Global Volunteer ile Fas Tecrübem

Merhabalar ben Yiğit Ağlamaz. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi 3. sınıf öğrencisiyim, 21 yaşındayım. Aynı zaman bir AIESEC üyesiyim. Bu organizasyona başladığım zaman Global Volunteer programından haberdar oldum ve hiç vakit kaybetmeden başvurdum. İlk duyduğumda bana ne kadar uygun bir şey olduğunu fark ettim ve yıllardır yapmak istediğim bir şey olduğundan hemen harekete geçtim. Kendi zamanıma uygun olan bir projeye başvurdum ve bu benzersiz deneyim için ilk adımı atmış oldum. Kabul aldıktan sonraki proje zamanına kadar olan süreç ise benim için sabırsızlanarak geçti.

 

2016 yılının Eylül ayında Fas’ın Agadir şehrine Global Volunteer tecrübem için gittim ve hayatım o andan itibaren beni bile şaşırtacak şekilde değişmeye başladı. Agadir, Fas’ın batısında Atlas Okyanusu’nun kenarında çok tatlı bir tatil şehri. Sağlık üzerine bir projeydi ve bir engelliler kliniğinde otizmli çocuklar ile çalıştım. Bu aslında bana gönüllülük yapmanın bir insan için ne kadar değerli olduğunu ve beni ne kadar değiştirebileceğini gözlemlediğim çok güzel bir serüvendi. 1 aydan biraz daha fazla bu tecrübeyi tattığım bu zaman hem yardıma ihtiyacı olan insanların hayatında yer edindiğim hem de kendi iç yolculuğa çıktığım bir yolculuktu. Ben Global Volunteer tecrübemi beni tamamen değiştiren ve hayatımın dönüm noktası olan bir süreç olarak tanımlıyorum.

 

Fas’a ilk ayak bastığım andan itibaren beni neler beklediğini az çok kestirebilmiştim. Aslında bize ne kadar yakın bir kültür olduğunu düşünsem de bir o kadar da farklı bir hayatın içine girdiğimi fark ettim zamanla. Orada bulunduğum zamanda içine girdiğim kültürü tanımam için fazlasıyla fırsatım oldu. Bizde de kutlanan Kurban Bayramı’nı kaldığım ailenin yanında bir de Faslı bir birey kimliğiyle yaşadım ve bir konuda ne kadar bildiğimi düşünsem de aslında Dünya’nın bir ötesinde benim hiç haberim olmadan insanların nasıl yaşadığını öğrendim. Bunlar benim için çok güzel ve anlamlı hayat dersleriydi. Sokakta yürürken nelere dikkat etmem gerektiğimi, yemek sipariş verirken nasıl davranmam gerektiğini vs birçok şeyi içinde yaşadığım kültürdeki insanlar gibi yapmaya başladım. Tüm bu sürede ben yalnızca kendi kimliğimle değil bir de Faslı olan yanımla yaşamayı öğrendim ve bu bana hayattaki diğer yaşayan kültürlerin farkında olmamı sağladı.

img_1953

 

Projede bize verilen 1 haftalık boş zamanda her zaman hayalini kurduğum şehre Marakeş’e gittim ve onun hayatımdaki geçireceğim en güzel gezi olacağını gidene kadar tahmin edemezdim. Marakeş’e geldiğimde ve o büyük meydanına ilk adımımı attığımda geceydi ve tam bir ışık cümbüşünün ortasındaydım. Renklerin Şehri adını nereden aldığını daha iyi anlamıştım. İnanılmaz etkileyici bir atmosferi vardı. Gündüz olduğunda her binası kıpkırmızı olan ve bundan dolayı da Kızıl Şehir olarak adlandırılan bu şehri keşfederken insanları, Arap kültürünü ve oryantalist havayı görmem beni kendine daha da çekti. Sonrasında Merzouga denen ve Sahra Çölü’nün bir parçası olan yere gittim ve karşımdaki uçsuz bucaksız çöl karşısında dilim tutulmuştu; o saf, temiz ve sıcaklığını hissettiğim çöldeki adımlarım sanki yeni yürümeyi öğrenmiş bir çocuk gibiydi. Develerle çöldeki kamp alanına gittikten sonra ilk yaptığım şey hemen bir kum tepesinin en üstüne çıkıp Güneş’in batışını izlemek oldu. Güneş’in batış vakti geldiğinde ise karşımdaki o mükemmel manzara her şeye değerdi. Hayatımda ilk defa Güneş’in bu kadar güzel battığını görmüştüm ve o tepeden saatlerce ayrılmadan izledim, gökyüzündeki onlarca farklı renk değişimi karşısından kendimi etkilenmekten alıkoyamadım. Hava iyice karardığında kamp alanındaki çadıra geri döndüm ve çöl yerlilerinin yedikleri, içtikleri şeyleri tattım. İşte bu farklı kültürleri ve gelenekleri sonuna kadar hissederek yaşamak için kendime yarattığım çok güzel bir fırsattı. Gece olup yatma vaktinde ise yatağımı çadırdan çıkarıp kumların üzerine koymam ve sayamadığım kadar yıldızın altında uyumak… İşte bu hayatımda o ana kadar yaşadığım en güzel andı!

