Global Talent ile Hindistan Tecrübem

Hindistan’ın tanınmış okul zincirlerinden birinin düzenlediği Uluslararası Sahne Sanatları festivalinde kültürel eğitmen olarak öğrencilere kendi ülkemden danslar, şarkılar, dilimizden bazı temel kelimeleri öğretmek, bir nevi kültür elçisi olarak Global Talent ile Hindistan tecrübem başlamıştı. Stajım sürekli etkileşim gerektirdiği için normal bir turistin asla deneyimleyemeyeceği şeyleri deneyimledim ve asla öğrenemeyeceği şeyleri öğrendim.  Hintlilerle yaşadım, her sabah onlarla beraber Hindu ilahilerini dinledim, net sayısını genellikle kendilerinin bile bilmediği tanrılarına dua ettim, onlar ne yiyorsa ben de onu yedim… Sabah kahvaltısında bile acı yemek çok zordu en başta ancak zaman geçtikçe Hindistan’ın o ilginç kokusuna alıştığım gibi o ülkenin bana zor gelen her şeyine alıştım. İlk yediğimde boş gözleme dediğim o chapati’yi, fazla acı mercimek çorbası dediğim dahl’ı öğünlerimden eksik etmez oldum. İlk gördüğümde şok olduğum o kuralsız trafikte hareket etmek kolaylaştı, sokağın pisliği bile artık gözüme batmamaya başladı. Ama Hindistan’da sende en çok etki bırakan ne derseniz, o kadar çeşitliliğin bir arada sakince yaşıyor olması derim hiç düşünmeden.

Hindistan’da birçok din var; Hinduizm, Jainizm, Sikhizm, Budizm, İslam, Hristiyanlık ve daha niceleri. Yüzlerce dil var sürekli konuşulan, yüzlerce kültür, yüzlerce mutfak, bir milyar da insan var… İlk başta gözümü korkutan bu sayılar, beni oraya bağlayan neden oldular. İnsanlarda Hindistan konusunda bu kadar bağımlılık yaratan şey bu çeşitlilikmiş, bu yüzden oraya bir kere giden herkes bir kere daha gidiyormuş bunu anladım. Çünkü bu kadar çeşitlilik arasında öğrenebileceklerinizin sınırı yok. Bu yüzden bir kere gitmek yetmiyor, bir yerde kalmak hiç yetmiyor. Hindistan öyle bir ülke ki her saniye size insanlık dersi de veriyor. Mumbai sokaklarında yürürken ben hep bu kadar sefillik bu kadar zenginlikle nasıl bir arada yaşıyor diye düşünüyordum. Bir tarafta çocuğunu yolun kenarındaki giderde yıkayan bir anne görüyorsunuz yanından BMW geçiyor, ağaca bağladıkları bir tentenin altında hayata tutunan çocuklar görüyorsunuz arkalarında şehrin en pahalı rezidanslarından biri yükseliyor. Kapıları hep açık olan o trenlerde bile birinci sınıf ikinci sınıf ve üçüncü sınıf vagonlar var. Evlerde hizmetçi olarak çalışan ablalar üzerlerinde rengarenk saree’leriyle yolun kenarında durmuş dedikodu yapıyorlar, seyyar satıcılardan yemek yiyen insanlar kalabalık oluşturmuş, yolun kenarında bilezik satıcılarını görünce anlıyorsunuz aslında ne kadar renkli ve canlı bir ülke orası.

 

10481665_10203807186093875_3573958958923902676_n

 

Ve tabii öğrencilerim… Her birinin gözlerindeki o pırıltı, sütlü kahverengindeki tenleri, simsiyah saçları… Her sabah bana neşeyle “Good morning Ma’am!” deyişleri. Hele de derse her girdiğimde hep bir ağızdan “Hoş geldin öğretmenim!” diye bağırmalarını, doğum günümde Türkçe doğum günü şarkısını söylemelerini hayatım boyunca unutmayacağım. Dil kimi zaman aramızda bir engel olsa da, birbirimizi anlamaya çalışarak, kültürlerimizi karşılaştırarak geçirdiğimiz o sevimli dakikalar zihnimde sanki dün gibi her zaman. Son gösteride öğrencilerimden bir kısmının gösteri bitiyor diye ağlayarak sahneye çıkmaları, diğerlerinin de sahnede ağlamaları… Artık veda etme vakti geldiğinde de onları bir daha ne zaman görebilirim ki diye düşünürken ben,  anladım ki bu stajın tek kötü yanı bu kadar kısa zaman sonra hoşça kal demek zorunda olmakmış.

Eylül Beyazıt, İzmir

 

Tunus’ta Global Talent Olmak

Herkese Merhabalar! Ben Emel,  Gaziantep Üniversitesi 4. Sınıf Gıda Mühendisliği öğrencisiyim. Sizlere bundan tam 3 ay önce yaşadığım tecrübeyle değişen hayatımı ve yeni Emel’i tanıtmak istiyorum. Evet dediğim gibi tam 3 ay önce geldim Türkiye’ye Tunus’tan. Tek kelime yazabilirim buraya dönerken hissettiklerimle ilgili, gelmek istemedim.. Neden diye sordum önce kendi kendime ne farkı vardı Türkiye’den ya da hayatından diye. Aslında gitmeye karar vermeden önce o kadar emindim ki,Tunus Türkiye’den daha az gelişmiş bir ülke ve ben orada tam 3 ay yaşayacaktım. Hem de tek başına kimseyi tanımadan bilmeden.  İşte uçaktan iner inmez bana hissettirilen ilk  şey, Yalnız değilsin oldu. Tunus’taki AIESEC’liler beni zaten havaalanında bekliyorlardı bana her konuda yardımcı olabilmek için. Bu his size o kadar büyük bir güven sağlıyor ki. Evet bunu içtenlikle söyleyebilirim ki hem Gaziantep’teki AIESEC’liler hem de Tunus’takiler herhangi bir sorunda hep yanımdaydılar. Zaten aradan 1 ay geçtikten sonra sen hem ülkeye hem de insanlara alışıyorsun ve kendi sorunlarını kendi başına çözme insiyatifini kullanmayı çok güzel öğreniyorsun. Evet biliyorsun senin arkanda olup sana destek olan insanlar var ama alıştıktan sonra ben de yaparım ki özgüveni geliyor. Yani kısaca culture shock dediğimiz kültür şokunu çoktan atlatıp yaşama adapte olmaya başlıyorsun. Ve deneyimin aslında yeni başlıyor. Çünkü iş hayatı da devreye giriyor ve inanın o kısmı bence bambaşkaydı. Ben bir dil okulunda hem İngilizce öğretmenliği yaptım hem de Türkçe öğretmenliği. Ve daha öncesinden İngilizce öğretmek için bir deneyime sahiptim ama Türkçe için değil.  Neyse, toplamda 2 öğrencim vardı Türkçe dersi için  ve stajımın sonunda gerçekten konuşabiliyorlardı. Tabi ki ana dil gibi değil. Ve bunlar için sadece DENEDİM. Kesinlikle diğer bir önemli şey ise yapabileceklerimin farkına varmamdı. Kendimi kendime ispatlıyordum aslında. Ben bunu da yapabiliyormuşum diyebiliyordum. Tabi ki sadece Türkçe öğretmeyi başararak söylemedim bunu. İş hayatının disiplinine ve sorumluluğuna da alışmayı öğrendim. Çok uzağa gitmeye gerek yok  1 yıl sonra bir yerde çalışmaya başladığımda,  yaşayabileceğim zorlukları daha öncesinden profesyonel olarak bir işyerinde çalışmış olduğum için, atlatabilmek bence benim için daha kolay olacaktır. Çünkü yaşadığınız deneyim hayatınızın hangi  anında olursa olsun bence çok değerli, bir diplomadan bile.

