Muhteşem Hindistan Tecrübem

Ayçe-AIESEC-Global-Volunteer-Hindistan-Tecrübesi

Merhaba. Ben Ayçe. Yeni yerler görmeyi ve başka kültürleri tanımayı her zaman çok sevmişimdir. Hindistan’a da AIESEC sayesinde gitme fırsatı buldum ve iyi ki gitmişim dediğim bir deneyim oldu benim için. Öncelikle biz oraya bir veteriner kliniğinde çalışmaya gittik ve birkaç hafta çalıştık fakat bazı aksilikler yaşadığımız için daha sonra projemizi değiştirdik ve köy köy gezerek kültürlerini tanıdık ve onlara da bizim kültürümüzü anlatmaya çalıştık. Yoga dersi aldık ve bu benim için çok güzel bir deneyimdi. Her zaman yoga öğrenmek istemiştim ve bunu yoganın merkezinde öğrenmek benim için çok güzel ve özeldi. Gezdiğimiz köylerde bazı zamanlar oralarda yaşayan ailelerde kaldık ve çok güzel ağırlandık. Daha sonra projemiz bittiğinde arkadaşımla çantamızı aldık ve şehir şehir gezdik yaklaşık 11 şehir kadar.

Ayçe-AIESEC-Global-Volunteer-Hindistan-Tecrübesi

Hindistan gerçekten birçok dini ve kültürü içinde barındıran ama bundan hiçbir rahatsızlık duymadan birlikte uyum içesinde yaşamak konusunda bence tüm dünyaya örnek olacak bir ülke. Zengini fakiri villalarda oturan insanlar ve barakalarda çadırlarda yaşayan insanlar dip dibe yaşıyorlar ve bundan kesinlikle rahatsızlık duymuyorlar. Bazı şeyler bize garip gelse de onların bu düzene çok güzel ayak uydurduklarını gördüm. Mesela ülkede genelde trafik ışığı görmek imkansız sürekli korna çalarak arabalar ilerliyor. Yaşadıkları ortamın güzel, lüks olmasına çok önem vermiyorlar. Genelde kazandıklarını gezmek için harcadıklarını fark ettim. Onlar için düzen ve temizlik çok önemli değil. Bize her zaman mutlu olun ve hep gülümseyin diyorlardı gittiğimiz yerlerdeki insanlar. Yoga yaparken hocalarımızla ve diğerleriyle sürekli “om shanti” diyorduk. Bir veteriner hekim adayı olarak en çok dikkat ettiğim şey hayvanlarla iç içe yaşamayı çok güzel benimsedikleriydi. İneklerin onlar için önemini biliyordum tabi ki ama maymunlarla da iç içe yaşamalarını çok sevmiştim. Bir gece oteldeyken odamızın balkon kapısını bir maymun çaldı. Hatta Monkey Temple‘a gittiğimde maymunlara yemek verme ve onları sevme fırsatı buldum. Jaipur’da filleri sevme fırsatı buldum hatta onlarla bir gezintiye bile çıktım

Ayçe-AIESEC-Global-Volunteer-Hindistan-Tecrübesi

Maunt Abu’da yoganın insanlar için önemini daha yakından tanıma fırsatı buldum. Rishikesh’e gittiğimde ise her yerden gelen turistler vardı ve herkes yoga yapıyor, doğayla iç içe bir hayat sürüyordu İnsanın ruhunu dinlendirmesi ve kendi içine dönebilmesi için harika bir ortamı vardı. Golden Temple’a gittiğimde ise oranın insanlar için önemini daha yakından görme fırsatım oldu. Hayatımda ilk ve en uzun tren yolculuğumu Hindistan da yaptım, evet bir şehirden diğerine gitmek için 36 saat tren yolculuğu yaptım ve Goa‘ya gittim. 

Ayçe-AIESEC-Global-Volunteer-Hindistan-Tecrübesi

Ben Hindistan da 70 gün kaldım ve hala görüştüğüm harika arkadaşlıklar ve hayatım boyunca unutmak istemeyeceğim güzel anılar biriktirdim

Ayçe Eroğlu, Baroda, Hindistan

Global Volunteer ile Fas Tecrübem

derya-AIESEC-Global-Volunteer-Fas-Tecrübesi

Merhaba! Ben Derya.

“Drive Morocco to a Better Education” projesi sayesinde 2 ay boyunca Fas’ta ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerine gönüllü olarak İngilizce eğitimi verdim. Üniversite hayatım boyunca zevk alarak gönüllü olarak çalıştım. Bunu başka bir ülkenin insanları için de yapmak istedim her zaman. Fas’a gitmeye karar vermek benim için büyük bir değişiklik ve yeni bir maceraya çıkmak demekti. Bir yandan daha önceden gittiğim yerlerden farklı bir yere gitmenin, bir yandan da ne ile karşılaşacağımı bilmememin verdiği heyecanla yola çıktım. Gittiğim dönem nedeniyle o sırada tek stajyer bendim; fakat birçok farklı şehirden gelen Faslı arkadaşlar edindim. Hayatımda gördüğüm en tatlı, düşünceli ve şefkatli insanlarla tanıştım. Onların İngilizce konuşmaması ya da benim Arapça ve Fransızca konuşmamam asla engel olmadı bizim için. Her zaman yanımda oldukları, beni düşündükleri ve beni ailelerinin bir ferdi gibi hissettirdikleri için ne kadar teşekkür etsem az. Kurduğum arkadaşlıklar sayesinde Fas benim için tekrar tekrar ziyaret etmek isteyeceğim bir yer oldu.

