Global Volunteer ile Fas Tecrübem

Merhabalar ben Yiğit Ağlamaz. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi 3. sınıf öğrencisiyim, 21 yaşındayım. Aynı zaman bir AIESEC üyesiyim. Bu organizasyona başladığım zaman Global Volunteer programından haberdar oldum ve hiç vakit kaybetmeden başvurdum. İlk duyduğumda bana ne kadar uygun bir şey olduğunu fark ettim ve yıllardır yapmak istediğim bir şey olduğundan hemen harekete geçtim. Kendi zamanıma uygun olan bir projeye başvurdum ve bu benzersiz deneyim için ilk adımı atmış oldum. Kabul aldıktan sonraki proje zamanına kadar olan süreç ise benim için sabırsızlanarak geçti.

 

2016 yılının Eylül ayında Fas’ın Agadir şehrine Global Volunteer tecrübem için gittim ve hayatım o andan itibaren beni bile şaşırtacak şekilde değişmeye başladı. Agadir, Fas’ın batısında Atlas Okyanusu’nun kenarında çok tatlı bir tatil şehri. Sağlık üzerine bir projeydi ve bir engelliler kliniğinde otizmli çocuklar ile çalıştım. Bu aslında bana gönüllülük yapmanın bir insan için ne kadar değerli olduğunu ve beni ne kadar değiştirebileceğini gözlemlediğim çok güzel bir serüvendi. 1 aydan biraz daha fazla bu tecrübeyi tattığım bu zaman hem yardıma ihtiyacı olan insanların hayatında yer edindiğim hem de kendi iç yolculuğa çıktığım bir yolculuktu. Ben Global Volunteer tecrübemi beni tamamen değiştiren ve hayatımın dönüm noktası olan bir süreç olarak tanımlıyorum.

 

Fas’a ilk ayak bastığım andan itibaren beni neler beklediğini az çok kestirebilmiştim. Aslında bize ne kadar yakın bir kültür olduğunu düşünsem de bir o kadar da farklı bir hayatın içine girdiğimi fark ettim zamanla. Orada bulunduğum zamanda içine girdiğim kültürü tanımam için fazlasıyla fırsatım oldu. Bizde de kutlanan Kurban Bayramı’nı kaldığım ailenin yanında bir de Faslı bir birey kimliğiyle yaşadım ve bir konuda ne kadar bildiğimi düşünsem de aslında Dünya’nın bir ötesinde benim hiç haberim olmadan insanların nasıl yaşadığını öğrendim. Bunlar benim için çok güzel ve anlamlı hayat dersleriydi. Sokakta yürürken nelere dikkat etmem gerektiğimi, yemek sipariş verirken nasıl davranmam gerektiğini vs birçok şeyi içinde yaşadığım kültürdeki insanlar gibi yapmaya başladım. Tüm bu sürede ben yalnızca kendi kimliğimle değil bir de Faslı olan yanımla yaşamayı öğrendim ve bu bana hayattaki diğer yaşayan kültürlerin farkında olmamı sağladı.

img_1953

 

Projede bize verilen 1 haftalık boş zamanda her zaman hayalini kurduğum şehre Marakeş’e gittim ve onun hayatımdaki geçireceğim en güzel gezi olacağını gidene kadar tahmin edemezdim. Marakeş’e geldiğimde ve o büyük meydanına ilk adımımı attığımda geceydi ve tam bir ışık cümbüşünün ortasındaydım. Renklerin Şehri adını nereden aldığını daha iyi anlamıştım. İnanılmaz etkileyici bir atmosferi vardı. Gündüz olduğunda her binası kıpkırmızı olan ve bundan dolayı da Kızıl Şehir olarak adlandırılan bu şehri keşfederken insanları, Arap kültürünü ve oryantalist havayı görmem beni kendine daha da çekti. Sonrasında Merzouga denen ve Sahra Çölü’nün bir parçası olan yere gittim ve karşımdaki uçsuz bucaksız çöl karşısında dilim tutulmuştu; o saf, temiz ve sıcaklığını hissettiğim çöldeki adımlarım sanki yeni yürümeyi öğrenmiş bir çocuk gibiydi. Develerle çöldeki kamp alanına gittikten sonra ilk yaptığım şey hemen bir kum tepesinin en üstüne çıkıp Güneş’in batışını izlemek oldu. Güneş’in batış vakti geldiğinde ise karşımdaki o mükemmel manzara her şeye değerdi. Hayatımda ilk defa Güneş’in bu kadar güzel battığını görmüştüm ve o tepeden saatlerce ayrılmadan izledim, gökyüzündeki onlarca farklı renk değişimi karşısından kendimi etkilenmekten alıkoyamadım. Hava iyice karardığında kamp alanındaki çadıra geri döndüm ve çöl yerlilerinin yedikleri, içtikleri şeyleri tattım. İşte bu farklı kültürleri ve gelenekleri sonuna kadar hissederek yaşamak için kendime yarattığım çok güzel bir fırsattı. Gece olup yatma vaktinde ise yatağımı çadırdan çıkarıp kumların üzerine koymam ve sayamadığım kadar yıldızın altında uyumak… İşte bu hayatımda o ana kadar yaşadığım en güzel andı!