 

 

Bu stajın bir diğer artısı ise, yaşadığım ortamda ve kaldığım yerde ki  bütün insanlar Dünya’nın farklı yerlerinden gelmişlerdi. İş ortamımda da sadece İngilizce kullanılıyordu. Yani dil bakımından bana gerçekten fark kattığını görebiliyordum.  3 ay kaldığım bu süre boyunca  stajın bana kattıklarıyla ilgili sayfalarca yazabilirim buna eminim. Ama Tunus’un kattığı şeyler ise daha ayrıydı. Bu anlattıklarım işin biraz teori kısmı gibi olsun gelelim işin uygulamaya konulan tarafına. Gitmeden önce her şeyini araştırmaya çalıştım. Tabi ki gidince anlayacaksınız hepsi yetersiz hatta bilmiyormuşsunuz. Bilmeden keşfedip yaşamak daha gizemli daha eğlenceli geldi bana. Evet ilk haftalar alışamadım hemen yaşantılarına, ülkeye, insanlara. Ama herkeste diyor ki yemekleri çok güzel olur, insanları çok iyidir. Tabi ki ilk haftalardan bunları anlamanız zor ama inanın o kadar doğru söylüyorlarmış ki. Aşırı derecede yardımsever, misafirperver ve iyi niyetli insanlardı. Ve yemekleri gerçekten çok güzel. Ülke ise zaten denizi,  evleri,  tarihi yerleri ve tabi ki Sahra çölüyle meşhur. İkinci haftadan gitmiştim ben Sahra çölüne inanılmazdı. Her hafta sonu izinlerimde farklı bir yere gittim ve çok yer gezdim gerçekten. Çünkü, Dünya o kadar küçükmüş ki daha nereleri var gitmem lazım görmem lazım diye düşünüp o psikolojiyle yaklaşıyorsunuz ve bence en güzeli.  Tunus’un gerçekten çok güzel tarihi yerleri vardı,evleri, otantik alışveriş yerleri, sahilleri vs inanın bu uzar gider. Hiçbir farkı yok aslında Türkiye’den gibi görebilirsiniz ama aslında fark hep içindeydi. Her milletin kendine özgü bir yaşayış şekli vardır. Evet daha az gelişmiş bir ülke ama her şey var. Yani kısaca ben Tunus’u ve halkını gerçekten çok benimsedim. Ailemden, sevdiklerimden uzak bu hayata adapte olmayı öğreten inanılmaz güzel dostluklarım oldu ve hala görüşüyoruz. Bilmediğin, tanımadığın insanlara güvenebilmeyi ben Tunus’ta bu stajda öğrendim.  Artık daha önyargısız, çözüm yolu üreten, güvenebilmeyi öğrenen, yeni bir şeyler görmenin ve öğrenmenin önemi bir kez daha anlayan, daha korkusuz ve çok daha güçlü bir Emel’im.

Son olarak şunu söyleyebilirim ki, ben stajımdan ve Tunus’tan çok memnun kaldım. Hayatınızı değiştirecek tecrübeler o kadar da uzakta değil sadece bu deneyimi yaşamak için bir adım atın. Ve sadece DENEYİN.

Emel Mergin, Gaziantep

 

 

Beni Ben Yapan Bir Tecrübe

Global Talent programına başvuru yaparken bir çok soru işareti vardı kafamda ama en büyük korkum orada yalnız kalmak oldu çünkü sosyal çevresi geniş bir insanım evet orada yeni insanlarla tanışacaktım ama herkes çalışma hayatına motive olmuş olacaktı , oraya gittikten sonra hafta içi okulda olduğum için bir sorun olmuyordu ama hafta sonları sürekli internete bağlı olarak yaşamaya başlamıştım. Üst katımda oturan 2 Çinli arkadaş vardı ama onların sosyalleşme kavramı bize uymuyordu pek onlar daha çok bir futbol,voleybol oynamak ve kayak yapmak gibi aktivitelerde bulunmaktı, bizler gibi bir yerle oturalım muhabbet edelim yemek yiyelim gibi bir olayları yoktu ve ikisi de Çinli olduğu için ben onlara yabancı olduğum için kendi aralarında sadece görüşüyorlardır diye düşünüyordum ama hiç öyle olmadığını sonradan fark ettim ve bir şeyler yaptığım zaman ben onları çağırmaya başladım gelim hep birlikte bir şeyler yiyelim yada gelin çay içelim diye bu şekilde bu sorunu aştım.

