Global Citizen ile Rusya Tecrübem

 

AIESEC ile şubat ayında tanıştım ve daha önceden bilmediğime pişman olmuştum. Tamamen tesadüfler eseri ve biraz da şans ile AIESEC üyesi olmaya karar verip, üye oldum. Üyelikten sonra, hayatımda hiç yurtdışına çıkmamış birisi olarak AIESEC’in programlarını öğrendim ve ilk yurt dışı deneyimim için AIESEC’i tercih etmeye karar verdim. İlk yurt dışı deneyimim Rusya oldu. Okuduğum üniversitede seçtiğim zorunlu yabancı dil Rusça olduğundan o ülkeye gidip kültürünü tanımak ve konuşma pratiği yapmak istiyordum. Global Citizen programı bana bu istediklerimi yapacak mükemmel bir fırsat sundu. Tabi ki gideceğim ülkenin dilini azıcık da olsa bildiğimden dolayı bu benim için büyük avantajdı. Gidecek şehir olarak Saint Petersburg’u seçtim. Rusya’nın ve Avrupa’nın en güzel şehirlerinden biriydi ve istediğim projeler orada mevcuttu.

IMAG2539_1

Projem Sunshine projesiydi. 11-17 yaş arasında ki Rus çocuklar ile beraber Finlandiya sınırında nehir kıyısında orman ile iç içe olan doğa harikası mükemmel bir yerde 14 gün boyunca vakit geçirmekti. Orada 5 uluslararası gönüllüydük ve 70 rus çocuk mevcuttu.2 Türk,1 Çinli, 1 Mısırlı ve 1 Faslı ile beraber 14 gün boyunca aile gibi olduk, beraber yedik, oyun oynadık ve çok eğlenceli vakit geçirdik. Projem ingilizce öğretme üzerine olduğu için çocuklarla oyunlar oynayarak onlara İngilizce öğrettik. Nehirde yüzdük, ateş yakıp yemek yaptım. Her gün farklı bir şey öğrendim. Her sabah ormanda, doğa ile iç içe enfes bir mekânda uyanıyorsunuz ve doğru düzgün ingilizce bilmeyen çocuklar size gülümseyip ‘good morning Fırat’ dediklerinde o an ki duygular, hisler gerçekten anlatılmaz, yaşanır. O bir gülümseme inanın ileride dünyayı değiştirebilir.14 günün hiç bir gününde sıkılmadım ve hayatımın en mükemmel vakitlerini geçirdim. Kampın son günü vedalaşırken herkes ağladı ve gerçekten çocuklarla aramızda iyi bir bağ kurmuştuk. Orman kampı bittikten sonra şehire dönüp şehirdeki kamplarda görevlendirildim. Anaokulları, ilkokullar, liseler ve bazı üniversitelerde derslere gidip sunumlar yaptık. Bu sunumlar ile Türkiye’nin tanıtımına katıkıda bulunduk ve gerçekten Rusya bile olsa hala Türkiye’yi çok bilmiyorlardı. Boş zamanlarımda ise şehiri dolaşıp insanlarla sohbet edip, yeni şeyler öğrenme, yeni arkadaşlar edinme fırsatım oldu. “Life Changing Experience” dedikleri şeyi orada yaşadım. Gerçekten hayatımın en güzel tecrübesiydi. Döndüğümde çok farklı biri oldum. Dünyaya bakış açım değişti, vizyonum gelişti. Şu an da bu tecrübem sayesinde Rusça konuşabiliyorum. Dünyanın her yerinden arkadaşım ve evim oldu. Rusya’da çok iyi arkadaşlıklar edindim. İyi ki gitmişim diyorum. Herkese tavsiye ederim. Fırsatınız varsa kesinlikle gitmelisiniz. Ben yeniden farklı ülkelere gideceğim.