 

Projem hakkındaki düşüncelerimi en sona sakladım çünkü önceden de söylediğim gibi bu tecrübe benim hayatımın dönüm noktasıydı, kendimi keşfettiğim bir serüvendi adeta. Sağlık projesiydi ve çalıştığım otizmli çocuklar aslında benim kendi içimdeki potansiyeli ortaya çıkarmamı, hayatta neler yapabileceğimi görmemi sağladılar benim için. Otizm merkezindeki eğitmenlerin gösterdiği çalışmaları çocuklarla beraber yapmaya başladım. Haftalar boyu onlarla o eğitici etkinlikleri yaptıktan sonra bir çocuğun onu artık öğrenmesi ve kendi başına yapabilmeye başlaması benim için hayatımdaki en büyük mutluluktu, gururdu. Ben belki de hayatını kendi kendine devam ettiremeyen otizmli bir çocuğun hayatını, artık kendi başına yapabilmesini sağladığım çok basit bir şey ile sonsuza kadar değiştirmiştim. Bunun insan hayatındaki değerini hiçbir maddi, somut bir karşılayamaz; bu mutluluğun yerini hiçbir şey dolduramaz. Aynı dili bile konuşamadığım çocuklarla ilgilenirken aslında insanların iletişim kurmanın tek yolunun ortak bir dil olmadığını anladım. Ben onlara kalbimle sesleniyordum. Onlar beni gördüklerinde ve bana sımsıkı sarıldıklarında aslında en güzel iletişimin duygularla olan iletişim olduğunu anlamamı sağladı o çocuklar. Ben artık duygularımla konuşabilmeyi öğrenmiştim.

 

Hayatımı yaşarken aslında en ufak sorunların ne kadar değersiz olduğunu fark ettirdiler bana. Benim onlara yardım ederek kendi dertlerimi unutabileceğimi anlamamı sağladılar. Ben hayatım boyunca ilk defa kendimi düşünmedim, hayatım boyunca ilk defa kendi dertlerimi unuttum. Başkaları için bir şeyler yapmanın, oların hayatına dokunmanın ne kadar önemli ve değerli olduğunu anladım. Ve bu bana hiçbir şey kaybettirmedi aksine bunun sayesinden ben her şeyi kazandım. Ben onlarla ağladım, onların her sıkıntısında onlarla beraber oldum, onlarla güldüm. İşte bu benim hayatım boyunca yapmak istediğim şey.

 

İşte Global Volunteer bu. Benim hayatımda bu kadar çok şey değişmişken ve bu kadar güzel hislerle yaşamışken neden sen de bunları yaşamayasın, neden senin de hayatın değişmesin? AIESEC benim bu hayat değiştiren tecrübemde benim için en bu en büyük imkanı sağladı, bunun için çok teşekkür ediyorum. Her zaman minnettar olacağım. Elimde fırsat olsa tekrardan gider ve bu muazzam tecrübeyi defalarca yaşamak isterim. Tüm bahaneleri bırakın ve hayatınızın en güzel serüvenine yelken açın. Siz de bu ailenin bir parçası olun ve gerçek birer Global Volunteer olun. Sen, ben, oradaki çocuklar, gelecek nesiller; herkes bunu hak ediyor. Kendinize çok iyi bakın.

img_1949

 

Yiğit AĞLAMAZ

Global Volunteer ile Brezilya Tecrübem

İlk yurt dışı deneyimimdi benim. Ne tarz zorluklar karşılaşacağımı az çok biliyordum sanıyordum ama daha önceden böyle bir tecrübem olmadığı için kestiremiyordum bazı şeyleri. Hatta havacılık okumama rağmen ilk defa bir uçağa biniyordum. Onun da tatlı bir heyecanı vardı bir yandan içimde. Aslında zorluklara hazırdım dedim ya benim daha ilk havalananındabaşladı sıkıntılarım. İlk hava alanına indim para çevirmem gerekiyordu ama hava alanı normalden fazla para alıyordu. Arkadaşımın hostundan rica ettiğimde ise onda bile bana yardım edebilecek kadar miktar yoktu. Brezilya’da çoğu kişinin İngilizce bilmemesi de benim için ayrı bir zorluktu. Onlarla iletişime geçmemde yine ilk olarak arkadaşımın hostu yardım etti. Gideceğim yerin biletini bana aldı. Otobüsü beklemeye gitti. Otobüs geldiğinde valizimi taşırken şoför bana bir şeyler söylemeye başladı. İngilizce bilip bilmediğini sorduğumda bana cevap vermeyip sadece yüzüme baktı.

