her birinin yeri ayrıdır ben de ama biri vardı ki en çok onunla ayrılacağım için üzülmüştüm. İsmi Aldin’di. Eğer Saray Bosna’da bir projeye katılmayı düşünürseniz mutlaka tanımalısınız onu. Her anlamda mükemmel bir insandı.

 

Eğer siz de bir gün Global Citizen programında yer almak isterseniz Bosna Hersek’i kesinlikle öneririm. Fakat bana sorarsanız daha uzak ülkeleri de tercih etmekten sakın korkmayın, içinde olduğumuzdan çok daha farklı kültürler. Bana bu unutulmaz deneyimi yaşattığın için teşekkürler AIESEC, teşekkürler Bosna’da tanıdığım herkes ve teşekkürler Aldin…

 

Burcu YILMAZ– Bosna Hersek

 

Ben ilk defa bu yaz Global Citizen oldum ama anladım ki bu son olmayacak.

Polonya’da Erasmus programını tamamladıktan hemen sonra AIESEC Global Citizen programını keşfettim ve bu keşifle beraber Atlantik Okyanusu’na kıyısı bulunan Recife’yle yani ingilizce öğretmek amacıyla gittiğim ve bana fazlasıyla deneyimler kazandıran, bu şehirle tanıştım .AIESEC macerasına başlamadan önce aklımda hiç soru işareti yoktu çünkü bu işi yapan görevli öğrenciler bana her konuda bilgi verdiler ve ne zaman ararsam arayayım daima bana yardımcı oldular. Ayrıca çok da güzel bir aileyle tanışmama da zemin hazırladılar.

Projemin amacı şiddet görmüş,ailevi durumu çok iyi olmayan küçük çocuklara ingilizce öğretmek ve bunun yanında onlara iyi bir rehber olmaktı . Recife’de projemin ilk gününden son anına kadar tanıştığım Brezilyalı çocuklarla hiç unutulmayacak zamanlar geçirdim ve her birinin ne kadar sevgiye ihtiyaçları olduğunu çok iyi anladım. Projemde tanıdığım çocuklar 11-14 yaşlarındaydı ve aynı zamanda bölümüm de İngilizce Öğretmenliği olduğundan onlar benim gerçek anlamdaki ilk öğrencilerim oldular. Bir öğretmen adayı olarak bu hissi yaşamak gerçekten de harikaydı .Kendimi keşfederken insanların hayatlarına dokunmak onlarda bir etki yaratmak yaşadığım en güzel deneyimdi.

Tek kelimeyle Global Citizen kesinlikle bütün öğrencilerin hayatlarında tecrübe etmeleri gereken çok eşsiz ve güzel bir program. Aklınızda soru işaretleri mutlaka olacaktır ama şu bir gerçek ki projenizi tamamlayıp döndüğünüzde ne kadar güzel bir iş başardığınızı ve yeni yeni tanıdığınız ama hayatınız boyunca unutmak istemeyeceğiniz birçok insan olduğunu fark edeceksiniz. Ben ilk defa bu yaz Global Citizen oldum ama anladım ki bu son olmayacak.

 

Ali Tugay AŞKIN,Brezilya

 

Eğer paralel evrendeki Cem Global Citizen’a gitmediyse çok yazık ona.

Merhabalar, ben Mehmet Cem Demir. AIESEC’in İzmir şubesinde gönüllü çalışıyorum. Bu yaz yaptığım Global Citizen programı ile Romanya’ya gittim ve paylaşılacak inanılmaz tecrübelerle döndüm.

 

İlk başta yarı yarıyaydım. Gidip gitmek istediğimden pek de emin değildim. Öncelikle derslerim sorun gibi geliyordu. Derslerimi geçemezsem, yaz okuluna gidemezsem, dersim kalırsa gibi pek çok şey düşünüyorum. Özellikle ailem ve AIESEC’deki arkadaşlarım bana bu konuda çok destek oldular. Proje bakmaya başladığımda aslında çok da gitmek yoktu aklımda ama projeleri gördükten sonra gitmeye kesin olarak karar verdim. Çünkü inanılmaz şeyler vardı. Öncelikle ilk gitmeye karar verdiğim andan itibaren Doğu Avrupa vardı kafamda ve bu yüzden Romanya’yı seçtim. Eşlendiğim an farkına vardım. Gidiyordum!

