Elveda Demek İstemedim

Hayatımda ilk defa gerçekten elveda demek istemediğim bir zamandı. Tek bir cümleyle ifade etmem gerekirse kesinlikle kullanacağım kelimeler bunlardır. Geride bıraktığım dostluklar, anılar sanki hiçbir zaman uyanmak istemediğim bir rüya gibi hissettiriyor geçen 6 haftayı. Geç olsa da fark ettiğim bir gerçek ise AIESEC’in sadece bir gruptan ibaret olmadığı, hayat boyunca karşımıza çıkacak en iyi fırsatlardan birisi olduğu açık bir gerçek olarak duruyor.

Bazen sorabilirler bu kadar kısa süre içerisinde başına ne geldi de bu şekilde konuşabiliyorsun, hissedebiliyorsun diye. En kolay cevabı ise Türkiye’ye gelmeden önce bir arkadaşımın hayır kız kardeşim desem daha doğru, bana yazdığı mektuptaki şu cümleler olabilir. ‘Bir daha asla tamamen evde olamayacaksın, çünkü kalbinin bir parçası başka bir yerde olacak. Bu sevginin ve faklı yerlerden insanları tanıma zenginliğinin karşılığında ödemen gereken bir bedeldir.’. Sanırım daha farklı bir kelime kullanamazdım hislerimi anlatmak için.

Uzun süredir bildiğim AIESEC’e katılmam çok geç olması benim için şu anda büyük bir hayal kırıklığı. Ama şans mı desem Global Citizen olmam başvurularım ve kabul edilmem çok kısa sürede gerçekleşti ve Polonya, AIESEC Rzezsow yolculuğuma onay vermişti. Ulaştığım gece sıcak bir karşılama ile son derece rahatlamıştım. Projemin başlamasına birkaç gün vardı ve bu sürede diğer EP’lerle tanışmak ve kaynaşmak için fırsattı, aynı zamanda projeden hemen önce yapılacak olan LCC (Local Committee Conference) inanılmazdı diyebilirim. Hafta sonunda olan bu konferans sonrası dünyanın her yerinden gelen 20-25 kişilik bir grupla samimiyetimiz gerçekten mükemmeldi. Birbirimizi sadece günlerdir değil de sanki yıllardır tanıyormuşuz gibi yakınlaşmıştık.

 

 

Projem yetimhanelerde bulunarak buradaki çocuklarla ilgilenmek üzerineydi. Oyun oynayarak, beraber vakit geçirerek, konuşarak, herhangi bir ihtiyaçlarında yardımcı olmak, İngilizce çalışmak, kendi kültürümüzü ve geleneklerimi tanıtmak gibi. Bu yüzden her defasında bir yetimhaneden ayrılırken üzerimde hiç bir şey yapmamışı gibi bir his bulunuyordu fakat her defasında bize veda etmeye gelen çocuklar ağlamaya başladıklarında oluşan hissi tarif edecek bir kelime bilmiyorum. Bir grup üzerinde etki bırakmış olmak, onların iyi bir yönde geliştiğini görmek ve sadece orada bulunmamızın bile bir fark yarattığını bilmek gerçekten inanılmaz bir duyguydu. Geçirdiğim bu zaman içerisinde benimde değiştiğimi ve öğrendiğimi fark etmem biraz vakit aldı diyebilirim.

Orada yaşadığım arkadaşlık duygusunu hayatım boyunca hissetmemiştim. Bize karşı sıcakkanlılıkları ve samimiyetleri hiçbir şeye değişilmeyecek bir his. Her hafta sonları yaptığımız AIESEC partileri, konuşmalarımız ve eğlenceler… 6 hafta sonunda o kadar samimi olmuştuk ki gerçekten ayrılmak istemedim hatta en yakın arkadaşlarıma tekrar geleceğimi söyleyerek veda etmemeyi seçtim.

Daha anlatacağım birçok şey olsa da şu anda söylememek daha doğru bence. Eğer gerçekten böyle bir his yaşamak, kendinizi geliştirmek, hayatınıza yeni bir anlam katmak isterseniz bu tecrübeyi ilk elden yaşamak böyle bir hikayede anlattığımdan çok daha fazlası.