izm_ogv_visual_devrimcuvelenk-2

Neyse ki arkamdaki bir kadın İngilizce biliyordu ve bana yardım etti. Bizim Türkiye’den çok farklı bir sistemi vardı otobüslerin, insan ister istemez kıyaslıyor tabi bazı şeyleri. Otobüsteki süreç boyunca neyse ki o kadın vardı da bana yardım etti nerede ineceğime dair. İnmem gereken durakta indiğimde tekrar bilet almam gerektiğini söylemişti otobüsteki kadın. Valizlerimi bagajdan alırken bir anda o kadını da kaybettim ve bir an ne yapacağımı bilemedim. Kimse İngilizce bilmiyordu otobüste ondan başka, kim bana yardım edecek şimdi diye düşünmekten kendimi alamıyordum. Kaderime razı olup yürümeye başladım. Neyse ki karşılaştığım bir genç az çok İngilizce biliyordu. Kısacası şanssız ama şanslı bir günümdeydim. Bileti nereden alacağımı sordum genç çocuk yürüyen merdivenleri gösterdi ve bana yardım edebileceğini söyledi. Hatta çok komiktir ki yürüyen merdivenleri çıktıktan sonra çocuk ben buraya kadar biliyorum dedi. Sağ olsun yardım etti ama o olmasa da yine yapacağım şey oydu aslında. Sonra otobüste bana yardım eden kadın yine karşıma çıktı. Bana yine yardım etti. Onunla konuşmaya başladık. Neden burada olduğumu, neden Brezilya’yı tercih ettiğimi sordu. Bende anlatmaya başladım. Benim 6 ay önce ev sahipliği yaptığım arkadaşımın Brezilyalı olduğunu ve o nasıl Türkiye’ye AIESEC’in bir projesine geldiyse bende aynı şekilde Brezilya’ya o tarz bir proje için geldiğimi aynı zamanda ev sahipliği yaptığım arkadaşımda vakit geçirmek istediğimi söyledim. Kadınla kısa sohbetimiz bittikten sonra ben bilet almaya sıraya girdim ama yine şoför gibi bilet veren kişi de İngilizce bilmiyordu. Kadın yine bana yardım etti. Süper kahramanım oldu sürecimin kısacası. 2 saatte yol gitti. Bununla birlikte nerden bakarsak bakalım 2 günlük yol gittim. İndiğim yerde ev sahipliği yapacak çocuk ve anneannesi vardı. Bizde Türk geleneği 2 kere öpülür selamlaşmak için ama onlarda bir kere öpülüyormuş. Bende tabi bunu bilmediğim çocuğun anneannesi de bilmediği için öyle tatlı, komik bir kültür şoku yaşadık. Bizim selamlaşmak için yaptığımız şeylerin orda öyle olmadığını bilmek insana gerçekten tuhaf bir his yaşatıyor.

izm_ogv_visual_devrimcuvelenk-3

Neyse, artık liderlik tecrübem tamamen başlamıştı. Çocuklarla da iletişime geçerken çok zorlanacaktım ama buna hazırdım. 6-15 yaş arası çocuklarla birlikte çalışacaktım. İlk başta çokta zorlandık ama neyse ki Portekizli bir arkadaşımız bize yardım etti. İlk haftayı öyle atlatırken. 2.hafta artık hepimiz birbirimize alışmaya başlamıştık. Onlarla daha kolay iletişime geçebiliyorduk. Biz onlara İngilizce öğretirken küçücük öğretmenler bize Portekizce öğretiyordu. Hatta beni etkileyen bir anımı sizinle paylaşayım. Bize yardım eden Portekizli arkadaşımızla bir şeyler konuşurken küçük bir kız geldi yanımıza ve bir anda Portekizce bir şeyler söylemeye başladı. Tabi ben anlamadım ama bana çevirdiklerinde dediği şey beni bu işi neden yaptığımızı bir kez daha anlamamızı sağladı. Aslında cümlesi çok basitti. İlerde bende İngilizce öğreneceğim ve bütün bu konuştuklarını anlayacağım. Başkalarını nasıl cesaretlendirdiğimizi görmek ve bu tarz geri dönüşler almak insanı çok mutlu ediyor. Küçücükte olsalar birilerine bir şeyler öğretiyorsun, liderliğini öyle ortaya çıkartıyorsun.

izm_ogv_visual_devrimcuvelenk-1

Anlatması zor, yaşaması ondan da zor olduğunu düşündüğüm bir tecrübe süreciydi işte bu şekilde. Hayatta bir defa herkes bu tecrübeyi yaşamalı.

Devrim CÜVELENK

Global Volunteer ile Hindistan Tecrübem

Merhabalar,  ben Işınsu. Arkadaşımdan AIESEC adını duymamla başladı benim de maceram.Sadece meraktan projelere bakmayı düşünürken kendimi başvuru yaparken buldum.İnanmazsınız hem de Hindistan’a… Her zaman farklı kültürlere ilgi duymuşumdur ama tercihimin biraz riskli olduğunun da farkındaydım.Bir ülkenin, kültürün sadece seyahatle, gezmeyle tanınabileceğine inananlardan değilim açıkçası.Bu noktada AIESEC bana müthiş bir imkan sundu.Hayatımın en zor günlerini geçireceğimi düşündüğüm ilk günlerle ayrılmamak için her şeyi yaptığım o son gün arasında sadece altı hafta vardı.O altı haftada hayatımın en inanılmaz en keyifli aynı zamanda en unutulmaz tecrübesini yaşadım.Dünyanın her yerinden onlarca arkadaş edindim.Onları, kültürlerini, kültürler hakkında sahip olduğumuz ön yargıları sil baştan öğrendim.Dünyanın dört bir tarafında evinin olması, her gittiğin yerde sana kucak açacak bir dostunun olduğunu bilmek eşsiz bir duygu.Sadece onlar hakkında öğrenmedim tabiki.En şaşırtıcı şeyleri kendim hakkımda öğrendim.Hayatımın en kötü anları olarak tanımlayabileceğim tecrübeleri şimdi gülümseyerek hatırlıyorum ve biliyorum ki ben onları aştım ve hayatımdaki bir sonraki zorluğu da aynı şekilde aynı güçle aşabilirim.AIESEC’in bize kattığı en önemli değerlerden biri de bu bence.Kendi potansiyelimizin farkına varmak…

