Global Citizen ile Hindistan Tecrübem

“6 weeks can change your life” mottosunu ilk okuduğum zaman hissettiğim heyecanı hala hissedebiliyorum. Farklı bir ülkede 1,5 ay kalacaksın, insanlara faydalı olacaksın ve bunu hiç tanımadığın insanlarla birlikte tek başına yapacaksın. Araştırdıkça daha çok heyecanlanıp kesinlikle bunu yapmalıyım dedim. Bunu yaparken aynı zamanda hayalim olan bir ülkeyi tercih etmeliydim. HİNDİSTAN. Seçmekte hiç zorlanmasam da ailemi ikna etmek epey zamanımı aldı. Evet gerçekten eşi benzeri olmayan inanılmaz bir ülke. Ama belki de en önemlisi insanların “Sen kafayı mı yedin? Ne işin var oralarda? Oralar çok tehlikeliymiş, kız başına neler yapacaksın? “ tarzındaki söylemlerine kulak asmayıp, hayalinin peşinden koşabilmektir. Şu ana kadar hayatımda iyi ki de yaptım dediğim şeylerin başında gelir. Bana birey olmayı, insanlara koşulsuz yardım edebilmeyi hatta insan olmayı bile öğretti. Bir  insanla dost olmak için sürenin değil paylaştığın şeylerin önemli olduğunu öğretti. Hayatın kısa ve yaşanılması gerektiğini bir kez daha öğretti. Sadece AIESEC değil, Hindistan’ın da size öğretecek epey dersi var. İlk iki gün ben neden geldim bu ülkeye diye ağlarken, son iki hafta dönmek istemiyorum diye ağladım. Belki de en zor anlarımdan biriydi havaalanında, 1,5 ayda kardeşim olan insanlara veda etmek.

Ülkenin her karesinde daha önce hiç görmediğinize emin olduğum binlerce hayat görebilirsiniz. Tasvirini asla yapamadığım, hayalimdekilerin çok ötesinde bir ülke. Yıllarca Hindistan hakkında araştırma yapmış olmama rağmen her saniye şaşırabiliyordum. 1,5 ay bana yetmedi, doyamadım gezmeye, keşfetmeye. 8 farklı şehir gördüm hepsi sanki başka bir ülkeydi. Yediğim yemeklerden, tanıştığım insanlara, giydiğim etnik kıyafetlere kadar bambaşka bir ülke. Hindistan’ı yaşamak lazım her şeyiyle, kendi dokusuyla. Filin hortumuna sarıldığım günden maymunları fındıklarla beslediğim ana,  Himalayalar’ın tepesinden paraşütle atladığım günden Hint Okyanusu’nda yüzdüğüm güne kadar belki de bir daha asla yapamayacağım anılar biriktirdim.

 

Beril_Tutku

Projem fakir çocuklara eğitim vermek üzerineydi. Onları gördüğüm ilk saniyeden itibaren adeta içime işlediler. Onların sana sanki insan üstü bir varlıkmışsın gibi davranmaları, açlık, sefalet ve daha niceleri hepsi ayrı ayrı bir dersti benim için. Sebepsiz yere insanları sevmeye başladım. Çok değiştim gerçekten. Bu kadarını beklemiyordum. Sadece biraz cesur olun ve hayallerinizin peşinden koşun. Fikrinizi değiştirmek isteyen insanlara kulak asmayın. Özellikle “kız başına” sözcük öbeğini duymayın bile. Çünkü ben inanıyorum ki “kız başıma” en az bir insanın, bir çocuğun hayatına bir şeyler kattım ve hatta değiştirdim. Bu his işte orada çektiğin her sıkıntıya fazlasıyla değiyor. Korkma, kendi hayatını değiştirmeye başla. Zaten gerisi gelecektir.

