Mezuniyet Sonrası Ilk Adım

Ben Funda Kuş, Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü ’15 mezunuyum. Şu anda uluslararası bir şirkette pazarlama departmanında çalışıyorum. Mezuniyetimi takip eden yaz aylarında Sırbistan’ın pek şirin Novi Sad şehrinde, start-up kökenli bir firmada Pazarlama Stajı yaptım.  Öncelikle mezuniyet sonrası ilk adım olarak bu tecrübeyi yaşayabilme fırsatım olduğu için kendimi şanslı addediyorum. Başta büyük tereddütlerle gitmiş, döndüğümde ise kariyer/tecrübe bağlamında çok da faydalı geçmediğine inanmış olsam da, aylar sonra size bu yazıyı yazarken aksine bu tecrübenin aslında ne kadar da girişimcilik ruhumu canlandırdığını ve “Onlar yapmışsa ben de yapabilirim” cesaretini verdiğini görüyorum.

Start-up olarak başlayıp büyüyen ve globalleşen bir firmada stajyer olmaktan ziyade, sunduğu raporlar dikkate alınan ve tavsiyeleri dinlenilesi bir Pazarlama Stratejisti’ydim. İşi sahiplenip birer girişimci gibi hissetmemiz için yeterli sorumluluk ve alan tanınmıştı ki bu, Global Entrepreneur’ları diğerlerinden ayıran en temel şey olsa gerek. Stajım süresince firmaya pazar araştırmasından müşteri segmentasyonuna, uzun vadeli pazarlama stratejilerini oluşturmalarına ve marka yönetimi süreçleri için danışmanlık yaptım.

 

Sizlere çok da ballandıra ballandıra anlatmak istemiyorum çünkü yüzde yüz pürüzsüz değil. Dürüst olacağım : sıkıntılar yaşayabilirsiniz, mesela beklentilerinizle örtüşmeyen bir firmayla karşılaşabilirsiniz ya da kalacağınız yerle ilgili öngörüleriniz dışında gelişmeler… Böyle ihtimaller her zaman vardır. Ama şunu sorun kendinize, gerçek bir iş tecrübesinde sorunlarla ilk defa yüzleşmek yerine önce bunu bir modelinde deneyimlemek daha güzel olmaz mı? Bu stajımda karşılaştığım ufak tefek sorunlarda ne tür aksiyonlar aldığımı görmek özeleştiri yapmamı ve yer yer tavrımı takdir etmemi yahut tutumumu iyileştirmemi sağladı. Bunları gerçek manada bir sorunla karşılaşmadan kestiremezdim, farazi söylemler olurdu; şimdiyse elimde örneklerim var.

Kendi tecrübem adına Global Entrepreneurs, mezuniyet sonrasında hemen çalışmak istemeyenler ve klasik stajların dışında bir deneyim arayanlar için biçilmiş kaftan. Kurumsal kültürü gördükten sonra start-up kültürünü de yaşamak isteyenlere tavsiye edebilirim. Tüm bunların yanında edinilen arkadaşlıklar ve çokuluslu ortamdan bahsetmedim, o zaten AIESEC’in tüm programları için olmazsa olmazı, ayrı bir güzelliği.

Şimdi yazımı bitirirken eklemeden geçemeyeceğim. Girişimcilik adına kendi iş fikrimi hayata geçirmek için ekibimi topladım ve şu günlerde harıl harıl çalışıyoruz. Kim bilir belki de gelecekte gerçekten “global” bir “girişimci” olurum, neden olmasın! Bu yolda bir başlangıç olduğun için teşekkürler AIESEC!

 

Funda Kuş, İstanbul

Global Entrepreneurs ile Sırbistan Tecrübem

Merhabalar, Ben Berkan Deliağa. Marmara Üniversitesi son sınıf öğrencisiyim. Global Entrepreneurs ile Sırbistan Novi Sad’ta yurt dışı stajına katıldım. Çalıştığım firma için marketing strateji raporları hazırlıyordum. Daha önce global firmalarda tecrübelerim ve yurt dışında okuma deneyimim olmuştu ancak, başka bir ülkede hiç çalışmamıştım. Bu program sayesinde, Sırbistan’daki iş hayatının nasıl olduğunu, Sırpların iş yapma şekillerini görme fırsatı yakaladım. A’dan Z’ye her aşamasından sorumlu olduğum projeler yürütmek ise başka bir zevkti.