Moğolistan’a başvuru yaparken haritada nerde olduğunu bile bilmiyordum ve Azerbaycan yakınlarında sanıyordum. Kabul edildikten sonra baktığımda Çin’in yakınlarında olduğunu gördüm , önce şaşırdım tabi ama sonra gitmekteki kararımdan vazgeçmedim. İyi ki vazgeçmemişim orada yaşadıklarım beni olgunlaştırdı daha mücadeleci ve inatçı bir insana dönüştüm, çok güzel dostluklar edindim, unutulmayacak hüzünlerimde oldu mutluluklarımda ama en önemlisi de iş hayatına ve normal yaşamıma dair mükemmel bir tecrübe sahibi oldum. Türkiye’ye geri döndüğümde uçaktan indiğim o ilk anda içimde bir burukluk oluştu o anda Moğolistan’ı özlediğimi hissettim orası bende çok özel bir yere sahip oldu.

GokceOncuGlobalTalent

Kış aylarını sevenler için çok güzel bir ülke çünkü 6.5 ay orda kaldım ve 6 ay kıştı ve kar yağıyordu. Sosyal medyadan buradaki arkadaşlarımın kısa kollularla fotoğrafını görüyordum ve hep hava ısınsın diye bekliyordum. Batı ülkelerinden birine gitmiş olsaydım bu kadar tecrübeyi yaşayamazdım diye düşünüyorum çünkü Türkler olarak batıyı daha fazla benimsemiş bir milletiz bu nedenle Moğolistan bana bambaşka bir dünyanın kapılarını açtı diye bilirim.

Ülkede en ön çok hoşuma giden şeylerden biri sokakta yürürken mutlaka İngilizce bilen kendini ifade edebileceğin birine rastlıyorsun bu çok güzel bir olay insanlar en az iki yabancı dil biliyorlar ve bu benim çok hoşuma gitmişti.

Eğitim yönünden çok farklıyız öğretmenler orada hiç güler yüzlü değiller dayak serbestti orada ve ben çok güler yüzlü biri olduğum çocuklar bana karşı çok fazla şımarıklardı. Ders İngilizce olmasına rağmen sürekli kendi aralarında Moğolca konuşuyorlardı bizde her Moğolca kelime için tahtada tek ayak üstünde durma cezası koymuştuk , her ne kadar Türklere özgü bir ceza gibi dursa da onlarda da böyle bir ceza varmış.

Oraya gittiğimde kalacak yerim ve faturalarım ödeniyordu bu nedenle aldığım maaşı kendim için kullanıyordum bu nedenle rahat bir süreç geçirdim para sıkıntım olmadı. Oturma izni vb. konularda oradaki AIESEC li arkadaşlar yardımcı oldular kısa sürede sorunsuz bir şekilde her şey hallolmuş oldu.

Global Talent programı bana istediğim deneyimi fazlasıyla yaşattı, kariyerime yön vermeme yardımcı oldu ve bu sayede yaptığım iş baş vurularında bu tecrübem göze çarpıyor ve beni ön plana koyuyor

Gökçe Öncü, Bursa

Hayatım Değişti!

Hep söylerlerdi “Bir gün bi kitap okudum ve hayatım değişti” diye ben de çok okumakla olmuyordu hani o iş,hani çok gezen bilirdi daha çok diye düşünüyordum ve gerçekten öyle oluyormuş,ben de bi gün bir ülkeye gittim ve hayata bakış açım değişti diyebiliyorum.

HİNDİSTAN!

