Gitmesini Hiç İstemeyeceksiniz

Geçen yaz yakın bir arkadaşım AIESEC kamplarından birine katılmıştı. Ben de katılmayı düşünmüştüm fakat gelecek olan öğrencilerin hepsi yabancı ve benden 4-5 yaş büyük oldukları için hiçbiriyle anlaşamayacağımı düşündüğümden katılmamıştım. Ama sonrasında pişman oldum. Çünkü arkadaşım kampta çok güzel zaman geçirdiğini ve yabancı öğrencilerle de çok rahat anlaştığını söylemişti. Arkadaşımın anlattıkları sayesinde bu yıl ben de katılma kararı aldım. Kayıt formunu doldururken, evde yabancı öğrenci ağırlamakla ilgili olan kısım dikkatimi çekti. İlk, biraz tereddütlüydüm çünkü evimde hiç tanımadığım bambaşka kültürü olan biri kalacaktı. Ailemle bu konuyu konuştuğumda, onlar bunun bana yararı olacağını düşündüklerinden hemen kabul ettiler ve 3 hafta süreyle evimizde ağırlamak istediğimizi söyledim.

Misafirimi karşılamaya gittiğimde heyecandan yerimde duramıyordum. İngilizcemin yeteri kadar iyi olmadığını ve iletişim kurarken zorlanacağımı düşünüyordum. İlk gün biraz çekingendik ikimizde, fakat zamanla alıştık. İlk günlerde konuşurken çok duraksıyordum ama zamanla daha akıcı konuşmaya başladım. O bana ülkesinin resimlerini gösterdi, kültürlerini tanıttı. Ben de ona elimden geldiğince şehri gezdirmeye çalıştım, bizim kültürel yemeklerimizi tattı, yaşantımızı öğrendi. Üzgün veya sıkıntılı olduğumuzda birbirimizle paylaştık birlikte güldük. Onunla çok güzel zaman geçiriyorduk ve İngilizcem de zamanla gelişiyordu. Gitmesini hiç istemiyordum.

3 hafta çok çabuk geçti. O artık evde yabancı değil de ailenin bir üyesi gibi olmuştu. Ailem de ben de ona çok alışmıştık. Ondan ayrılmak istemediğimizden, bizde kalma süresini uzattık. Ama her ne kadar uzatmış olsakta 6. haftanın sonunda ülkesine geri döndü. Asıl o gün ona ne kadar alıştığımı fark ettim.

İlk başta evime almakta tereddüt ettiğim kişi ailemizin beşinci üyesi oldu. Bana bu güzel deneyimi yaşattığı için AIESEC’e teşekkür ederim.

Birsu Meriç, İzmir

Global Families Olmanın En Zorlu Anları

Şimdi ben bu satırları yazarken Frida bavulunu topluyor, işte Global Family olmanın en zor anlarındayız. Başlarda uzun görünen 6 hafta öyle hızlı geçiyor ki şimdi diyorum kendime keşke 6 aylığına gelseymiş, hatta 6 yıl.. Hayır inanın abartmıyorum, birlikte yalnızca 6 hafta geçirdik ama biriktirdiğimiz anılarımızı haftalara, aylara, yıllara sığdıramayız…

Yarın sabah yolcu ediyorum Frida’yı ama önceden söz verdik birbirimize “goodbye” demek yok, “see you soon” diyeceğiz, çünkü ömür boyu sürecek bir arkadaşlık kazandık ve bundan sonra benim de Macaristan’da çalacak bir kapım var onun yatağı ise zaten hazır. Bunun bizim için bir son olmadığını bildiğim halde yine de onu çok özleyeceğim, evdeki yokluğuna alışmak ben ve abim için zaman alacak, çok eğlendik, güldük, çok şey paylaştık birlikte. Eminim ki kedilerim bile özleyecek onu 🙂 Kısacası Frida’nın evine tekrar gelmesini hepimiz iple çekiyoruz, o artık ailemizin sonsuz üyesi.

