Global Citizen ile Avusturya Tecrübem

Selamlar, AIESEC ile bir arkadaşım sayesinde Kasım 2015’te tanıştım. Aslında olay cok garip gelişti; numaramı bıraktım ve bir süre sonra birisi aradı ve “Yurt dışına gitmek istiyormuşsun.” dedi, tabii ki istiyordum. Yurt dışına gitmeyi, oralarda bir şekilde birilerinin hayatına dokunmayı. Net bir şekilde bunu söyleyebilirim. Onun haricinde farklı kültürler, o kültürlerden insanlar, arkadaşlıklar… Hepsi çok değerli ve bu kapsamdaydı benim için ama olayın özü benim için o “Dokunuş” idi. Her şey çok hızlı gelişmişti. Uzun araştırmalarla nasıl yapılır, nasıl edilir kısımlarından sonra portaldan kendime uygun proje bakmaya başladım. O kadar zordu ki seçmek, istedigim ülkede istedigim proje konusunu yakalayamayıp farklı bir ülkede yakalayabiliyordum ve bu yüzden ülke ülke aramaya karar verdim. Burada seçim yapmamı kolaylaştıran sey daha önce yaptıgım Avrupa turu oldu. Öyle ki gidecegim yerde 6 hafta kalcaktım ve bu süre hiç de az degildi. Proje-ülke uyumunda kendime en uygununu buldugumu düşünüp Avusturya-Viyana için başvurdum. O kadar hevesliydim ki yazdıgım motivasyon mektubunun bile günlerce üstüne düştüm,sonuç başarıydı. İstedigim şekilde istedigim bir ülkede gerçekten benim ve insanlıgın üzerinde durdugu mülteci sorunuyla, müteci çocuklarla, ilgili bir projeydi. Genel olarak bir kreş projesi gibi görünse de altında cok daha fazlasının yattıgı aşikardı. Gidecegim günü iple cekiyordum öyle ki konsolosluk da benim gibi heyecanlanıp iki günde vizemi hazır etmişti. Global Citizen ile Avusturya tecrübem başlıyordu!

 

 

Oraya vardığım anda her şey bir anda degişiverdi gözümde ve artık gercekten realize olmuştum. Her şey canlıydı artık. Yeni arkadaşlıklar, faklı kültürler ve bir amaç vardı su an. İlk iş gidip cocukları tanıyıp onlara aslında bu işin gerçekten bir parçası olmadıklarını hissettirmekti. Ben bunu başarabildigimi oradan ayrılırken hissetmiş olsam da her gün bazı şeylerin degiştigini farkedebiliyordum. Birlikte oldugum, proje arkadaşlarım olan farklı ülkelerden 4 kişiyle aynı odayı paylaşırken “Yarın cocuklarla ne yapsak?” diye konusurken buluyorduk her aksam kendimizi.

Her akşam farklı kültürlerden yeni şeyler ögrenip farklı bir insana bürünebiliyorduk bir anda. Her akşam ayrı bir eglence konusu yakalayıp hadi bugun de bunun için saçmalayalım diyebiliyorduk. Portekizce’deki “şerefe” kelimesini Japonya’da ulu orta söylememeyi ögrenip, Brezilyalıların gerçekten ne kadar eglenceli insanlar oldugunu ilk görüşte anlamıştım bile.

Benim geçirdigim 5 hafta yaşadıgım hayatın en üst naktasıydı. 5 haftayı daha önce hiç tanımadıgım benden başka 5 kişiyle bir hostel odasında geçirdim, farklı bir ülkede, aslında bizim ülkemizdeki mülteci cocuklardan konum olarak pek farklı olmayan, dünyanın en saf varlıkları olan çocuklarla geçirdim ve her gün çocukların yanına giderken onlarla bugun ne oyun oynayayım diye düşünerek.

Çocuklarla şu an için hiçbir ilişiğimiz kalmamış olsa da Viyana’da her zaman bir yerim olduğunu biliyorum artık. Ne zaman gidersem çocukların annelerinin arkamızdan ağlaşmalarını yine duyacağımı biliyorum ve ne zaman gidersem de çocukların bana, daha dilimi bile bilmedikleri halde, bağıra cağıra koşup üstüme atlayacaklarını biliyorum. Ve ben dünyaya bir nebze olsun nefes aldıracak insanların bu projeler var oldukça artacagına inanıyorum.

Barışcan Oflazoğlu, Hatay

0 cevaplar

Cevapla

Tartışmaya katılmak ister misiniz?
Katkı yapmaktan çekinmeyiniz!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.