Paletteki tüm renkleri görebileceğiniz ülke,Müslümanı yan tarafta kurban keserken,hayvan eti kesinlikle tüketmeyen Hinduların onlara hoşgörüyle bakabildiği ülke,yatacak yeri bile olmayacak kadar fakir Hintlilerin gözlerinin içinin gülebildiği ülke, çünkü orası Hindistan, orada “inanamıyorum, abartıyorsun” yok.

  • “Peki niye Hindistan?”
  • “Dünyada başka ülke mi kalmadı da en pis olanına gidiyorsun?”
  •  “Sen orada yapamazsın çocuğum bence yol yakınken dön,biz burada sana staj ayarlarız”
  • “Hindistan hakkında hiç iyi şeyler duymuyoruz Ezgi,ben olsam gitmezdim!”

IMG_8493

Ben bu yazımı AIESEC’in bana ayarlamış olduğu staj sayesinde Hindistan’da geçireceğim dediğimde aldığım tepkilerdi bunlardı. Haksız da sayılmazlardı. Hindistan’a daha önce giden tanıdıklarımın anlattıkları korku dolu hikayeler, internetten okuduğum ve bizim kültürümüzle uzaktan yakından alakaları olmayan adetleri, Hindistan’daki taciz ve tecavüz vakalarındaki artışlar vb. haberler beni gitmeden önce aşırı derecede korkutuyordu. Ama hayatta her şeyi denemek lazım, ve eğer böyle bir fırsat gelmişse önüme,değerlendirmek gerekli hem gitmeden hakkında çıkan haberlerin doğru olup olmadığını bilemeyiz ki ” ve ben bu maceraya atılmak istediğime eminim “dedim ve vizemi , uçak biletimi aldım ve hayatta ilk defa sonu belirsiz bir maceraya evet dedim.

Geçtiğimiz yazımın iki ayını Hindistan’ın Jaipur şehrinde ,Rishabh Enterprises adlı firmada pazarlama stajyeri olarak geçirdim.İş tanımım,çalıştığım firmanın Türkiye ile ticaret yapmasına yardımcı olmaktı.Firma,yarı değerli ve değerli taşları çıkaran,bir kısmını ithal eden ve bu taşlar ile kolye , yüzük, bilezik yapıyordu ve Türkiye’deki kuyumcularla iletişime geçilerek, Türkiye pazarına girmeyi hedefliyordu.AIESEC bünyesinde,çalıştığım firmaya benden önceki senelerde de bir kaç tane Türk stajyer geldiği için ,firmanın Türkiye’de ulaşmak istediği Türk kontaklara ulaşmak çok zor olmadı.Gerek benden önce çalışan stajyerler gerekse benim bulduklarım sayesinde stajyer olarak çalıştığım firmanın Türkiye kısmını hızlandırdım.İki ay boyunca Türkiye’deki firmalarla müzakere sürecimiz yürüdü.Benim stajım bitip,Türkiye’ye geldikten sonra online olarak şirkete yardımcı oldum.Bundan iki ay sonunda patronum ile birlikte İstanbul’da bir fuara katıldık,böylece hem Türkiye’deki partnerleriyle yüz yüze tanışma imkanı buldu,hem de fuar sırasında kendisine yeni işler bağlama fırsatı buldu.

IMG_8510

Hindistan’ın bana kattığı o kadar çok şey vardı ki Indira Gandhi Havaalanı’na indiğimde egzotik Hindistan maceramda şaşıracağım ve güleceğim zaman zaman özlemle ülkemi anıp zaman zaman da azıcık nefret duygusu oluşacağını daha önceden asla bilemezdim.Bulunduğum iki ay şansım oldu.Çölde yılanlarla dans etme boyunca yaklaşık 10 tane ülkesini ziyaret etme fırsatım oldu,Himalayalar’a gittim.Dalai Lama Tapınağında Dalai Lamai’i görme şansım oldu.Hintlilerin Ganj Nehrine sevdiklerinin küllerini dökmelerine tanıklık ettim.Turist olduğum için yerli esnafın beni kandırmaya çalışmalarını gülerek izledim.İçten ve sıcakkanlı ve şu anda hala kontağımı kaybetmediğim Hintli arkadaşlarım oldu.Coğrafya derslerinde gördüğümüz o meşhur muson iklimini yerinde görme ve sevmeme şansına eriştim.Hinduların tapınaklarına ziyaretlerde bulundum ve dinleri hakkında bir çok arkadaşımdan bir çok bilgi edindim.Başımın üstünde bir maymun ağırladım ve devasa filin üstünde bir gezintiye çıktım.Bunun yanı sıra kaldığımız stajyer evinde 13 ülkeden gelen diğer stajyerlerle kaldığım için her birinin ülkesi,kültürleri ve yaşayışları hakkında bilgi sahibi oldum.Benim vizyonum ve misyonumun gelişmesi için çok büyük bir fırsattı Hindistan ve ben de sonu belli olmayan maceraya iyi ki atılmışım demekten kendimi alamıyorum.Bir daha dünyaya gelsem yine Global Talent’a başvurup bu macerayı tatmak isterdim.

Ezgi SÜRÜCÜ, Ankara

Korkuları ve Çekinceleri Bir Kenara Bırakın

Hayatımda geçirdiğim en güzel ve heyecanlı yılın geçen yıl Hindistan’da geçirdiğim bir yıl olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bu fırsatla AIESEC aracılığıyla tanıştım ve bir an bile bu kararımdan pişmanlık duymadım.

1 (4)

 

Dünyanın çeşitli yerlerinden insanlarla tanışıp inanılmaz eğlenceli vakit geçirdim, aynı zamanda da başka hiçbir yerde edinemeyeceğimi düşündüğüm bir iş ve hayat tecrübesi kazandım. Bu süreçte, zaman zaman zorlayıcı anlar yaşadım tabi ki ama bu anlar da öğrenme isteğimi daha çok kamçıladı. Oradaydım ve bir şekilde her türlü zorluğun üstesinden zamanla gelecektim. Bunu bir kere kafanıza yerleştirdikten sonra üstesinden gelemeyeceğiniz hiçbir zorluğun sizi engelleyemeyeceğini düşünüyorum. Bunu özellikle Hindistan gibi çok tatlı bir ülkede tecrübe etmiş biri olarak diyebilirim ki, korkuları ve çekinceleri bir kenara bırakarak zihninizi her türlü zorlukla mücadeleye hazırladığınız zaman hayattan zevk almaya başlıyorsunuz. Çünkü zorlukların üstesinden tek başınıza gelebildiğinizi görmek ve bu süre zarfında harika dostluklar edinebilmektir bence değerli olan.

1 (2)

AIESEC sayesinde şahane bir firma ve bu firmayı asıl şahane yapan muhteşem insanlarla tanıştım, aynı zamanda Hindistan’ın harikalarını da olabildiğince keşfetme imkanım oldu. Bu fırsatı zamanında görüp kaçırmadığım için kendimi çok şanslı hissediyorum.

Hande Gümüşkaya, İzmir

Kariyerinizi Zengin Kültürlerle Zirveye Taşıyın

Lisans eğitimimden sonra gelecek ile ilgili ciddi bir karar vermede aceleci davranmak istemedim. Açıkçası buna hazır da değildim. Daha önceden bir kısmını ziyaret etme fırsatını bulduğum güzel Asya’nın egzotik topraklarında ve halklarındaydı aklım…

İzmir_GT_Pınar Karahan_Hindistan Directi (1)

AIESEC bu dileğimi aynı zamanda profesyonel bir tecrübe ile birleştirme fırsatı sundu bana. Mumbai gibi canlı, kaotik, zorlu ama bir o kadar da zengin bir şehirde geçirdiğim bir yıllık staj deneyiminin bana kişisel ve profesyonel anlamda çok fazla şey kattığına inanıyorum!

