Belgrad’da Global Citizen Olmak

Merhaba, ben Şule. Benim Global Citizen’a katılma isteğim bundan tam olarak 4 sene önce lisedeyken yaz tatilinde katıldığım Myself My World projesi ile başladı. Dünyanın dört bir yanından gelen üniversite öğrencileri ile mükemmel bir yaz tatili geçirmiştim ve o zaman ben de kendime aynı şekilde üniversiteye başladığımda başka bir ülkeye gidip başka öğrencilerin hayatına etki edeceğime söz verdim. Üniversiteye başladığımda önce AIESEC’e üye oldum. Başka üniversite öğrencilerinin Global Citizen projelerinde yer almasına katkı sağladıkça ben de bu deneyimi yaşamak için sabırsızlandım ve projelere başvurmaya başladım. Çok istediğim ülkelerden birinden yani Sırbistan’ın Belgrad şehrinden kabul aldım. Kabul aldığım günden Belgrad’a gittiğim güne kadar çok heyecanlıydım ve sonunda o gün geldi. Sorunsuz bir şekilde uçağa bindim, indiğimde ise havaalanında polislerle bir sorun yaşadım. Bir kaç saat sonra havaalanından çıktığımda beni karşılayan Buddy’mi ve bana getirdiği ufak hediyeleri gördüğümde ise yaşadığım sorunu unutmuştum bile. O gün yurduma yerleştim ve beraber proje yapacağım dünyanın bir çok yerinden gelen arkadaşlarımla tanıştım.

 

 

Kısa bir süre sonra projem başladı. Projem ortaokul ve lise öğrencilerine İngilizce öğretmekti. Hepsi birbirinden tatlı öğrencilerim vardı. İngilizceleri gayet iyiydi biz de onlarla her gün farklı konular hakkında tartışarak İngilizcelerini geliştirmelerine yardımcı olduk. 2 kez hem arkadaşlarıma hem öğrencilerimize kültürümüzü tanıtma şansı bulduğum Global Village etkinliğine katıldım. Bu etkinlik Belgrad’ın en büyük alışveriş merkezindeydi ve o gün Belgrad’da yaşayan Türklerle konuşma fırsatı buldum, aynı zamanda diğer ülkelerin kültürlerini tanıma, yemeklerini tatma fırsatım oldu. Sık sık da ordaki AIESEC şubesinin etkinliklerine hatta lokal kongrelerine katıldım. Sonuç olarak muazzam bir 6 hafta geçirdim. Hala hem Sırp hem de diğer ülkelerden arkadaşlarımla görüşüyoruz, sürekli Skype üzerinden konuşuyoruz ve biliyorum ki ülkelerin hangisine gidersem gideyim kalabilecegim bir ev var. Ben hayatımın en güzel tecrübesini yaşadım, herkese tavsiye ederim.

Şule Satılmış, İstanbul

 

Rengarenk, Hayat Değiştiren Tecrübe

Herkesin hayatta hayalleri ve hedefleri vardır. Kişiler hayallerini ve hedeflerini gerçekleştirmek için hep dışarıdan bir yardım almayı bekler. AIESEC’le ilk tanışmamdan sonra hayatımda fark ettiğim en önemli konulardan birisiydi bu. Başkasından yardım bekleme, harekete geç, hayatını rengarenk yap!

Global Citizen olmaya karar vermemden Colors of Lviv projesi için Ukrayna’ya vardığım ana kadar sürekli projeyi, koşulları araştırmama rağmen havaalanına vardığımda her şey aklımdan uçup gitmişti adeta. Beni karşılayan ve heyecanla bekleyen AIESEC’lilerin –ki sonradan ailem olacak kişiler- yüzlerindeki ifadeyi görünce, projeye katılmakla ne kadar yerinde bir karar verdiğimi fark ettim.