Gelelim projeme ve Hindistan’a. Her kültür kendince eşsiz ve farklıdır fakat kendi içinde bu kadar farklılığı barındırıp bunu mükemmel bir uyumla harmanlayan rengarenk bir kültür Hint kültürü.Onlarca farklı din, onlarca farklı dil ve bunlara rağmen kendi renklerini koruyup her zorluğa rağmen festivalleriyle hayata umutla bakan o güzel insanlar…Yaşadığım her anın ne kadar değerli ve farklı olduğunu bana öğrettiler.Ve yaşadığım her zorlukta bana dayanak olan sımsıcak, inanılmaz öğrencilerim…Footprints projesiyle okullarda elimizden geldiğince İngilizce ve Bilgisayar eğitimi vermeye çalıştık.Gözlerinde ışıltılarıyla çıplak ayaklarıyla sınıfta koşturup birlikte geçirdiğimiz her anı unutulmaz yapan miniklerimi her an özlüyorum.Bazen onlar mı benden daha çok öğrendi yoksa ben mi onlardan öğrendim bilemiyorum.Sadece farklı ülkelerden değil Hindistan’dan da çok fazla arkadaş edinme fırsatım oldu.O kadar sıcaklar ki zaten olmamak imkansız.Basit bir tren yolculuğunda bile oturup yemeğini, suyunu bizimle paylaşan insanlar vardı yanımızda… Her zor anımızda, gece üçte otelimizi bulamayıp yardıma ihtiyacımız olduğunda düşünmeden arayıp yardım isteyebileceğimiz mükemmel AIESEC gönüllülerimiz vardı yanımızda…Dünyanın en renkli köşesindeki bu mükemmel tecrübe için,sıcak dostluklar için teşekkürler AIESEC. Şimdilik hoşça kalın.

Işınsu TAŞTAN

isinsu

 

 

 

 

 

 

Global Volunteer ile Budapeşte Tecrübem

 İlk olarak söylemek istiyorum ki korkularınızın sizi engellemesine izin vermeyin. Ben Fatma Nur Sarıca. Yeditepe Üniversitesi’nde Endüstri Mühendisliği birinci sınıf öğrencisiyim. Okula başladığımda arkadaşımla bir karar aldık. Bu sene farklı bir şeyler yapacaktık. Sonra o beni AIESEC’ le tanıştırdı ve eminim ki ikimizin de hayatı değişti.

Başta her şey hayal gibiydi. Kabul edildikten sonra bile gideceğime inanamadım. Ama şu an iyi ki yapmışımdan başka bir şey düşünemiyorum. Korkularınızın sizi engellemesine izin vermeyin dedim çünkü çevremdeki bazı değerli insanlar beni çok korkuttu. Eminim sizin de başınıza gelecek ama onları dinlemeyin . Size her şey mükemmeldi, hiç sorun yaşamadım da demiyorum. Elbette bazı şeyler istediğiniz gibi gitmeyebiliyor. Ama öyle insanlarla tanışıyorsunuz ki bu sorunları birlikte aşmak size zor gelmiyor.

Projem anne ve babası çalışan küçük yaştaki çocuklarla gündüzleri vakit geçirmek, onlara farklı bir kültür tanıtırken oyunlar oynayarak ve İngilizce öğreterek kişisel gelişimlerine fayda sağlamakla alakalıydı. Zamanla onların sevgisini kazandıkça aranızda bir bağ oluşması paha biçilemez, çünkü tüm gün gördükleri ve zaman geçirdikleri kişi olarak onların hayatlarında önemli bir yer kazanmış oldum.

Bir ülkeyi, bir kültürü gerçekten merak ediyorsanız oraya gideceğiniz birkaç günlük turlarla bunu sağlayamazsınız. Ben Budapeşte’ de 7 hafta kaldım ama hala o güzel şehri tanıdım demek için yeterli değil sanki. Ve tanıdığım tek kültür Macar kültürü değil. Global Volunteer dünyanın en uzak köşelerinden insanları bir araya getiriyor ve tüm ön yargılarınızı kırıyor. Bir bakıyorsunuz asla anlaşamam dediğiniz insan sizin için o kadar değerli olmuş ki… Ben döneli bir kaç hafta oldu ama şimdiden nasıl tekrar buluşabiliriz planları yapmaya başladık. Ve biliyorum ki bu güzel deneyim beni çok farklı bir insan yaptı. Gitmeden önce bunu bana söylemişlerdi de inanmamıştım. Ama artık karşılaştığım sorunlara , insanlara , farklılıklara daha başka bakabiliyorum.