 

Projem hakkındaki düşüncelerimi en sona sakladım çünkü önceden de söylediğim gibi bu tecrübe benim hayatımın dönüm noktasıydı, kendimi keşfettiğim bir serüvendi adeta. Sağlık projesiydi ve çalıştığım otizmli çocuklar aslında benim kendi içimdeki potansiyeli ortaya çıkarmamı, hayatta neler yapabileceğimi görmemi sağladılar benim için. Otizm merkezindeki eğitmenlerin gösterdiği çalışmaları çocuklarla beraber yapmaya başladım. Haftalar boyu onlarla o eğitici etkinlikleri yaptıktan sonra bir çocuğun onu artık öğrenmesi ve kendi başına yapabilmeye başlaması benim için hayatımdaki en büyük mutluluktu, gururdu. Ben belki de hayatını kendi kendine devam ettiremeyen otizmli bir çocuğun hayatını, artık kendi başına yapabilmesini sağladığım çok basit bir şey ile sonsuza kadar değiştirmiştim. Bunun insan hayatındaki değerini hiçbir maddi, somut bir karşılayamaz; bu mutluluğun yerini hiçbir şey dolduramaz. Aynı dili bile konuşamadığım çocuklarla ilgilenirken aslında insanların iletişim kurmanın tek yolunun ortak bir dil olmadığını anladım. Ben onlara kalbimle sesleniyordum. Onlar beni gördüklerinde ve bana sımsıkı sarıldıklarında aslında en güzel iletişimin duygularla olan iletişim olduğunu anlamamı sağladı o çocuklar. Ben artık duygularımla konuşabilmeyi öğrenmiştim.

 

Hayatımı yaşarken aslında en ufak sorunların ne kadar değersiz olduğunu fark ettirdiler bana. Benim onlara yardım ederek kendi dertlerimi unutabileceğimi anlamamı sağladılar. Ben hayatım boyunca ilk defa kendimi düşünmedim, hayatım boyunca ilk defa kendi dertlerimi unuttum. Başkaları için bir şeyler yapmanın, oların hayatına dokunmanın ne kadar önemli ve değerli olduğunu anladım. Ve bu bana hiçbir şey kaybettirmedi aksine bunun sayesinden ben her şeyi kazandım. Ben onlarla ağladım, onların her sıkıntısında onlarla beraber oldum, onlarla güldüm. İşte bu benim hayatım boyunca yapmak istediğim şey.

 

İşte Global Volunteer bu. Benim hayatımda bu kadar çok şey değişmişken ve bu kadar güzel hislerle yaşamışken neden sen de bunları yaşamayasın, neden senin de hayatın değişmesin? AIESEC benim bu hayat değiştiren tecrübemde benim için en bu en büyük imkanı sağladı, bunun için çok teşekkür ediyorum. Her zaman minnettar olacağım. Elimde fırsat olsa tekrardan gider ve bu muazzam tecrübeyi defalarca yaşamak isterim. Tüm bahaneleri bırakın ve hayatınızın en güzel serüvenine yelken açın. Siz de bu ailenin bir parçası olun ve gerçek birer Global Volunteer olun. Sen, ben, oradaki çocuklar, gelecek nesiller; herkes bunu hak ediyor. Kendinize çok iyi bakın.

img_1949

 

