Hayallerim Güçlendi

AIESEC ile tanıştığım günden beri kendimdeki değişimi hissedebiliyorum. Cesaret edip de yurt dışına tek başıma gidemeyeceğimi düşünürken, tüm süreç boyunca ufkumun açıldığını fark ettim ve kendimi bir anda Belgrad sokaklarında Tunuslu, Rus, Yunan, Brezilyalı, İtalyan, Meksikalı, Sırp arkadaşlarımla gezerken buldum.

Projem 11-14 yaş arasındaki öğrencilerin İngilizce gelişimlerine katkı sağlamaktı. Ben onlara İngilizce öğretirken onlar da bana Sırpça öğretiyordu büyük bir hevesle. Dersleri ‘her gün bir yeni Türkçe kelime’ faslı olmadan da bitirmek istemiyorlardı. İlk derste yaşadığım korku öğrencilerimin yardımıyla eğlenceli anılara dönüştü.

Orada geçirdiğim 6 haftanın her saniyesi, resim gibi hafızamda duran macera dolu her an dünyamı değiştirdi diyebilirim. Artık güne kendimden daha emin ve kendime daha çok güvenerek başlıyorum. Gerçekten inanıyorum ki edindiğim deneyimler bundan sonraki hayatımın, başarılarımın en büyük destekçisi olacak. Diğer stajyer arkadaşlarımdan edindiğim birçok kültürel bilgi, ilk kez denediğim yemekler, danslar, dinlediğim şarkılar, gezip gördüğüm şehirler sayesinde ben de ‘Global Citizen’ olduğumu düşünebiliyorum.

Bir daha olsa bir daha giderim dediğim Belgrad tecrübemden, Sırp arkadaşlarımla kurduğum güzel hayallerle ayrılmanın verdiği mutluluğa gerçekten paha biçilemez.

Sinem Bayraktar, Kocaeli

En Zorlandığım An Oradan Ayrıldığım Andı!

Kendime kattığım değerleri mi anlatsam, kırdığım önyargılarımdan mı bahsetsem yoksa harika geçen projeyi mi anlatsam bilemiyorum.

Bir kamp ortamında bulunan birbirinden harika çocuklarla birlikte zaman geçirerek onların gelişimlerine katkıda bulunduk. Projeye geldiğim ilk an beni tanımayan onlarca çocuk tanışmak için can atıyorlar, ellerimi tutmak, sarılmak için birbirleriyle yarışıyorlardı. Bu gerçekten tatmadığım bir duyguydu ve oradaki en değerli andı diyebilirim. Onları her sabah kaldırıp kahvaltıya götürüyor ve her akşam da mum ışığında oturup tecrübe paylaşımı yapıyorduk. Ardından çocukları yataklarına yatırıp iyi geceler diliyorduk. İlgiye ve bambaşka kültürlere ihtiyacı olan bu küçük dostlarımıza belki çok büyük bir katkım olmadı ama eminim ki hayatlarının minik bir yerinde şuan yer alıyorum. Bunu hissetmek gerçekten anlatılamaz bir duygu.

Projede fark ettiğim şeylerin başında aslında çocuklarla iletişimim ne kadar da kuvvetli olduğu geliyordu. Birilerine bir şeyler öğretmenin paha biçilemez bir duygu olduğunu gördüm. Orada olduğum süre boyunca kendimi hiç uzakta hissetmedim. Gerçekten çok zevkli ve eğlenceli bir projede yer aldım. Diğer yurt dışı gezilerimde birçok yer görmeme rağmen, ‘Global Citizen’  kendime kattığım değer ve edindiğim dostluklar bakımından bu programın ne kadar farklı bir tecrübe olduğunu gösterdi. Kimi zaman zorlandığım anlar oldu tabi ama oradaki AIESEC üyelerinin samimiyeti ve yardımseverliği benim Rusya’da gerçekten rahat etmemi ve mükemmel bir tecrübe edinmemi sağladı.

En zorlandığım andan bahsedecek olursak,  çocuklardan ayrıldığım andı diyebilirim. “Global Citizen” sizi şu an bulunduğunuz rahat ortamdan çekip alan ve zorluklara karşı mücadele etmenizi sağlayan, sonrasındaysa sizi hiç olmadığınız kadar güçlü ve farklı hissettiren bir program. Bu değişimin bir parçası olduğum için çok mutluyum.