Havalimanına ayak bastığım an karşı şube karşıladı beni. Ve inanılmaz güzel bir karşılamaydı. Beni kalacağım yurda götürdüler ve diğer benim gibi dünyanın farklı uçlarından 20 gönüllü insanla tanıştım. Aslında dünyanın o kadar da büyük olmadığını hatırladım tekrardan.

 

Projem burada farklı kamplar halinde gelen ilkokul öğrencilerine öğretmenlik yapmaktı. Başta biraz çekiniyordum. Farklı bir dil farklı bir ülke çok olmasa da farklı bir kültürdü sonuçta. Fakat sonradan bunun bir sorun olmadığını anladım. Benim için inanılmazdı. İnsanlarla nasıl iletişim kurmam gerektiğini, onlara nasıl liderlik etmem gerektiğini öğrendim. En çok da gönüllülük ne demek onu öğrendim. Buradaki diğer insanlar ücret aldığımızı düşündüler. Fakat burada iyi ki gönüllü olarak çalışmışım. Hayatta paradan daha önemli şeylerin olduğunun hatırladım. Gerçekte o çocuklar sizinle konuşmaya başladığında, sarıldıklarında, giderken ağladıklarında bir şeyleri doğru yaptığımın ve neden geldiğimin farkına vardım. İyi ki de gelmişim. Ayrıca bütün projem süresince pek çok sorun yaşadım. Ve iyi ki de yaşamışım diyorum. Bana bir şeyler katacak, bir şeyler öğretecek olanların arasında  aslında sorunlar da varmış. Ayrıca  ne sorun yaşarsam yaşayayım çocukların yanına gidip konuştuğumda sorunları büyütmemem gerektiğinin farkına vardım.

 

Kısacası hayatımın dönüm noktalarından biri oldu benim için. Eğer paralel evrendeki Cem Global Citizen’a gitmediyse çok yazık ona.

Mehmet Cem DEMİR,Romanya

Yapmam Gerekenlere Daha Çok Sarıldım

Selamlar AIESEC Ailesi,

İngilizce öğretmeni olmak isteyen birisi olarak, hem kendimi mesleki

olarak geliştirmek hem de uluslararası bir ortam yaşamak için AIESEC’ in bana sunduğu eğitim projelerinden birini seçtim.

Ah!

Nasıl da unuttum!
İsmim Simge. Ankara’da Orta Doğu Teknik Üniversitesi öğrencisiyim bu arada.
ve AIESEC macerama Global Citizen ile Fas’ın Kazablanka şehrinde, kültürel bir yaz okulunda küçük çocuklara İngilizce dersi vermeye başladım. Bunun beni kişisel olarak da bu kadar değiştireceğini ve geliştireceğini hiç düşünmemiştim. Üniversitemi de yaşadığım şehirde okuduğum ve hep ailemle kaldığım için, yalnız başına bir şeyler yapmaya çalışmanın ve bunun için gayret etmenin ne kadar değerli olduğunu gördükten sonra, kendimi idare etmeye çok daha özen gösterdim . Gittiğim okulda çocuklara bir şeyler öğretmeye çalışırken, öğrencilerimin bana verdiği sevgiyi ve değeri görünce, onlara kendimden bir şeyler aktarabilme isteği beni motive etti ve yapmam gerekenlere daha çok sarıldım. En sevdiğim noktalardan biri ise, küçüklüğümden beri içinde olmayı çok istediğim o uluslararası ortamı yakalamamdı. Neredeyse her hafta başka projeler için gelen pek çok stajyerle tanışmak ve onların hayatıma dokunduğunu hissetmek benim için çok değerliydi. Pek çok insanın da görmek istediği ama her istediğinde gidemeyeceği yerleri görmüş olmak da tabi ki ayrıcalık katıyor. İyi ki ilk yurtdışı deneyimimi Fas’ta geçirmişim. Eski halimle aramda çok fark var v bunların hepsi AIESEC sayesinde.