Yiğit AĞLAMAZ

Global Volunteer ile Brezilya Tecrübem

İlk yurt dışı deneyimimdi benim. Ne tarz zorluklar karşılaşacağımı az çok biliyordum sanıyordum ama daha önceden böyle bir tecrübem olmadığı için kestiremiyordum bazı şeyleri. Hatta havacılık okumama rağmen ilk defa bir uçağa biniyordum. Onun da tatlı bir heyecanı vardı bir yandan içimde. Aslında zorluklara hazırdım dedim ya benim daha ilk havalananındabaşladı sıkıntılarım. İlk hava alanına indim para çevirmem gerekiyordu ama hava alanı normalden fazla para alıyordu. Arkadaşımın hostundan rica ettiğimde ise onda bile bana yardım edebilecek kadar miktar yoktu. Brezilya’da çoğu kişinin İngilizce bilmemesi de benim için ayrı bir zorluktu. Onlarla iletişime geçmemde yine ilk olarak arkadaşımın hostu yardım etti. Gideceğim yerin biletini bana aldı. Otobüsü beklemeye gitti. Otobüs geldiğinde valizimi taşırken şoför bana bir şeyler söylemeye başladı. İngilizce bilip bilmediğini sorduğumda bana cevap vermeyip sadece yüzüme baktı.

izm_ogv_visual_devrimcuvelenk-2

Neyse ki arkamdaki bir kadın İngilizce biliyordu ve bana yardım etti. Bizim Türkiye’den çok farklı bir sistemi vardı otobüslerin, insan ister istemez kıyaslıyor tabi bazı şeyleri. Otobüsteki süreç boyunca neyse ki o kadın vardı da bana yardım etti nerede ineceğime dair. İnmem gereken durakta indiğimde tekrar bilet almam gerektiğini söylemişti otobüsteki kadın. Valizlerimi bagajdan alırken bir anda o kadını da kaybettim ve bir an ne yapacağımı bilemedim. Kimse İngilizce bilmiyordu otobüste ondan başka, kim bana yardım edecek şimdi diye düşünmekten kendimi alamıyordum. Kaderime razı olup yürümeye başladım. Neyse ki karşılaştığım bir genç az çok İngilizce biliyordu. Kısacası şanssız ama şanslı bir günümdeydim. Bileti nereden alacağımı sordum genç çocuk yürüyen merdivenleri gösterdi ve bana yardım edebileceğini söyledi. Hatta çok komiktir ki yürüyen merdivenleri çıktıktan sonra çocuk ben buraya kadar biliyorum dedi. Sağ olsun yardım etti ama o olmasa da yine yapacağım şey oydu aslında. Sonra otobüste bana yardım eden kadın yine karşıma çıktı. Bana yine yardım etti. Onunla konuşmaya başladık. Neden burada olduğumu, neden Brezilya’yı tercih ettiğimi sordu. Bende anlatmaya başladım. Benim 6 ay önce ev sahipliği yaptığım arkadaşımın Brezilyalı olduğunu ve o nasıl Türkiye’ye AIESEC’in bir projesine geldiyse bende aynı şekilde Brezilya’ya o tarz bir proje için geldiğimi aynı zamanda ev sahipliği yaptığım arkadaşımda vakit geçirmek istediğimi söyledim. Kadınla kısa sohbetimiz bittikten sonra ben bilet almaya sıraya girdim ama yine şoför gibi bilet veren kişi de İngilizce bilmiyordu. Kadın yine bana yardım etti. Süper kahramanım oldu sürecimin kısacası. 2 saatte yol gitti. Bununla birlikte nerden bakarsak bakalım 2 günlük yol gittim. İndiğim yerde ev sahipliği yapacak çocuk ve anneannesi vardı. Bizde Türk geleneği 2 kere öpülür selamlaşmak için ama onlarda bir kere öpülüyormuş. Bende tabi bunu bilmediğim çocuğun anneannesi de bilmediği için öyle tatlı, komik bir kültür şoku yaşadık. Bizim selamlaşmak için yaptığımız şeylerin orda öyle olmadığını bilmek insana gerçekten tuhaf bir his yaşatıyor.

izm_ogv_visual_devrimcuvelenk-3

Neyse, artık liderlik tecrübem tamamen başlamıştı. Çocuklarla da iletişime geçerken çok zorlanacaktım ama buna hazırdım. 6-15 yaş arası çocuklarla birlikte çalışacaktım. İlk başta çokta zorlandık ama neyse ki Portekizli bir arkadaşımız bize yardım etti. İlk haftayı öyle atlatırken. 2.hafta artık hepimiz birbirimize alışmaya başlamıştık. Onlarla daha kolay iletişime geçebiliyorduk. Biz onlara İngilizce öğretirken küçücük öğretmenler bize Portekizce öğretiyordu. Hatta beni etkileyen bir anımı sizinle paylaşayım. Bize yardım eden Portekizli arkadaşımızla bir şeyler konuşurken küçük bir kız geldi yanımıza ve bir anda Portekizce bir şeyler söylemeye başladı. Tabi ben anlamadım ama bana çevirdiklerinde dediği şey beni bu işi neden yaptığımızı bir kez daha anlamamızı sağladı. Aslında cümlesi çok basitti. İlerde bende İngilizce öğreneceğim ve bütün bu konuştuklarını anlayacağım. Başkalarını nasıl cesaretlendirdiğimizi görmek ve bu tarz geri dönüşler almak insanı çok mutlu ediyor. Küçücükte olsalar birilerine bir şeyler öğretiyorsun, liderliğini öyle ortaya çıkartıyorsun.