Hatice Merve Yurt, Kocaeli

Hayat Değiştiren Tecrübe

Global Citizen! Mısır’a gitmeden once Global Citizen için “lifechangingexperience” dediklerinde benim için hiç bir anlam ifade etmiyor , onu kafamda somutlaştıramıyordum.Mısır’dan geri döndüğümde,kalbimin aklımın bir kısmını orda bıraktığımda,sanki bedenimin her bir  parçasının dünyanın her bir yerine dağılmış gibi hissettiğimde,anladım ne demek Global Citizen! Global Citizen a katılma amacım yeni bir hayata sıfırdan başlamaktı! Kendi hayatımda bir zorluk arıyordum kendi yolculuğuma çıkmak istiyordum ve bunu nasıl başaracağımı bilmiyordum ta ki aiesec.org.tr ye rastgele tıklayıp Global Citizen’ı görene kadar ! İlk gördüğüm an anlamıştım hayallerimi gerçekleştirmenin çok zor olmadığını ! Yurtdışında 6 hafta sosyal sorumluluk projesi! Daha iyisi olamazdı. Projelere Başvuru yapmadan önce sadece Avrupa ülkeleri vardı aklımda.Bir kaç Avrupa ülkesine başvuru yapıp İngilizce seviyemden dolayı red alında başka ülkeler neden olmasın diye düşündüm! Çocukluğumdan beri hayalimdeki muhteşem tarihiyle ünlü olan MISIR ! İlk LEAD eğitiminde Mısır’a giden bir arkadasın anlattıklarından fazlasıyla etkilenerek ,bu hayalimi gerçekleştirmem için AIESEC bana böyle bir fırsat vermişken tum cesaretimi toplayıp bu fırsatı kaçırmamam gerektiğini düşündüm.Ve bir anda kendimi Mısır’da buldum! Dilini hiç bilmediğim,insanlarına karsı fazlasıyla ön yargılı olduğum,yolunu bilmediğim Kahire’de kaldım bir başıma. İngilizce konuşmakta sıkıntı çektiğim için ilk gittimğim anda nereye baksam kafamı nereye çevirsem boş, yeni doğmuş bebek gibi etrafıma korku,endişe,şaşkınlık ile anlamsızca bakıyordum.Gitmeden Çok büyük bir korkum vardı.”Ya beni havaalanında karşılamazlarsa ?” Bu büyük korkuyla gittim ama düşündüğüm gibi olmadı iki mükemmel insan geldi beni güler yüzleriyle karşıladılar ve kalacağım eve götürdüler.İşte Kahire’deki hayatım başlamıştı.İlk şok, kalacağım o pis evi gördüğümde başladı. Her an,her gördüğüm şey beni şaşkına uğratıyordu.Herşey çok eski,insanlar cok farklı,yemekler farklı,Culture Shock’u dibine kadar yaşıyordum.İlk hafta ben neden geldim ben burda ne yapıyorum,neden buradayım diye sormaktan kendimi alıkoyamıyordum! Ama bilmiyordum ki son gece ağlayarak döneceğimi!

Mısır’da 50 gun kaldım ve kaldığım her gün ayrı bir şey keşfettim,her gün yeni bir şey öğrendim,çok büyük zorluklar ve cok guzel anılara sahip oldum,milyonlarca farklı milletten insan tanıdım hepsinin hayatıma etkisi benim onların hayatıma etkisi olduğunu görme fırsatı yaşadım.50 gün önce onlar hakkında hiç bir fikrim yokken,şimdi hepsiyle farklı bir bağ var aramızda.Birbirimizin ailesi olduk,kayıtsız güvendik birbirimize, yaşadığımız her zorlukta destek olduk,aynı evi paylaştık,Mısır’ın birbirinden muhteşem yerlerini birlikte gezdik o güzel duyguyu birlikte yasadık! Nil’in üstünde sandallarla yapılan Falouka partilerinde birlikte eğlendik, Dahab’da snorkelling ile Blue Hole’de daldığım o anda Nemo’larla bakıştığımda yaşadığım mutluluğu onlarla paylaştım! En büyük hayalim olan Piramitlerin içine girip develerle gezme fırsatını verdi bana AIESEC. Çölde yıldızlara bakarak uyuduğumuz o mükemmel gece, safaride hissettiğim özgürlük duygusu,7 km+700 basamak yürüyerek tırmandığımız Mousa Mountain’da 2285 m yükseklikten baktığımda hissettiğim başarmışlık duygusu,dünyanın en büyük müzelerinden olan Egyptian Museum’a gittiğimde Mısır’ın efsane tarihini, sanatını somut bir şekilde görerek tüylerimin diken diken olduğunu hissettiğim o an, Kahire’de  her sabah uyandığımda Nil Nehri manzarasıyla evimizde yaptığımız o kahvaltılar, daha birçok fırsat var ki MISIR’ın bana sunduğu,hepsini anlatsam sayfalar yetmez. Mısır benim için gitmeden önce sadece Zorluklar ülkesi iken şimdi ise ikinci bir evim gibi. Ayrıca Dünya tatlısı AIESECer’lar sayesinde kendini hiç bir zaman yalnız hissetmiyorsun ve onlar senin gerçek ailen oluyor! Son gece onlarla vedalaşırken,sanki onlardan ayrılmıyormuş gibi hissediyordum.Bu duygu ta ki uçak hareket edinceye kadar devam etti. Uçakla havalanmaya başladığımız o anda birden boşaldı gözyaşlarım ve kocaman bir aileyi geride bıraktığımı o anda hissettim. 50 gün gözümün önünden film gibi geçti ve geriye baktığımda ,AIESEC sayesinde hayatıma muhteşem insanlar katmış,yeni kültürler öğrenmiş,farklı açıdan bakmayı öğrenmiş,asla unutamayacağım tecrübeler yasamış,İngilizcem için büyük katkılar yapmış,tarif edemeyeceğim çok farklı bir mutlulukla geri dönüyordum.Çok büyük korkuyla, tek başıma çıktığım bu yolculuğun sonunda , kendime asla güvenmeyen ben şimdi herşeyi tek başıma yapabileceğime inanıyorum! Fark ettim ki içimde bir yerlerde bilmediğim kocaman bir CESARET varmış! Bana bu tecrübeyi yaşattığı için,kendimi keşfetme fırsatı verdiği için AIESEC’e ne kadar teşekkür etsem azdır. Hayallerini gerçekleştirmek ve Yaşamak için sadece biraz cesaret…