Fırat Yıldırım

 

Global Citizen ile Mısır Tecrübem

6 koca hafta,
45 gün,
1080 saat.
Bilmediğin bir ülke, daha önce karşılaşmadığın bir kültür,
anlam veremediğin adetler
ve kafanda binlerce soru işareti…
Bu kelimeler belki de tanımlayabilir ilk izlenimimi Mısır’da. Yüksek beklentiyle gittiğim, tarihine hayran olduğum Mısır aslında benim için hayal kırıklıklarıyla başladı. “Hayatta burada kalamam” dediğim yerlerde uzun süreler kalmak, “bu insanla iletişim kurmak bile istemem” dediğim insanlarla tüm staj dönemi boyunca aynı evi paylaşmak, en zorlandığım anlardan birkaçı sadece.

nuryezdan
Tam anlamıyla orada “survive” kelimesinin anlamını iliklerime kadar yaşadım. Ama havaalanında arkadaşlarımdan ayrılırken hissettiğim kelimeler; Dostluktu, sevgiydi, mutluluktu. En önemlisi de hüzündü. Zorlandığım, hatta bazı zamanlar geri dönmek için gün saydığım anlardan hıçkıra hıçkıra ağlayarak dönüyordum. Tarifi imkansız duygularla birlikte sarılıyordum, keşke aynı ülkede yaşasak dileklerimi geçiriyordum içimden. Çünkü ben kendi tecrübemde ön yargılarımı kırmayı öğrendim. Profesyonelce ilişkiler kurup, bunları nasıl yürüteceğimi anladım. Tüm dünya insanlarının tek bir dilde konuşmayı ne kadar çok istediklerini keşfettim. İnsalarla  empati kurmayı, empati kurduktan sonra kurulan iletişimin her şeyi çözebileceğine şahit oldum. Farklılıkların insanı ne kadar zenginleştirdiğini gözlemledim. En çok da kendimi tanımayı ne kadar çok sevdiğimi farkettim. Bunların hepsini o kısacık 6 haftada yaptım ama belki de hayatımın en güzel 6 haftasıydı. Geri dönüp baktığımda kafamdaki tek soru “sırada hangi ülke beni bekliyor” oldu. Bana kattıkların için teşekkürler AIESEC!

 

Nuryezdan Pekmezci

 

Global Citizen ile Brezilya Tecrübem

Global Citizen olmaya karar verirken düşündüğüm tek şey; tanıdığım, bildiğim, alışkın olduğum dünyanın çok dışında, kendimi yeniden tanımak ve başıma gelecek her türlü sorunla tek başıma baş etmekti.

Hedef belliydi yani ve bir anda kendimi öbür yarım kürede; dilini, kültürünü hiç bilmediğim insanların arasında buldum. Brezilya’da geçirdiğim süre boyunca insanlarla anlaşmak için dilin gerekli olmadığını öğrendim.

Ekin

Her dilden bildiğim azcık kelimeyi beden dilimle birleştirip sorunlarımı anlatmayı, kendimi ifade etmeyi öğrendim. Gezebildiğim her yeri gezdim. Bir arkadaşımla birlikte sadece Google Maps’i kullanarak Buenos Aires’e gittim. Global Citizen olmadan önce kalabalık yerler beni hep korkuturdu. Hijyen standartlarım vardı ve yön bulma becerim çok zayıftı. Her yerini gezdiğim şehirde bahsettiğim tüm bu zayıf noktalarımı geliştirdim. Sıra projeme gelirse, çocuklara İngilizce öğretmekti. Onlara öğrettiğim her yeni kelimenin onları heyecanlandırdığını görmek tarif edilemez bir mutluluktu. Belki bir daha hiçbir zaman Brezilya’ya gidemeyeceğim ve o insanlarla karşılaşamayacağım. Ama onların hayatına bir şeyler kattığımı bilmek ve bir buçuk ayın bana kattıklarını eve döndüğüm de fark etmek mükemmel bir duygu.