izm_ogv_visual_devrimcuvelenk-1

Anlatması zor, yaşaması ondan da zor olduğunu düşündüğüm bir tecrübe süreciydi işte bu şekilde. Hayatta bir defa herkes bu tecrübeyi yaşamalı.

Devrim CÜVELENK

Global Volunteer ile Hindistan Tecrübem

Merhabalar,  ben Işınsu. Arkadaşımdan AIESEC adını duymamla başladı benim de maceram.Sadece meraktan projelere bakmayı düşünürken kendimi başvuru yaparken buldum.İnanmazsınız hem de Hindistan’a… Her zaman farklı kültürlere ilgi duymuşumdur ama tercihimin biraz riskli olduğunun da farkındaydım.Bir ülkenin, kültürün sadece seyahatle, gezmeyle tanınabileceğine inananlardan değilim açıkçası.Bu noktada AIESEC bana müthiş bir imkan sundu.Hayatımın en zor günlerini geçireceğimi düşündüğüm ilk günlerle ayrılmamak için her şeyi yaptığım o son gün arasında sadece altı hafta vardı.O altı haftada hayatımın en inanılmaz en keyifli aynı zamanda en unutulmaz tecrübesini yaşadım.Dünyanın her yerinden onlarca arkadaş edindim.Onları, kültürlerini, kültürler hakkında sahip olduğumuz ön yargıları sil baştan öğrendim.Dünyanın dört bir tarafında evinin olması, her gittiğin yerde sana kucak açacak bir dostunun olduğunu bilmek eşsiz bir duygu.Sadece onlar hakkında öğrenmedim tabiki.En şaşırtıcı şeyleri kendim hakkımda öğrendim.Hayatımın en kötü anları olarak tanımlayabileceğim tecrübeleri şimdi gülümseyerek hatırlıyorum ve biliyorum ki ben onları aştım ve hayatımdaki bir sonraki zorluğu da aynı şekilde aynı güçle aşabilirim.AIESEC’in bize kattığı en önemli değerlerden biri de bu bence.Kendi potansiyelimizin farkına varmak…

Gelelim projeme ve Hindistan’a. Her kültür kendince eşsiz ve farklıdır fakat kendi içinde bu kadar farklılığı barındırıp bunu mükemmel bir uyumla harmanlayan rengarenk bir kültür Hint kültürü.Onlarca farklı din, onlarca farklı dil ve bunlara rağmen kendi renklerini koruyup her zorluğa rağmen festivalleriyle hayata umutla bakan o güzel insanlar…Yaşadığım her anın ne kadar değerli ve farklı olduğunu bana öğrettiler.Ve yaşadığım her zorlukta bana dayanak olan sımsıcak, inanılmaz öğrencilerim…Footprints projesiyle okullarda elimizden geldiğince İngilizce ve Bilgisayar eğitimi vermeye çalıştık.Gözlerinde ışıltılarıyla çıplak ayaklarıyla sınıfta koşturup birlikte geçirdiğimiz her anı unutulmaz yapan miniklerimi her an özlüyorum.Bazen onlar mı benden daha çok öğrendi yoksa ben mi onlardan öğrendim bilemiyorum.Sadece farklı ülkelerden değil Hindistan’dan da çok fazla arkadaş edinme fırsatım oldu.O kadar sıcaklar ki zaten olmamak imkansız.Basit bir tren yolculuğunda bile oturup yemeğini, suyunu bizimle paylaşan insanlar vardı yanımızda… Her zor anımızda, gece üçte otelimizi bulamayıp yardıma ihtiyacımız olduğunda düşünmeden arayıp yardım isteyebileceğimiz mükemmel AIESEC gönüllülerimiz vardı yanımızda…Dünyanın en renkli köşesindeki bu mükemmel tecrübe için,sıcak dostluklar için teşekkürler AIESEC. Şimdilik hoşça kalın.