 

Beril Tutku Tezel, İstanbul

 

Global Citizen ile Ukrayna Tecrübem

Bir gün kendime dünyayı gezmeye bir yerden başlamak gerek dedim! Bu hayalim için gerekenlerin en başında hayallerimi paylaşabileceğim insanlar gerekiyordu. Ve bunun için en uygun projelere AIESEC’in sahip olduğunu anladım ve karar verdim. O an başladım proje araştırmaya. En son Ukrayna – Ivano Frankivsk ‘te karar kıldım. İlk başta çeşitli heyecanlar başladı, her şey hazır mı? Her şeyden önce ben hazır mıyım? Sonra düşününce bir hayatımız var. Ya şimdi yada asla! Ve Lviv’e biletimi aldım. İlk gün başka turistlerle tanıştım 1 gün İvano’ya yolculuğumu erteledim ve Lviv’i altını üstüne getirdik. Ukraynalı bir kişi her konuda çok yardımcı oldu, görülmesi gereken yerler, sim kart, hatta sim kartı kestirme bile!

 

Daha sonra İvano trenine binip güzelce bir uyku çektim, proje liderimiz beni orada karşıladı ve kalacağım yere yerleştirdi. Ardından hazır olduğumda sıra gelmişti, diğer intern’ler ile tanışmaya. Ve İvano sokaklarında Türkiye, Meksika, Tunus, Çin, Ürdün, Mısır vatandaşları olarak yürümeye. İlk başta hiçbirimizin İngilizcesi bugünkü kadar akıcı değildi fakat herkes o kadar sıcakkanlıydı ki! Normalde 5 hafta olan projeyi uzatarak 8 haftaya çıkarmamın sebeplerinden biride belki de buydu. Aslında bana sorarsanız dönme gibi bir isteğim yoktu eğer üniversite olmasaydı bütün hayatım boyunca orada kalabilirdim!

kaan torer 2

İnsanlardan bahsetmişken sadece kendi projenizdekilerle birlikte olmuyorsunuz, o bölgenin AIESEC’er lıları ile öncelikle içli dışlı olup bir çok yeni tecrübeye merhaba diyorsunuz. Ve yakın yerlerdeki projelerdeki insanlarla benim en yakın olduğum insanlardan biride Tatariv’deki kamptaki internlerden biriydi, her boşluğumuzda şehir şehir dolaşırdık. Proje’ye gelirsek herkesin güler yüzlü olduğu iş tanımından çıkıp eğlenceye yaraşan bir sorumluluk projesiydi. Çocuklarla beraber doyasıya güldük eğlendik. Proje bittiğinde ise Şeker Kübü adlı bir etkinlikle çok duygusal dakikalar yaşadık. Bu etkinlik gözlerinizi kapatıp yürüyorsunuz ve size sizi unutmayacağını söyleyen yüzlerce insan sarılıyorlar sırayla!

 

Tabi birde proje bittikten sonra 1-2 hafta arası süren geziler var. O esnada Kiev- Lviv- Odessa- Bukovel- Chernitvsi turları yaptık. İnterrail macerasına benzeyen bu macera aramızdaki arkadaşlığı pekiştirdi, zaten İngilizcelerimiz o noktadan sonra anadilimizden ayırt edilemez hale gelmişti. Kişisel gelişim olarak, arkadaşlık olarak, ve hayata her şeye dair her andan keyif almak için hepinizi AIESEC projelerine katılmaya davet ediyorum. Şimdi ya da Asla !

 

 

Kaan TORER- UKRAYNA

 

Tekne Limanda Güvendedir ama Teknenin Amacı Bu Değildir!

8 Mart 2013’de başladı benim AIESEC tecrübem.  Üniversiteye girdiğim ilk yılda kesişti yollarımız ve ben bu tarihe hayatımın dönüm noktası diyorum. Bu süreç boyunca takım üyeliği, takım liderliği, organizasyon takımı üyeliği gibi pek çok fırsatı değerlendirten sonra yönetim kurulu üyeliğine aday oldum ve seçildim. Öyle güzel tecrübeler elde ettim, öyle güzel insanlarla tanıştım ki kelimelerle anlatmak imkansız. Yönetim Kurulu Üyeliğimin ardından ise AIESEC’in yurt dışı fırsatlarından faydalanmaya karar verdim ve bu bağlamda Global Citizen olarak Macaristan’a gittim.