 

Ekin Karabulut

 

Global Citizen ile Rusya Tecrübem

Yeni bir maceranın başlayacağını Krasnodar Havaalanı’na inince anladım. Bir çok yeni tecrübeyi yaşadığım AIESEC Global Citizen’da ilk yaşadığım duygu bambaşka bir ülkede, bambaşka bir kültürde kendi ayaklarımın üstünde bulunmanın verdiği histi. Havaalanı’na ülkeme geri dönüş için tekrar geldiğimde bu tecrübenin bende yarattığı farklılıkları anlayabildim.

AcvHcncDJDQ

Altı haftalık maceranın en güzel yanı insanlarla kurduğum kuvvetli bağlar, arkadaşlıklardı. Gittiğiniz ülke fark etmeksizin, sizin gibi oraya son derece yabancı olan, dünyanın dört bir yanından insanlarla elli gün geçirdiğinizde aranızdaki arkadaşlık son derece güçlü bir bağ ile kuruluyor. Vedalaşırken artık dünyanın dört bir yanında eviniz olduğunu biliyorsunuz.

 

Bu süreçte görev aldığım proje; yaz kampında çocuklarınn günlük faaliyetlerine destek olup onlara İngilizce dersleri vermekti. İlk andan itibaren “Gerçekten birine birşeyler öğretebilecek miyim? Onlara yol gösterebilecek miyim?” diye merak ediyordum. Sonrasında gerekli özveriyle dil engelini aşınca bunun zor bir şey olmadığını gördüm. O küçük çocukların hayatlarında ilk defa iletişim kurdukları “yabancılar” bizlerdik. Ama yine de o kadar ilgi ve sevgi gösterisini tahmin edemezdim.

Bütün bu yaşadıklarım orada karşılaştığım problemlerin üstesinden gelmek için beni motive etti. Aynı zamanda ülkeme ve oradaki problemlere dışarıdan bir gözlemci olarak objektif bakmamı sağladı ve bu doğrultuda bilinçlendim. Kısacası AIESEC ile kendi “comfort zone’umda” kalarak yaşanması imkansız olan eşsiz bir tecrübe yaşadım.

 

Kurulan Her Hayalin Gerçek Olması Adına!

İsmim Efe. Hayatı Global Citizen programı ile değişmiş binlerce gençten birisiyim. Brezilya Sao Paulo’da bir sivil toplum örgütünün, pazarlama bölümünde çalıştım. Pazarlama anlamında öğrendiklerim bir yana, edindiğim hayat tecrübesi, bir üniversite öğrencisinin kendini geliştirmek adına hayatına katabileceği en anlamlı tecrübeydi. Kendiniz gibi başka ülkelerden gelmiş onlarca gençle yabancı bir ülkede 6 hafta geçirirken, yaşadığınız paylaşım ve arkadaşlıklarla aslında onlarca ülkeyi de gezmiş oluyorsunuz.
Hiç tanımadan yanına gittiğim ve beni orada ağırlayan AIESEC gönüllülerinin artık tümü benim ailem. Bana evini açan insan, artık benim Brezilya’daki bir kardeşim.
Dünya’yı değiştirmek uğruna farklı ülkelerden geldiğimiz tüm arkadaşlarım artık benim birer dostum. Ben artık rahatça “insanlık adına bir şey yaptım” diyebilen, kendi ayakları üzerinde durabilme adına;
en büyük tecrübelerden birini yaşamış,
yeni kültür ve insanlar adına ön yargılarından tamamen arınmış birisiyim.

Efe_Uluirmak_GC_Story
Her kıtanın kültürünü hayatına taşımış, Brezilya’lı ihtiyaç sahibi çocuklar için 6 haftasını ayırmış, ve “önce insan” diyebilmenin bilincine varmış bir Dünya Vatandaşıyım.
Brezilya’da geçirdiğim hiçbir güne paha biçilemez.
Bana daha iyi bir dünya, daha iyi bir insanı yetiştirme adına hala bir şeylerin olabileceğini gösterdiğin için,
Teşekkürler AIESEC!