Şimdi bu yazıyı okuyan ve henüz Global Family olmamış kişilere diyeceğim tek şey “Olun!” Ben uzun uzun 6 hafta boyunca neler yaptığımızı anlatmadım, sürecin sonunda dediğim şu ki; Macaristan’da yaşayan bi kardeşim var, kış dönemi Aiesec stajında da Ramon ve Bianca’nın hostluğunu yapmıştım, iki kardeşim de Brezilya’da. Şimdi AIESEC Ankara’ya özel bir teşekkür gidiyor, bu büyüyen uluslararası aileme vesile oldukları için.

E siz de bir düşünün, dünyanın bir yerinde kardeşiniz sizinle tanışmayı bekliyor olabilir…

Başak Baran, Ankara

Ankara’da İtalya’yı Öğrenmek

Çok uzun zamandan beri İtalya için seyahat planları yapan ve bunun üzerine araştırmalar biri yapan biri olsam da bazı sorunlardan dolayı bunları hayata geçirmekte başarılı olamadım. AIESEC’teki bazı arkadaşlarımdan dolayı ve gönüllü olarak çalışırken edindiğim tecrübeler sayesinde bu kültürü kendi ayağımla gezip göremesem de en kısa zamanda daha yakından tanımak istediğim için İtalyan bir stajyere ev sahipliği yapma fırsatına kavuştum ve kültürüyle ilgili merak ettiğim şeyleri öğrenmek için çok büyük bir fırsat elde ettim.

Alessandro’nun evimize gelişi biraz kısa bir süre içerisinde gerçekleşse de bize ısınıp, farklı kültürlerden gelen alışkanlıkları ortak paydada buluşturmamız çok sürmedi. İtalyanlar için ”Türk” söylemi çok kullanılmasına rağmen pek inanmazdım, fakat zamanla kültürler arasındaki benzerlikleri farketmemiz çok uzun sürmedi. Her ne kadar bazı konularda çok farklı anlayış ve alışkanlıklara sahip olsak da aslında Akdeniz İkliminin hakim olduğu yerlerdeki benzer davranışlarımız aynı. Özellikle Türk ve İtalyan damak zevklerinin bir birine yakın olmasından dolayı karşılıklı birbirimize çok şey katıp, güzel zaman geçirdik.

AIESEC sayesinde çok merak ettiğim bir kültürde istediğim her şey hakkında bilgim oldu.
Teşekkürler AIESEC!

Burak Çatan, Ankara

Global Citizen’dan Sonra Global Families Olmak

AIESEC ile dünyanın bir ucundan gelen bir stajyer için, Global Citizen tecrübesinden sonra başka bir inanılmaz tecrübe oldu bana. Şans faktörü de çok önemli tabi gelen insana bağlı olarak. Ama benim şansıma Endonezya dan çok iyi bir arkadaş geldi. Şu an ailemizden birisi olarak görüyoruz ailecek. Annem ve babam tek kelime ingilizce konuşamamasına rağmen onu ikinci oğulları olarak görüyorlar. O da anneme, anne diye hitap ediyor.

Arkadaşım gelmeden Endonezya hakkında hiçbir fikrim yok iken, şu anda imkanım olursa Endonezya’ya gitmeyi düşünüyorum. Arkadaşımı bayramda köye ve memlekete götürdüm. Hem onun için hem de diğer insanlar için çok farklı bir kültürel değişim oldu. Türk toplumunun direk içine girdi ve daha yakından tanıma şansı oldu.

Evimde kaldığı süreçte ister istemez sürekli İngilizce konuştuğum için iyi pratik oldu. Türkiye’de iken yurtdışındaymış gibi bir çevre oldu.

Genel olarak çok uyumlu biriydi. Direk çocuk gibi gördüğünü uyguluyor. Kısa sürede adapte oldu ülkemize.

Evime gelen misafir ile dostluğumuz sadece bu hafta 6 ile sınırlı kalmayıp umarım bir ömür sürer. Bu arkadaşım gittikten sonra bir daha host olmayı düşünüyorum.

Hasan Koyun, Ankara

Ön Yargılarımı Kırdım

AIESEC’in insanlar üzerinde yaptığı etkileri kendi gözlerimle gördükten sonra, bizzat benzer tecrübeleri yaşamak için host olmaya karar verdim. İlk önceliğim ne kadar merak etsem de ulaşmamın kısa süre içerisinde zor olduğu kültürleri tanımak olduğuna karar verdim. Bu kültürlerden biri de içerisinde mükemmel bir zenginlik barındıran Mısır’dı.