Derya-AIESEC-Global-Volunteer-FAS-Tecrübesi

Öğrencilere gelince, dünya tatlısı, ilgili ve meraklı çocuklarla çalışmak kadar güzel bir şey yok. Dil engeli devreye girince iletişimde sıkıntılar yaşadıysam da öğrencilerin sevecenliği ve ilgisi gönüllü olarak İngilizce öğretmenin zevkini en üst düzeye çıkarıyor. Fas’ta kaldığım dönem boyunca pek çok şehri orada yaşayan kişilerle gezdim. Bu yüzden sadece turist olarak değil, oranın insani olarak kültürü ve toplumu anlama şansı buldum. Yemekleri, gelenekleri, kıyafetleri, inanılmaz güzellikteki kapıları ve geçitleri, baharatları, surlar içindeki eski şehirleri ile baştan sona otantik bir ülke Fas. Hayatta başka insanların hayatına dokunmak kadar mutluluk verici bir şey yok, bu proje ile hem İngilizce öğretmenin mutluluğu, hem de sevgi ile bağlandığım insanlarla tanışmanın zevki paha biçilemez.

Derya Gözen – Rabat, Drive Morocco to a Better Education

derya-AIESEC-Global-Volunteer-Fas-Tecrübesi

6 Haftalık Hırvatistan Tecrübem

23 yaşındayım, Uludağ Üniversite’sinde Almanca Öğretmenliği okuyorum. Bursa’lıyım ve ailemle yaşıyorum. Genel olarak yurt dışındaki etkinlikleri ve gezileri takip ediyorum ve yaratabildiğim her fırsatta yurt dışına çıkıyorum.
AIESEC ile üniversitenin ilk yılında tanıtım standında tanıştım. AIESEC’e kayıt yapmaktaki amacım bir projede yer almaktı. AIESEC’te çalıştığım iki yıl boyunca gönüllü projelere katılmayı çok istiyordum. Proje kapsamında Bursa’ya gelen stajyerlerin yaşadıklarına ve yaptıkları etkiye şahit oldukça bu isteğim daha da artı. AIESEC’teki aktif üyeliğimi tamamladıktan sonraki ilk fırsatta da bu hayalimi gerçekleştirdim. Ailem AIESEC çalışmalarıma her zaman çok destek oldu. Gönüllü projelerin, topluma ve değişim katılımcılarına olan olumlu etkilerini zaten farkındalardı. Dolayısıyla projeye katılma kararımı da desteklediler.

Nilsen-AIESEC-Global-Volunteer-Hırvatistan-Tecrübesi
Kendim için proje aradığım dönemde Hırvatistan’da bir kongreye katılmıştım. Zagreb beni çok etkiledi ve orada AIESECerlar ile yüz yüze iletişim kurarak projeler hakkında bilgi edindim. Benim için gideceğim yerden çok projenin içeriği önemliydi. Kendime en çok gelişim sağlayabileceğim aynı zamanda topluma etki edeceğim bir proje arıyordum. LC Zagreb’in yaz dönemi projelerinden biri World in the City projesiydi, dil eğitimi üzerineydi. Almancamı geliştirmek için güzel bir fırsat olduğunu düşündüm ve bu yüzden bu projeye başvurdum. Yurt dışına çıkarken herhangi bir endişem yoktu.
Projenin tamamı benim için unutulmazdı. Gerçekten harika bir yaz geçirdim. Proje katılımcılarının sertifika gecesinde, öğrencilerim benim için hazırladıkları bir hediye kutusu verdiler. İçine bir de kart yazıp koymuşlar, kartta yazanlar ve hediyeler beni çok duygulandırdı. O kişilerin hayatlarına bir şey katmış olmak çok değerliydi. Zagreb’deki son gün benim doğum günümdü. Bütün stajyerler dışarıdaydık, saat 24.00 olduğunda şehir meydanında 20-25 stajyer kendi dillerinde bana doğum günü şarkısı söylüyorlardı. Geçirdiğim en güzel doğum günüydü. Bu kadar kısa sürede çok değerli dostlar edindim. Proje dil öğretimi üzerindeydi. Genellikle üniversite öğrencilerinin oluşturduğu gruplara yabancı dil dersleri veriyorduk. İki sınıfım vardı ve orta seviye Almanca dersi verdim.

