Global Citizen ile Finlandiya Tecrübem

AIESEC ile 2011 yılında lise öğrencisi olarak katıldığım bir projeyle tanıştım ve daha o zamandan kafamda üniversiteye gelince AIESEC’in programlarına katılmak yerleşti. O zamanlar çok küçük bir parçasını görmüştüm ama bu beni üniversiteye başlar başlamaz şehrimdeki AIESEC ailesine katılmaya ikna etmeye yetti. Global Citizen programını daha başından beri düşünüyordum ama okulum 3 dönem olduğu için ne yazık ki o dönemde böyle bir şansım yoktu. 2014 yılında İzmir’e yatay geçiş yaptım ve burada da AIESEC üyesi oldum, aklımda hala Global Citizen programı vardı. Artık okulum da bana bunun için yetecek zamanı sağladığı için o kış Slovakya’ya 6 haftalığına gittim. Hem proje üzerinde çalışırken çok şey kazandım hem de toplamda 4 ülke gezdim. Dünyaya bakış açım değişti, başka ülkelerden çok güzel dostluklar kazandım. Ama bu bana yetmedi ve bu yaz kendimi bile şaşırtarak Finlandiya’da yine aynı program dahilinde harika bir projeye başvurdum. Aslında bir daha 2016 yazında gitmeyi düşünüyordum ama proje kaçırılamayacak kadar güzeldi benim için. Çünkü “bullying” denilen ve Türkçe’de ne yazık ki tam bir karşılığı olmayan bir problem ile ilgiliydi. 2 hafta boyunca Helsinki’de konuyla ve eğitmenlikle ilgili eğitim alacak, partnerimizle birlikte uygulayacağımız programı planlayacak, sonra Jyvaskyla şehrinde 4 hafta boyunca okullara gidip çocuklara bu programı uygulayacaktık. Program da bu problemi biraz olsun azaltmak için çocukların arasındaki iletişimi ve özgüvenlerini güçlendirecek, aynı zamanda bu probleme karşı farkındalıklarını artıracak aktivitelerden oluşan bir programdı. Mülakat ve diğer aşamalardan sonra projeye kabul edildiğimi öğrendim. O an ne kadar mutlu olduğumu anlatamam. Projenin başlayacağı 23 Ağustos’a kadar bir yandan çok heyecanlıydım, bir yandan da kafamda birçok soru işareti vardı. Daha önce de katılmış olmama rağmen ve AIESEC’teki departmanımdan dolayı onlarca insanı bu konuda cesaretlendirmeye çalışmama rağmen kendimi korkarken buldum. Ama Helsinki havalimanı adım atıp Helsinki’deki yorgun ama güler yüzlü AIESEC üyeleriyle tanıştıktan sonra kafamdaki tüm soru işaretleri, endişeler, korkular yok oldu. 2 hafta boyunca kalacağım eve gidip proje boyunca partnerim ve o 2 hafta için ev arkadaşım olacak insanla tanıştığımdaysa çok mutlu oldum. Çünkü projelerde bence partner çok çok önemli ve ben bu konuda gerçekten şanslıydım.

O 2 hafta inanılmaz harika geçti. Diğer stajyerlerde hem çok donanımlıydılar hem de inanılmaz motiveydiler. Proje takımı zaten Ocak’tan beri bu proje üzerinde çalışıyordu ve hepsi üniversite öğrencisi olmalarına rağmen tam anlamıyla profesyonelce hareket ediyorlardı. Stajyerlerden de AIESECer’lardan da çok şey öğrendim.

 

 

Eğitimler çok yararlıydı; profesyonellerden dış kaynaklı eğitimler, AIESEC üyelerinden eğitimler, workshoplar, Finlandiya ile alakalı bilmemiz gerekenler, ihtiyacımız olan her şeyi öğrendik. Son hafta bu bilgileri uygulamaya dökmek için planlama aşamasına geldi sıra. Partnerim de ben de bu konuda zaten deneyimliydik, bu bize çok yardımcı oldu ama en önemlisi birbirimize olan tavrımızdı. Bir uyuşmazlık olduğunda bile yıkıcı değil yapıcıydık ve bu problemlerin kısa bir sürede üstesinden gelip çok güzel bir program hazırlamamızı sağladı.

2 haftanın sonunda Helsinki’den ayrılıp Jyvaskyla’ya gitmek çok zor geldi. Evimize, şehre, AIESECer’lara ve diğer stajyerlere çok alışmıştık. Jyvaskyla’da sadece ikimiz ve oradaki AIESECer’larla çalışacaktık ve şehir de duyduğumuz kadarıyla Helsinki gibi değildi. Orada geçirdiğimiz ilk hafta bu olumsuz yaklaşımımızdan dolayı kötüydü, ama diğer hafta daha pozitif yaklaşmaya başladığımızda her şeyin değiştiğini gördük. Mesela şehir belki Helsinki gibi büyük değildi ama doğası mükemmeldi ve Fin kültürünü tam anlamıyla yaşayabileceğimiz bir yerdi. Çalıştığımız AIESECer’lar da harika insanlardı ve bize her zaman destek olmaya hazırdılar. Öğrencilerimizden bahsetmiyorum bile, projenin en güzel yanı onlardı. Kaldığımız aileler de gerçekten özenle seçilmişti. Ben o 4 hafta gerçekten çok fazla şey öğrendim. Partnerimle her gün programı mükemmelleştirmek için saatlerce çalıştık. Bu sırada planlama, gözlemleme, analiz etme, yapıcı eleştiri, takım çalışması gibi konularda kendimi geliştirdim ve özgüvenimin arttığını fark ettim. Ayrıca proje sonunda kendimi 6 hafta öncesine göre çok daha iyi ifade edebiliyordum. Çocuklarla çalışmak harikaydı, hepsi öğrenmeye açık ve sevgi doluydu. Finlandiya’nın dünyanın en başarılı eğitim sistemine sahıp olması bizim için çok büyük bir şanstı, bunun etkilerini öğrencilerimizde ve aynı zamanda diğer insanlarda da net bir şekilde görebiliyorduk. Aynı zamanda çalıştığımız öğretmenler de projenin minimum sorunla geçmesinde büyük bir yere sahipti. Toplumda bu sistemi mükemmelleştiren insanlar olarak görülmelerine rağmen bunu yeterli görmüyorlardı ve sürekli kendilerini geliştirmeye çalışıyorlardı. Her an öğrenmeye çok açıklardı. Proje bitiminde “sizden çok şey öğrendik, yöntemlerinizi derslerimizde uygulayacağız” demelerini unutamıyorum.

Proje sonunda birçok mektup ve kart aldık ama benim için en özeli bu problemin mağduru öğrencilerden birinin bana anonim olarak yazdığı ve bu programın onu ne kadar değiştirdiğinden, bize ne kadar minnettar olduğundan bahsettiğiydi. O mektubu okuduğum an bütün çabalarımızın, yorgunluğumuzun boşa gitmediğini hissettim. Proje sadece bizim değil, başkalarının da hayatlarını değiştirmişti. Teşekkürler Finlandiya! Teşekkürler Global Citizen

Ezgi Cankurtaran, İzmir

 

0 cevaplar

Cevapla

Tartışmaya katılmak ister misiniz?
Katkı yapmaktan çekinmeyiniz!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir