Kişisel Farkındalık Maceram

Merhabalar ben Mustafa Akbaş, AIESEC Ankara ailesine Ekim 2014 tarihinde dahil oldum. Maceram da o tarihten itibaren başladı diyebilirim.

AIESEC’e ilk olarak tanışma toplantısına katılmış bir arkadaşımın ısrarlarıyla katıldım. “Mustafa, tam sana göre bir yer buldum, hemen gidiyorsun” cümlesinin hayatımı değiştiren cümle olacağını nereden bilebilirdim ki? O zamana kadar AIESEC’i hiç bilmeyen birisiydim, ki kurumun adını, arkadaşım “Ayzek” dediği için “ISAAC” olarak düşünmüştüm. Kafam telefona gömülü GPS’ten adresi izleyerek AIESEC Ankara Ofisi’ne ilk gelişimi, ortalarda 40’lı yaşlarında “Danışma” masasına oturmuş bir kişi ararken gördüğüm herkesin benimle yaşıt olması sebebiyle yaşadığım ilk şoku da hatırlıyorum.

Geride bıraktığım 8 ayda yaşadığım değişimi ben başta olmak üzere çevremdeki herkesin farkettiğini biliyorum. Bu işi yapamam dediğim her işi yaptım AIESEC kariyerim boyunca. Artık yaptığım her muhabbette bir şeyler öğrenmeye çalışan birisi olduğumu fark ediyorum. Çünkü AIESEC bana hayatın yaşamak için çok kısa olduğunu ve bunu akıllıca kullanmam gerektiğini öğretti. AIESEC bana önemli bir şahsiyet olabileceğimi ancak bunun için çok çabalamam gerektiği gerçeğini gösterdi.

Ben Mustafa Akbaş, şu an AIESEC çatısı altındaki 8. ayım ve Pazarlama Takımı’nda görev alıyorum. Geleceğin pazarlamacısı olmak üzere okul okuyanlardan bir fazlam, ben bugünün pazarlamacısı olarak gerçek kaynaklar ile gerçek sahada çalışıyorum. Bana tüm bu fırsatları sunduğu için AIESEC’e, ikinci bir ailem olduğu için de AIESEC Ankara’ya teşekkür ederim.

 

Hayat Değiştiren Tecrübe

Uçağa adımımı attığım andan itibaren bilinmez bir yolculuğa başladığımı biliyordum aslında, ne de olsa geçen senenin Global Citizen’larındandım. Her şeyin en baştan başlayacağını, yeni bir hikayenin yazılacağını unutmuşum. Başvuru süreci, mülakat gibi süreçler benim için tamamen sıkıntısız geçti çünkü geçen senenin onca skype görüşmesi beni kendime getirmiş, özgüvenimi kazandırmıştı. Bu sene de kafama Pakistan’ı koymuş ve bunun için ne gerekliyse yapmıştım, yani eşleşme süreci dahil her şey tamamdı. Şimdi en zor süreç olan aileye anlatma sürecine takılmıştım. Eve her gün gelip bugün değil diyerek vazgeçtim fakat beklediğim her gün Pakistan’la ilgili bir haber duyuyorduk televizyonda, bombalar, sıcaktan ve açlıktan ölen insanlar, muson sebebiyle sel altında kalan evler… Derken söyledim “Anne ben pakistana gidiyorum.” Beklediğim gibi her şey zor oldu, ama artık onlar da biliyorlardı ki kendi hikayemi yazmama kimse engel olamazdı.

Ve Pakistan…. Benim için o büyük rüya havaalanına indiğimde son bulmuştu. Kırık İngilizcesiyle bir şey anlatmaya çalışan görevli tarafından, harabe bir yerde 2 saate yakın bir süre bekletilmiştim. Dışarı çıktığımda baktım ki AIESEC’ten arkadaşım beni bekliyor, sanki yıllardır arkadaşmışız gibi sarılıp hemen sohbete koyuluyoruz.15 dakika gibi kısa bir süre sonra dünyanın farklı ülkelerinden stajyerlerin yaşadığı eve varıyoruz, benim de 7 haftalık evim diyebiliriz. 22 saatlik yolculuktan sonra bile canım asla uyumak istemiyor, uyursam bir şeyleri keşfetmeyi kaçırırım diyerek hemen dışarı atıyorum kendimi. Sokaklar bile baharat kokuyor bu ülkede, aklınızın alabileceği her şey renk renk. Sokaklarda çiçekten yapılma, mis gibi kokan bilezikler, kolyeler satılıyor. Çiçekler kutsal burada. AIESEC’ten arkadaşlarımla rengarenk pazarlarda gezip elbiselere, kınalara, takılara bakıyoruz. Kendimi tutamayıp bir tane geleneksel elbise kapıveriyorum, sanki Bollywood’ta bir sahnenin içindeymişim gibi hissediyorum. Ramazan boyunca sürekli birilerinin evine misafir oluyoruz, Pakistanlılar öyle misafirperver ki yediğinizi masaya, yiyemediğinizi yanınıza sarıp koyuyorlar.

İlk bir hafta su gibi geçiyor ve ben günleri saymak dahi istemiyorum. Benim projem Pakistan’ı tanıtmakla ve makaleler yazmakla ilgili ama bir yanım hala çocuklarla çalışmak istiyor, bu sebeple diğer projelere katılıp katılamayacağımı soruyorum AIESEC’tekiler sevinçle karşılıyor.

İkinci haftamda diğer stajyerlerle birlikte yetimhanenin yolunu tutuyoruz. Adımımızı attığımız andan itibaren çocuklar etrafımızı sarıyor. Türkçe, Urduca şarkılar söyleyip eğleniyoruz. İşte bu ülke bu çocuklar sebebiyle gelecek vaad ediyor. Bir kez daha iyi ki gelmişim diyorum. 7 hafta, geri dönüp baktığımda kendim dahi inanamayacağım mükemmellikte anılarla dolup taşıyor. Her ülkeye gezgin yada turist olarak gidebilirsiniz ama kendinizi oraya ait hissetmek, o ülkenin bir parçası olmak bambaşka bir duygu.

İşte AIESEC bunu sağlıyor ve ben biliyorum ki dünyanın her yerinde benim bir ailem var.

Müge Ersöz – Pakistan