İzmir_GT_Pınar Karahan_Hindistan Directi (2)

Konforundan taviz veremeyenler, yeniliğe ve maceraya açık olmayanlara bu deneyimi önermem. Bütün kalbinizle yepyeni bir kültürü anlamaya, alışık olmadığınız koşullarda yaşamaya hazır değilseniz Hindistan size göre değil. Ama eğer tüm bunlar sizin için sorun değilse inanılmaz bir yıl geçireceğinize emin olabilirsiniz. Bu deneyimin beni bu denli tatmin etmesinde çalıştığım firmanın ve çoğunun genç, açık görüşlü olduğu çalışanlarının büyük etkisi olduğunu düşünüyorum bir de fırsat buldukça gerçekleştirdiğim seyahatlerin tabi.

Uzun lafın kısası bu fırsatı karşıma çıkardığı için İzmir AIESEC’e, özellikle Giray’a teşekkür ediyorum. Yeni bir macerada buluşmak dileğiyle!

Pınar Karahan, İzmir

Hayata Bakış Açınızı Genişletiyor!

Yurt dışında çalışmak / yaşamak lise yıllarımdayken bile hayalimdeydi. Ama üniversite son sınıfa gelene kadar böyle bir tecrübem olamadı maalesef. Elbette ki birçok yol denemiştim çok vakit harcamıştım ama sonradan öğrendim ki bir şeye ulaşmak için ne kadar çalıştığın kadar nasıl çalıştığın da önemli!

Son sınıfta AIESEC ile tanıştım ve yurt dışında staj aramaya başlamıştım. Bu süreç uzun ve zorlu gelebilir. Yaptığınız o kadar mülakattan sonra bir sürü red alabilirsiniz ama önemli olan ne kadar yorulsanız da istediğiniz şeyin peşini bırakmamak…

İzmir_GT_Evrim Demir

Mezun olduktan kısa bir aradan sonra Varşova’da bir staj buldum ve geldim. Benim için faydalı olacağını elbette ki düşünüyordum ama bu kadarını tahmin edemezdim! Yurt dışında uluslararası bir firmada çalışmak gerçekten önemli ve farklı bir tecrübeydi. Kültür farkı ve mantalite farkı sizin hayata bakış açınızı genişletiyor ve ileride vereceğiniz kararlara da pozitif şekilde yansıyor. Amacınız yurt dışında çalışmamak olmasa bile bu tecrübeyi kısa dönemde bile olsa yaşamanızı tavsiye ederim çünkü sizin profesyonel başarınıza etkisi çok büyük. Onun yanında sosyal hayattan bahsetmiyorum bile. Burada hayatıma yön verecek arkadaşlar edindim ve inanılmaz anılarım var. Kısacası AIESEC sayesinde istediğim hayati/hayali elde ettim ve şuan keyfini çıkarıyorum.

Evrim Demir, İzmir

 

Paha Biçilemez Bir Tecrübeydi

Ben Gizem 2014 yılı Dokuz Eylül İngilizce İşletme mezunuyum. Hayatta insanın karşısına çıkabilecek en iyi fırsatların en özeliydi diyebilirim Budapeşte’deki 1 yılım için…

Üniversitenin son yılında AIESEC ile tanıştım, tam umudumu kesmiş İstanbul’da işe başlıyorken, Budapeşte’den 1 yıllık stajımın kabulü için aradılar ve benim maceram o anda başlamış oldu!

gizem büyükbaşaran

2014 Ekim ayından 2015 Ekime kadar Budapeşte’de AIESEC sayesinde iyi bir şirkette kariyer fırsatı yakaladım. Stajım boyunca is hayatını tecrübe etmenin yanında 14 farklı milletten insanla beraber çalıştım. E böyle bir kombinasyon olunca, haliyle de Avrupa’nın en güzel şehirlerinden birinde yaşayınca; eğlenceli günlerin ardı arkasını kesmediği her anı başka bir anı dolu bir yıl geçirdim. Farklı kültürlerle farklı bir ortamda, aynı heyecan ve hislerle zaman geçirmek paha biçilemez bir tecrübeydi.