 

Aysun Yıldırım, İstanbul

Global Citizen Olduğum İçin Gurur Duyuyorum

Bu yaz edindiğim AIESEC tecrübesi, bir cafenin kapısında AIESEC afişini görmemle başladı. Eve gidince web sitesini ziyaret ettim ve bu tür uluslararası projelerle gerek okuduğum bölüm gerek üyesi bulunduğum kulüplerden dolayı içli dışlı olduğum için başvuru yapmak istedim. Sırbistan ile olan mülakatımdan sonra eşleşmem gerçekleşti ve temmuz-ağustos arası 6 haftalık stajıma İngilizce öğretmek amacıyla başladım.

Bu değişim programının 6 hafta içinde bana bu kadar şey katacağını tahmin bile edemezdim. Beklentilerim çok yüksek değildi çünkü Türkiye’den çok fazla uzaklaşmayacaktım veya daha önce de İngilizce öğretmenliği yaptığım için farklı bir şey yapmayacaktım fakat orada durum çok daha farklıydı. Öncelikle Niş şehrinde kalacaktım ve bu benim alışkın olduğum şehir hayatından çok daha farklıydı, küçük bir kasabaydı ve gidilen yerler, yediğimiz yemekler, eğlence mekanları da doğal olarak hep aynıydı, seçme olanağımız yoktu. Başlarda sıkılacağımı düşündüm fakat şehrin küçüklüğü insanlar arasındaki samimiyeti o kadar artırmıştı ki, diğer stajyerlerle arkadaştan çok aile gibi olmuştuk ve kendi kendimize o kadar eğleniyorduk ki başlarda sıkılacağım düşüncesi sonradan aklıma bile gelmez oldu. Diğer 17 stajyer ile beraber üç katlı büyük bir stajyer evinde kalıyorduk ki bu dünyanın her yerinden insanların kültürlerini yemeklerini dostluklarını yaşam tarzlarını anlamamda çok yardımcı oldu. Birbirinden tamamen farklı o kadar insanla yaşamak çok değişik ve çok yararlı bir tecrübeydi. İngilizcemizi geliştirmemiz, kişisel gelişimimize katkıda bulunmamız, dünya görüşümüzü genişletmemiz, her şey bu değişim programı sayesinde çok daha eğlenceli hale gelmişti.

Öte yandan İngilizce öğretmenliklerini yaptığım 7-14 yaş arası öğrencilerimin de bana olan katkıları çok büyüktü. Benim daha sabırlı, daha anlayışlı, daha toleranslı bir öğretmen olmamda çok büyük etkileri oldu. 6 haftalık program sürecinde hepimiz birbirimize önemli şeyler kattık.

Bunların yarı sıra Sırbistan gezilerimiz çok eğlenceliydi. Niş, Novi Sad, Belgrad, Makedonya-Üsküp gibi şehirleri gezme/görme fırsatım oldu. Yeni şehirler, yeni insanlar, farklı kültürler tanıma şansını elde ettiğim için iyi bir Global Citizen olduğumu düşünüyorum ve bununla gurur duyuyorum.

 

Gül Arslan, İzmir

 

I am a Global Citizen

Her şey dünyayı gezme hayalimle başladı. Yurt dışına çıkabileceğim projeleri araştırıyordum. Bir arkadaşım AIESEC’ten bahsetti ve kurcalamaya başladım. Yaz tatiline 1 ay kalmıştı, herhangi bir proje bulabilceğimden emin bile değilim ve Rusya aklımdan geçmemişti. Her şey çok hızlı gelişti. AIESEC ofisindeki görüşmelere ve tecrübesi olan insanların yorumlarına dayanarak ilk günlerin kötü olabilceğini düşünmüştüm. Kendimi buna hazırlamıştım. Ama bilmiyordum ki Rusya’da geçen 45 günümün kusursuz olacağını. 1 günümde 1 anımda bile neden geldim diye düşünmedim.