Çalışmış olduğum firma, birçok ülkede faaliyet gösteren bir şirketti. Bulundukları sektörde Dünya’nın en iyi firması olma hedefleri vardı ve çok hızlı büyüyorlardı. Ancak herhangi bir marketing veya iletişim stratejileri yoktu. Beni bu konuda görevlendirdiler. İlk başta firmanın mevcut müşterilerini daha iyi tanıması gerektiğine dair bir rapor hazırladım. Mevcut müşterileri kullanarak ‘Word of Mouth’ yaratmak çok ama çok önemliydi. Firmaya gelen tüketicileri bizim için bedava çalışan birer iletişim aracı olarak kullanmak amacındaydım. Sektörün yeni olması ve firmanın ürününü deneyimleterek satması bu stratejinin gerçekleşmesini kolaylaştıracaktı. Aynı zamanda kurulacak sistem bir çok konuda data sahibi olmamızı sağlayacaktı.

 

 

Başka bir konu ise segmentasyon ve buna uygun stratejiydi. Firmanın hedeflediği kitleye ulaşmak için ve hızlı bir şekilde satışların arttırılması için yeni satış kanalları önerilerimin olduğu bir rapor hazırladım. Bu hem markanın farkındalığının artmasını sağlayacak hem de karlılığı arttıracak bir çalışmaydı.

Çalıştığım firma, internetin öneminin farkındaydı. Bu yolla çok büyük kitlelere ulaşmak mümkündü. Dolayısıyla, onlara communication effectiveness raporu hazırladım. Buna bağlı olarak viral bir videonun temasını ve içeriğini belirledim.

Sırbistan’da bulunduğum süre içerisinde kendimi profesyonel açıdan geliştirdiğimi düşünüyorum. Bunun dışında farklı bir ülkede yaşıyorsanız, o kültürü mutlaka öğrenmelisiniz. Sırp kültürünü daha yakından tanıma fırsatım oldu. Gerek yemekleri, gerek gece hayatı, müzikleri, yaşam tarzları… Özellikle eski bir sporcu olmamdan dolayı, sporun hayatlarındaki yeri beni gerçekten çok etkiledi.

Bu tecrübe aynı zamanda bana, farklı bir kültüre çok çabuk bir şekilde adapte olabildiğimi farketmemi sağladı. Belli bir süreden sonra onlar gibi yaşamaya başladım.

Bu tecrübemin bana kazandırdığı en önemli şey ise, Doğu Avrupa’dan birçok dost kazanmam oldu. Tabi bir de başka firmaların bana iş teklifleri 🙂

‘SKY IS NOT THE LIMIT’

Berkan Deliağa, İstanbul

 

Global Volunteer ile Asya Tecrübem

Selamlar, ismim Merve. Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde İşletme öğrencisiyim. Herkes gibi bende yeni yerler görmek, yeni yemekler tatmak ve yeni insanlarla tanışmayı seviyorum. Daha önce bir çok kere yurt dışında bulunmuştum fakat Asya ülkelerine gitmek için cesaretim yoktu. Ama değişik bir tecrübe edinmek istedim ve Global Volunteer ile Asya kıtasında bir ülkeye gitmeye karar verdim. Projeleri araştırdım, mülakatlara girdim ve en sonunda herşey hazırdı. Sırt çantam ve ben yeni bir macera için yollara düştük. Uçağa ilk bindiğimde ne yapacağım ben orada korkusu sardı ama daha sonra gördüm ki iyi ki Çin’i tercih etmişim. 

 

 

Bir Asya ülkesine gitmeden önce en çok sorulan soru sanırım orada ne yiyeceğim? Ama göründüğü kadar korkunç degil hatta bazı şeyler oldukça lezzetliydi. Seçtiğim proje sayesinde Çin kültürünü yakından tanıma şansı yakaladım ve bu benim için gerçekten çok güzel bir deneyimdi. Projemin içinde hem KungFu yapmayı ögrendim hem Çin yemekleri yapmayı öğrendim hem de öğrencilerle birlikte vakit geçirme şansı yakaladım. Çin’de olduğum süre boyunca bir ailenin yanında kaldım ve benimle o kadar çok ilgilendiler ki eve dönerken onları hiç bırakmak istemedim. 