Hayatım boyunca unutamayacağım bir deneyim yaşadım ve bunları yaşarken gönüllü çalışıp insanların hayatına umarım bir nebze dokunup yardım ettim. Normalde çocuklarla arası çok da iyi olmayan ben, şimdi onları nasıl  da özlüyorum.  Eğer siz de düşünüyorsanız tereddüt etmeyin. Bunun gibi bir deneyimi başka türlü yaşayamazsınız ama mutlaka yaşamalısınız!

fatmanur

Global Citizen ile Asya Tecrübem

Selamlar, ismim Merve. Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde İşletme öğrencisiyim. Herkes gibi bende yeni yerler görmek, yeni yemekler tatmak ve yeni insanlarla tanışmayı seviyorum. Daha önce bir çok kere yurt dışında bulunmuştum fakat Asya ülkelerine gitmek için cesaretim yoktu. Ama değişik bir tecrübe edinmek istedim ve Global Citizen ile Asya kıtasında bir ülkeye gitmeye karar verdim. Projeleri araştırdım, mülakatlara girdim ve en sonunda herşey hazırdı. Sırt çantam ve ben yeni bir macera için yollara düştük. Uçağa ilk bindiğimde ne yapacağım ben orada korkusu sardı ama daha sonra gördüm ki iyi ki Çin’i tercih etmişim. 

 

 

Bir Asya ülkesine gitmeden önce en çok sorulan soru sanırım orada ne yiyeceğim? Ama göründüğü kadar korkunç degil hatta bazı şeyler oldukça lezzetliydi. Seçtiğim proje sayesinde Çin kültürünü yakından tanıma şansı yakaladım ve bu benim için gerçekten çok güzel bir deneyimdi. Projemin içinde hem KungFu yapmayı ögrendim hem Çin yemekleri yapmayı öğrendim hem de öğrencilerle birlikte vakit geçirme şansı yakaladım. Çin’de olduğum süre boyunca bir ailenin yanında kaldım ve benimle o kadar çok ilgilendiler ki eve dönerken onları hiç bırakmak istemedim. 

 

Bu güzel projenin sonunda farklı ülkelerden bir çok arkadaş edindim ve bir çok anı biriktirdim. Hayatım boyunca unutamayacağım deneyimler kazandım. AIESEC’le bu tecrübeyi yaşamayı herkese tavsiye ederim. 

 

Merve Çevikol, Ankara

 

Global Citizen ile Avusturya Tecrübem

Selamlar, AIESEC ile bir arkadaşım sayesinde Kasım 2015’te tanıştım. Aslında olay cok garip gelişti; numaramı bıraktım ve bir süre sonra birisi aradı ve “Yurt dışına gitmek istiyormuşsun.” dedi, tabii ki istiyordum. Yurt dışına gitmeyi, oralarda bir şekilde birilerinin hayatına dokunmayı. Net bir şekilde bunu söyleyebilirim. Onun haricinde farklı kültürler, o kültürlerden insanlar, arkadaşlıklar… Hepsi çok değerli ve bu kapsamdaydı benim için ama olayın özü benim için o “Dokunuş” idi. Her şey çok hızlı gelişmişti. Uzun araştırmalarla nasıl yapılır, nasıl edilir kısımlarından sonra portaldan kendime uygun proje bakmaya başladım. O kadar zordu ki seçmek, istedigim ülkede istedigim proje konusunu yakalayamayıp farklı bir ülkede yakalayabiliyordum ve bu yüzden ülke ülke aramaya karar verdim. Burada seçim yapmamı kolaylaştıran sey daha önce yaptıgım Avrupa turu oldu. Öyle ki gidecegim yerde 6 hafta kalcaktım ve bu süre hiç de az degildi. Proje-ülke uyumunda kendime en uygununu buldugumu düşünüp Avusturya-Viyana için başvurdum. O kadar hevesliydim ki yazdıgım motivasyon mektubunun bile günlerce üstüne düştüm,sonuç başarıydı. İstedigim şekilde istedigim bir ülkede gerçekten benim ve insanlıgın üzerinde durdugu mülteci sorunuyla, müteci çocuklarla, ilgili bir projeydi. Genel olarak bir kreş projesi gibi görünse de altında cok daha fazlasının yattıgı aşikardı. Gidecegim günü iple cekiyordum öyle ki konsolosluk da benim gibi heyecanlanıp iki günde vizemi hazır etmişti. Global Citizen ile Avusturya tecrübem başlıyordu!

 

 

Oraya vardığım anda her şey bir anda degişiverdi gözümde ve artık gercekten realize olmuştum. Her şey canlıydı artık. Yeni arkadaşlıklar, faklı kültürler ve bir amaç vardı su an. İlk iş gidip cocukları tanıyıp onlara aslında bu işin gerçekten bir parçası olmadıklarını hissettirmekti. Ben bunu başarabildigimi oradan ayrılırken hissetmiş olsam da her gün bazı şeylerin degiştigini farkedebiliyordum. Birlikte oldugum, proje arkadaşlarım olan farklı ülkelerden 4 kişiyle aynı odayı paylaşırken “Yarın cocuklarla ne yapsak?” diye konusurken buluyorduk her aksam kendimizi.

Her akşam farklı kültürlerden yeni şeyler ögrenip farklı bir insana bürünebiliyorduk bir anda. Her akşam ayrı bir eglence konusu yakalayıp hadi bugun de bunun için saçmalayalım diyebiliyorduk. Portekizce’deki “şerefe” kelimesini Japonya’da ulu orta söylememeyi ögrenip, Brezilyalıların gerçekten ne kadar eglenceli insanlar oldugunu ilk görüşte anlamıştım bile.