 

 

Projem kültür odaklı bir proje olduğundan dolayı kendi kültürümü tanıtmayı, mümkün olduğunca başka kültürleri tanımayı hedeflemiştim ve proje sonunda neredeyse 22 ülkede arkadaşım, ailem olmuştu. Lviv ile ilgili yapmış olduğumuz kültürel etkinliklerle de projemi daha da verimli geçirmiştim.

Zaman geri getiremediğimiz tek şey ve bunu değerlendirmek bizim elimizde. Sen de zorluklarla baş edebilmeyi, dünya vatandaşı olabilmeyi, kendini ve potansiyelini keşfetmek istiyorsan Global Citizen ol, hayatını değiştiren bu tecrübede yerini al!

Ahmet Onay, Kocaeli

 

 

Global Citizen ile Sırbistan Tecrübem

İnternetten soysal sorumluluk projeleri hakkında yaptığım araştırmalar sırasında AIESEC ile tanıştım.Ben de şu an sizler gibi diğer insanların hikayelerini okudum. Kendi kendime bu hikayelerin çok fazla abartıldığına inandım ve bu yüzden hemen AIESEC Ankara ofisine giderek Global Citizen hakkında bilgi aldım. Ofislerinden ayrıldıktan sonra Global Citizen olmak istediğimden emindim. Hemen projeleri araştırmaya başladım. İngiliz dili ve edeiyatı öğrencisi olduğum için eğitimle ilgili projelere odaklandım. Daha sonra Sırbistan’daki Enter Your Future projesine başvurdum.Başvurum kabul edildi ve böylece 6 haftalık Sırbistan maceram başladı. İlk başta Sırbistan’da küçük bir şehire gideceğim için bir çok endişem vardı. Fakat Sırbistan’a ayak bastığım anda bu endişelerimin ne kadar yersiz olduğunu anladım. Beş farklı ülkeden, beş farklı kültürden on kişi küçük bir şehirde yaşamaya başladık.

 


Gün geçtikçe birbirimize daha çok alıştık, sanki hepimiz yıllardır birbirimizi tanıyor gibiydik. Artık bizler de bu şehrinbir parçası olmuştuk. Yolda gördüğümüz insanlarla selamlaşıyor, komşularımızla ayak üstü muhabbet ediyorduk. Bunun yanı sıra bu proje boyunca kendimi çok geliştirdim. Asla öğretmenlik yapmam diyen ben, Sırbistandaki gençlere Türkçe öğretiyordum.
Bu projem sırasında çalıştığım okulun reklam filminde oynadım, yerel gazeteyle röportaj yaptım. Bunlar sayesinde uzun zaman önce kaybettiğim öz güvenimi geri kazandım. Altı haftanın sonunda Türkiye’ye geri dönmek, arkadaşlarıma veda etmek çok zordu. Fakat şunu biliyorum ki dünyanın farklı ülkelerinde, istediğim zaman gidebileceğim bir çok arkadaşım var artık.

Son olarak söylemek istediğim şey ise eğer Global Citizen olmaya karar verdiyseniz, hayatınız en güzel tecrübesini yaşamaya hazır olun.

Sima Varol, Ankara

 