Macaristan’ın Budapeşte iline bağlı olan Szigetsentmiklos adlı tatlı bir kasabada gerçekleştirdim stajımı. Orada bulunan bir dil okulun çocuklar için düzenlemiş olduğu bir yaz kampına katıldım. Zamanımı büyük bir bölümü çocuklarla geçerken zaman zaman sınıf derslerine de girip ders vermenin heyecanını yaşıyordum. Gelelim ilk güne, uçağa binene kadar hiçbir heyecan, endişe vs yoktu. Ta ki uçak pisten kalkana kadar. Yaklaşık 1.5 saat sonra Budapeşte’deydim. Havaalanında karşılandıktan sonra kısa bir şehir turu yaptık ve sonra kalacağım eve geçtik. Ayağımı bastığım andan itibaren büyük bir sıcak kanlılıkla beni karşılayan insanlarla tam tamına 7 mükemmel hafta beni bekliyordu. Farklı ülkelerden gelen 5 arkadaştık ve tabi bunun yanında mükemmel bir patronumuz ve dil okulunda çalışan iş arkadaşlarımızda vardı. Her sabah yepyeni tecrübeler kazanacağımı bilerek uyanmanın mutluluğu gerçekten tarif edilemez.

 

mustafa mert 1

Tabi herkes gibi benimde endişelerim oldu bu yolculukta. İlk başta İngilizceden korktum ve birkaç gün içinde kendime olan güveni gördüm ve korkacak çokta bir şey olmadığını anladım. Daha sonra çocuklarla geçireceğim zamanı verimli değerlendirememekten korktum. Ve orda anladım ki bu yolculuk gerçek bir liderlik yolculuğu. O zaman dilimini verimli geçirebilmek için aldığım inisiyatiflere ben bile inanamadım. Sonra dediler ki derse girer misin? Karşımda 20-40 yaş arasında olan 5 kişilik bir sınıf. Tabi yine endişelerim hat safada. O dersten çıkınca anladım ki bambaşka bir duyguymuş başkalarına bir şeyler öğretmek, onların hayatlarına dokunmak ve zamanla bir aile olmak. Bu ve buna benzer pek çok ilki yaşadığım mükemmel bir deneyimin tarifiydi Global Citizen.

Küçük çocukların gözünde onların idolü olmak, onların sosyalleşmesini sağlamak, diğer taraftan derse gelip benden bir şeyler öğrenmek isteyen her yaştan insanın yakın dostu olmak paha biçilemez bir şey. Hele ki uluslararasılığı yaşamak… Kaldığın evde Kanada,Meksika,Singapur ve Macaristan’dan insanlarla birlikte olmak, birlikte eğlenmek, birlikte bir aile olmayı öğrenmek…

Bazen hayatta ihtiyacın olan tek şey cesarettir. Ben bu cesareti fırsata çevirmesini bildim ve Global Citizen oldum. Konfor alanından çıktım ve tecrübeyle dolu bir 7 hafta geçirdim Macaristan’da. Paulo Coelho’nun da dediği gibi ‘’Tekne limanda güvendedir ama teknenin asıl amacı bu değildir.’’ Teknenin amacına ulaşması için ihtiyacın olan tek şey cesaret. Sende Global Citizen ol ve kendi hikayeni kendin yaz. İnan bana mükemmel bir tecrübe seni bekliyor.