Nilsen-AIESEC-Global-Volunteer-Hırvatistan-Tecrübesi
Ben AIESEC ile bir projeye katıldım, çünkü günümüzde yaşadığımız sorunları çözmenin en iyi yolunun insanlara etki etmek olduğuna inanıyorum. Hemen hemen hepimiz koşullarımızı, sahip olmadığımız imkanları, yanlış anlaşılmaları eleştiriyoruz ama bunu değiştirmek için ne yapıyoruz? Lütfen ilk fırsatta bir proje bulun ve önce kendinizi sonra da dünyayı değiştirin. Gidip ülkemizde nasıl yaşadığımızı gösterip, başka kültürlerden insanların da nasıl yaşadıklarını görün. Ve aslında nasıl da benzer olduğumuzu, ülkelerin, sınırların, dinlerin, isimlerin ne kadar da önemsiz oluğunu görün.

      ULUSLARARASI ORTAMDA STAJ YAPMAK MI İSTİYORSUNUZ? 

           İŞTE YURT DIŞINDA STAJYER OLMANIN AVANTAJLARI

  •                İş hayatına giden yolda daha iyi yerlere gelebilmek için iyi bir staj tecrübesi yaşamak önemlidir. Günümüzdeki gençler hem kendilerin geliştirmek hem de başarılı bir staj süreci geçirmek için yurt dışında staj yapmak istiyor.
  •                Yurt dışında staj yapmanın ise meslek hayatında gençlere kazandırdığı bir çok avantaj var.Bunlardan en önemlisi öz güven. Uluslararası bir ortamda staj yapmak öğrencilere ve yeni mezunlara iş hayatında öz güven sağlıyor.
  •                 Uluslararası ortamda yapılan staj aynı zamanda CV için önemli bir artı.Şirketler ve işverenler yurt dışında staj yapan gençleri diğerlerinden bir adım öne koyuyor.Farklı fikir ve vizyonlara açık olan dinamik gençlerle çalışmayı tercih ediyorlar.
  •                 İş yaşamında bir çok zorlukla karşılaşılıyor. Bunları önceden farklı kültürlerden oluşan bir ortamda yaşayıp aşmak ise kariyer yolunda gençlere büyük bir avantaj sağlıyor. Daha güçlü, ayakları yere basan birisi olarak hayatlarına devam ediyorlar.
  •                 İyi bir lider olmak başarma yarışında ipi göğüslemenin en önemli anahtarıdır. Yurt dışında staj yapmak kişisel gelişimin yanında bireylerin liderlik gelişimine de katkı sağlıyor.
  •                  Yurt dışında staj yapmak isteyen bir çok gencin ise kafasındaki en önemli soru; Nasıl? AIESEC, Global Talent staj programıyla gençlere aradıkları fırsatı Yurt dışında maaşlı stajlarla son sınıflar ve yeni mezunlar başka bir ülkede ayakta durmayı ve bunun yanında meslek hayatının gereklerini öğreniyor.  AIESEC ise tüm süreçlerde  stajyerlerin yanında olarak onların gelişimini yakından takip ediyor.
  •                  Hedeflerinize ulaşmak için işte size fırsat! Yurt dışında staj yapın ve kariyeriniz için büyük bir adım atın.

 
Şimdi Başvur!

GLOBAL VOLUNTEER İLE SIRBİSTAN TECRÜBEM

AIESEC-Global-Volunteer-Tecrübesi

Merhaba ben Melodi Özçam. Çanakkale 18 Mart Üniversitesinde İngiliz Dili ve Edebiyatı okuyorum. Okuldan arta kalan zamanımda genel olarak gezen ve festivallere katılmakran zevk alan biriyimdir.

Böyle bir projeye aslına bakarsak 4 yıllık lise öğrenimim süresince dahil olduğum “My Self My World” ile kısmende olsa başlamış bulundum diyebilirim. 4 yıl içinde de en büyük hayallerimden biri AIESEC’e katılabilmiş olmak diğeri ise Balkan ülkelerini daha yakından görüp kültürleri tanımak, etkileşimde bulunmaktı ve bunları yapabilmek içinde tüm fırsatları kolladım.

Benim projemin adı “Enter your Future Serbia” idi. Sırbistanda tam olarak 6 hafta süren bu projenin içinde bulunmaktan çok keyif aldım. Çok şey öğrendiğim aynı zamanda öğrettiğim, güzel insanlarla çok iyi zaman geçirdiğim muhteşem bir 6 hafta oldu açıkcası. Benim bu projede ki görevim haftanın 3 günü 10-14 yaş arası Sırp öğrencilerine dersler vermekti. Bu dersler ağırlıklı olarak İngilizce ve kendi kültürüm üzerineydi. Aslında yaptığımız şeyin sadece bilgi alışverişi olduğu söylemez. Birlikte oyunlar oynayıp hep beraber eğlendik.Bu süre benim için çok keyifliydi onlarla bir seyleri paylaşabilmek ortak noktaları bulabilmek önemli detaylardı. Ki projeden önce çocuklarla hiç arası olmayan, sevmeyen biri olarak bunları çok açıkça söyleyebiliyorum. Daha ilk haftanın son günlerinden itibaren öğrencilerime çok çabuk alıştım yeniden altını çizerek söylemem gerekir ki birlikte keyifli ve harika zaman geçirdik.