Gittiğimde projeye ne zaman başlayacağım neler yapacağım sorularını düşünüyordum. Proje 2 kısımdan oluşuyordu ve ben 2. kısımdaydım. Peki ilk kısımda ne yapacaktım? Gezip eğlendim. Sadece 2 hafta içinde 7 farklı yerde kaldım bu hikaye uzun. Kültür şoku kesinlikle yaşamadım.

 

 

Benim gibi farklı ülkelerden katılan stajerlerle birlikte her günümüzü farklı bi aktiviteyle geçiriyorduk. Sonunda bir kafede/barda farklı ülkelerden arkadaşlarımla oturup saatlerce ingilizce konuşabiliyordum. İngilizce konusunda kendimi aştım. Bununla birlikte 2. dilimin ne olması gerektiğine karar verdim: Rusça! Her geçen gün yeni kelimeler öğrendim. Bölümümle(Makine Mühendisliği) arasındaki ilişki de fena değil. Projenin 2.kısmına geldiğimizde ise özel bir kamp alanındaydık. 20 farklı ülke ve 60 stajer! Yanında da kabus olacağını düşündüğüm 200 çocuk! Ancak öyle bir kamp düşünün ki sadece 25 gün içinde bambaşka bir dünyanın olduğu ve ayrı bir hayatın yaşandığı. Her dakikam her saniyem doluydu. Hayatımda yapmadığım bir çok şeyi yapma imkanı buldum.Günler geçtikçe bir yandan kötüye gidiyordu. Bitmesini istemiyordum. Ağlamayan biri olarak kampın son günü omzumda ağlayan çocukların yanında durmak ve son gün şehirden ayrılırken ağlayan arkadaşlarımı görmek çok güçtü. Ve döndüğümde ise içimde bir boşluk vardı. Zamanla alışsam da aklıma geldiğinde nasıl mutlu olduğumu anlatamıyorum.Sonuç olarak Dünyanın her yerinde harika arkadaşlar edindim. 20 ülke!

Tolunay Karakelle, İstanbul Asya

AIESEC Çok Güzel Gelsenize!

AIESEC mi? O da ne demek? Yurtdışına mı gönderiyormuş? Bir arkadaşım da AIESEC ile Romanya’ya gitmiş geçen yaz. Beni de kabul ederler mi acaba? Gibi bir takım sorular eşliğinde oturdum bilgisayarın basına sordum Google’a. Okuduğum şeyler gördüğüm AIESECli stajyerlerin onlarca farklı ülkede çekilmiş gülen yüzlü fotoğrafları beni güvende hissettirdi ve sisteme çevrimiçi olarak kaydolup başlayacak maceramdan habersiz ilk Global Citizen adımımı atmış oldum. Kafam karışmıştı biraz, yüzlerce ülke binlerce proje vardı. Hangisini seçmeliyim nereye gitmeliyim derken imdadıma Seda Satılmıs, Hamza Sahin Bitmez ve benim gibi bir Özyeğin’li olduğunu sonradan öğrendiğim bu hayat değiştiren tecrübeyi edinmiş Merve Dede ve Büşra Şahin yetişti. Her zaman mail ve whatsapp yoluyla yanımda oldu ve sorularımı yanıtladı. Hiçbir zaman yalnız hissetmedim bu yolculukta. İyi ki varlar!

Kendimi tanıyordum. Değişikliklere acık, yalnız yasamayı bilen, özgür olmayı, yeni kültürler tanımayı, insanları seven ve aynı zamanda sorumluluk sahibi bir insandım. En önemlisi nereye gidersem gideyim kendimi götürecektim. İçim rahattı. Kendime güveniyordum. AIESEC tam da biçilmiş kaftandı üzerime. Cesaretiniz de varsa siz de bir gün yapabilirsiniz. Neden olmasın!

Başladım projeleri incelemeye. Çocuklar..Gönüllülük..Eğitim..Yardımlaşma..Grup İsleri. Spor Eğitimleri. Benim kimliğimle örtüşen AIESEC Proje anahtar kelimelerimdi. CV mle birlikte filtrelemeye başladım projeleri. Brezilya’dan Hindistan’a kadar birçok ülkeye başvurdum. Başvuru sürecim hiç bitmedi. Mailime dönen ülkelerle gerçekleştirdiğim skype görüşmeleri, mülakatlar oldu.5 farklı ülke ve projeden kabul aldım. Ancak kendimi biliyordum istediğim ülke ve proje kesinlikle Portekiz’di. Zamana yenilmedim. Maillerimle bana sık sık dönmeyen Portekiz AIESEC yetkilisiyle 2 hafta boyunca her gün malileşmeye çalıştım. Bana kesin bir yanıt vermiyorlardı. Grupları dolmuştu ya da beni seçmeyeceklerdi ancak vakit de daralıyordu tam bir hafta kalmıştı projenin başlamasına. Herkes tatile giderken elim kolum bağlanmıştı belirsizlikler hiç hoş değildi amaaaa

Tüm bu yorucu uğraşlar ve bekleyişimin sonunda Skype Mülakatını geçmiş. Evraklarımı hazırlamış. 2 gün sonrasına uçak biletimi almıştım! Kimse inanamıyordu gideceğime hatta ben bile! Derken birden kendimi Türk kahvesi Türk lokumu ve Türk bayrağını valizime koyarken buldum. Kültürümüzü tanıtmalıydım. Yapmam gereken son şey aileme kocaman sarılmaktı.