 

Bu güzel projenin sonunda farklı ülkelerden bir çok arkadaş edindim ve bir çok anı biriktirdim. Hayatım boyunca unutamayacağım deneyimler kazandım. AIESEC’le bu tecrübeyi yaşamayı herkese tavsiye ederim. 

 

Merve Çevikol, Ankara

 

Global Citizen ile Avusturya Tecrübem

Selamlar, AIESEC ile bir arkadaşım sayesinde Kasım 2015’te tanıştım. Aslında olay cok garip gelişti; numaramı bıraktım ve bir süre sonra birisi aradı ve “Yurt dışına gitmek istiyormuşsun.” dedi, tabii ki istiyordum. Yurt dışına gitmeyi, oralarda bir şekilde birilerinin hayatına dokunmayı. Net bir şekilde bunu söyleyebilirim. Onun haricinde farklı kültürler, o kültürlerden insanlar, arkadaşlıklar… Hepsi çok değerli ve bu kapsamdaydı benim için ama olayın özü benim için o “Dokunuş” idi. Her şey çok hızlı gelişmişti. Uzun araştırmalarla nasıl yapılır, nasıl edilir kısımlarından sonra portaldan kendime uygun proje bakmaya başladım. O kadar zordu ki seçmek, istedigim ülkede istedigim proje konusunu yakalayamayıp farklı bir ülkede yakalayabiliyordum ve bu yüzden ülke ülke aramaya karar verdim. Burada seçim yapmamı kolaylaştıran sey daha önce yaptıgım Avrupa turu oldu. Öyle ki gidecegim yerde 6 hafta kalcaktım ve bu süre hiç de az degildi. Proje-ülke uyumunda kendime en uygununu buldugumu düşünüp Avusturya-Viyana için başvurdum. O kadar hevesliydim ki yazdıgım motivasyon mektubunun bile günlerce üstüne düştüm,sonuç başarıydı. İstedigim şekilde istedigim bir ülkede gerçekten benim ve insanlıgın üzerinde durdugu mülteci sorunuyla, müteci çocuklarla, ilgili bir projeydi. Genel olarak bir kreş projesi gibi görünse de altında cok daha fazlasının yattıgı aşikardı. Gidecegim günü iple cekiyordum öyle ki konsolosluk da benim gibi heyecanlanıp iki günde vizemi hazır etmişti. Global Citizen ile Avusturya tecrübem başlıyordu!

 

 

Oraya vardığım anda her şey bir anda degişiverdi gözümde ve artık gercekten realize olmuştum. Her şey canlıydı artık. Yeni arkadaşlıklar, faklı kültürler ve bir amaç vardı su an. İlk iş gidip cocukları tanıyıp onlara aslında bu işin gerçekten bir parçası olmadıklarını hissettirmekti. Ben bunu başarabildigimi oradan ayrılırken hissetmiş olsam da her gün bazı şeylerin degiştigini farkedebiliyordum. Birlikte oldugum, proje arkadaşlarım olan farklı ülkelerden 4 kişiyle aynı odayı paylaşırken “Yarın cocuklarla ne yapsak?” diye konusurken buluyorduk her aksam kendimizi.

Her akşam farklı kültürlerden yeni şeyler ögrenip farklı bir insana bürünebiliyorduk bir anda. Her akşam ayrı bir eglence konusu yakalayıp hadi bugun de bunun için saçmalayalım diyebiliyorduk. Portekizce’deki “şerefe” kelimesini Japonya’da ulu orta söylememeyi ögrenip, Brezilyalıların gerçekten ne kadar eglenceli insanlar oldugunu ilk görüşte anlamıştım bile.