 

Mustafa MERT-Macaristan

 

Global Citizen ile Rusya Tecrübem

 

AIESEC ile şubat ayında tanıştım ve daha önceden bilmediğime pişman olmuştum. Tamamen tesadüfler eseri ve biraz da şans ile AIESEC üyesi olmaya karar verip, üye oldum. Üyelikten sonra, hayatımda hiç yurtdışına çıkmamış birisi olarak AIESEC’in programlarını öğrendim ve ilk yurt dışı deneyimim için AIESEC’i tercih etmeye karar verdim. İlk yurt dışı deneyimim Rusya oldu. Okuduğum üniversitede seçtiğim zorunlu yabancı dil Rusça olduğundan o ülkeye gidip kültürünü tanımak ve konuşma pratiği yapmak istiyordum. Global Citizen programı bana bu istediklerimi yapacak mükemmel bir fırsat sundu. Tabi ki gideceğim ülkenin dilini azıcık da olsa bildiğimden dolayı bu benim için büyük avantajdı. Gidecek şehir olarak Saint Petersburg’u seçtim. Rusya’nın ve Avrupa’nın en güzel şehirlerinden biriydi ve istediğim projeler orada mevcuttu.

IMAG2539_1

Projem Sunshine projesiydi. 11-17 yaş arasında ki Rus çocuklar ile beraber Finlandiya sınırında nehir kıyısında orman ile iç içe olan doğa harikası mükemmel bir yerde 14 gün boyunca vakit geçirmekti. Orada 5 uluslararası gönüllüydük ve 70 rus çocuk mevcuttu.2 Türk,1 Çinli, 1 Mısırlı ve 1 Faslı ile beraber 14 gün boyunca aile gibi olduk, beraber yedik, oyun oynadık ve çok eğlenceli vakit geçirdik. Projem ingilizce öğretme üzerine olduğu için çocuklarla oyunlar oynayarak onlara İngilizce öğrettik. Nehirde yüzdük, ateş yakıp yemek yaptım. Her gün farklı bir şey öğrendim. Her sabah ormanda, doğa ile iç içe enfes bir mekânda uyanıyorsunuz ve doğru düzgün ingilizce bilmeyen çocuklar size gülümseyip ‘good morning Fırat’ dediklerinde o an ki duygular, hisler gerçekten anlatılmaz, yaşanır. O bir gülümseme inanın ileride dünyayı değiştirebilir.14 günün hiç bir gününde sıkılmadım ve hayatımın en mükemmel vakitlerini geçirdim. Kampın son günü vedalaşırken herkes ağladı ve gerçekten çocuklarla aramızda iyi bir bağ kurmuştuk. Orman kampı bittikten sonra şehire dönüp şehirdeki kamplarda görevlendirildim. Anaokulları, ilkokullar, liseler ve bazı üniversitelerde derslere gidip sunumlar yaptık. Bu sunumlar ile Türkiye’nin tanıtımına katıkıda bulunduk ve gerçekten Rusya bile olsa hala Türkiye’yi çok bilmiyorlardı. Boş zamanlarımda ise şehiri dolaşıp insanlarla sohbet edip, yeni şeyler öğrenme, yeni arkadaşlar edinme fırsatım oldu. “Life Changing Experience” dedikleri şeyi orada yaşadım. Gerçekten hayatımın en güzel tecrübesiydi. Döndüğümde çok farklı biri oldum. Dünyaya bakış açım değişti, vizyonum gelişti. Şu an da bu tecrübem sayesinde Rusça konuşabiliyorum. Dünyanın her yerinden arkadaşım ve evim oldu. Rusya’da çok iyi arkadaşlıklar edindim. İyi ki gitmişim diyorum. Herkese tavsiye ederim. Fırsatınız varsa kesinlikle gitmelisiniz. Ben yeniden farklı ülkelere gideceğim.