Portekiz’deydimmmm!!! Havası, insanları, giyimleri ne kadar bize benziyor. Çok sıcakkanlılar ve yardımseverler. Portekizce konuşuyorlar. Kulağa ritmik gelen çok sıcak ancak öğrenmesi gerçekten zor bir dil. Portekizce bilmiyorum ama anlaşıyoruz. Yerel insanları gerçekten her anımda yardımcı oluyor islerini bırakıp koşuyor yolda soru sormak istediğim herhangi biriyle arkadaş bile oluyorum. Bu ülke ne kadar güzel.. Başlıyoruzzz!

Uçaktan iner inmez Porto havalimanında beni koskoca ‘’ Hoşgeldin Ulkemize ! ‘’ yazısıyla karşılayan Margarida  AIESEC üyesi aynı zamanda yeni arkadaşım babasıyla birlikte karşılayarak beni tren istasyonuna bırakıyor arabalarıyla .Ve İlk sokumu yasıyorum.Evet Portekizliler de bizim gibi merhabalaşırken ya da ayrılırken sarılıp öpüyorlar. Bu insanlar bize benziyor dostum! 1 saatlik tren yolculuğumun ardından yasayacağım Aveiro kentine geliyorum. Sonunda uzun maillerimin gerçekleştiği şuan canım dostum dediğim Raquel Lopes Soraira Ferraria ve intern partnerim Mukul Khatri yle tanışıyoruz. İlk dakikadan her gün gitmem gerekecek 1 saatlik tren yolculuğumun ücretsiz çalışan biletini gerekli belgelerle çıkartıyorlar benim için. Cok önemliydi gerçekten, her gün ödemek istemeyeceğim bir miktardı tren seyahati. Unutmuşken söyleyim AIESEC tamamen kar amacı gütmeyen gönüllü bir kuruluş. Sadece kayıt olduğunuzda 500 TL ödüyorsunuz. Uçak biletinizi kendiniz ayarlıyorsunuz. Kalacağınız ülkedeki evinizi onlar ayarlıyor. İki tercihiniz var genelde ya öğrenci evlerinde ya da host family yani aile evlerinde kalıyorsunuz. Ben daha eğlenceli olur diyerek aile onayımla öğrenci evini seçtim. Bu tamamen size bırakılıyor.

Her şey dört dörtlük gidiyor ancak merak ediyorum kalacağım ev yasacağım insanlar kimler. Maillerimizde konuştuk ayarladık ancak hala flue şuan. Sonunda geldik. Tam bir öğrenci evi, 5 kişi yasıyoruz bu evde. Üçü elektrik mühendisliği okuyor diğeri de ekonomi öğrencisi Daniella , sevgili AIESEC  Aveiro başkanı  arkadaşım aynı zamanda. Birlikte çokça eğlendiğimiz bu çılgın 5 kişiyle yaşayacağım. Kendime ait kocaman 2 kişilik yataklı bir odam ve hatta bir banyom var.. Portekizliler rahatına düşkün insanlar evleri katlıca az ama odaca çok J Ve yaşayacağım yer İzmir’in Cesme’sini düşünün ama içinde her bölümü olan kocaman bir üniversiteye sahip yani gençlik şehri. Şimdilik her şey müthiş..

Ben anlatıyorum böyle ama ilk gözlemlerim bunlar projeye geç katıldığım için diğer stajyerler gibi bir hafta önceden ısınma ülkede gezinme tanıma olaylarını yasamadan bir gün sonra direk Stajyerliğime başlıyorum.. Nasıl mıydı???

İkinci bir şok geliyor. İnstagramda gördüğünüz o güzel eğlenceli seyahatlerimin arka planında görünmeyen is hayatım..Her gün martılarla birlikte 6 da kalkıp is arkadaşımı evinden alıp yarım saat yürüyerek baslarda sürünerek tren istasyonuna varıyorduk.1 saatlik sefer sonucunda da biraz daha yürüyerek is yerimize ulaşıyorduk. İlk zamanlar ulaşım is saatleri beni pes ettirmeye yaklaştırmıştı bile yalan yok. Hatta alternatif olarak araba kiralamayı bile düşünmedik değil. Ama neden sonra her şeyin tembellik ve alışık olmadığımız bir düzen olduğunu fark ettiğimiz anda o kus cıvıltıları ve bol oksijenli yeşilliklerin arasında ilerleyen cufcufcufflu tren seyahatleri bile bir şölene dönüştü bizim için. Yürümeyi sevmiyoruz biz Türkler olarak alışmışız tembelliğe. Oysa bu insanlar toplu taşımaları çok nadir kullanıyor. Zaten trafik düzeni neredeyse arabalar icin değil yayalar için kurulmuş. Kaç kere 100 le gelen arabanın yaya yolunda beni görerek durduğunu bilirim ve gecene kadar beklediğini..

6 hafta..Koskocaman dopdolu 6 hafta beni bekliyor. Stajım Portekiz milli sporcu küçüklerine yaz okulunda eğitmenlerle birlikte spor yaptırıp İngilizce konuşmaya tevsik etmek. Her hafta düzenli ve ciddi şekilde dopdolu geçiyor. Portekizlilerin en çok önem verdiği şeylerden biri de spor.Haftanın bir günü Rugbyden mini golfe ikinci günü zumbadan salsaya üçüncü günü labor games dördüncü günü olimpik havuzdayız ve cumaları da gölde kamp kurarak hatta gölde yüzerek noktalıyoruz. AIESEC verilen projelerde farklı kuruluşlarla anlaşıyor ve sözleşme imzalıyorsunuz. Yani isinizi aksatmak ertelemek salmak gibi bir durumuz yok. Eğer devam etmezseniz geri gönderilirsiniz. Beni tanıyanlar tam da isini bulmuşsun diyecek. Doğru thanks god !Çocukları çok seviyorum spor yapmayı çok seviyorum onlarla birlikte ben de çok eğleniyorum… Bu da tamamen sizin kararınız binlerce proje var pazarlamadan ofise ,sosyal sorumluluktan gazeteciliğe kadar. Siz yapmak istediğinizi en çok faydalı olabileceğiniz projeyi araştırın ve bulun. Yoksa bu 6 hafta sizin için tam bir ölüm vurusu olabilir. Projeden projeye değişse de haftada 50 saatiniz çalışarak geçiyor…

Yani gezmeyi hak etmedik mi? Perşembeden başlıyorduk planları yapmaya. Portekiz’de ki tüm AIESECerlar buluşup gezmek için can atıyordu zaten. Whatsapp grupları hiç durmuyordu. Kimse sizi bir yere götürmek için zorlamıyor. Siz gitmek istediğiniz yere gitmek istediğiniz insanlarla gidiyorsunuz. Benim 4 hafta sonum vardı staj sürecimde. Ancak kafama koymuştum her yeri gezip listelerimi checkliyecektim ve emin olun Portekizli arkadaşlarımın hiç gitmediği yerlere bile gittim. Sadece her şeyi dengeleyerek yapmalısınız. En çok Brezilyalı arkadaşım Sarah’la anlaşıyorduk. Onunla Lisbon’dan Porto’ya Coimbra’dan Sintra’ya kadar her yeri gezdik. Biletlerimiz kalacağımız hosteller her şeyi bir gecede ayarlayıp düşüyorduk yollara. Sarah da endüstri mühendisi zeki bir kız, kafa dengi aklımız bir çalışıyordu her şeye. Minimum surede rahatlıkla maximum eğlenceyi yakalayabiliyorduk.3 farklı hostel’de kaldık birçok farklı ülkeden insanla arkadaş olduk. İnanılmaz hatıralar güzel anlar biriktirdik. Hafta sonlarının canına okuyorduk adeta. Günün sonunda da okyanusun serinliğiyle rahatlıyor günbatımını da izlemeyi eksik etmiyorduk arkadaşlarımızla. Portekizliler eğlenmeyi çok seviyor. Gece hayatı brezilya müzikleriyle Latin danslarıyla geçiyor biz de durur muyuz? Tabi ki hayır!! Beni bilenler küçüklükten bu yana dans etme askımı bilir. Bu koşuşturma arasında sörf yapmayı bile öğrendim mesela.2 yıldır hayalimdi. Her seferinde’ Anne bak görürsün bir gün okyanusta sörf yapıcam’ derken gerçek olmuştu bile. Hayat değiştiren tecrübe dedikleri bu olsa gerek.

Hic mi kötü denilebilecek şeyler olmadı tabi ki yasadım. Stajda çok çalışmaktan yorulup trende uyuyakaldığım, Lisbon’dan dönerken patronumun ise geleceksin yazısıyla irkilerek tren istasyonunda sabahladığım, kapıda kalıp çaresizce sadece beklediğim, son gün cüzdanımı kaybettiğim ve 5 Euro’yla havalimanına kadar idare etmeye çalıştığım tabi ki oldu. Elbet sizinde olacak ancak hepsi sizlere şuan bende olduğu gibi tebessümle anacağınız harika tecrübeler olarak kalacak.

