Global Families Olmanın En Zorlu Anları

Şimdi ben bu satırları yazarken Frida bavulunu topluyor, işte Global Family olmanın en zor anlarındayız. Başlarda uzun görünen 6 hafta öyle hızlı geçiyor ki şimdi diyorum kendime keşke 6 aylığına gelseymiş, hatta 6 yıl.. Hayır inanın abartmıyorum, birlikte yalnızca 6 hafta geçirdik ama biriktirdiğimiz anılarımızı haftalara, aylara, yıllara sığdıramayız…

Yarın sabah yolcu ediyorum Frida’yı ama önceden söz verdik birbirimize “goodbye” demek yok, “see you soon” diyeceğiz, çünkü ömür boyu sürecek bir arkadaşlık kazandık ve bundan sonra benim de Macaristan’da çalacak bir kapım var onun yatağı ise zaten hazır. Bunun bizim için bir son olmadığını bildiğim halde yine de onu çok özleyeceğim, evdeki yokluğuna alışmak ben ve abim için zaman alacak, çok eğlendik, güldük, çok şey paylaştık birlikte. Eminim ki kedilerim bile özleyecek onu 🙂 Kısacası Frida’nın evine tekrar gelmesini hepimiz iple çekiyoruz, o artık ailemizin sonsuz üyesi.

Şimdi bu yazıyı okuyan ve henüz Global Family olmamış kişilere diyeceğim tek şey “Olun!” Ben uzun uzun 6 hafta boyunca neler yaptığımızı anlatmadım, sürecin sonunda dediğim şu ki; Macaristan’da yaşayan bi kardeşim var, kış dönemi Aiesec stajında da Ramon ve Bianca’nın hostluğunu yapmıştım, iki kardeşim de Brezilya’da. Şimdi AIESEC Ankara’ya özel bir teşekkür gidiyor, bu büyüyen uluslararası aileme vesile oldukları için.

E siz de bir düşünün, dünyanın bir yerinde kardeşiniz sizinle tanışmayı bekliyor olabilir…

Başak Baran, Ankara

Ankara’da İtalya’yı Öğrenmek

Çok uzun zamandan beri İtalya için seyahat planları yapan ve bunun üzerine araştırmalar biri yapan biri olsam da bazı sorunlardan dolayı bunları hayata geçirmekte başarılı olamadım. AIESEC’teki bazı arkadaşlarımdan dolayı ve gönüllü olarak çalışırken edindiğim tecrübeler sayesinde bu kültürü kendi ayağımla gezip göremesem de en kısa zamanda daha yakından tanımak istediğim için İtalyan bir stajyere ev sahipliği yapma fırsatına kavuştum ve kültürüyle ilgili merak ettiğim şeyleri öğrenmek için çok büyük bir fırsat elde ettim.

Alessandro’nun evimize gelişi biraz kısa bir süre içerisinde gerçekleşse de bize ısınıp, farklı kültürlerden gelen alışkanlıkları ortak paydada buluşturmamız çok sürmedi. İtalyanlar için ”Türk” söylemi çok kullanılmasına rağmen pek inanmazdım, fakat zamanla kültürler arasındaki benzerlikleri farketmemiz çok uzun sürmedi. Her ne kadar bazı konularda çok farklı anlayış ve alışkanlıklara sahip olsak da aslında Akdeniz İkliminin hakim olduğu yerlerdeki benzer davranışlarımız aynı. Özellikle Türk ve İtalyan damak zevklerinin bir birine yakın olmasından dolayı karşılıklı birbirimize çok şey katıp, güzel zaman geçirdik.

AIESEC sayesinde çok merak ettiğim bir kültürde istediğim her şey hakkında bilgim oldu.
Teşekkürler AIESEC!

Burak Çatan, Ankara

Global Citizen’dan Sonra Global Families Olmak

AIESEC ile dünyanın bir ucundan gelen bir stajyer için, Global Citizen tecrübesinden sonra başka bir inanılmaz tecrübe oldu bana. Şans faktörü de çok önemli tabi gelen insana bağlı olarak. Ama benim şansıma Endonezya dan çok iyi bir arkadaş geldi. Şu an ailemizden birisi olarak görüyoruz ailecek. Annem ve babam tek kelime ingilizce konuşamamasına rağmen onu ikinci oğulları olarak görüyorlar. O da anneme, anne diye hitap ediyor.

Arkadaşım gelmeden Endonezya hakkında hiçbir fikrim yok iken, şu anda imkanım olursa Endonezya’ya gitmeyi düşünüyorum. Arkadaşımı bayramda köye ve memlekete götürdüm. Hem onun için hem de diğer insanlar için çok farklı bir kültürel değişim oldu. Türk toplumunun direk içine girdi ve daha yakından tanıma şansı oldu.

Evimde kaldığı süreçte ister istemez sürekli İngilizce konuştuğum için iyi pratik oldu. Türkiye’de iken yurtdışındaymış gibi bir çevre oldu.

Genel olarak çok uyumlu biriydi. Direk çocuk gibi gördüğünü uyguluyor. Kısa sürede adapte oldu ülkemize.

Evime gelen misafir ile dostluğumuz sadece bu hafta 6 ile sınırlı kalmayıp umarım bir ömür sürer. Bu arkadaşım gittikten sonra bir daha host olmayı düşünüyorum.

Hasan Koyun, Ankara

Ön Yargılarımı Kırdım

AIESEC’in insanlar üzerinde yaptığı etkileri kendi gözlerimle gördükten sonra, bizzat benzer tecrübeleri yaşamak için host olmaya karar verdim. İlk önceliğim ne kadar merak etsem de ulaşmamın kısa süre içerisinde zor olduğu kültürleri tanımak olduğuna karar verdim. Bu kültürlerden biri de içerisinde mükemmel bir zenginlik barındıran Mısır’dı.

Host olacağım kişinin Mısır kökenli bir olduğunu duyduğum anda büyük bir sevinç yaşasam da bazı tereddütlerimin olmadığını söylersem yalan olur. Fakat Muhammed’in eve gelişiyle beraber tüm önyargılarımı ve tedirginliğimi kaybetmem bir oldu. Muhammed ne kadar kendi kültürüne bağlı biri olsa da, aynı zamanda uzun zaman boyunca Avrupa’da yaşamış ve uyum sorunu yaşamayan biriydi. Açıkçası Avrupada’ki ülkelerin kültürlerine göre daha yakın alışkanlıklarımız olduğu için hiç bir sorun yaşamadık ve kısa zamanda ”evsahibi-misafir”den çok, karşılıklı şekilde birer dost haline geldik. Belki de o ülkeye bizzat gitsem karşılıklı olarak kültürlerimizden bir birimize bu kadar şey katamazdık.

Hayatıma etki edecek ölçüde bakış açımı değiştirme şansını bana sağladığı için AIESEC’e çok teşekkür ederim.

Mustafa Akbaş, Ankara

Global Families Olmak

AIESEC’te içinde bulunduğum bir projeye gelecek olan Pakistanlı (Zohair) arkadaşa host olacaktım. Bir yandan İngilizce anlaşamama çekingenliğim bir yandan da farklı bir kültürden gelen biriyle nasıl 6 hafta yaşayabileceğim, en önemlisi de bu süre boyunca ona rahat etmesi için odamı verip salonda nasıl rahat rahat yatacağım soruları kafamda dönüp duruyordu.

Büyük bir heyecanla Zohair’i karşıladım ama konuşamıyordum. İngilizce bilgim sadece sözcüklerle sınırlı kalıyordu. Ama ben işte tamda bu sorunu çözmek için host olmamış mıydım? 6 hafta süre boyunca kendimi internetten ders çalışmaya verdim ve bu sürede sabah birkaç yabancıyla proje okullarına gidiyordum. Akşamları Zohair ve diğerleriyle hep beraberdim. İngilizcemdeki gelişimi 3. haftamda kendim de gözlemlediğim zamanki  o mutluluğu anlatmak gerçekten zor benim için.

