Global Citizen ile Polonya Tecrübem

Senelerce hayalini kurduğum ve bir gün ben de tek başıma yurt dışına çıkacağım dediğim bu ufacık hayalimin yanına kocaman güzel insanlarla tanışıp onların hayatına küçücük de olsa minik dokunuşlar yaparak geri döndüm Türkiye’ye! Ve şimdi daha öncelerde okuduğum ya da kendi hikâyelerini yazmalarında yardım ettiğim insanlar ve deneyimlerini dinlediğim onca insanlardan biri olarak bugün kendi hikâyemi yazıyorum, büyük mutluluk 🙂

AIESEC sayesinde birçok insanın yurt dışına gitmelerinde ve ülkemize gelmelerinde onların süreçlerinde yardım ettikten ve güzel hikâyelerini dinledikten sonra artık benim de anne ve baba evinden çıkıp bir cesaretle kendi hikâyemi yazmam gerektiğinin farkına vardım. Ağustos 2014’te bu karara vardıktan sonra yazın benim için yurt dışına çıkmamın daha uygun olduğuna karar verdim ve ilerleyen süreçlerde Mayıs ve Haziran 2015 gibi mülakatlarım başlamıştı. Süreçler videolarla, mülakatlarla, kendimi tanıtmamla, maillerle devam ederken çok çok gitmek istediğim ama gidebileceğime hiç ihtimal vermediğim Krakow, Polonya’dan gelen kabul mektubuyla yaşadığım bol şoklu sevincimi anlamak için bu deneyime sizlerin de bir adım atması gerek. Her şeyi 3 hafta içerisinde hallettik; vize, pasaport, davet mektubu, hazırlıklar… Fakat hala bu aşamada bile gideceğimin farkında değilim çünkü kendimi o kadar çok hazırlık aşamasına kaptırmışım ki yaşayacağım deneyimi unutmuş olduğumu fark ettim. Ta ki havaalanında koşuşturmalarım bitip o güzel çalışacağım, kalacağım evi ve o dünya tatlısı çocuklarımı görünceye kadar uzunca bir süre hiçbir şey idrak edemedim.

1

Evet, ben diğer projelerdekilerden farklı olarak aynı evde kalıp aynı evde çalışıyordum. Aslında AIESEC, Polonya’da var olan böyle bir projeyi tanımam da ve dünyada çok farklı sorunlar olduğunu fark etmemde ön ayak oldu. Polonya’da fazla olan alkol ve uyuşturucu bağımlısı olan ailelerin hatta aileleri tarafından cinsel istismara maruz kalmış çocukların başka bir aile yanında güvenli ve sağlıklı bir ortamda büyümelerini sağlıyordu proje. Bense onların yanına İngilizce öğretmek, Türkiye’yi anlatmak için gitmiştim fakat gittiğimde gördüm ki ilk işim onlara İngilizce öğretmek olmamalı. Çünkü çoğu yabancılara karşı nasıl davranması gerektiğini bilmiyor ve göz teması bile kurmuyordu. Çocukların yaşadıkları psikolojilerinde kalıcı hasarlar bırakmıştı. İçlerinde FAS hastası, acıyı hissetmeyeni, öğrendiklerini unutanı ve intihara eğilimi olanlar vardı. Güllük gülistanlık dünyamdan çıkıp böyle problemlerin de dünyada var olduğunu görünce bocalayacağımı zannettim ama hiç zannettiğim gibi olmadı sanırım. Polonya’da o evde aldığım en güzel hediye onların gözlerimin içine bakmaya başlaması ve son gün ben o evden çıkarken Dilan diye bağırıp arkamdan koşarak gelip bana son kez sarılmalarıydı. Hala daha onlarla hiçbir bağımı koparmadım hala görüşüyoruz İngilizceyi bir yetişkin gibi konuşamasalar da her gün yalnızca “Hay, Hi, Hello, How are you, Are you okey?” mesajlarını onlardan almak verdiğim emeğin en güzel karşılığı. Yanında kaldığım ailenin de bana karşı iyiliklerini göz ardı edemem ve hala beni ülkelerine tekrar geri çağırıyorlar, fotoğraflar atıyorlar. Fazlasıyla klişe fakat eminim ki 2. Bir evim var Krakow’da ve istediğim an gidip onları görebilirim. Sanırım Türk insanı dışında da dünyada bizler gibi misafirperverlerin bulunduğu ancak kendi gözlerimle görsem inanırdım ve inandım da. Bu güzel insanlar bana hayatta insanların neler yaşadıklarından hikâyeler vererek hayatı daha ciddiye alıp insanlık ve en önemlisi de bu masum çocuklar için bir şeyler yapmanın hazzını yaşattı.

23

Senelerce sadece “gezmek” için yurtdışına çıkmayı düşündüğüm küçük yurtdışı hayalim yukarda da bahsettiğim gibi küçük gibi gözüken ama aslında büyük etkiler yarattığım ve insanların da bende hayatım boyunca farkındalığını yaşayacağım etkiler bıraktı. Yeri geldi dışarı çıkmaktan ziyade o evde kalıp onların benden bir şeyler öğrenme hevesini, onlara Türkiye’yi, Türk insanını anlatmayı tercih ettim ve bundan şuan da hiçbir şekilde pişmanlık duymuyorum. AIESEC’e bir kez daha buradan bana kattıkları ve dünyada aslında neler olduğunu ve insanların hikâyelerini dinleyip kendime ve onların hayatına bir şeyler katmamda bir köprü olduğu için çok teşekkür ediyorum!  Ve biliyorum ki bu ilkti fakat sonuncusu olmayacak, en kısa zamanda yeniden yeni hikâyelerle öğrenip kendime yeni bir hikâye daha yazmak istiyorum. Dünya etki etmek için çok geniş bir alanken zamanımız ise çok kısa bir yerden bir an önce başlamak lazım. İyi ki Krakow, iyi ki o çocuklar, iyi ki o ev ve iyi ki AIESEC!

Dilan Atila, KOCAELİ

 

0 cevaplar

Cevapla

Tartışmaya katılmak ister misiniz?
Katkı yapmaktan çekinmeyiniz!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.