Fırat Yıldırım

 

Global Citizen ile Mısır Tecrübem

6 koca hafta,
45 gün,
1080 saat.
Bilmediğin bir ülke, daha önce karşılaşmadığın bir kültür,
anlam veremediğin adetler
ve kafanda binlerce soru işareti…
Bu kelimeler belki de tanımlayabilir ilk izlenimimi Mısır’da. Yüksek beklentiyle gittiğim, tarihine hayran olduğum Mısır aslında benim için hayal kırıklıklarıyla başladı. “Hayatta burada kalamam” dediğim yerlerde uzun süreler kalmak, “bu insanla iletişim kurmak bile istemem” dediğim insanlarla tüm staj dönemi boyunca aynı evi paylaşmak, en zorlandığım anlardan birkaçı sadece.

nuryezdan
Tam anlamıyla orada “survive” kelimesinin anlamını iliklerime kadar yaşadım. Ama havaalanında arkadaşlarımdan ayrılırken hissettiğim kelimeler; Dostluktu, sevgiydi, mutluluktu. En önemlisi de hüzündü. Zorlandığım, hatta bazı zamanlar geri dönmek için gün saydığım anlardan hıçkıra hıçkıra ağlayarak dönüyordum. Tarifi imkansız duygularla birlikte sarılıyordum, keşke aynı ülkede yaşasak dileklerimi geçiriyordum içimden. Çünkü ben kendi tecrübemde ön yargılarımı kırmayı öğrendim. Profesyonelce ilişkiler kurup, bunları nasıl yürüteceğimi anladım. Tüm dünya insanlarının tek bir dilde konuşmayı ne kadar çok istediklerini keşfettim. İnsalarla  empati kurmayı, empati kurduktan sonra kurulan iletişimin her şeyi çözebileceğine şahit oldum. Farklılıkların insanı ne kadar zenginleştirdiğini gözlemledim. En çok da kendimi tanımayı ne kadar çok sevdiğimi farkettim. Bunların hepsini o kısacık 6 haftada yaptım ama belki de hayatımın en güzel 6 haftasıydı. Geri dönüp baktığımda kafamdaki tek soru “sırada hangi ülke beni bekliyor” oldu. Bana kattıkların için teşekkürler AIESEC!

 

Nuryezdan Pekmezci

 

Global Citizen ile Brezilya Tecrübem

Global Citizen olmaya karar verirken düşündüğüm tek şey; tanıdığım, bildiğim, alışkın olduğum dünyanın çok dışında, kendimi yeniden tanımak ve başıma gelecek her türlü sorunla tek başıma baş etmekti.

Hedef belliydi yani ve bir anda kendimi öbür yarım kürede; dilini, kültürünü hiç bilmediğim insanların arasında buldum. Brezilya’da geçirdiğim süre boyunca insanlarla anlaşmak için dilin gerekli olmadığını öğrendim.

Ekin

Her dilden bildiğim azcık kelimeyi beden dilimle birleştirip sorunlarımı anlatmayı, kendimi ifade etmeyi öğrendim. Gezebildiğim her yeri gezdim. Bir arkadaşımla birlikte sadece Google Maps’i kullanarak Buenos Aires’e gittim. Global Citizen olmadan önce kalabalık yerler beni hep korkuturdu. Hijyen standartlarım vardı ve yön bulma becerim çok zayıftı. Her yerini gezdiğim şehirde bahsettiğim tüm bu zayıf noktalarımı geliştirdim. Sıra projeme gelirse, çocuklara İngilizce öğretmekti. Onlara öğrettiğim her yeni kelimenin onları heyecanlandırdığını görmek tarif edilemez bir mutluluktu. Belki bir daha hiçbir zaman Brezilya’ya gidemeyeceğim ve o insanlarla karşılaşamayacağım. Ama onların hayatına bir şeyler kattığımı bilmek ve bir buçuk ayın bana kattıklarını eve döndüğüm de fark etmek mükemmel bir duygu.

 

Ekin Karabulut

 

Global Citizen ile Rusya Tecrübem

Yeni bir maceranın başlayacağını Krasnodar Havaalanı’na inince anladım. Bir çok yeni tecrübeyi yaşadığım AIESEC Global Citizen’da ilk yaşadığım duygu bambaşka bir ülkede, bambaşka bir kültürde kendi ayaklarımın üstünde bulunmanın verdiği histi. Havaalanı’na ülkeme geri dönüş için tekrar geldiğimde bu tecrübenin bende yarattığı farklılıkları anlayabildim.