Işınsu TAŞTAN

isinsu

 

 

 

 

 

 

Global Volunteer ile Budapeşte Tecrübem

 İlk olarak söylemek istiyorum ki korkularınızın sizi engellemesine izin vermeyin. Ben Fatma Nur Sarıca. Yeditepe Üniversitesi’nde Endüstri Mühendisliği birinci sınıf öğrencisiyim. Okula başladığımda arkadaşımla bir karar aldık. Bu sene farklı bir şeyler yapacaktık. Sonra o beni AIESEC’ le tanıştırdı ve eminim ki ikimizin de hayatı değişti.

Başta her şey hayal gibiydi. Kabul edildikten sonra bile gideceğime inanamadım. Ama şu an iyi ki yapmışımdan başka bir şey düşünemiyorum. Korkularınızın sizi engellemesine izin vermeyin dedim çünkü çevremdeki bazı değerli insanlar beni çok korkuttu. Eminim sizin de başınıza gelecek ama onları dinlemeyin . Size her şey mükemmeldi, hiç sorun yaşamadım da demiyorum. Elbette bazı şeyler istediğiniz gibi gitmeyebiliyor. Ama öyle insanlarla tanışıyorsunuz ki bu sorunları birlikte aşmak size zor gelmiyor.

Projem anne ve babası çalışan küçük yaştaki çocuklarla gündüzleri vakit geçirmek, onlara farklı bir kültür tanıtırken oyunlar oynayarak ve İngilizce öğreterek kişisel gelişimlerine fayda sağlamakla alakalıydı. Zamanla onların sevgisini kazandıkça aranızda bir bağ oluşması paha biçilemez, çünkü tüm gün gördükleri ve zaman geçirdikleri kişi olarak onların hayatlarında önemli bir yer kazanmış oldum.

Bir ülkeyi, bir kültürü gerçekten merak ediyorsanız oraya gideceğiniz birkaç günlük turlarla bunu sağlayamazsınız. Ben Budapeşte’ de 7 hafta kaldım ama hala o güzel şehri tanıdım demek için yeterli değil sanki. Ve tanıdığım tek kültür Macar kültürü değil. Global Volunteer dünyanın en uzak köşelerinden insanları bir araya getiriyor ve tüm ön yargılarınızı kırıyor. Bir bakıyorsunuz asla anlaşamam dediğiniz insan sizin için o kadar değerli olmuş ki… Ben döneli bir kaç hafta oldu ama şimdiden nasıl tekrar buluşabiliriz planları yapmaya başladık. Ve biliyorum ki bu güzel deneyim beni çok farklı bir insan yaptı. Gitmeden önce bunu bana söylemişlerdi de inanmamıştım. Ama artık karşılaştığım sorunlara , insanlara , farklılıklara daha başka bakabiliyorum.

Hayatım boyunca unutamayacağım bir deneyim yaşadım ve bunları yaşarken gönüllü çalışıp insanların hayatına umarım bir nebze dokunup yardım ettim. Normalde çocuklarla arası çok da iyi olmayan ben, şimdi onları nasıl  da özlüyorum.  Eğer siz de düşünüyorsanız tereddüt etmeyin. Bunun gibi bir deneyimi başka türlü yaşayamazsınız ama mutlaka yaşamalısınız!

fatmanur

KOBİ’ler İçin Yeni Mezun Çalışanların Önemi

Globalleşen dünyada her geçen gün ekonomide büyük değişimler yaşanmakta ekonomik sınırlar yavaş yavaş yok olmaktadır. Pek çok uluslararası firma bir araya gelerek global ithalat ve ihracat birlikleri kurmaya başlamış, uluslararasılık gittikçe şirketler içerisinde önem kazanmıştır. Uluslararası şirketlerde bu gibi stratejiler izlenirken, bu rekabet şartları içerisinde ilerlemeye çalışan küçük ve orta ölçekli işletmeler bu durumdan oldukça etkilemektedir. Piyasadaki ekonomik dalgalanmalar ve işletme içi yapısal yetersizlikler ve maddi yetersizlik KOBİ’ler için rekabet piyasasında zorlayıcı sebeplerin başında gelmektedir. Özellikle Türkiye’deki işletmelerin %98’ini oluşturan ve Türkiye ekonomisinde en büyük katkı payına sahip KOBİ’ler için, rekabet şartlarında ayakta durmalarını sağlayacak dinamik ve inovatif eleman bulma ihtiyacı ortaya çıkmaktadır. Read more