Kalan zamanlarda ise takım arkadaşlarım ile beraber ülkeyi keşfe çıkıyor farklı şehirlere gidiyor ve eğlenceli bir sürü şey türetiyorduk. Onlarla olan uyumum, her birinden farklı şey öğreniyor olmam bana yepyeni pencereler açtı, artık kendimi daha iyi tanıyorum.

Projenin bana başka bir artısı ise çocuklarla meğer çok iyi iletişim kurabiliyormuşum bunu anlamış oldum bölümüm gereğiyle mutlaka hayatımın belli bir zamanında öğretmenlik yapacağım diye düşünüyordum hep gözümü korkutan kısmını aşmış oldum böylece. Diğer küçümsenemeyecek bir artısı ise; insanlarla sosyal iletişimim tamamen arttı normalde kalabalık ortamlarda gerilen canı sıkılan ben, bu sorunu da bu projenin büyük katkısı ile aşmış oldum. Benim için tamamı süper geçen bir sürü farklı kültür özellikleri öğrendiğim elimden geldiğince çok insanla konuşup yeni insanlar tanıdığım dolu dolu bir 6 hafta oldu.

Teşekkürler AIESEC…

Volunteer ile ilk Hindistan Tecrübem

AIESEC-Global-Volunteer-Tecrübesi

Merhaba, ismim Başak Yılmaz. İngilizce öğretmenliği son sınıf öğrencisiyim. Global Volunteer ile Hindistan’a gitme amacım bölümümle ilgili deneyim elde etmekti. Projem eğitim ile alakalı bir projeydi. Projemde haftanın beş günü okula gidip küçük çocuklara İngilizce öğrettim, kalan iki günümü ise Hindistan’ı karış karış gezerek değerlendirdim.

Hindistan’a gitmek bana ne kadar şanslı olduğumu farkettirdi; çünkü benim ders verdiğim okul, okul bile denemeyecek kadar kötü durumda olan birkaç taş örülü duvarlardan oluşan derme çatma bir yerdi. Şu ana kadar hep özel okullarda okumuş, ailesi tarafından her imkan sağlanmış olarak yetişen ben Hindistan’a gitmek istemiştim. Ailem bile benim tek başıma orada yaşayabileceğime inanmamıştı, bir hafta sonra döneceğimi düşünmüşlerdi. 5- 10 yaş arası maddi durumu oldukça kötü olan öğrencilerle çalıştım orada. Öğrencilerim gözümün içine bakıyor, benden alabilecekleri en ufak şeyi almak için çok büyük çaba sarfediyorlardı. Ben yaptığım her işin, tanıştığım her insanın bana bir şeyler kattığına inanıyorum.

Hindistan’da gönüllü olmak bana hayatımda yaşayamayacağım çok büyük bir tecrübe ve birikim sundu. Mesleğim açısından da kendimi geliştirme fırsatı buldum. Materyali olmayan bir okulda kendi kendime materyal yaratarak, elimdekileri geliştirerek nasıl öğrencilerim için fırsat yaratabileceğimi gördüm. İleride köy okullarında çalıştığım zaman bunları oraya da uygulayabileceğimi farkettim. Bunların hepsini AIESEC’in “Educate India” projesinin bana kazandırdığına inanıyorum. Tekrar Türkiye’ye döndüğümde bambaşka bir insandım. Eskiden çok fazla alışveriş yaparken, aslında dönüp dolabımı açtığımda elimdekilerin çoğuna aslında ihtiyacım olmadığını farkettim. Orada insanların giyecek hiçbir şeyleri yokken nasıl mutlu olmak için sebep yarattıklarını gördüm. Hindistan’da giydiğim hiçbir şeyi Türkiye’ye geri getirmedim, boş bir valizle buraya geri döndüm. Gelmeden önce okulumdaki yaşça biraz daha büyük olan kızlara kıyafetlerimi dağıttım. Kızların bakışları o kadar etkiledi ki beni, bana olan minnettarlıkları gözlerinden okunuyordu. Beni hayatımda hiçbir şey bu kadar etkilememişti. Global Volunteer olmak hem kendi kişiliğimi çok değiştirdi, hem de yaşadığım hayatın bana verilmiş bir hediye olduğunu ve aslında ne kadar şanslı olduğumu hissettirdi.

Başak Yılmaz- Hindistan

Global Volunteer ile Fas Tecrübem

Merhabalar ben Yiğit Ağlamaz. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi 3. sınıf öğrencisiyim, 21 yaşındayım. Aynı zaman bir AIESEC üyesiyim. Bu organizasyona başladığım zaman Global Volunteer programından haberdar oldum ve hiç vakit kaybetmeden başvurdum. İlk duyduğumda bana ne kadar uygun bir şey olduğunu fark ettim ve yıllardır yapmak istediğim bir şey olduğundan hemen harekete geçtim. Kendi zamanıma uygun olan bir projeye başvurdum ve bu benzersiz deneyim için ilk adımı atmış oldum. Kabul aldıktan sonraki proje zamanına kadar olan süreç ise benim için sabırsızlanarak geçti.