Benim geçirdigim 5 hafta yaşadıgım hayatın en üst naktasıydı. 5 haftayı daha önce hiç tanımadıgım benden başka 5 kişiyle bir hostel odasında geçirdim, farklı bir ülkede, aslında bizim ülkemizdeki mülteci cocuklardan konum olarak pek farklı olmayan, dünyanın en saf varlıkları olan çocuklarla geçirdim ve her gün çocukların yanına giderken onlarla bugun ne oyun oynayayım diye düşünerek.

Çocuklarla şu an için hiçbir ilişiğimiz kalmamış olsa da Viyana’da her zaman bir yerim olduğunu biliyorum artık. Ne zaman gidersem çocukların annelerinin arkamızdan ağlaşmalarını yine duyacağımı biliyorum ve ne zaman gidersem de çocukların bana, daha dilimi bile bilmedikleri halde, bağıra cağıra koşup üstüme atlayacaklarını biliyorum. Ve ben dünyaya bir nebze olsun nefes aldıracak insanların bu projeler var oldukça artacagına inanıyorum.

Barışcan Oflazoğlu, Hatay

Global Citizen ile Italya Tecrübem

AIESEC ile Global Citizen programına katılmadan önce birçok seçeneğim vardı, dünyayı görmek istiyordum, dünyayı keşfetmek ve kendimi geliştirmek, aynı zamanda dünya ve insanlar için faydalı bir şeyler yapmak. Tabii bu üçünü bir arada bulmak yeterince zor, ama ben buldum. Hem bu üç seçeneğimi bir arada yakaladım, hem de yok denecek kadar az bir para verip kendime unutulmaz bir tecrübe ve mutluluk hediye ettim. AIESEC ve Global Citizen ile Italya tecrübem sayesinde!

Down  sendromlu insanlarla yemek pişirdim, onların gelecekleri için, iş öğrenebilmeleri için projeler gerçekleştirdim. Kendimle gurur duymama olanak sağladığı için AIESEC’e sonsuz teşekkür ediyorum. Dünyanın kuşkusuz en güzel deneyimlerinden biriydi. Tek başımaydım, ilk yurt dışı maceram olacaktı. Acaba başıma bir şey gelirse, ya yabancı dilim yetersiz kalırsa düşüncesi, insanlara uyum sağlayamazsam derken kendimi KLM uçağında Amsterdam’dan İtalya’ya aktarma yaparken buldum. İlk başta elbette ben de çekingendim, hostelde başka biriyle bir oda paylaşacak olmak, İtalyan ülkesinde İngilizce konuşarak yetkililerle ve çalışma arkadaşlarınla kaynaşmak… Ve daha neler neler! Ama ne önemi vardı ki, dünyanın UNESCO tarafından en çok koruma altına alınan ülkesine gidiyordum, İtalya’ya! Work and Travel ile gidemezsin on binlerce lira versen de gidemezsin, yüz binlerce versen de..

 

 

Global Citizen olmanın bana yaşattığı bu macerayı hayatım boyunca unutamayacağım. Dünyanın her yerinden arkadaşlarım oldu, dünya tatlısı hepsi birbirinden farklı yaşlarda, bambaşka karakterlerde… İyi bir şeyler yaptığını bilmek, dünyaya pozitif bir etki bırakırken eğlenmek, bambaşka şehirleri canlı canlı görmek, sürekli yaşadığın adrenalin hissi, dünya vatandaşı olma macerası… Konuşmaya başladığımda beni susturabilen olmadı, neden susayım ki? Hayatımın en güzel deneyimini yaşadım hem de tek başıma! Ailemden, arkadaşlarımdan, aynı dili konuştuğum milletimden kilometrelerce uzakta, konfor alanımın dışında! Zorlanmadım mı? Vallahi de zorlanmadım. Öyle üstesinden gelemediğim hiçbir şey olmadı, kötülüklere rastlamadım. Çünkü kendi cennetimi bulmuştum.

İnsan ömründe böyle bir etki yaratabilmek için kaç defa fırsat bulabilir, kaç kere bu yaşa gelip böyle bir maceraya atılabilir? Çok düşünme, hayat bir maceradır, AIESEC ile sen de başka hayatlara ve masalsı şehirlere dokun.

İrem Düzülütaş, İstanbul

 

 

 

 

 