 

Global Citizen ile Ukrayna Tecrübem

Daha önce hiç aklımda olmadığı ve planlamadığım halde bu yaz sosyal sorumluluk stajı ile Ukrayna’ya gittim.  Dürüst olmak gerekirse ilk üç günüm yeterince zorlayıcı geçti. Kendi kendime sürekli “Ne işim var burada?, ne yapacağım?…” gibi soruları sordum. Gün geçtikçe, çevreyi, insanları, kültürü ve ucundan azıcık olsa da dili tanımaya başladıkça; aklımdaki sorular kendiliğinden siliniverdi. Hiç hayal bile edemeyeceğim kadar güzel arkadaşlıklara ve dostluklara adım attım.

global village

Sosyal sorumluluk stajlarına neden “Hayat değiştiren” dendiğini anladım. Çünkü bilmediğiniz bir coğrafyadasınız. Bulunduğunuz bölgenin dilini de bilmiyorsunuz.  Hatta alfabesi bile size yabancı. İşte bu şartlarda keşfediyor, öğreniyor ve tanıyorsunuz.  Tarihiyle, dokusuyla ve kültürüyle…  Hal böyle olunca günlerin nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz bile. Farklı ülkelerden gelen katılımcılar sayesinde; onların da dilini, kültürünü tanıyorsunuz. Aslında “aynı dili konuşanların değil; aynı duyguyu paylaşanların anlaşabileceği”ni anlıyorsunuz. Ben daha fazla spoiler vermeyim size. Uzun lafın kısası, gidin ve hayatınız değişsin. Böylesine unutulmaz bir tecrübe için teşekkürler AIESEC.

Yarkın Sargın, Ankara

 

Hayatımın Değiştiğini Farkettim

Tesadüfen bir arkadaşım sayesinde AIESEC’le tanıştım ve tek bildiğim insanları yurtdışına gönderdikleriydi. İlk başlarda gözümde tam bir seyahat şirketiydi. Bir proje aracılığıyla gittiğime dair hiç bir fikrim yoktu. Daha sonra bir takım süreçlerden geçerek Rusya’nın Ufa şehrine gittim. En az Ankara kadar gelişmiş olmasına rağmen turistik anlamda gezip görülebilecek bir yer olmadığı için ismini birçok kişi gibi ben de gidene kadar bilmiyordum. Projem yaz kampındaki çocuklara ingilizce öğretmek başta olmak üzere, kültürlerimizi ülkemizi tanitmakti. Projemde bir Endonezyalı ve bir Mısırlı ile beraberdim. Gittikten bir süre sonra kendimizi sonra “my name is” bile diyemeyen çocuklara ingilizce öğretmeye çalışırken bulduk. Bu cok da kolay değil sonuçta. Ama onca zorluğa rağmen hayatımızın en keyifli günlerini geçirdik. Birbirimizi sosyal medyadan ekledik ve hala da arada konuşuyoruz. O çocukların sırf sizinle konuşabilmek için ingilizce yazmaya çaba sarfettiklerini görmek çok sevindirici.

Ataberk_Akkoc_GC

Projeden sonra şehirde uzun bir süre vakit geçirdim. Aslında hayatımın da bu noktadan sonra değiştiğini farkettim. Yurt dışına çıkan bir çok gibi değil de tatilimi kendime bir şeyler katarak geçirdim . Asıl olanın kültürler arası etkileşimim bir insan için ne kadar önemli olabileceğiydi. Hiç bilmediğin bir dile sahip insanların nasıl bu kadar samimi olabileceğini görmekti Global Citizen. Beraber gülüyorsunuz, yaşıyorsunuz, paylaşıyorsunuz. Kısacası bütün olay açık fikirli olup kendinizi geliştirmek de.  Olur da bir gün tekrar gitmek isterseniz, size hiç düşünmeden kapılarını açacak kadar güzel insanlar olması. Bu çok güzel bir duygu. Bana sıradan bir turistik bir yurtdışı gezisi yerine hayatımı değiştiren ve gözümdeki ‘Yurtdışına çıkma’ tanımını değiştiren bir tecrübe yaşattığı için AIESEC’e çok teşekkür ediyorum.

Ataberk Akkoç, Ankara

 

Size Ne Kadar Mükemmel Bir Proje Geçirdiğimi Anlatacağım!

Bu yazıda size ne kadar mükemmel bir AIESEC projesi geçirdiğimi anlatacağım. Ne kadar mükemmel insanlar tanıdığımdan ve ne kadar güzel yerler gördüğümden bahsedeceğim. Ben Deniz Ateşoğlu. 20 yaşındayım ve İzmir Ekonomi Üniversitesi Mütercim-Tercümanlık bölümünde okuyorum. Geçen yaz AIESEC ile Litvanya’ya gitmiştim, bu sene de çok istediğim yer olan Rusya’ya gittim. Rusya’ya girişim konsolosluk nedeniyle biraz sıkıntılı oldu Moskova’yı da gezmek için, az da olsa, zamanım oldu. Sonunda, 24 Haziran sabahı Barnaul’a vardım ve ilk iki gün ev sahibim Lera, diğer bir AIESEC çalışanları benimle aynı kampta çalışacak diğer bir AIESECer olan ve Çin’den gelen Michelle, onun ev sahibi Shamil ve ben, hep birlikte gezdik. Barnaul’u tanıdık, Obi nehrini, köprüyü ve oradaki büyük “BARNAUL” harflerini gördük. Sonraki gün çalışacağımız kampın (Yes Camp) müdürü Olga ile Trinity Dil Merkezi’nde buluştuk ve tanıştık. Çok cana yakın bir kadındı. İlk günlerde sırayla ülke sunumlarımızı gerçekleştirdik. Çocuklar çeşitli ülkeleri ve o ülkelerden insanları tanımaktan çok mutlu olmuştu.

İzmir_GC_Deniz Ateşoğlu
İlk başta hepimiz utangaç olsak da, çocuklar ile birbirimize çok çabuk ısındık ve günlerimiz çok eğlenceli geçiyordu. Kampın ilk sezonunda ben Origami kulübünde çalışıyor ve çocuklara kağıtlardan bir şeyler yapmayı öğretiyordum. Aynı zamanda spor saatinde de çeşitli şarkılar eşliğinde çeşitli danslar ediyorduk ve ben de bildiğim dansları öğretiyordum. Çocuklar da çok eğleniyordu bizimle. Akşamları da, çocuklar her akşam gruplarıyla birlikte günün konusuna göre bir sunum yapmak zorundaydı. Kampta belirli özel günler vardı; Ebeveyn Günü, her AIESECer için sunum günleri, Kupa Yarışması, fotoğraf günü, Ateş Gecesi vb. Ebeveyn Günü’nde ailelerin izleyeceği bir gösterimiz vardı ve gösteriler, kamp boyunca çocukların öğrendiği çeşitli tekerlemelerden, Evening Show’da yapılan sunumlardan, danslardan ve tiyatrolardan oluşuyordu. Ateş Gecesi kampın son gecesiydi. O gece hep birlikte ateşin başına gidip sırayla grup şarkılarını söyledik, ardından kampın marşını söyledik. Ardından o güne özel hazırladığımız, kısa ip parçalarından oluşan kolyemizden ipleri alıp istediğimiz kişilere giderek ve ona güzel şeyler söyleyerek iplerimizi kolyelerine bağladık. Herkes ağlıyordu çünkü herkes birbirine çok alışmıştı ve gitmek istemiyordu. İkinci sezon bir öncekisi kadar eğlenceli ve samimi olmasa da, yine de güzeldi ve yine aynı aktiviteleri gerçekleştiriyorduk. Yine aynı şekilde Ateş Gecesi’nde herkes ağlıyordu, yine herkes çok alışmıştı birbirine. Bu sefer biz de ağlıyorduk çünkü bu seferki bizim de kampımızın bitimiydi ve biz de gidiyorduk. Kamp bittikten sonra, evlerimize dönene kadar, yaklaşık 6 günümüz vardı ve o 6 gün içerisinde tekrar kamptaki birkaç liderle ve müdürle – Samira, Ivan, Dasha, Igor, Olga – buluştuk. Gaurang Skydiving yaptı, Michelle, Kristina, Kirill ve ben Obi nehri üzerinde tekne gezisine çıktık. AIESEC Barnaul’a AIESECer olarak gelen diğer kişilerle Hint Amit ve Rushabh, Çinli Miranda ve Mısırlı Mohammed ile onların çalıştığı başka bir kampa giderek görüştük, tanıştık ve orada da kültürlerimizden parçalar sunduk çocuklara ve liderlere, son gecede hep birlikte gösteriler yaptık, dans gösterisi düzenledik.

İzmir_GC_Deniz Ateşoğlu2
Bu yaz yaşadıklarımı özetlemek gerekirse; mükemmel insanlar tanıdım, mükemmel yerler gördüm ve çok iyi tecrübeler edindim. Bu arada ben de Rusçamı çok geliştirdim, oradaki çocuklarla olabildiğince Rusça konuştum. Herkesi Türkiye’ye davet ettim ve hepsi de mutlaka gelecekleri üzerine söz verdiler. Bu mükemmel tecrübe için başta AIESEC İzmir olmak üzere, AIESEC Barnaul’a ve Yerel Komite çalışanları Kirill Mazun, Kristina Chistyakova ve Alexandra Sokolova’ya, Trinity Dil Merkezi ve Yes Camp müdürü Olga Zgordan’a ve de bizimle tüm kamp boyunca ve sonrasında da ilgilenen Daria Voynova ve Igor Kosstikoff’a çok çok çok teşekkür ederim. Umarım önümüzdeki sene tekrar oraya gidebilirim, yine aynı kişilerle görüşüp aynı projede çocuklarla çalışabilirim ve yine Rusçamı geliştirebilirim!

AIESEC CANDIR! 🙂

 

Çok Farklı İnsanlarla ve Kültürlerle Tanıştım

Merhaba ben AIESECer Çağhan Arıkan. AIESEC bana bir sürü liderlik fırsatının birde yurt dışında bir projede yer alma fırsatı da verdi. AIESEC ile tanışmadan önce yurt dışına çıkmak benim için bir hayal gibiydi. Ama bunu AIESEC ile gerçekleştirdim!

IMG-20151015-WA0002

İlk katıldığım proje Tunus’taydı. İlk başta arkadaşlarımın ve ailemin farklı ülke seçmem konusunda tavsiyeleri vardı ama ben farklı kültürlerle tanışmak istiyordum ve Tunus’u seçtim. Oraya gittiğimde benimle beraber 12 farklı ülkeden 30 tane stajyer bulunmaktaydı. İlk başlarda çok çekingenlik yaşadım. Acaba konuşabilecek miyim, beni sevecekler mi gibi sorular aklımda dönüyordu. İlk hafta bu çekingenliği yaşadım ama daha sonra bu düşüncelerin ne kadar saçma olduğunu anladım. Bütün stajyer arkadaşımla ve proje takımımla kardeş gibi olmuştuk. Aynı evin içerisinde Sırp, Ukraynalı, Hollandalı, Mısırlı, Faslı, Cezayirli, Meksikalı, Rus ve şu anda belki de hatırlayamadığım arkadaşımla beraber çok farklı kültürler yatmaktaydı. Farklı din, dil, ırk ve kültürden insanlarla bir arada, çok güzel anılar paylaşarak 42 günümü geçirdim. Kendime özgüvenim ve tabi ki İngilizcem konusunda gözle görülebilir gelişmeler yaşadım.