Benim geçirdigim 5 hafta yaşadıgım hayatın en üst naktasıydı. 5 haftayı daha önce hiç tanımadıgım benden başka 5 kişiyle bir hostel odasında geçirdim, farklı bir ülkede, aslında bizim ülkemizdeki mülteci cocuklardan konum olarak pek farklı olmayan, dünyanın en saf varlıkları olan çocuklarla geçirdim ve her gün çocukların yanına giderken onlarla bugun ne oyun oynayayım diye düşünerek.

Çocuklarla şu an için hiçbir ilişiğimiz kalmamış olsa da Viyana’da her zaman bir yerim olduğunu biliyorum artık. Ne zaman gidersem çocukların annelerinin arkamızdan ağlaşmalarını yine duyacağımı biliyorum ve ne zaman gidersem de çocukların bana, daha dilimi bile bilmedikleri halde, bağıra cağıra koşup üstüme atlayacaklarını biliyorum. Ve ben dünyaya bir nebze olsun nefes aldıracak insanların bu projeler var oldukça artacagına inanıyorum.

Barışcan Oflazoğlu, Hatay

Global Citizen ile Italya Tecrübem

AIESEC ile Global Citizen programına katılmadan önce birçok seçeneğim vardı, dünyayı görmek istiyordum, dünyayı keşfetmek ve kendimi geliştirmek, aynı zamanda dünya ve insanlar için faydalı bir şeyler yapmak. Tabii bu üçünü bir arada bulmak yeterince zor, ama ben buldum. Hem bu üç seçeneğimi bir arada yakaladım, hem de yok denecek kadar az bir para verip kendime unutulmaz bir tecrübe ve mutluluk hediye ettim. AIESEC ve Global Citizen ile Italya tecrübem sayesinde!

Down  sendromlu insanlarla yemek pişirdim, onların gelecekleri için, iş öğrenebilmeleri için projeler gerçekleştirdim. Kendimle gurur duymama olanak sağladığı için AIESEC’e sonsuz teşekkür ediyorum. Dünyanın kuşkusuz en güzel deneyimlerinden biriydi. Tek başımaydım, ilk yurt dışı maceram olacaktı. Acaba başıma bir şey gelirse, ya yabancı dilim yetersiz kalırsa düşüncesi, insanlara uyum sağlayamazsam derken kendimi KLM uçağında Amsterdam’dan İtalya’ya aktarma yaparken buldum. İlk başta elbette ben de çekingendim, hostelde başka biriyle bir oda paylaşacak olmak, İtalyan ülkesinde İngilizce konuşarak yetkililerle ve çalışma arkadaşlarınla kaynaşmak… Ve daha neler neler! Ama ne önemi vardı ki, dünyanın UNESCO tarafından en çok koruma altına alınan ülkesine gidiyordum, İtalya’ya! Work and Travel ile gidemezsin on binlerce lira versen de gidemezsin, yüz binlerce versen de..

 

 

Global Citizen olmanın bana yaşattığı bu macerayı hayatım boyunca unutamayacağım. Dünyanın her yerinden arkadaşlarım oldu, dünya tatlısı hepsi birbirinden farklı yaşlarda, bambaşka karakterlerde… İyi bir şeyler yaptığını bilmek, dünyaya pozitif bir etki bırakırken eğlenmek, bambaşka şehirleri canlı canlı görmek, sürekli yaşadığın adrenalin hissi, dünya vatandaşı olma macerası… Konuşmaya başladığımda beni susturabilen olmadı, neden susayım ki? Hayatımın en güzel deneyimini yaşadım hem de tek başıma! Ailemden, arkadaşlarımdan, aynı dili konuştuğum milletimden kilometrelerce uzakta, konfor alanımın dışında! Zorlanmadım mı? Vallahi de zorlanmadım. Öyle üstesinden gelemediğim hiçbir şey olmadı, kötülüklere rastlamadım. Çünkü kendi cennetimi bulmuştum.

İnsan ömründe böyle bir etki yaratabilmek için kaç defa fırsat bulabilir, kaç kere bu yaşa gelip böyle bir maceraya atılabilir? Çok düşünme, hayat bir maceradır, AIESEC ile sen de başka hayatlara ve masalsı şehirlere dokun.

İrem Düzülütaş, İstanbul