Global Citizen ile Hayallerinizi Yaşayın

Adnan Menderes Üniversitesi Ekonomi bölümünden mezun olmuştum ve kendimi geliştirmek için araştırmalar yapmaya başladım. Aklımda sürekli yurt dışına çıkma hayalim vardı. Sonra birden pasaport çıkarttırdım ve elimde pasaport  ne yapacağımı bilmez haldeyken kuzenimden AIESEC’i duydum. Hemen araştırdım ve ‘Evet, neden benim yurt dışı tecrübem farkındalıklarla dolu olmasın ki’ dedim kendime. Hemen formu doldurdum ve kısa bir süre içinde geri dönüş gerçekleşti. AIESEC ve Global Citizen maceram böylece başlamış oldu. Kendimi her alanda gelişime aç hissediyordum. Benim için AIESEC, İngilizceyi geliştirebilmem için bir adım olacaktı. Oysa çok daha fazlası olabileceğini bilmiyordum. İlerledikçe daha fazla merak ettim. AIESECli arkadaşlar yılmadan tüm sorularımı cevapladılar ve öyle sıcak bir güvenleri var ki ailemin soru işaretlerini bile giderdiler. Her sohbetimizde ”Hayallerinizi Yaşayın” diye cevap vererek beni cesaretlendiriyorlardı. Sırbistana giderken ülkemize mesafe ve kültür yönünden uzak olmadığını biliyordum. Tercih sebeplerimden biri de vizenin olmadığı bir ülke olmasıydı. Bir de baktım ki zaman akmış, projem netleşmiş, kendimi Sırbistan yolcusu olarak bulmuşum.

Sırbistan’a gittiğimde gönüllüler AIESEC ailesinde inanılmaz bir organizasyon, inanılmaz bir takımdaşlık gördüm. Herkes birbirine yardım ediyor, herkes birbirine destek oluyordu. Her şey mükemmel ilerliyordu ve kalacağım vakit kısıtlıydı en iyi verimi nasıl alabileceğimi sorgulamaya başladım. Her sabah kalktığımda okula gidip çocuklarla vakit geçirdim günün geri kalan kısmında AIESECerlarla hiç görmediğim yerleri gezmeye, keşfetmeye başladım. Her günün sonunda yine gönüllülerle bir şeyler yapardık ve günümün 24 saati de dolu geçerdi.

20160217_132955

Gitmeden kafamda ki en büyük sorulardan bir tanesi de projeme yararlı olur muyum sorusuydu. Projemin gerçekleşeceği rehabilitasyon merkezinde bazı hastalıkları olan çocuklar vardı. Düşündüm çünkü özel bir şekilde ilgilenmem, daha hassas olmam lazımdı. Benim ilgim onlar için çok büyük anlamlar ifade ediyordu. Bulunduğum okulda öğretmenlerin kendi sistemleri vardı ve çok fazla dışına çıkmıyorlardı. Bende yaratıcı bir şeyler bulabilirsem çocukları daha mutlu edeceğime inanıyordum sonra aklıma ekmek hamuru geldi bunu öğretmenlere sundum ve ekmek hamurundan şekiller yaptık tüm çocuklar, öğretmenler un içinde kaldık ve çok eğlendik. Unutulmaz anlardı .. Ne yaptıysak onlar mutlu oldu, onların mutlu olduğunu gördükçe benim dünyam değişti onlara etki ettim ve unutulmaz anlar yaşadım. Onlarda unutulmaz anlar bıraktığımı gördükçe başkalarının hayatlarını değiştirmenin onlara etki etmenin ne denli güzel bir şey olduğunu tattım.

Giderken en büyük beklentim İngilizcemi geliştirmek ve sonrasında farklı kültürler tanımak, başka insanların hayatlarına dokunmak, farklı yerleri ve farklı kültürleri keşfetmek gibi amaçlarım vardı. Tüm amaçlarımı hatta çok daha fazlasını gerçekleştirerek dönmek çok heyecan vericiydi. İngilizce seviyem eskisinden çok daha iyi ve başka ülkelerden, başka kültürlerden arkadaşlarım oldu.

Oraya vardığım ilk andan döneceğim güne kadar elimi hiç bırakmadılar. Sırbistan’daki AIESECerlar her şeyimle ilgilendiler ve bana her alanda yardımcı oldular. Oradaki arkadaşlarımı, turistik doğasını, havasını bile çok özledim. O kadar çok sevdim ki orada yaşamayı düşünüyorum.

Oradan buraya gelmek benim için çok zordu zamanımın nasıl geçtiğini daha anlayamamışken vedalaşma gelip çatmıştı. Yol boyunca tekrar Türkiye’ye nasıl adapte olacağımı düşünüp durdum. Orası o kadar huzurluydu ki uzun zamandan sonra kendi sorunlarımdan uzakta başkalarının hayatları için emek verdiğimi hissetmiştim. Döneli bir kaç hafta oluyor ama bir parçam her zaman orada olacak.

Herkes hayatında bir defa da olsa Global Citizen yapmalı. Artık hayata daha pozitif bakan, daha güleryüzlü bir insanım. Bu tecrübeyi yaşamak ve her şeyden önce yaşatmak geleceğiniz için çok önemli. Hayatınıza, geleceğinize liderlik etmeye Global Citizen ile başlayın ve yarım kalan yolculuğunuzu tamamlayın. Ben hayallerimin peşinden gittim, sizde Global Citizen ile hayallerinizi yaşayın..

Uğur Dinç, Bursa

 

 

 

Global Citizen ile Mısır Tecrübem

AIESEC ile yurtdışına giden arkadaşlarım zaten vardı, onlardan dolayı Global Citizen’a dair bilgim vardı. Sonra bir gün AIESEC tanıtımı için okulumuza geldiler. O gün karar verdim ve Global Citizen ile Mısır tecrübeme başladım.  Projem Event Manager olarak geçiyordu. Çocuklar için hazırlanacak 2 günlük bir kampın public relations, social media, environment kısımlarının bütünüyle ilgileniyorduk. Projem ve gittiğim ülke hayata karşı ön yargılarımı yıktı. Herkesin korkarak baktığı, neden oraya gidiyorsun diye düşündüğü bir yere gidiyordum. Fakat herkesin korktuğu bu ülkede hayatımın en güzel 50 gününü yaşadım.