IMG-20151015-WA0003

Tunus’ta yaşadığım bu mükemmel tecrübenin ardından AIESEC ile ikinci kez projeye katılmaya karar verdim. Bir diğer projem Ukrayna’nın Lviv şehrindeydi. Bu sefer ilk tecrübemde yaşadığım ve kendime kattıklarımla beraber mükemmel bir tecrübe daha yaşayacağımdan eminimdir ve öylede oldu. Bu projemle birlikte yeniden çok farklı insanlarla ve kültürlerle tanışma fırsatı bulabildim. Mısırlı bir arkadaşımla kardeş gibi olmuştuk ondan ve projeden ayrılırken ki o hüzün ve hissettiklerimi anlatamam. AIESEC de katıldığım projeler toplamda 78 gün sürdü. Bunun sayesinde gittiğim ülkelerin, yabancısı gibi hissetmiyorum artık. Onların kültürlerini ve yaşayış şekillerini yer yer şaşırarak ve bazen hayran kalarak gördüm. Hayatımın en güzel ve eğlenceli anlarını bana yaşattığı ve kendimi geliştirip ufkumu açmamda yardımcı olduğu için AIESEC’e çok teşekkür ederim. İlerleyen zamanlarda farklı ülkelerde farklı deneyimlerimi tekrar aktarmak için 4 gözle bekliyorum.

 

Tunus’ta Global Talent Olmak

Herkese Merhabalar! Ben Emel,  Gaziantep Üniversitesi 4. Sınıf Gıda Mühendisliği öğrencisiyim. Sizlere bundan tam 3 ay önce yaşadığım tecrübeyle değişen hayatımı ve yeni Emel’i tanıtmak istiyorum. Evet dediğim gibi tam 3 ay önce geldim Türkiye’ye Tunus’tan. Tek kelime yazabilirim buraya dönerken hissettiklerimle ilgili, gelmek istemedim.. Neden diye sordum önce kendi kendime ne farkı vardı Türkiye’den ya da hayatından diye. Aslında gitmeye karar vermeden önce o kadar emindim ki,Tunus Türkiye’den daha az gelişmiş bir ülke ve ben orada tam 3 ay yaşayacaktım. Hem de tek başına kimseyi tanımadan bilmeden.  İşte uçaktan iner inmez bana hissettirilen ilk  şey, Yalnız değilsin oldu. Tunus’taki AIESEC’liler beni zaten havaalanında bekliyorlardı bana her konuda yardımcı olabilmek için. Bu his size o kadar büyük bir güven sağlıyor ki. Evet bunu içtenlikle söyleyebilirim ki hem Gaziantep’teki AIESEC’liler hem de Tunus’takiler herhangi bir sorunda hep yanımdaydılar. Zaten aradan 1 ay geçtikten sonra sen hem ülkeye hem de insanlara alışıyorsun ve kendi sorunlarını kendi başına çözme insiyatifini kullanmayı çok güzel öğreniyorsun. Evet biliyorsun senin arkanda olup sana destek olan insanlar var ama alıştıktan sonra ben de yaparım ki özgüveni geliyor. Yani kısaca culture shock dediğimiz kültür şokunu çoktan atlatıp yaşama adapte olmaya başlıyorsun. Ve deneyimin aslında yeni başlıyor. Çünkü iş hayatı da devreye giriyor ve inanın o kısmı bence bambaşkaydı. Ben bir dil okulunda hem İngilizce öğretmenliği yaptım hem de Türkçe öğretmenliği. Ve daha öncesinden İngilizce öğretmek için bir deneyime sahiptim ama Türkçe için değil.  Neyse, toplamda 2 öğrencim vardı Türkçe dersi için  ve stajımın sonunda gerçekten konuşabiliyorlardı. Tabi ki ana dil gibi değil. Ve bunlar için sadece DENEDİM. Kesinlikle diğer bir önemli şey ise yapabileceklerimin farkına varmamdı. Kendimi kendime ispatlıyordum aslında. Ben bunu da yapabiliyormuşum diyebiliyordum. Tabi ki sadece Türkçe öğretmeyi başararak söylemedim bunu. İş hayatının disiplinine ve sorumluluğuna da alışmayı öğrendim. Çok uzağa gitmeye gerek yok  1 yıl sonra bir yerde çalışmaya başladığımda,  yaşayabileceğim zorlukları daha öncesinden profesyonel olarak bir işyerinde çalışmış olduğum için, atlatabilmek bence benim için daha kolay olacaktır. Çünkü yaşadığınız deneyim hayatınızın hangi  anında olursa olsun bence çok değerli, bir diplomadan bile.