 

2016 yılının Eylül ayında Fas’ın Agadir şehrine Global Volunteer tecrübem için gittim ve hayatım o andan itibaren beni bile şaşırtacak şekilde değişmeye başladı. Agadir, Fas’ın batısında Atlas Okyanusu’nun kenarında çok tatlı bir tatil şehri. Sağlık üzerine bir projeydi ve bir engelliler kliniğinde otizmli çocuklar ile çalıştım. Bu aslında bana gönüllülük yapmanın bir insan için ne kadar değerli olduğunu ve beni ne kadar değiştirebileceğini gözlemlediğim çok güzel bir serüvendi. 1 aydan biraz daha fazla bu tecrübeyi tattığım bu zaman hem yardıma ihtiyacı olan insanların hayatında yer edindiğim hem de kendi iç yolculuğa çıktığım bir yolculuktu. Ben Global Volunteer tecrübemi beni tamamen değiştiren ve hayatımın dönüm noktası olan bir süreç olarak tanımlıyorum.

 

Fas’a ilk ayak bastığım andan itibaren beni neler beklediğini az çok kestirebilmiştim. Aslında bize ne kadar yakın bir kültür olduğunu düşünsem de bir o kadar da farklı bir hayatın içine girdiğimi fark ettim zamanla. Orada bulunduğum zamanda içine girdiğim kültürü tanımam için fazlasıyla fırsatım oldu. Bizde de kutlanan Kurban Bayramı’nı kaldığım ailenin yanında bir de Faslı bir birey kimliğiyle yaşadım ve bir konuda ne kadar bildiğimi düşünsem de aslında Dünya’nın bir ötesinde benim hiç haberim olmadan insanların nasıl yaşadığını öğrendim. Bunlar benim için çok güzel ve anlamlı hayat dersleriydi. Sokakta yürürken nelere dikkat etmem gerektiğimi, yemek sipariş verirken nasıl davranmam gerektiğini vs birçok şeyi içinde yaşadığım kültürdeki insanlar gibi yapmaya başladım. Tüm bu sürede ben yalnızca kendi kimliğimle değil bir de Faslı olan yanımla yaşamayı öğrendim ve bu bana hayattaki diğer yaşayan kültürlerin farkında olmamı sağladı.

img_1953

 

Projede bize verilen 1 haftalık boş zamanda her zaman hayalini kurduğum şehre Marakeş’e gittim ve onun hayatımdaki geçireceğim en güzel gezi olacağını gidene kadar tahmin edemezdim. Marakeş’e geldiğimde ve o büyük meydanına ilk adımımı attığımda geceydi ve tam bir ışık cümbüşünün ortasındaydım. Renklerin Şehri adını nereden aldığını daha iyi anlamıştım. İnanılmaz etkileyici bir atmosferi vardı. Gündüz olduğunda her binası kıpkırmızı olan ve bundan dolayı da Kızıl Şehir olarak adlandırılan bu şehri keşfederken insanları, Arap kültürünü ve oryantalist havayı görmem beni kendine daha da çekti. Sonrasında Merzouga denen ve Sahra Çölü’nün bir parçası olan yere gittim ve karşımdaki uçsuz bucaksız çöl karşısında dilim tutulmuştu; o saf, temiz ve sıcaklığını hissettiğim çöldeki adımlarım sanki yeni yürümeyi öğrenmiş bir çocuk gibiydi. Develerle çöldeki kamp alanına gittikten sonra ilk yaptığım şey hemen bir kum tepesinin en üstüne çıkıp Güneş’in batışını izlemek oldu. Güneş’in batış vakti geldiğinde ise karşımdaki o mükemmel manzara her şeye değerdi. Hayatımda ilk defa Güneş’in bu kadar güzel battığını görmüştüm ve o tepeden saatlerce ayrılmadan izledim, gökyüzündeki onlarca farklı renk değişimi karşısından kendimi etkilenmekten alıkoyamadım. Hava iyice karardığında kamp alanındaki çadıra geri döndüm ve çöl yerlilerinin yedikleri, içtikleri şeyleri tattım. İşte bu farklı kültürleri ve gelenekleri sonuna kadar hissederek yaşamak için kendime yarattığım çok güzel bir fırsattı. Gece olup yatma vaktinde ise yatağımı çadırdan çıkarıp kumların üzerine koymam ve sayamadığım kadar yıldızın altında uyumak… İşte bu hayatımda o ana kadar yaşadığım en güzel andı!