Global Citizen ile Finlandiya Tecrübem

AIESEC ile 2011 yılında lise öğrencisi olarak katıldığım bir projeyle tanıştım ve daha o zamandan kafamda üniversiteye gelince AIESEC’in programlarına katılmak yerleşti. O zamanlar çok küçük bir parçasını görmüştüm ama bu beni üniversiteye başlar başlamaz şehrimdeki AIESEC ailesine katılmaya ikna etmeye yetti. Global Citizen programını daha başından beri düşünüyordum ama okulum 3 dönem olduğu için ne yazık ki o dönemde böyle bir şansım yoktu. 2014 yılında İzmir’e yatay geçiş yaptım ve burada da AIESEC üyesi oldum, aklımda hala Global Citizen programı vardı. Artık okulum da bana bunun için yetecek zamanı sağladığı için o kış Slovakya’ya 6 haftalığına gittim. Hem proje üzerinde çalışırken çok şey kazandım hem de toplamda 4 ülke gezdim. Dünyaya bakış açım değişti, başka ülkelerden çok güzel dostluklar kazandım. Ama bu bana yetmedi ve bu yaz kendimi bile şaşırtarak Finlandiya’da yine aynı program dahilinde harika bir projeye başvurdum. Aslında bir daha 2016 yazında gitmeyi düşünüyordum ama proje kaçırılamayacak kadar güzeldi benim için. Çünkü “bullying” denilen ve Türkçe’de ne yazık ki tam bir karşılığı olmayan bir problem ile ilgiliydi. 2 hafta boyunca Helsinki’de konuyla ve eğitmenlikle ilgili eğitim alacak, partnerimizle birlikte uygulayacağımız programı planlayacak, sonra Jyvaskyla şehrinde 4 hafta boyunca okullara gidip çocuklara bu programı uygulayacaktık. Program da bu problemi biraz olsun azaltmak için çocukların arasındaki iletişimi ve özgüvenlerini güçlendirecek, aynı zamanda bu probleme karşı farkındalıklarını artıracak aktivitelerden oluşan bir programdı. Mülakat ve diğer aşamalardan sonra projeye kabul edildiğimi öğrendim. O an ne kadar mutlu olduğumu anlatamam. Projenin başlayacağı 23 Ağustos’a kadar bir yandan çok heyecanlıydım, bir yandan da kafamda birçok soru işareti vardı. Daha önce de katılmış olmama rağmen ve AIESEC’teki departmanımdan dolayı onlarca insanı bu konuda cesaretlendirmeye çalışmama rağmen kendimi korkarken buldum. Ama Helsinki havalimanı adım atıp Helsinki’deki yorgun ama güler yüzlü AIESEC üyeleriyle tanıştıktan sonra kafamdaki tüm soru işaretleri, endişeler, korkular yok oldu. 2 hafta boyunca kalacağım eve gidip proje boyunca partnerim ve o 2 hafta için ev arkadaşım olacak insanla tanıştığımdaysa çok mutlu oldum. Çünkü projelerde bence partner çok çok önemli ve ben bu konuda gerçekten şanslıydım.

O 2 hafta inanılmaz harika geçti. Diğer stajyerlerde hem çok donanımlıydılar hem de inanılmaz motiveydiler. Proje takımı zaten Ocak’tan beri bu proje üzerinde çalışıyordu ve hepsi üniversite öğrencisi olmalarına rağmen tam anlamıyla profesyonelce hareket ediyorlardı. Stajyerlerden de AIESECer’lardan da çok şey öğrendim.

 

 

Eğitimler çok yararlıydı; profesyonellerden dış kaynaklı eğitimler, AIESEC üyelerinden eğitimler, workshoplar, Finlandiya ile alakalı bilmemiz gerekenler, ihtiyacımız olan her şeyi öğrendik. Son hafta bu bilgileri uygulamaya dökmek için planlama aşamasına geldi sıra. Partnerim de ben de bu konuda zaten deneyimliydik, bu bize çok yardımcı oldu ama en önemlisi birbirimize olan tavrımızdı. Bir uyuşmazlık olduğunda bile yıkıcı değil yapıcıydık ve bu problemlerin kısa bir sürede üstesinden gelip çok güzel bir program hazırlamamızı sağladı.