 

 

Bu stajın bir diğer artısı ise, yaşadığım ortamda ve kaldığım yerde ki  bütün insanlar Dünya’nın farklı yerlerinden gelmişlerdi. İş ortamımda da sadece İngilizce kullanılıyordu. Yani dil bakımından bana gerçekten fark kattığını görebiliyordum.  3 ay kaldığım bu süre boyunca  stajın bana kattıklarıyla ilgili sayfalarca yazabilirim buna eminim. Ama Tunus’un kattığı şeyler ise daha ayrıydı. Bu anlattıklarım işin biraz teori kısmı gibi olsun gelelim işin uygulamaya konulan tarafına. Gitmeden önce her şeyini araştırmaya çalıştım. Tabi ki gidince anlayacaksınız hepsi yetersiz hatta bilmiyormuşsunuz. Bilmeden keşfedip yaşamak daha gizemli daha eğlenceli geldi bana. Evet ilk haftalar alışamadım hemen yaşantılarına, ülkeye, insanlara. Ama herkeste diyor ki yemekleri çok güzel olur, insanları çok iyidir. Tabi ki ilk haftalardan bunları anlamanız zor ama inanın o kadar doğru söylüyorlarmış ki. Aşırı derecede yardımsever, misafirperver ve iyi niyetli insanlardı. Ve yemekleri gerçekten çok güzel. Ülke ise zaten denizi,  evleri,  tarihi yerleri ve tabi ki Sahra çölüyle meşhur. İkinci haftadan gitmiştim ben Sahra çölüne inanılmazdı. Her hafta sonu izinlerimde farklı bir yere gittim ve çok yer gezdim gerçekten. Çünkü, Dünya o kadar küçükmüş ki daha nereleri var gitmem lazım görmem lazım diye düşünüp o psikolojiyle yaklaşıyorsunuz ve bence en güzeli.  Tunus’un gerçekten çok güzel tarihi yerleri vardı,evleri, otantik alışveriş yerleri, sahilleri vs inanın bu uzar gider. Hiçbir farkı yok aslında Türkiye’den gibi görebilirsiniz ama aslında fark hep içindeydi. Her milletin kendine özgü bir yaşayış şekli vardır. Evet daha az gelişmiş bir ülke ama her şey var. Yani kısaca ben Tunus’u ve halkını gerçekten çok benimsedim. Ailemden, sevdiklerimden uzak bu hayata adapte olmayı öğreten inanılmaz güzel dostluklarım oldu ve hala görüşüyoruz. Bilmediğin, tanımadığın insanlara güvenebilmeyi ben Tunus’ta bu stajda öğrendim.  Artık daha önyargısız, çözüm yolu üreten, güvenebilmeyi öğrenen, yeni bir şeyler görmenin ve öğrenmenin önemi bir kez daha anlayan, daha korkusuz ve çok daha güçlü bir Emel’im.

Son olarak şunu söyleyebilirim ki, ben stajımdan ve Tunus’tan çok memnun kaldım. Hayatınızı değiştirecek tecrübeler o kadar da uzakta değil sadece bu deneyimi yaşamak için bir adım atın. Ve sadece DENEYİN.

Emel Mergin, Gaziantep