Host olacağım kişinin Mısır kökenli bir olduğunu duyduğum anda büyük bir sevinç yaşasam da bazı tereddütlerimin olmadığını söylersem yalan olur. Fakat Muhammed’in eve gelişiyle beraber tüm önyargılarımı ve tedirginliğimi kaybetmem bir oldu. Muhammed ne kadar kendi kültürüne bağlı biri olsa da, aynı zamanda uzun zaman boyunca Avrupa’da yaşamış ve uyum sorunu yaşamayan biriydi. Açıkçası Avrupada’ki ülkelerin kültürlerine göre daha yakın alışkanlıklarımız olduğu için hiç bir sorun yaşamadık ve kısa zamanda ”evsahibi-misafir”den çok, karşılıklı şekilde birer dost haline geldik. Belki de o ülkeye bizzat gitsem karşılıklı olarak kültürlerimizden bir birimize bu kadar şey katamazdık.

Hayatıma etki edecek ölçüde bakış açımı değiştirme şansını bana sağladığı için AIESEC’e çok teşekkür ederim.

Mustafa Akbaş, Ankara

Global Families Olmak

AIESEC’te içinde bulunduğum bir projeye gelecek olan Pakistanlı (Zohair) arkadaşa host olacaktım. Bir yandan İngilizce anlaşamama çekingenliğim bir yandan da farklı bir kültürden gelen biriyle nasıl 6 hafta yaşayabileceğim, en önemlisi de bu süre boyunca ona rahat etmesi için odamı verip salonda nasıl rahat rahat yatacağım soruları kafamda dönüp duruyordu.

Büyük bir heyecanla Zohair’i karşıladım ama konuşamıyordum. İngilizce bilgim sadece sözcüklerle sınırlı kalıyordu. Ama ben işte tamda bu sorunu çözmek için host olmamış mıydım? 6 hafta süre boyunca kendimi internetten ders çalışmaya verdim ve bu sürede sabah birkaç yabancıyla proje okullarına gidiyordum. Akşamları Zohair ve diğerleriyle hep beraberdim. İngilizcemdeki gelişimi 3. haftamda kendim de gözlemlediğim zamanki  o mutluluğu anlatmak gerçekten zor benim için.

Başka bir konu ise farklı kültürleri tanımak. Adı dışında hiç bilgim olmadığı bir ülkenin kültürünü birebir de gözlemleme şansı yakalamıştım. Bana farklı gelen her hareketlerini  neden yapıyorsun diye soruyordum. Bununla da kalmayıp merak ettiğim konularla da onu soru bombardımanına tutuyordum. Keza o da aynı şekilde davranıyordu. Ayanı amaçla hareket ediyorduk zaten.Türk çayını çok sevmişti ve biz hiç sıkılmadan her gün sabaha kadar çay içerek sohbet ediyorduk. Beraber dış etkenden edindiğimiz bilgilerle birlikte aslında diğer milletlerin yarattığı kötü algısından kurtulduk.  Bunun dışında dertlerimizi de anlattık hatta daha ileri gidip duygulanıp ağladığımız bile olmuştur. Yazı Türkçe olacağı için Zohair böyle bir itirafta bulunduğumu anlamaz. Sorun yok o yüzden.

En büyük korkularımdan biri ama aynı zamanda en çok istediğim şeylerden biri  yurtdışına çıkmaktı. Herkesin ortak sorun olarak gördüğü İngilizce ve maddiyat sorunu diye düşünüp çıkmadığım yurtdışına, çıktıktan sonra asıl korkumun o adımı atacak cesaretim olmadığını görmem olmuştu. Zohair ile tanıştıktan tam 1,5 yıl sonra bu adımı atıp Sırbistan’a “Global Citizen” programıyla gittim. Ben de artık bir Zohair olmuştum. Ona imreniyordum, farklı bir ülkede sosyal sorumluluk projesi yapıyorsun ayrıca gezerek bir kültürü hissederek tanıyorsun. O ne yaşadıysa hepsini ben de yaşayıp olaylara onun açısından hissedebilme fırsatı yakalamıştım. Bu adımı ne kadar geç atsam da “Global Families” olmasaydı bu hayatımın hiç unutamayacağım Sırbistan’daki 2 ayımın yaşayabilecek cesaretim olacağını düşünmüyorum.