 

selin gül aşık mısır
Gittiğimde yaşadığım en büyük şok Mısır’da hiç trafik ışığının olmamasıydı. Trafik tam bir kaos fakat zamanla buna alışıyorsunuz 🙂 Hem ben hem proje arkadaşlarım birbirimizin pek çok şeyini öğrendik. Ben bir etkinliğin gruplara ayrılarak bir takım halinde yapıldığını çalıştığım ofisimde öğrendim. Benim için 50 günün her anı unutulmazdı.Mısır’dan sonra bazı arkadaşlarım Türkiye’ye ziyarete geldi, onları burada kendi ülkemde görmek tarifsizdi. Hala gelsinler diye yollarını gözlediklerim var. Araplarla ortak kelimelerimiz çıktıkça sohbetimiz daha keyifli ve komik olmaya başladı bu anları hiçbir şeye değişmem.

 

AIESEC’i ilk duyduğumda; insanlar neden hiç para almadan bu kadar işi yapıyorlar diye düşünüyordum fakat bir kere Global Citizen olduktan sonra gördüm ki, gönül bağı insana pek çok şey yaptırıyor. Cesaret edin ve gidin, hayatınızın en güzel günlerini yaşayacaksınız. Kendinizi bundan mahrum etmeyin.

 

Selin Gül Aşık, İstanbul

 

Global Citizen Hayat Değiştiriyor

Geçtiğimiz yaz yaklaşık 10 senedir hayalini kurduğum ülkeye, Hindistan’a gitme şansını ”Global Citizen Hayat Değiştiren Tecrübe” programıyla buldum. Uçağa adımımı attığım an beni büyük bir tecrübenin beklediğini biliyor ve ülkeye varmayı dört gözle bekliyordum. İçimde heyecanla karışık bir korku da vardı aslında. Çünkü kime ben Hindistan’a gidiyorum dediysem bana başka ülke mi yoktu, sen hiç Hindistan ile ilgili haberleri okumuyor musun, yok orası çok pis bir ülke gibi bir ton önyargı içeren geri dönüş almıştım. Ama kimseye kulak asmadan dediğim tek şey: ‘Ben Hindistan’a gideceğim.’ Oldu. Şimdi de diyorum ki iyi ki kimseyi dinlememiş ve bu harika ülkede 50 gün geçirme fırsatını yakalamışım. Projem küçük çocuklara İngilizce öğretmekti. Yaklaşık 20 tane 7 ile 12 yaşları arasında öğrencim vardı. Başlarda biraz utangaç ama gün geçtikçe biraz daha samimi harika günler geçirdik birlikte. Ders yaptık ama yanı sıra yeri geldi oyunlar oynadık, şarkılar söyledik, hikayeler anlattık hatta damat halayı bile oynadık. J Sabah derse geldiğimde bana gülen gözlerle ‘good morning’ demeleri hala gözümün önünden gitmiyor. Hatta benim tatil günümde müdüre gidip bugün gelip gelmeyeceğimi sorduklarını duyduğumda hissettiğim duyguyu kelimelere dökemem. Onlardan ayrılmak gerçekten şu sürecin en zor kısımlarından biriydi.

 

 

Bu ülkeye en güzel yakışacak sıfatı bulmuşlar zaten ‘Incredible’ India. Her dakikası ile sizi şaşırtmayı başarabilen bir ülke! Tren istasyonlarında ve sokaklarda yatan insanlar, yolda yürürken size eşlik eden inek, maymun, sincap ve daha nice hayvan türleri, rengârenk insanlar ve onların sana ünlüymüşsün gibi davranıp fotoğraf çekinmek için yalvarmaları, sokaklardaki keskin kokular ve daha niceleri ama benim için en özeli 3 tekerlekli taksiler yani Rickshaw (Tuk Tuk). Bütün bunların yanında bir de o tarihi güzellikleri yok mu Hindistan’ın büyülenmemek elde değil. Ve tabi ki en önemlisi Taj Mahal. Adımınızı atar atmaz sizde uyandırdığı o his yok mu. İşte ben ilk ‘iyi ki Hindistan’ lafımı o zaman söylemiştim.

En kötü kısmı da bana hayatımın hem en zor hem de en güzel 50 gününü yaşatan bu mucizelerle dolu harika ülkeye veda etmek oldu. Global Citizen’a gidip, orada o zorlukları yaşamanın hayatıma neler kattığını tahmin edemezsiniz. O günleri çok özlüyorum ve şundan da eminim ki bu ayrılık çok uzun sürmeyecek.

 

Hani diyorlar ya hep ‘Hayat bu değişir’ diye. Ben hep onu Global Citizen’ın pazarlama cümlesi olduğunu düşünürdüm ama gerçekten gittim ve gördüm ‘’ Global Citizen  Hayat Değiştiriyor! ‘’

 

Selin Nazik, İstanbul