AcvHcncDJDQ

Altı haftalık maceranın en güzel yanı insanlarla kurduğum kuvvetli bağlar, arkadaşlıklardı. Gittiğiniz ülke fark etmeksizin, sizin gibi oraya son derece yabancı olan, dünyanın dört bir yanından insanlarla elli gün geçirdiğinizde aranızdaki arkadaşlık son derece güçlü bir bağ ile kuruluyor. Vedalaşırken artık dünyanın dört bir yanında eviniz olduğunu biliyorsunuz.

 

Bu süreçte görev aldığım proje; yaz kampında çocuklarınn günlük faaliyetlerine destek olup onlara İngilizce dersleri vermekti. İlk andan itibaren “Gerçekten birine birşeyler öğretebilecek miyim? Onlara yol gösterebilecek miyim?” diye merak ediyordum. Sonrasında gerekli özveriyle dil engelini aşınca bunun zor bir şey olmadığını gördüm. O küçük çocukların hayatlarında ilk defa iletişim kurdukları “yabancılar” bizlerdik. Ama yine de o kadar ilgi ve sevgi gösterisini tahmin edemezdim.

Bütün bu yaşadıklarım orada karşılaştığım problemlerin üstesinden gelmek için beni motive etti. Aynı zamanda ülkeme ve oradaki problemlere dışarıdan bir gözlemci olarak objektif bakmamı sağladı ve bu doğrultuda bilinçlendim. Kısacası AIESEC ile kendi “comfort zone’umda” kalarak yaşanması imkansız olan eşsiz bir tecrübe yaşadım.

 

Kurulan Her Hayalin Gerçek Olması Adına!

İsmim Efe. Hayatı Global Citizen programı ile değişmiş binlerce gençten birisiyim. Brezilya Sao Paulo’da bir sivil toplum örgütünün, pazarlama bölümünde çalıştım. Pazarlama anlamında öğrendiklerim bir yana, edindiğim hayat tecrübesi, bir üniversite öğrencisinin kendini geliştirmek adına hayatına katabileceği en anlamlı tecrübeydi. Kendiniz gibi başka ülkelerden gelmiş onlarca gençle yabancı bir ülkede 6 hafta geçirirken, yaşadığınız paylaşım ve arkadaşlıklarla aslında onlarca ülkeyi de gezmiş oluyorsunuz.
Hiç tanımadan yanına gittiğim ve beni orada ağırlayan AIESEC gönüllülerinin artık tümü benim ailem. Bana evini açan insan, artık benim Brezilya’daki bir kardeşim.
Dünya’yı değiştirmek uğruna farklı ülkelerden geldiğimiz tüm arkadaşlarım artık benim birer dostum. Ben artık rahatça “insanlık adına bir şey yaptım” diyebilen, kendi ayakları üzerinde durabilme adına;
en büyük tecrübelerden birini yaşamış,
yeni kültür ve insanlar adına ön yargılarından tamamen arınmış birisiyim.

Efe_Uluirmak_GC_Story
Her kıtanın kültürünü hayatına taşımış, Brezilya’lı ihtiyaç sahibi çocuklar için 6 haftasını ayırmış, ve “önce insan” diyebilmenin bilincine varmış bir Dünya Vatandaşıyım.
Brezilya’da geçirdiğim hiçbir güne paha biçilemez.
Bana daha iyi bir dünya, daha iyi bir insanı yetiştirme adına hala bir şeylerin olabileceğini gösterdiğin için,
Teşekkürler AIESEC!