2 yıldır Zohair’den sonra kaç ülkeden kaç kişinin evimde kaldığını artık gerçekten hatırlamıyorum bile. Benim için host olmak artık tatlı bir bağımlılık haline geldi. Siz bu satırları okurken ben yeni bir kardeşim olacak insanın gelmesini bekliyor olacağım.

Yazacaklarım daha çok var ama bunların hepsini satırlara sığdıramam.Bu arada Zohair yılbaşında sırf tekrar beni görmek için Pakistan’dan Bursa’ya tatile gelecek. Sadece bu cümleden bile “Global Families” programının ne kadar eşsiz bir şey olduğunu anlarsınız.

Rahmi Fırtın, Bursa

Onun ülkesinde yaşananları ilk ağızdan dinleme fırsatı yakaladım

Neden hiç tanımadığın bir yabancıyı evine aldın?

– Daha önce AIESEC Global Citizen’la Romanya’ya gitmiştim. Oradaki insanlar sayesinde muhteşem bir tecrübe yaşamıştım. Aynı şekilde birilerinin bu tarz bir tecrübe yaşamasında ben de rol oynamak istedim. Bir yandan hem ingilizcemi geliştirebileceğimi düşündüm hem de genelde yabancılar tarafından yanlış tanınan ülkemizi ben kendim tanıtmak istedim.

Başkaları neden gönüllü aile olmalı?

– Sadece yabancı bir stajyeri bu tecrübede yalnız bırakmamakla kalmayıp, aynı zamanda dünyanın başka bir yerinde iyi bir arkadaş edinmiş oluyorsunuz. Bu tek taraflı bir kazanç olmuyor tabi. Bu tecrübeden sonra kendinize çok şey katmış oluyorsunuz. En başta, bambaşka kültürden bir insanla aynı evde yaşamayı öğreniyorsunuz.

 

Sana ne kattı peki?

– Onun kültürüyle ilgili daha önce hiç bilmediğim şeyler öğrendim. Bir uluslararası ilişkiler öğrencisi olarak ülkesinde yaşananları ilk ağızdan dinleme fırsatı yakaladım. Türkiye dışına çıkmadan o ülkenin kültürünü kendi evimde yaşadım. Aynı zamanda da çok iyi bir arkadaş edinmiş oldum.

Birbirinizden neler öğrendiniz?

– En başta anlayışlı olmayı öğrendik. Başka bir kültürden, çok başka alışkanlıkları olan bir insanla aynı evi paylaşmak anlayışlı olmakla mümkün oluyor. Biz de farklı kültürlere eskisinden daha ılımlı bakmayı öğrendik. Bunun dışında birbirimizin ülkesiyle ilgili çok fazla şey öğrendik. Hem ülkelerin kültürü hem de oralarda yaşanan olaylarla ilgili bilmediğimiz bir çok şeyden haberdar olduk. Sonuç olarak bu tecrübe hem kişisel gelişimimize çok şey kattı hem de bize dünyanın başka başka yerlerinden arkadaşlar edinme olanağı sundu.

Dilara BAYRAM,Ankara

 

Bizim Mutfakta Her Kıtadan Yemek Pişmiş

Host aile deneyimi tıpkı seyahat etmek gibi. Dünya’nın bağımlılık yapan en güzel deneyimlerinden biri ve yurt dışına çıkmak kadar hayat değiştirebiliyor bence. Birçok kere evinde yabancı öğrenci misafir etmiş biri olarak bunu çok net söyleyebilirim. O insanla evinizi, bazen odanızı, zamanınızı paylaşıyorsunuz. İki günde dost olup, altı haftada kardeş olabiliyorsunuz.
Lise 1. sınıfta, AIESEC projesi için gelen Endonezya’lı bir arkadaşım Icha’yı evimde konuk ettim. Daha sonra AIESEC ve daha çeşitli programlarla da hostluk deneyimi yaşadım. Brezilya’dan arkadaşlarım oldu, Japonya’dan arkadaşlarım oldu, İngiltere’den, Pakistan’dan… Beraber evi de süpürdük, ders de çalıştık, dışarıda da dolaştık. Sonra bir de baktım bizim mutfakta her kıtadan yemek pişmiş.