Başka bir konu ise farklı kültürleri tanımak. Adı dışında hiç bilgim olmadığı bir ülkenin kültürünü birebir de gözlemleme şansı yakalamıştım. Bana farklı gelen her hareketlerini  neden yapıyorsun diye soruyordum. Bununla da kalmayıp merak ettiğim konularla da onu soru bombardımanına tutuyordum. Keza o da aynı şekilde davranıyordu. Ayanı amaçla hareket ediyorduk zaten.Türk çayını çok sevmişti ve biz hiç sıkılmadan her gün sabaha kadar çay içerek sohbet ediyorduk. Beraber dış etkenden edindiğimiz bilgilerle birlikte aslında diğer milletlerin yarattığı kötü algısından kurtulduk.  Bunun dışında dertlerimizi de anlattık hatta daha ileri gidip duygulanıp ağladığımız bile olmuştur. Yazı Türkçe olacağı için Zohair böyle bir itirafta bulunduğumu anlamaz. Sorun yok o yüzden.

En büyük korkularımdan biri ama aynı zamanda en çok istediğim şeylerden biri  yurtdışına çıkmaktı. Herkesin ortak sorun olarak gördüğü İngilizce ve maddiyat sorunu diye düşünüp çıkmadığım yurtdışına, çıktıktan sonra asıl korkumun o adımı atacak cesaretim olmadığını görmem olmuştu. Zohair ile tanıştıktan tam 1,5 yıl sonra bu adımı atıp Sırbistan’a “Global Citizen” programıyla gittim. Ben de artık bir Zohair olmuştum. Ona imreniyordum, farklı bir ülkede sosyal sorumluluk projesi yapıyorsun ayrıca gezerek bir kültürü hissederek tanıyorsun. O ne yaşadıysa hepsini ben de yaşayıp olaylara onun açısından hissedebilme fırsatı yakalamıştım. Bu adımı ne kadar geç atsam da “Global Families” olmasaydı bu hayatımın hiç unutamayacağım Sırbistan’daki 2 ayımın yaşayabilecek cesaretim olacağını düşünmüyorum.

2 yıldır Zohair’den sonra kaç ülkeden kaç kişinin evimde kaldığını artık gerçekten hatırlamıyorum bile. Benim için host olmak artık tatlı bir bağımlılık haline geldi. Siz bu satırları okurken ben yeni bir kardeşim olacak insanın gelmesini bekliyor olacağım.

Yazacaklarım daha çok var ama bunların hepsini satırlara sığdıramam.Bu arada Zohair yılbaşında sırf tekrar beni görmek için Pakistan’dan Bursa’ya tatile gelecek. Sadece bu cümleden bile “Global Families” programının ne kadar eşsiz bir şey olduğunu anlarsınız.

Rahmi Fırtın, Bursa

Hayallerim Güçlendi

AIESEC ile tanıştığım günden beri kendimdeki değişimi hissedebiliyorum. Cesaret edip de yurt dışına tek başıma gidemeyeceğimi düşünürken, tüm süreç boyunca ufkumun açıldığını fark ettim ve kendimi bir anda Belgrad sokaklarında Tunuslu, Rus, Yunan, Brezilyalı, İtalyan, Meksikalı, Sırp arkadaşlarımla gezerken buldum.

Projem 11-14 yaş arasındaki öğrencilerin İngilizce gelişimlerine katkı sağlamaktı. Ben onlara İngilizce öğretirken onlar da bana Sırpça öğretiyordu büyük bir hevesle. Dersleri ‘her gün bir yeni Türkçe kelime’ faslı olmadan da bitirmek istemiyorlardı. İlk derste yaşadığım korku öğrencilerimin yardımıyla eğlenceli anılara dönüştü.

Orada geçirdiğim 6 haftanın her saniyesi, resim gibi hafızamda duran macera dolu her an dünyamı değiştirdi diyebilirim. Artık güne kendimden daha emin ve kendime daha çok güvenerek başlıyorum. Gerçekten inanıyorum ki edindiğim deneyimler bundan sonraki hayatımın, başarılarımın en büyük destekçisi olacak. Diğer stajyer arkadaşlarımdan edindiğim birçok kültürel bilgi, ilk kez denediğim yemekler, danslar, dinlediğim şarkılar, gezip gördüğüm şehirler sayesinde ben de ‘Global Citizen’ olduğumu düşünebiliyorum.

Bir daha olsa bir daha giderim dediğim Belgrad tecrübemden, Sırp arkadaşlarımla kurduğum güzel hayallerle ayrılmanın verdiği mutluluğa gerçekten paha biçilemez.

Sinem Bayraktar, Kocaeli

En Zorlandığım An Oradan Ayrıldığım Andı!

Kendime kattığım değerleri mi anlatsam, kırdığım önyargılarımdan mı bahsetsem yoksa harika geçen projeyi mi anlatsam bilemiyorum.

Bir kamp ortamında bulunan birbirinden harika çocuklarla birlikte zaman geçirerek onların gelişimlerine katkıda bulunduk. Projeye geldiğim ilk an beni tanımayan onlarca çocuk tanışmak için can atıyorlar, ellerimi tutmak, sarılmak için birbirleriyle yarışıyorlardı. Bu gerçekten tatmadığım bir duyguydu ve oradaki en değerli andı diyebilirim. Onları her sabah kaldırıp kahvaltıya götürüyor ve her akşam da mum ışığında oturup tecrübe paylaşımı yapıyorduk. Ardından çocukları yataklarına yatırıp iyi geceler diliyorduk. İlgiye ve bambaşka kültürlere ihtiyacı olan bu küçük dostlarımıza belki çok büyük bir katkım olmadı ama eminim ki hayatlarının minik bir yerinde şuan yer alıyorum. Bunu hissetmek gerçekten anlatılamaz bir duygu.

Projede fark ettiğim şeylerin başında aslında çocuklarla iletişimim ne kadar da kuvvetli olduğu geliyordu. Birilerine bir şeyler öğretmenin paha biçilemez bir duygu olduğunu gördüm. Orada olduğum süre boyunca kendimi hiç uzakta hissetmedim. Gerçekten çok zevkli ve eğlenceli bir projede yer aldım. Diğer yurt dışı gezilerimde birçok yer görmeme rağmen, ‘Global Citizen’  kendime kattığım değer ve edindiğim dostluklar bakımından bu programın ne kadar farklı bir tecrübe olduğunu gösterdi. Kimi zaman zorlandığım anlar oldu tabi ama oradaki AIESEC üyelerinin samimiyeti ve yardımseverliği benim Rusya’da gerçekten rahat etmemi ve mükemmel bir tecrübe edinmemi sağladı.

En zorlandığım andan bahsedecek olursak,  çocuklardan ayrıldığım andı diyebilirim. “Global Citizen” sizi şu an bulunduğunuz rahat ortamdan çekip alan ve zorluklara karşı mücadele etmenizi sağlayan, sonrasındaysa sizi hiç olmadığınız kadar güçlü ve farklı hissettiren bir program. Bu değişimin bir parçası olduğum için çok mutluyum.

Hatice Merve Yurt, Kocaeli

Hayat Değiştiren Tecrübe

Global Citizen! Mısır’a gitmeden once Global Citizen için “lifechangingexperience” dediklerinde benim için hiç bir anlam ifade etmiyor , onu kafamda somutlaştıramıyordum.Mısır’dan geri döndüğümde,kalbimin aklımın bir kısmını orda bıraktığımda,sanki bedenimin her bir  parçasının dünyanın her bir yerine dağılmış gibi hissettiğimde,anladım ne demek Global Citizen! Global Citizen a katılma amacım yeni bir hayata sıfırdan başlamaktı! Kendi hayatımda bir zorluk arıyordum kendi yolculuğuma çıkmak istiyordum ve bunu nasıl başaracağımı bilmiyordum ta ki aiesec.org.tr ye rastgele tıklayıp Global Citizen’ı görene kadar ! İlk gördüğüm an anlamıştım hayallerimi gerçekleştirmenin çok zor olmadığını ! Yurtdışında 6 hafta sosyal sorumluluk projesi! Daha iyisi olamazdı. Projelere Başvuru yapmadan önce sadece Avrupa ülkeleri vardı aklımda.Bir kaç Avrupa ülkesine başvuru yapıp İngilizce seviyemden dolayı red alında başka ülkeler neden olmasın diye düşündüm! Çocukluğumdan beri hayalimdeki muhteşem tarihiyle ünlü olan MISIR ! İlk LEAD eğitiminde Mısır’a giden bir arkadasın anlattıklarından fazlasıyla etkilenerek ,bu hayalimi gerçekleştirmem için AIESEC bana böyle bir fırsat vermişken tum cesaretimi toplayıp bu fırsatı kaçırmamam gerektiğini düşündüm.Ve bir anda kendimi Mısır’da buldum! Dilini hiç bilmediğim,insanlarına karsı fazlasıyla ön yargılı olduğum,yolunu bilmediğim Kahire’de kaldım bir başıma. İngilizce konuşmakta sıkıntı çektiğim için ilk gittimğim anda nereye baksam kafamı nereye çevirsem boş, yeni doğmuş bebek gibi etrafıma korku,endişe,şaşkınlık ile anlamsızca bakıyordum.Gitmeden Çok büyük bir korkum vardı.”Ya beni havaalanında karşılamazlarsa ?” Bu büyük korkuyla gittim ama düşündüğüm gibi olmadı iki mükemmel insan geldi beni güler yüzleriyle karşıladılar ve kalacağım eve götürdüler.İşte Kahire’deki hayatım başlamıştı.İlk şok, kalacağım o pis evi gördüğümde başladı. Her an,her gördüğüm şey beni şaşkına uğratıyordu.Herşey çok eski,insanlar cok farklı,yemekler farklı,Culture Shock’u dibine kadar yaşıyordum.İlk hafta ben neden geldim ben burda ne yapıyorum,neden buradayım diye sormaktan kendimi alıkoyamıyordum! Ama bilmiyordum ki son gece ağlayarak döneceğimi!

Mısır’da 50 gun kaldım ve kaldığım her gün ayrı bir şey keşfettim,her gün yeni bir şey öğrendim,çok büyük zorluklar ve cok guzel anılara sahip oldum,milyonlarca farklı milletten insan tanıdım hepsinin hayatıma etkisi benim onların hayatıma etkisi olduğunu görme fırsatı yaşadım.50 gün önce onlar hakkında hiç bir fikrim yokken,şimdi hepsiyle farklı bir bağ var aramızda.Birbirimizin ailesi olduk,kayıtsız güvendik birbirimize, yaşadığımız her zorlukta destek olduk,aynı evi paylaştık,Mısır’ın birbirinden muhteşem yerlerini birlikte gezdik o güzel duyguyu birlikte yasadık! Nil’in üstünde sandallarla yapılan Falouka partilerinde birlikte eğlendik, Dahab’da snorkelling ile Blue Hole’de daldığım o anda Nemo’larla bakıştığımda yaşadığım mutluluğu onlarla paylaştım! En büyük hayalim olan Piramitlerin içine girip develerle gezme fırsatını verdi bana AIESEC. Çölde yıldızlara bakarak uyuduğumuz o mükemmel gece, safaride hissettiğim özgürlük duygusu,7 km+700 basamak yürüyerek tırmandığımız Mousa Mountain’da 2285 m yükseklikten baktığımda hissettiğim başarmışlık duygusu,dünyanın en büyük müzelerinden olan Egyptian Museum’a gittiğimde Mısır’ın efsane tarihini, sanatını somut bir şekilde görerek tüylerimin diken diken olduğunu hissettiğim o an, Kahire’de  her sabah uyandığımda Nil Nehri manzarasıyla evimizde yaptığımız o kahvaltılar, daha birçok fırsat var ki MISIR’ın bana sunduğu,hepsini anlatsam sayfalar yetmez. Mısır benim için gitmeden önce sadece Zorluklar ülkesi iken şimdi ise ikinci bir evim gibi. Ayrıca Dünya tatlısı AIESECer’lar sayesinde kendini hiç bir zaman yalnız hissetmiyorsun ve onlar senin gerçek ailen oluyor! Son gece onlarla vedalaşırken,sanki onlardan ayrılmıyormuş gibi hissediyordum.Bu duygu ta ki uçak hareket edinceye kadar devam etti. Uçakla havalanmaya başladığımız o anda birden boşaldı gözyaşlarım ve kocaman bir aileyi geride bıraktığımı o anda hissettim. 50 gün gözümün önünden film gibi geçti ve geriye baktığımda ,AIESEC sayesinde hayatıma muhteşem insanlar katmış,yeni kültürler öğrenmiş,farklı açıdan bakmayı öğrenmiş,asla unutamayacağım tecrübeler yasamış,İngilizcem için büyük katkılar yapmış,tarif edemeyeceğim çok farklı bir mutlulukla geri dönüyordum.Çok büyük korkuyla, tek başıma çıktığım bu yolculuğun sonunda , kendime asla güvenmeyen ben şimdi herşeyi tek başıma yapabileceğime inanıyorum! Fark ettim ki içimde bir yerlerde bilmediğim kocaman bir CESARET varmış! Bana bu tecrübeyi yaşattığı için,kendimi keşfetme fırsatı verdiği için AIESEC’e ne kadar teşekkür etsem azdır. Hayallerini gerçekleştirmek ve Yaşamak için sadece biraz cesaret…

 

Aysun Yıldırım, İstanbul

Global Citizen Olduğum İçin Gurur Duyuyorum

Bu yaz edindiğim AIESEC tecrübesi, bir cafenin kapısında AIESEC afişini görmemle başladı. Eve gidince web sitesini ziyaret ettim ve bu tür uluslararası projelerle gerek okuduğum bölüm gerek üyesi bulunduğum kulüplerden dolayı içli dışlı olduğum için başvuru yapmak istedim. Sırbistan ile olan mülakatımdan sonra eşleşmem gerçekleşti ve temmuz-ağustos arası 6 haftalık stajıma İngilizce öğretmek amacıyla başladım.

Bu değişim programının 6 hafta içinde bana bu kadar şey katacağını tahmin bile edemezdim. Beklentilerim çok yüksek değildi çünkü Türkiye’den çok fazla uzaklaşmayacaktım veya daha önce de İngilizce öğretmenliği yaptığım için farklı bir şey yapmayacaktım fakat orada durum çok daha farklıydı. Öncelikle Niş şehrinde kalacaktım ve bu benim alışkın olduğum şehir hayatından çok daha farklıydı, küçük bir kasabaydı ve gidilen yerler, yediğimiz yemekler, eğlence mekanları da doğal olarak hep aynıydı, seçme olanağımız yoktu. Başlarda sıkılacağımı düşündüm fakat şehrin küçüklüğü insanlar arasındaki samimiyeti o kadar artırmıştı ki, diğer stajyerlerle arkadaştan çok aile gibi olmuştuk ve kendi kendimize o kadar eğleniyorduk ki başlarda sıkılacağım düşüncesi sonradan aklıma bile gelmez oldu. Diğer 17 stajyer ile beraber üç katlı büyük bir stajyer evinde kalıyorduk ki bu dünyanın her yerinden insanların kültürlerini yemeklerini dostluklarını yaşam tarzlarını anlamamda çok yardımcı oldu. Birbirinden tamamen farklı o kadar insanla yaşamak çok değişik ve çok yararlı bir tecrübeydi. İngilizcemizi geliştirmemiz, kişisel gelişimimize katkıda bulunmamız, dünya görüşümüzü genişletmemiz, her şey bu değişim programı sayesinde çok daha eğlenceli hale gelmişti.

Öte yandan İngilizce öğretmenliklerini yaptığım 7-14 yaş arası öğrencilerimin de bana olan katkıları çok büyüktü. Benim daha sabırlı, daha anlayışlı, daha toleranslı bir öğretmen olmamda çok büyük etkileri oldu. 6 haftalık program sürecinde hepimiz birbirimize önemli şeyler kattık.

Bunların yarı sıra Sırbistan gezilerimiz çok eğlenceliydi. Niş, Novi Sad, Belgrad, Makedonya-Üsküp gibi şehirleri gezme/görme fırsatım oldu. Yeni şehirler, yeni insanlar, farklı kültürler tanıma şansını elde ettiğim için iyi bir Global Citizen olduğumu düşünüyorum ve bununla gurur duyuyorum.

 

Gül Arslan, İzmir

 

I am a Global Citizen

Her şey dünyayı gezme hayalimle başladı. Yurt dışına çıkabileceğim projeleri araştırıyordum. Bir arkadaşım AIESEC’ten bahsetti ve kurcalamaya başladım. Yaz tatiline 1 ay kalmıştı, herhangi bir proje bulabilceğimden emin bile değilim ve Rusya aklımdan geçmemişti. Her şey çok hızlı gelişti. AIESEC ofisindeki görüşmelere ve tecrübesi olan insanların yorumlarına dayanarak ilk günlerin kötü olabilceğini düşünmüştüm. Kendimi buna hazırlamıştım. Ama bilmiyordum ki Rusya’da geçen 45 günümün kusursuz olacağını. 1 günümde 1 anımda bile neden geldim diye düşünmedim.

Gittiğimde projeye ne zaman başlayacağım neler yapacağım sorularını düşünüyordum. Proje 2 kısımdan oluşuyordu ve ben 2. kısımdaydım. Peki ilk kısımda ne yapacaktım? Gezip eğlendim. Sadece 2 hafta içinde 7 farklı yerde kaldım bu hikaye uzun. Kültür şoku kesinlikle yaşamadım.

 

 

Benim gibi farklı ülkelerden katılan stajerlerle birlikte her günümüzü farklı bi aktiviteyle geçiriyorduk. Sonunda bir kafede/barda farklı ülkelerden arkadaşlarımla oturup saatlerce ingilizce konuşabiliyordum. İngilizce konusunda kendimi aştım. Bununla birlikte 2. dilimin ne olması gerektiğine karar verdim: Rusça! Her geçen gün yeni kelimeler öğrendim. Bölümümle(Makine Mühendisliği) arasındaki ilişki de fena değil. Projenin 2.kısmına geldiğimizde ise özel bir kamp alanındaydık. 20 farklı ülke ve 60 stajer! Yanında da kabus olacağını düşündüğüm 200 çocuk! Ancak öyle bir kamp düşünün ki sadece 25 gün içinde bambaşka bir dünyanın olduğu ve ayrı bir hayatın yaşandığı. Her dakikam her saniyem doluydu. Hayatımda yapmadığım bir çok şeyi yapma imkanı buldum.Günler geçtikçe bir yandan kötüye gidiyordu. Bitmesini istemiyordum. Ağlamayan biri olarak kampın son günü omzumda ağlayan çocukların yanında durmak ve son gün şehirden ayrılırken ağlayan arkadaşlarımı görmek çok güçtü. Ve döndüğümde ise içimde bir boşluk vardı. Zamanla alışsam da aklıma geldiğinde nasıl mutlu olduğumu anlatamıyorum.Sonuç olarak Dünyanın her yerinde harika arkadaşlar edindim. 20 ülke!

Tolunay Karakelle, İstanbul Asya