 

Projem hakkındaki düşüncelerimi en sona sakladım çünkü önceden de söylediğim gibi bu tecrübe benim hayatımın dönüm noktasıydı, kendimi keşfettiğim bir serüvendi adeta. Sağlık projesiydi ve çalıştığım otizmli çocuklar aslında benim kendi içimdeki potansiyeli ortaya çıkarmamı, hayatta neler yapabileceğimi görmemi sağladılar benim için. Otizm merkezindeki eğitmenlerin gösterdiği çalışmaları çocuklarla beraber yapmaya başladım. Haftalar boyu onlarla o eğitici etkinlikleri yaptıktan sonra bir çocuğun onu artık öğrenmesi ve kendi başına yapabilmeye başlaması benim için hayatımdaki en büyük mutluluktu, gururdu. Ben belki de hayatını kendi kendine devam ettiremeyen otizmli bir çocuğun hayatını, artık kendi başına yapabilmesini sağladığım çok basit bir şey ile sonsuza kadar değiştirmiştim. Bunun insan hayatındaki değerini hiçbir maddi, somut bir karşılayamaz; bu mutluluğun yerini hiçbir şey dolduramaz. Aynı dili bile konuşamadığım çocuklarla ilgilenirken aslında insanların iletişim kurmanın tek yolunun ortak bir dil olmadığını anladım. Ben onlara kalbimle sesleniyordum. Onlar beni gördüklerinde ve bana sımsıkı sarıldıklarında aslında en güzel iletişimin duygularla olan iletişim olduğunu anlamamı sağladı o çocuklar. Ben artık duygularımla konuşabilmeyi öğrenmiştim.

 

Hayatımı yaşarken aslında en ufak sorunların ne kadar değersiz olduğunu fark ettirdiler bana. Benim onlara yardım ederek kendi dertlerimi unutabileceğimi anlamamı sağladılar. Ben hayatım boyunca ilk defa kendimi düşünmedim, hayatım boyunca ilk defa kendi dertlerimi unuttum. Başkaları için bir şeyler yapmanın, oların hayatına dokunmanın ne kadar önemli ve değerli olduğunu anladım. Ve bu bana hiçbir şey kaybettirmedi aksine bunun sayesinden ben her şeyi kazandım. Ben onlarla ağladım, onların her sıkıntısında onlarla beraber oldum, onlarla güldüm. İşte bu benim hayatım boyunca yapmak istediğim şey.

 

İşte Global Volunteer bu. Benim hayatımda bu kadar çok şey değişmişken ve bu kadar güzel hislerle yaşamışken neden sen de bunları yaşamayasın, neden senin de hayatın değişmesin? AIESEC benim bu hayat değiştiren tecrübemde benim için en bu en büyük imkanı sağladı, bunun için çok teşekkür ediyorum. Her zaman minnettar olacağım. Elimde fırsat olsa tekrardan gider ve bu muazzam tecrübeyi defalarca yaşamak isterim. Tüm bahaneleri bırakın ve hayatınızın en güzel serüvenine yelken açın. Siz de bu ailenin bir parçası olun ve gerçek birer Global Volunteer olun. Sen, ben, oradaki çocuklar, gelecek nesiller; herkes bunu hak ediyor. Kendinize çok iyi bakın.

img_1949

 

Yiğit AĞLAMAZ

Global Volunteer ile Brezilya Tecrübem

İlk yurt dışı deneyimimdi benim. Ne tarz zorluklar karşılaşacağımı az çok biliyordum sanıyordum ama daha önceden böyle bir tecrübem olmadığı için kestiremiyordum bazı şeyleri. Hatta havacılık okumama rağmen ilk defa bir uçağa biniyordum. Onun da tatlı bir heyecanı vardı bir yandan içimde. Aslında zorluklara hazırdım dedim ya benim daha ilk havalananındabaşladı sıkıntılarım. İlk hava alanına indim para çevirmem gerekiyordu ama hava alanı normalden fazla para alıyordu. Arkadaşımın hostundan rica ettiğimde ise onda bile bana yardım edebilecek kadar miktar yoktu. Brezilya’da çoğu kişinin İngilizce bilmemesi de benim için ayrı bir zorluktu. Onlarla iletişime geçmemde yine ilk olarak arkadaşımın hostu yardım etti. Gideceğim yerin biletini bana aldı. Otobüsü beklemeye gitti. Otobüs geldiğinde valizimi taşırken şoför bana bir şeyler söylemeye başladı. İngilizce bilip bilmediğini sorduğumda bana cevap vermeyip sadece yüzüme baktı.

izm_ogv_visual_devrimcuvelenk-2

Neyse ki arkamdaki bir kadın İngilizce biliyordu ve bana yardım etti. Bizim Türkiye’den çok farklı bir sistemi vardı otobüslerin, insan ister istemez kıyaslıyor tabi bazı şeyleri. Otobüsteki süreç boyunca neyse ki o kadın vardı da bana yardım etti nerede ineceğime dair. İnmem gereken durakta indiğimde tekrar bilet almam gerektiğini söylemişti otobüsteki kadın. Valizlerimi bagajdan alırken bir anda o kadını da kaybettim ve bir an ne yapacağımı bilemedim. Kimse İngilizce bilmiyordu otobüste ondan başka, kim bana yardım edecek şimdi diye düşünmekten kendimi alamıyordum. Kaderime razı olup yürümeye başladım. Neyse ki karşılaştığım bir genç az çok İngilizce biliyordu. Kısacası şanssız ama şanslı bir günümdeydim. Bileti nereden alacağımı sordum genç çocuk yürüyen merdivenleri gösterdi ve bana yardım edebileceğini söyledi. Hatta çok komiktir ki yürüyen merdivenleri çıktıktan sonra çocuk ben buraya kadar biliyorum dedi. Sağ olsun yardım etti ama o olmasa da yine yapacağım şey oydu aslında. Sonra otobüste bana yardım eden kadın yine karşıma çıktı. Bana yine yardım etti. Onunla konuşmaya başladık. Neden burada olduğumu, neden Brezilya’yı tercih ettiğimi sordu. Bende anlatmaya başladım. Benim 6 ay önce ev sahipliği yaptığım arkadaşımın Brezilyalı olduğunu ve o nasıl Türkiye’ye AIESEC’in bir projesine geldiyse bende aynı şekilde Brezilya’ya o tarz bir proje için geldiğimi aynı zamanda ev sahipliği yaptığım arkadaşımda vakit geçirmek istediğimi söyledim. Kadınla kısa sohbetimiz bittikten sonra ben bilet almaya sıraya girdim ama yine şoför gibi bilet veren kişi de İngilizce bilmiyordu. Kadın yine bana yardım etti. Süper kahramanım oldu sürecimin kısacası. 2 saatte yol gitti. Bununla birlikte nerden bakarsak bakalım 2 günlük yol gittim. İndiğim yerde ev sahipliği yapacak çocuk ve anneannesi vardı. Bizde Türk geleneği 2 kere öpülür selamlaşmak için ama onlarda bir kere öpülüyormuş. Bende tabi bunu bilmediğim çocuğun anneannesi de bilmediği için öyle tatlı, komik bir kültür şoku yaşadık. Bizim selamlaşmak için yaptığımız şeylerin orda öyle olmadığını bilmek insana gerçekten tuhaf bir his yaşatıyor.

izm_ogv_visual_devrimcuvelenk-3

Neyse, artık liderlik tecrübem tamamen başlamıştı. Çocuklarla da iletişime geçerken çok zorlanacaktım ama buna hazırdım. 6-15 yaş arası çocuklarla birlikte çalışacaktım. İlk başta çokta zorlandık ama neyse ki Portekizli bir arkadaşımız bize yardım etti. İlk haftayı öyle atlatırken. 2.hafta artık hepimiz birbirimize alışmaya başlamıştık. Onlarla daha kolay iletişime geçebiliyorduk. Biz onlara İngilizce öğretirken küçücük öğretmenler bize Portekizce öğretiyordu. Hatta beni etkileyen bir anımı sizinle paylaşayım. Bize yardım eden Portekizli arkadaşımızla bir şeyler konuşurken küçük bir kız geldi yanımıza ve bir anda Portekizce bir şeyler söylemeye başladı. Tabi ben anlamadım ama bana çevirdiklerinde dediği şey beni bu işi neden yaptığımızı bir kez daha anlamamızı sağladı. Aslında cümlesi çok basitti. İlerde bende İngilizce öğreneceğim ve bütün bu konuştuklarını anlayacağım. Başkalarını nasıl cesaretlendirdiğimizi görmek ve bu tarz geri dönüşler almak insanı çok mutlu ediyor. Küçücükte olsalar birilerine bir şeyler öğretiyorsun, liderliğini öyle ortaya çıkartıyorsun.

izm_ogv_visual_devrimcuvelenk-1

Anlatması zor, yaşaması ondan da zor olduğunu düşündüğüm bir tecrübe süreciydi işte bu şekilde. Hayatta bir defa herkes bu tecrübeyi yaşamalı.

Devrim CÜVELENK

Global Volunteer ile Hindistan Tecrübem

Merhabalar,  ben Işınsu. Arkadaşımdan AIESEC adını duymamla başladı benim de maceram.Sadece meraktan projelere bakmayı düşünürken kendimi başvuru yaparken buldum.İnanmazsınız hem de Hindistan’a… Her zaman farklı kültürlere ilgi duymuşumdur ama tercihimin biraz riskli olduğunun da farkındaydım.Bir ülkenin, kültürün sadece seyahatle, gezmeyle tanınabileceğine inananlardan değilim açıkçası.Bu noktada AIESEC bana müthiş bir imkan sundu.Hayatımın en zor günlerini geçireceğimi düşündüğüm ilk günlerle ayrılmamak için her şeyi yaptığım o son gün arasında sadece altı hafta vardı.O altı haftada hayatımın en inanılmaz en keyifli aynı zamanda en unutulmaz tecrübesini yaşadım.Dünyanın her yerinden onlarca arkadaş edindim.Onları, kültürlerini, kültürler hakkında sahip olduğumuz ön yargıları sil baştan öğrendim.Dünyanın dört bir tarafında evinin olması, her gittiğin yerde sana kucak açacak bir dostunun olduğunu bilmek eşsiz bir duygu.Sadece onlar hakkında öğrenmedim tabiki.En şaşırtıcı şeyleri kendim hakkımda öğrendim.Hayatımın en kötü anları olarak tanımlayabileceğim tecrübeleri şimdi gülümseyerek hatırlıyorum ve biliyorum ki ben onları aştım ve hayatımdaki bir sonraki zorluğu da aynı şekilde aynı güçle aşabilirim.AIESEC’in bize kattığı en önemli değerlerden biri de bu bence.Kendi potansiyelimizin farkına varmak…