AIESEC anılarım bu anlattıklarımla sınırlı değil elbet, yazdıkça yazasım anlattıkça anlatasım geliyor bu unutulmaz anları. AIESEC’in sınırlar yok! Sınırları SİZSİNİZ! Ne demiştim hayal edin umun ve gerçekleştirin!!Belki siz de bir gün bu projelerden birine gönül vererek Porto’da Dom Nehri kıyısında Port Vine’ınızı yudumlar, Lisbon Barro Alto gecelerinde kaybolur veya Aveiro’da Costa Nova sahillerinde okyanusla birleşirsiniz. Neden olmasın?

Selen Kocaoğlu, İstanbul Asya

Gözlerinden Dünya Fışkıracak

Artık “Şimdi ne yapacağım?” diye düşünmekten uykuların kaçamayacak! Nereden başlayacağını bilmediğin günler geride kaldı! Yapacağın stajla kendini yeniden keşfedecek ve dünyanın bambaşka yerlerine yelken açacaksın! İşte Global Talent olduğunda kazanacağın avantajlar!

Yeni Fikirler

Yurtdışında görüp yaşayacağın her bir tecrübe, iş hayatında sana yeni ufuklar açıp, yeni fikirler üretmende yardımcı olacak. Ortaya attığın yeniliklerle herkesi dikkatini çekecek ve yabancı pazarlar hakkındaki bilgin herkesi şaşırtacak!

Pratik

Dört yıllık üniversite hayatın boyunca öğrendiklerini kullanıp artık teorik bilgini pratiğe dökeceğin bu staj hayatını değiştirecek. Kağıt üzerinden kalkıp canlanacak olan becerilerin ve daha da öğrenip üzerine ekleyeceklerin seni bile şaşırtacak!

Dünya Vatandaşlığı

Dünyanın öbür ucunda bilmediğin bir kültürün içinde yapacağın bu stajla artık sen de gözlerini açacak, yepyeni ufuklar keşfedeceksin. Dünya sorunlarıyla yakından ilgilenip sen de elini taşın altına koyacak, önyargılarından kurtulacak ve iş yerlerinde aranan, ihtiyaç duyulan o çalışan olacaksın!

CV’de Avantaj

Yeni mezun sınıfına girdiğinde iş başvurularını yaparken bomboş bir CV vermeye senin de için el vermeyecek! Tam zamanlı çalışırken bir yandan da dil gelişimini tamamladığın bu staj sonunda başvurularını dertsiz tasasız yapacaksın! Yurtdışında edindiğin deneyimlerin CV’nde parlayacak!

Tecrübe

Kendi çalışma alanını yabancı pazarlarda görerek tamamen farklı bir ülkede yaşayacağın bu deneyim hayatının tecrübesi olacak! İçindeki lideri keşfedecek, girişimci ruhunu ortaya çıkaracak bu tecrübeyi yaşayıp ülkene geri döndüğünde gözlerinden dünya fışkıracak!

 

Yurt Dışında Staj Yapmak İçin Beş Geçerli Sebep

Sen de mezun olduktan sonra CV’ne farklılık katmak isteyenlerden misin? CV’ne ekleyebileceğin normal bir staj yerine yurt dışı stajı ekleyip, farkındalık yaratmak istiyorsan, işte sana yurt dışında staj yapmak için beş geçerli sebep!

CV ‘ne Ayrıcalık Kat!


Mezun olduktan sonra cv’nde farklıllık yaratmak artık çok kolay. Yurt dışı stajı tecrübesiyle hem cv’ne hem de kendine katacağın bu farklı deneyim sayesinde birçok kişinin önüne geçebilirsin.

Yabancı Pazarlara Açıl!

Yoğun bir rekabetin olduğu bu dönemde yabancı pazarlara açılmak, tecrübe ve bilgilerinle bu alanda yapacağın pratik, daha kapsamlı bilgilere ve tecrübeye sahip olmanı sağlayacak. İş hayatında öne süreceğin yeni fikirler seni vazgeçilmez yapacak!

Kültürel Donanımını Geliştir!

Staj yapmanın yanı sıra yurt dışında olmak ve yeni, farklı kültürlerle birada yaşamak sana farklılık ve farkındalık kazandıacak. Olaylara bakış açını değiştircek bu perspektif, iş alanındaki sorunlara veya olaylara faklı bir düşünce tarzı getirecek.

 Yabancı Dilini Geliştir!

İki yabancı dilin bile yetersiz olduğu bu dönemde, farklı bir ülkeye gidip staj yapmak, yabancı dilini geliştirmekle birlikte, dili nasıl kullanman gerektiğini de sana göstermiş olacak. İçinde bulunacağın iş ortamıyla birlikte dili kullanmayı öğrenip, bolca pratik yapabileceksin.
 

İçindeki Lideri Keşfet!

İçinde bulunan, belki farkında bile olmadığın lideri keşfetmek için çok güzel bir yol olan Global Talent yurt dışı staj programı ile sınırlarını aş, içindeki lideri gör ve iş hayatına binlerce tecrübe kazanmış olarak devam et!

Hayat Şimdi Başlıyor!