Budapeşte’nin güzelliklerine hiç girmiyorum, görmek yaşamak gerekir diyorum… Özellikle de kendiniz gibi genç, dinamik, dünya insanlarıyla bu harika şehrin tadını çıkarmak başka bir şey. Bana çok şey katan bir yıldı, her arkadaşımın bu fırsat yakalamasını dilerim.

Gizem Büyükbaşaran, Ankara

Hindistan Hayatımın Dönüm Noktasıydı!

Üniversitede yaptığınız şeyler, edindiğiniz tecrübeler hayatınızı önemli ölçüde etkiliyor. Ben de bunun bilincindeydim ve yurt dışında bir iş deneyimi kazanmak istiyordum. AIESEC’i daha önceden biliyordum ve bunun benim için iyi bir fırsat olabileceğini düşündüm. Hindistan hem iş tecrübesi kazanmak, hem ufkumu genişletmek, hem yeni insanlarla tanışmak hem de gerçekten bambaşka bir hayat yaşamak için çok uygun bir yer.

Gittiğime hiç bir zaman pişman olmadım ve oradaki yaşamım döndükten sonra beni çok değiştirdi. Hindistan’da yaşamak, oradaki zorluklara katlanmak, özlemini bastırmak, tam zamanlı olarak bir işte çalışmak, kendi paranı kazanmak, dünyanın birçok yerinden gelen insanlarla iç içe olmak ve bunun gibi birçok şeyi bana kazandırdığı için AIESEC’e teşekkür ederim.

Geriye dönüp baktığımda iyi ki yapmışım dediğim bu fırsatı değerlendirdiğim ve bu macerayı yaşadığım için kendimi çok şanslı sayıyorum.

Ahmet Bulut, İzmir

Uluslararası Bir Firmada Eşsiz Bir Tecrübe

Üniversite yıllarında gerek kendi imkanlarım gerekse Erasmus ve benzeri programlar ile yurt dışında eğitim almış biri olarak yurt dışında çalışma tecrübesi kazanmak her zaman yapmak istediğim bir şeydi!

AIESEC programını daha önce duymuş olmama rağmen staj imkanları hakkında geniş bilgiye sahip değildim. Ancak İzmir deki şubelerine bilgi almak için gittiğimde inanılmaz sıcak ve yardımsever bir ortam ile karşılaştım ve öğrenmek istedim her şeyin cevabına fazlasıyla ulaştım. Zaman kaybetmeden birçok iş başvurusunda bulundum ve çok kısa zaman içerisinde geri dönüşler başladı. Atina’daki Apple departmanından kabul aldıktan neredeyse 15-20 gün içerisinde yurt dışında çalışma maceram başladı.

AIESEC ile maceram tam 1 yıl önce bu zamanlarda başladı ve sayesinde bu denli uluslararası bir firmada çalışmış olmanın ne kadar farklı ve eşsiz bir tecrübe olduğunu şimdi şimdi anlıyorum. Böyle bir tecrübenin en büyük getirilerinden biri yurt dışında kendi ayaklarınız üzerinde durmanıza ve yaşayacağınız zorluklar karşısında çok daha korkusuz olmanıza yarayacak bir ilk adim olması. Apple departmanı bana unutamayacağım bir tecrübe, yerine kimseyi koyamayacağım güzel dostluklar, bundan sonraki yurt dışı tecrübelerim için çok daha hızlı ve kolay bir adaptasyon süreci kazandırdı. Şuan Milano’dayım ve master eğitimime başlamış bulunmaktayım. Benim için yeni olan bu ülkeye bu denli motive ve özgüven sahibi bir birey olarak gelmeme yardımcı olan AIESEC ailesine teşekkürü borç bilirim. Geri dönüp baktığımda iyi ki yapmışım dedirten bu macerayı yaşadığım için çok ama çok şanslıyım. Ciao!

Cansu SABANCI