 

Global Citizen ile Ukrayna Tecrübem

Daha önce hiç aklımda olmadığı ve planlamadığım halde bu yaz sosyal sorumluluk stajı ile Ukrayna’ya gittim.  Dürüst olmak gerekirse ilk üç günüm yeterince zorlayıcı geçti. Kendi kendime sürekli “Ne işim var burada?, ne yapacağım?…” gibi soruları sordum. Gün geçtikçe, çevreyi, insanları, kültürü ve ucundan azıcık olsa da dili tanımaya başladıkça; aklımdaki sorular kendiliğinden siliniverdi. Hiç hayal bile edemeyeceğim kadar güzel arkadaşlıklara ve dostluklara adım attım.

global village

Sosyal sorumluluk stajlarına neden “Hayat değiştiren” dendiğini anladım. Çünkü bilmediğiniz bir coğrafyadasınız. Bulunduğunuz bölgenin dilini de bilmiyorsunuz.  Hatta alfabesi bile size yabancı. İşte bu şartlarda keşfediyor, öğreniyor ve tanıyorsunuz.  Tarihiyle, dokusuyla ve kültürüyle…  Hal böyle olunca günlerin nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz bile. Farklı ülkelerden gelen katılımcılar sayesinde; onların da dilini, kültürünü tanıyorsunuz. Aslında “aynı dili konuşanların değil; aynı duyguyu paylaşanların anlaşabileceği”ni anlıyorsunuz. Ben daha fazla spoiler vermeyim size. Uzun lafın kısası, gidin ve hayatınız değişsin. Böylesine unutulmaz bir tecrübe için teşekkürler AIESEC.

Yarkın Sargın, Ankara

 

Hayatımın Değiştiğini Farkettim

Tesadüfen bir arkadaşım sayesinde AIESEC’le tanıştım ve tek bildiğim insanları yurtdışına gönderdikleriydi. İlk başlarda gözümde tam bir seyahat şirketiydi. Bir proje aracılığıyla gittiğime dair hiç bir fikrim yoktu. Daha sonra bir takım süreçlerden geçerek Rusya’nın Ufa şehrine gittim. En az Ankara kadar gelişmiş olmasına rağmen turistik anlamda gezip görülebilecek bir yer olmadığı için ismini birçok kişi gibi ben de gidene kadar bilmiyordum. Projem yaz kampındaki çocuklara ingilizce öğretmek başta olmak üzere, kültürlerimizi ülkemizi tanitmakti. Projemde bir Endonezyalı ve bir Mısırlı ile beraberdim. Gittikten bir süre sonra kendimizi sonra “my name is” bile diyemeyen çocuklara ingilizce öğretmeye çalışırken bulduk. Bu cok da kolay değil sonuçta. Ama onca zorluğa rağmen hayatımızın en keyifli günlerini geçirdik. Birbirimizi sosyal medyadan ekledik ve hala da arada konuşuyoruz. O çocukların sırf sizinle konuşabilmek için ingilizce yazmaya çaba sarfettiklerini görmek çok sevindirici.

Ataberk_Akkoc_GC

Projeden sonra şehirde uzun bir süre vakit geçirdim. Aslında hayatımın da bu noktadan sonra değiştiğini farkettim. Yurt dışına çıkan bir çok gibi değil de tatilimi kendime bir şeyler katarak geçirdim . Asıl olanın kültürler arası etkileşimim bir insan için ne kadar önemli olabileceğiydi. Hiç bilmediğin bir dile sahip insanların nasıl bu kadar samimi olabileceğini görmekti Global Citizen. Beraber gülüyorsunuz, yaşıyorsunuz, paylaşıyorsunuz. Kısacası bütün olay açık fikirli olup kendinizi geliştirmek de.  Olur da bir gün tekrar gitmek isterseniz, size hiç düşünmeden kapılarını açacak kadar güzel insanlar olması. Bu çok güzel bir duygu. Bana sıradan bir turistik bir yurtdışı gezisi yerine hayatımı değiştiren ve gözümdeki ‘Yurtdışına çıkma’ tanımını değiştiren bir tecrübe yaşattığı için AIESEC’e çok teşekkür ediyorum.

Ataberk Akkoç, Ankara