Yabancı birine ev sahipliği yapmak öyle bir şey ki, bir anda günlük hayatınıza yepyeni biri katılıyor. Sadece siz onunla arkadaş olmuyorsunuz, arkadaşlarınız da oluyor. Rahat diyalog kuramıyorsunuz bazen, kültürel farklılıklarınız var ve daha nice bariyerler. Ama bunların hiçbiri o insanı tanımanızı, onun sizi tanımasını engellemiyor. Çünkü belki de bu farklılıklarınız sayesinde daha anlayışlı oluyorsunuz.
Her ülkede bir eviniz olmasını geçin, bazen bu insanlar sizin kendi ülkenizde bilmediğiniz şeyleri size gösteriyorlar, onlar sayesinde hiç yaşamadığınız şeyleri deneyimlemek için nedeniniz oluyor. Böyle bir tecrübeden daha eğlenceli ne olabilir ki!
Eylül Beyazıt

 

Kilometrelerce uzakta bir kardeşe sahibim

Selamlar. Ben Elif. Başkent Üniversitesi’nde öğrenciyim.
Daha önce bir ailenin yanında kalmak bildiğim bir durumdu. Ama birini misafir olarak ağırlamak…
Bunu düşündüğüm zaman bana fazla zor geleceğini sanıyordum. Ta ki Sophie hayatıma girene kadar!
AIESEC’in gerçekleştirmiş olduğu uluslararası bir projede çok uzaklardan gelen biriydi Sophie.
Çin’den.

Farklı bir kültürden, bambaşka bir insan ile 6 hafta beraber yaşamak çok heyecan verici bir deneyimdi.
Ben odamı kimseyle paylaşmazdım. Ama onun rahatı için ‘Olur.’ dedim.
Ve şimdi o günleri düşündüğümde hep ‘İyi ki..’ diyorum. İyi ki Sophie geldi, iyi ki evimde kaldı.
Şimdi Çin ‘de, kilometrelerce uzakta bir kardeşe sahibim ben.
AIESEC hem ona hem de bize böyle harika bir fırsatı sundu.
Şimdi bütün arkadaşlarıma, hayatlarına böyle güzel bir ‘İyi ki’ eklemeleri için Sophie’yi anlatıyorum.
Çünkü biliyorum host aile olmak; başka bir kültürü tanımak ve yabancı dilini geliştirmek için işin en eğlenceli, en kolay fırsatı!
Teşekkürler Sophie! Teşekkürler AIESEC!

Elif Balaban, Ankara

 

”İyi ki yapmışım” dedirtecek bir deneyim yaşadım

Geçtiğimiz şubat ayında, Brezilyalı bir kız arkadaşımı evimde ağırlamıştım.
Hayatım boyunca ”İyi ki yapmışım.” dedirtecek bir deneyim yaşadım o bir buçuk ay boyunca. Hem ingilizceyi hayatımın bir parçası haline getirerek geliştirdim, hem de evimde benden çok daha farklı birini ağırlayarak her zaman elime geçmeyecek bu fırsatı değerlendirdim.
Danieli 2000 kilometre öteden, farklı bir kıtadan gelmişti.
Farklı bir kıta demek çok acayip bir şey şey aslında. Bilmediğiniz sadece haberdar olduğunuz bir yer Brezilya. Güney Amerika. 1 buçuk ay boyunca inanılmaz güzel hikayelerimiz oldu Danieli ile.

Havaalanından geldiğinde ilk karşılaşmamızda, onun bir Brezilyalı olduğu haricinde neredeyse hiçbir şey bilmiyordum. Ancak zaman içinde hem onu, hem ailesini, hem de ülkesini ve kültürünü daha yakından tanıma fırsatı buldum. Küçüklüğümden beri istediğim o kültürler arası ortam, böylesine güzel bir şekilde elime geçmişti.
O, evimize bir renk getirmişti, benim de kız kardeşim olmuştu.

Simge ÇAKIR,Ankara