Gelelim projeme ve Hindistan’a. Her kültür kendince eşsiz ve farklıdır fakat kendi içinde bu kadar farklılığı barındırıp bunu mükemmel bir uyumla harmanlayan rengarenk bir kültür Hint kültürü.Onlarca farklı din, onlarca farklı dil ve bunlara rağmen kendi renklerini koruyup her zorluğa rağmen festivalleriyle hayata umutla bakan o güzel insanlar…Yaşadığım her anın ne kadar değerli ve farklı olduğunu bana öğrettiler.Ve yaşadığım her zorlukta bana dayanak olan sımsıcak, inanılmaz öğrencilerim…Footprints projesiyle okullarda elimizden geldiğince İngilizce ve Bilgisayar eğitimi vermeye çalıştık.Gözlerinde ışıltılarıyla çıplak ayaklarıyla sınıfta koşturup birlikte geçirdiğimiz her anı unutulmaz yapan miniklerimi her an özlüyorum.Bazen onlar mı benden daha çok öğrendi yoksa ben mi onlardan öğrendim bilemiyorum.Sadece farklı ülkelerden değil Hindistan’dan da çok fazla arkadaş edinme fırsatım oldu.O kadar sıcaklar ki zaten olmamak imkansız.Basit bir tren yolculuğunda bile oturup yemeğini, suyunu bizimle paylaşan insanlar vardı yanımızda… Her zor anımızda, gece üçte otelimizi bulamayıp yardıma ihtiyacımız olduğunda düşünmeden arayıp yardım isteyebileceğimiz mükemmel AIESEC gönüllülerimiz vardı yanımızda…Dünyanın en renkli köşesindeki bu mükemmel tecrübe için,sıcak dostluklar için teşekkürler AIESEC. Şimdilik hoşça kalın.

Işınsu TAŞTAN

isinsu

 

 

 

 

 

 

Global Volunteer ile Budapeşte Tecrübem

 İlk olarak söylemek istiyorum ki korkularınızın sizi engellemesine izin vermeyin. Ben Fatma Nur Sarıca. Yeditepe Üniversitesi’nde Endüstri Mühendisliği birinci sınıf öğrencisiyim. Okula başladığımda arkadaşımla bir karar aldık. Bu sene farklı bir şeyler yapacaktık. Sonra o beni AIESEC’ le tanıştırdı ve eminim ki ikimizin de hayatı değişti.

Başta her şey hayal gibiydi. Kabul edildikten sonra bile gideceğime inanamadım. Ama şu an iyi ki yapmışımdan başka bir şey düşünemiyorum. Korkularınızın sizi engellemesine izin vermeyin dedim çünkü çevremdeki bazı değerli insanlar beni çok korkuttu. Eminim sizin de başınıza gelecek ama onları dinlemeyin . Size her şey mükemmeldi, hiç sorun yaşamadım da demiyorum. Elbette bazı şeyler istediğiniz gibi gitmeyebiliyor. Ama öyle insanlarla tanışıyorsunuz ki bu sorunları birlikte aşmak size zor gelmiyor.

Projem anne ve babası çalışan küçük yaştaki çocuklarla gündüzleri vakit geçirmek, onlara farklı bir kültür tanıtırken oyunlar oynayarak ve İngilizce öğreterek kişisel gelişimlerine fayda sağlamakla alakalıydı. Zamanla onların sevgisini kazandıkça aranızda bir bağ oluşması paha biçilemez, çünkü tüm gün gördükleri ve zaman geçirdikleri kişi olarak onların hayatlarında önemli bir yer kazanmış oldum.

Bir ülkeyi, bir kültürü gerçekten merak ediyorsanız oraya gideceğiniz birkaç günlük turlarla bunu sağlayamazsınız. Ben Budapeşte’ de 7 hafta kaldım ama hala o güzel şehri tanıdım demek için yeterli değil sanki. Ve tanıdığım tek kültür Macar kültürü değil. Global Volunteer dünyanın en uzak köşelerinden insanları bir araya getiriyor ve tüm ön yargılarınızı kırıyor. Bir bakıyorsunuz asla anlaşamam dediğiniz insan sizin için o kadar değerli olmuş ki… Ben döneli bir kaç hafta oldu ama şimdiden nasıl tekrar buluşabiliriz planları yapmaya başladık. Ve biliyorum ki bu güzel deneyim beni çok farklı bir insan yaptı. Gitmeden önce bunu bana söylemişlerdi de inanmamıştım. Ama artık karşılaştığım sorunlara , insanlara , farklılıklara daha başka bakabiliyorum.

Hayatım boyunca unutamayacağım bir deneyim yaşadım ve bunları yaşarken gönüllü çalışıp insanların hayatına umarım bir nebze dokunup yardım ettim. Normalde çocuklarla arası çok da iyi olmayan ben, şimdi onları nasıl  da özlüyorum.  Eğer siz de düşünüyorsanız tereddüt etmeyin. Bunun gibi bir deneyimi başka türlü yaşayamazsınız ama mutlaka yaşamalısınız!

fatmanur