2 haftanın sonunda Helsinki’den ayrılıp Jyvaskyla’ya gitmek çok zor geldi. Evimize, şehre, AIESECer’lara ve diğer stajyerlere çok alışmıştık. Jyvaskyla’da sadece ikimiz ve oradaki AIESECer’larla çalışacaktık ve şehir de duyduğumuz kadarıyla Helsinki gibi değildi. Orada geçirdiğimiz ilk hafta bu olumsuz yaklaşımımızdan dolayı kötüydü, ama diğer hafta daha pozitif yaklaşmaya başladığımızda her şeyin değiştiğini gördük. Mesela şehir belki Helsinki gibi büyük değildi ama doğası mükemmeldi ve Fin kültürünü tam anlamıyla yaşayabileceğimiz bir yerdi. Çalıştığımız AIESECer’lar da harika insanlardı ve bize her zaman destek olmaya hazırdılar. Öğrencilerimizden bahsetmiyorum bile, projenin en güzel yanı onlardı. Kaldığımız aileler de gerçekten özenle seçilmişti. Ben o 4 hafta gerçekten çok fazla şey öğrendim. Partnerimle her gün programı mükemmelleştirmek için saatlerce çalıştık. Bu sırada planlama, gözlemleme, analiz etme, yapıcı eleştiri, takım çalışması gibi konularda kendimi geliştirdim ve özgüvenimin arttığını fark ettim. Ayrıca proje sonunda kendimi 6 hafta öncesine göre çok daha iyi ifade edebiliyordum. Çocuklarla çalışmak harikaydı, hepsi öğrenmeye açık ve sevgi doluydu. Finlandiya’nın dünyanın en başarılı eğitim sistemine sahıp olması bizim için çok büyük bir şanstı, bunun etkilerini öğrencilerimizde ve aynı zamanda diğer insanlarda da net bir şekilde görebiliyorduk. Aynı zamanda çalıştığımız öğretmenler de projenin minimum sorunla geçmesinde büyük bir yere sahipti. Toplumda bu sistemi mükemmelleştiren insanlar olarak görülmelerine rağmen bunu yeterli görmüyorlardı ve sürekli kendilerini geliştirmeye çalışıyorlardı. Her an öğrenmeye çok açıklardı. Proje bitiminde “sizden çok şey öğrendik, yöntemlerinizi derslerimizde uygulayacağız” demelerini unutamıyorum.

Proje sonunda birçok mektup ve kart aldık ama benim için en özeli bu problemin mağduru öğrencilerden birinin bana anonim olarak yazdığı ve bu programın onu ne kadar değiştirdiğinden, bize ne kadar minnettar olduğundan bahsettiğiydi. O mektubu okuduğum an bütün çabalarımızın, yorgunluğumuzun boşa gitmediğini hissettim. Proje sadece bizim değil, başkalarının da hayatlarını değiştirmişti. Teşekkürler Finlandiya! Teşekkürler Global Citizen

Ezgi Cankurtaran, İzmir

 

Elveda Demek İstemedim

Hayatımda ilk defa gerçekten elveda demek istemediğim bir zamandı. Tek bir cümleyle ifade etmem gerekirse kesinlikle kullanacağım kelimeler bunlardır. Geride bıraktığım dostluklar, anılar sanki hiçbir zaman uyanmak istemediğim bir rüya gibi hissettiriyor geçen 6 haftayı. Geç olsa da fark ettiğim bir gerçek ise AIESEC’in sadece bir gruptan ibaret olmadığı, hayat boyunca karşımıza çıkacak en iyi fırsatlardan birisi olduğu açık bir gerçek olarak duruyor.

Bazen sorabilirler bu kadar kısa süre içerisinde başına ne geldi de bu şekilde konuşabiliyorsun, hissedebiliyorsun diye. En kolay cevabı ise Türkiye’ye gelmeden önce bir arkadaşımın hayır kız kardeşim desem daha doğru, bana yazdığı mektuptaki şu cümleler olabilir. ‘Bir daha asla tamamen evde olamayacaksın, çünkü kalbinin bir parçası başka bir yerde olacak. Bu sevginin ve faklı yerlerden insanları tanıma zenginliğinin karşılığında ödemen gereken bir bedeldir.’. Sanırım daha farklı bir kelime kullanamazdım hislerimi anlatmak için.