Diplomanı aldığın an adım attığın dünyanın büyüklüğü ve gerçekliği seni korkutmasın. Artık dik durmanın ve kendi ayaklarının üzerine basmanın vakti geldi! Yürüdüğün yolda yavaş yavaş ilerlemeli, temelini sağlam atmalısın. İşte yapacakların!

Yabancı Dilini Hallet

Artık iş dünyasında sorulmaya bile gerek duyulmayan, zaten olması gereken gözüyle bakılan yabancı dil gerçeği önünde sorun olmamalı artık. Bunu zaten halletmiş bir şekilde yola koyulursan ilerisi daha ferah görünecek!

Kendini Geliştir

Yeni kültürler öğrenip dünyanın bilinmeyenlerini keşfetmek sana yepyeni tecrübeler kazandıracak. Öğrendikçe daha fazlasını isteyecek ve yaşadıkça paylaşmaya doyamayacaksın. Dünyadan bir haber olmadığını anladığında artık sen, eski sen olmayacaksın!

Farklı Bak

Yeni bakış açılarına sahip olman seni hep bir adım daha ilerisine taşıyacak. Ne yaptığının bilincinde olarak sorunlara farklı çözümler üretebiliyor olman iş dünyasındaki en önemli avantajın haline gelecek. Ortaya attığın her yeni düşünce önce seni sonra çevreni geliştirecek!

Global Talent’a Git!

Hayallerini gerçek yapan kapıların kilidini açacak olan bu staj, hayatına yepyeni değerler ve renkler katarken unutulmaz tecrübeler edineceksin! Tam zamanlı çalışıp yabancı dilini en üst seviyelere çıkarırken, henüz yeni mezun olmana rağmen edindiğin bilgiler seni hep daha ileri taşıyacak!

 

Yeni Bir Dünya Görüşü

Ben Mehmet Tutku Topbaş Yıldız Teknik Üniversitesi’nde İnşaat Mühendisliği öğrencisiyim. AIESEC ailesi ile 2015 Yazında gittiğim Global Enterpreneurship programı sayesinde tanıştım. Aile diyorum çünkü bu kurumun bana sağladığı misafirperverliği, bana kattıkları tecrübe ve faydayı ancak bir aile yapabilirdi.

Global Enterpreneurship programı isminden de anlaşılacağı üzere girişimciliği baz alan yeni bir program. Hal böyle olunca açıkçası ben de bir takım tereddütlerle gittim Belgrad’a fakat bu tereddütlerimin hepsinin daha ilk günden boş olduğunu anladım.  AIESEC’in bana kazandırdığı en büyük şey, çoğu insanın eline geçmeyen bir fırsat olan uluslararası bir ortamda çalışmak. Orada yaptığım işten size bahsedecek olursam da bir hostelde hem sosyal medya danışmanı olarak görevliydim hem de İngiltere ve Türkiye’deki turizm acentalarıyla iletişime geçerek Belgrad’daki hostelimize turist çekmeye çalıştım yani anlayacağınız oldukça sosyal bir işte görev aldım ve pazarlama yeteneklerimi geliştirdim. AIESEC’le gitmiş olduğum bu programın bana kattığı en büyük özelliklerden biri de iş ve eğlenceyi bir arada yürütebilmekti, zaten bizim oradaki sloganımız olan ‘Work Hard Play Harder’ da bunu özetler nitelikte.

Sadece iş anlamında değil sosyal çevre açısından da kendimi oldukça geliştirdim ve AIESEC tecrübemden sonra kendimi adeta bir dünya vatandaşı olarak görmeye başladım. Türkiye’de bulamayacağım birçok şeyi gördüm denedim. Çok eğlenceli ve sıradışı ortamlarda buldum kendimi hatta bununla ilgili bir anımdan bahsetmek istiyorum, bir gün Global Village (Herkesin kendi ülkesini temsil ettiği bir etkinlik) sonrası EP’lerin evine toplandık ve herkes kendi ülkesine ait yemeklerden getirdi aynı masada hem ton balıklı harisa, tantuni, salsa soslu tortilla, Sırp lazanyası, Brigadiero, Greçka, Ouzo, Rakija ve daha ismini sayamadığım bir sürü yemek ve içecek çeşidi vardı. Ben böyle sıradışı bir ortamı bir daha asla bir yerde bulabileceğimi düşünmüyorum.

Ve herkese Global Entrepreneurs programına katılmayı tavsiye ediyorum. Hayata bir kere geliyoruz, mutlaka tecrübe edilmesi gereken bir şey olarak görüyorum ben AIESEC’i. Tecrübemden sonra tamamen farklı bir insan olduğumu rahatlıkla söyleyebilirim, iki ayda bana kattığı gelişimler kesinlikle olağanüstü. Umarım tekrar böyle bir programa katılabilirim çünkü cidden çok sık rüyalarıma giriyor Sırbistan’da yaşadıklarım.

 

Mehmet Tutku Topbaş, İstanbul