Uzun süredir bildiğim AIESEC’e katılmam çok geç olması benim için şu anda büyük bir hayal kırıklığı. Ama şans mı desem Global Citizen olmam başvurularım ve kabul edilmem çok kısa sürede gerçekleşti ve Polonya, AIESEC Rzezsow yolculuğuma onay vermişti. Ulaştığım gece sıcak bir karşılama ile son derece rahatlamıştım. Projemin başlamasına birkaç gün vardı ve bu sürede diğer EP’lerle tanışmak ve kaynaşmak için fırsattı, aynı zamanda projeden hemen önce yapılacak olan LCC (Local Committee Conference) inanılmazdı diyebilirim. Hafta sonunda olan bu konferans sonrası dünyanın her yerinden gelen 20-25 kişilik bir grupla samimiyetimiz gerçekten mükemmeldi. Birbirimizi sadece günlerdir değil de sanki yıllardır tanıyormuşuz gibi yakınlaşmıştık.

 

 

Projem yetimhanelerde bulunarak buradaki çocuklarla ilgilenmek üzerineydi. Oyun oynayarak, beraber vakit geçirerek, konuşarak, herhangi bir ihtiyaçlarında yardımcı olmak, İngilizce çalışmak, kendi kültürümüzü ve geleneklerimi tanıtmak gibi. Bu yüzden her defasında bir yetimhaneden ayrılırken üzerimde hiç bir şey yapmamışı gibi bir his bulunuyordu fakat her defasında bize veda etmeye gelen çocuklar ağlamaya başladıklarında oluşan hissi tarif edecek bir kelime bilmiyorum. Bir grup üzerinde etki bırakmış olmak, onların iyi bir yönde geliştiğini görmek ve sadece orada bulunmamızın bile bir fark yarattığını bilmek gerçekten inanılmaz bir duyguydu. Geçirdiğim bu zaman içerisinde benimde değiştiğimi ve öğrendiğimi fark etmem biraz vakit aldı diyebilirim.

Orada yaşadığım arkadaşlık duygusunu hayatım boyunca hissetmemiştim. Bize karşı sıcakkanlılıkları ve samimiyetleri hiçbir şeye değişilmeyecek bir his. Her hafta sonları yaptığımız AIESEC partileri, konuşmalarımız ve eğlenceler… 6 hafta sonunda o kadar samimi olmuştuk ki gerçekten ayrılmak istemedim hatta en yakın arkadaşlarıma tekrar geleceğimi söyleyerek veda etmemeyi seçtim.

Daha anlatacağım birçok şey olsa da şu anda söylememek daha doğru bence. Eğer gerçekten böyle bir his yaşamak, kendinizi geliştirmek, hayatınıza yeni bir anlam katmak isterseniz bu tecrübeyi ilk elden yaşamak böyle bir hikayede anlattığımdan çok daha fazlası.

 

Helen Doron Başarı Hikayesi

Firma İsmi: Helen Doron Anaokulu

Firma Yetkilisi: Mehtap Alagöz

Stajyer İsmi: Elliot Blackmore

Stajyerin Ülkesi: Kanada

Stajyerin Pozisyonu: İngilizce Öğretmeni

 

‘’Üniversitede katıldığım tanıtım toplantısından stajer aldığımız güne kadar geçen sürede AIESECin  hareketlilğinden hiç bir şey kaybetmemiş olduğunu görmek beni sevindirmekle kalmıyor adeta gençliğime özlemimi artırıyor.’’

Helen Doron Anaokulumuz,  eğitim sektöründe çocuklarımızın eğitim hayatına iyi bir başlangıç yapabilmeleri sosyal hayata ilk adımlarını rahatça atabilmeleri adına var gücümüzle çalışıyoruz. Bunu çocuklarımıza doğrudan etki eden öğretmenlerimiz aracılığıyla yapabileceğimizi çok iyi biliyoruz. Bu nedenden dolayı öğretmen seçimi dikkatimizin çoğunu verdiğimiz bir konu. Her yıl öğrencilerimizin yabancı öğretmenler aracılığıyla daha rahat İngilizce öğrenmelerini sağlamak adına bünyemizde native speakerlar istihdam ediyoruz. Anasınıfı eğitmenlerini seçerken gösterdiğimiz özeni belkide daha fazlasını kültürel farklılıklardan dolayı yabancı öğretmenler için de göstermek zorundayız. Yıllarca yabancı öğretmen açığımızı kendi imkanlarımızla kapatmak zorunda kaldık ta ki AIESEC’ten arkadaşlar tanıtıma gelene kadar. Projeyi uzun değerlendirmelerimiz sonucunda kabul ettik. Projede genç yeteneklerle çalışmanın hem kurumumuzun dinamiği hem de öğrencilerimizin heyecan ve ilgisini daima canlı tutabileceğini fark ettik. Gerçekleştirdiğimiz mülakatlar sonucu en uygun adayı seçmeye çalıştık. Öğretmenimizin seçiminden işe başlamasına kadar geçen sürede işlerin bu derece organize bir şekilde yalnızca öğrenciler tarafından gerçekleştirilmesi bizi ziyadesiyle memnun etti. Öğretmenimizi biran önce şehre ve çalışma ortamına alıştırmak için elimizden geleni yaptık ve sadece geriye çocuklarımızın mutluluğunu ve yabancı dildeki başarılarını seyretmek kaldı. Anaokulu olarak şuan bünyemizde iş hayatına hazırlanan heyecanlı genç birini bandırmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Bu mutluluk süreç içerisinde öğretmenlerimizden personelimize velilerimize kadar yayıldı. Bu süreçte emeği geçen tüm AIESEC gönüllülerine bize bu süreçte destek oldukları için teşekkür ederim.

Atamiks Boya Başarı Hikayesi

Firma İsmi: ​​ Atamiks Boya Kimya San. Tic. Ltd. Şt.
Firma Yetkilisi:  Yaşar ASİLTÜRK
Stajyer İsimleri: Mehdi CHAFIK
Staj Süresi: 1 YIL
Stajyerlerin Ülkeleri: Fas
Stajyerlerin Pozisyonu: Marketing

 

 

Firma genel müdürümüz Ayşe Hanım’ın AIESEC faaliyetleriyle ilgili tavsiyesi dahilinde 2 yıldır AIESEC ile çalışıyoruz. Azerbaycan, Gürcistan, Gana, Bulgaristan, Moldovya, Cezayir, Makedonya, Irak, Fas, Tunus gibi ülkelere ihracat faaliyetlerimiz bulunuyor ve AIESEC’le başlıca çalışma sebebimiz ise Arapça konuşulan bölgelere satış yapmaya yönelik çok fazla maliyetle karşılaşmadan ihracat yaptığımız bölgelerin anadilini konuşan bir kişi çalıştırmak istememizdi. Yaklaşık 3 aydır firmamızda bulunan Mehdi’nin oryantasyon süreci halen devam etmekte. Bu süreçte kendisi yurt dışını arayıp satış yapmaya çalışıyor ve partnerlerimizle iletişim kurmaya çalışıyor. Kuzey Afrika ve Orta Doğu Arapçası çok fazla farklılık gösterdiği için Doğu Afrika’yla iletişim kurmakta kimi zaman zorluk çekiyor olsa da genel anlamda AIESEC’le çalışma sebebimiz de anadil avantajıydı. 2 yıldır çalıştığımız bir kurum olan AIESEC için  şirketler arasındaki bilinirliğinin problem olduğunu düşünsek de daha fazla bilindiği takdirde çok daha fazla firmaya fayda sağlayabilecek olan bir kurum olduğunu düşünüyoruz.