Global Volunteer ile Romanya’da Discover Camp

 

“Sadece hayal etmenizi istiyorum. 20 yaşındasınız ve tek başınıza yurt dışına (Romanya’ya) bir proje için gidiyorsunuz ve yaklaşık 40 günlük bir süreçte Romanya’nın kırsal kesimlerinde henüz anımsamakta zorluk yaşamayacağınız yaşlarınızı yaşayan çocuklara (7 ila 18 yaş aralığındaki bir çocuk grubundan bahsediyorum) İngilizce öğreteceksiniz.

Cagatay-Global-Volunteer-AIESEC-Yurtdışı-Romanya-Tecrübesi

Kendileriyle ortak noktanız ise konuşabildikleri çat pat İngilizce. Hem İngilizce hem de Romence bilen danışmanlar sayesinde işiniz bir nebze olsun kolaylaşıyor ancak derdinizi yine İngilizce anlatmak zorundasınız. Neyse ki yalnız değilsiniz, sizin gibi dünyanın dört bir yanından (Brezilya’dan, Yunanistan’dan, Hong Kong’dan, Ukrayna’dan, Makedonya’dan, Gürcistan’dan, Mısır’dan ve İngiltere’den) gelmiş insanlar var ki onlarla da ortak noktanız yalnızca İngilizce. Herkesin kendi kültürü, yaşamı, dili var. Hatta 40 gün boyunca bir Brezilyalı ve bir Gürcü ile aynı odada yatıp kalkıyorsunuz. Yeri geliyor beraber şarkı söyleyip, beraber sarhoş oluyorsunuz ya da yeri geliyor dünya kupası finalini hep birlikte izleyebiliyorsunuz. Herkes bir hayatın peşinde, herkes bir amacı kovalıyor hayatında ama 40 gün boyunca birbirinize hayatlarınızdan parçalar aktarıyorsunuz. Öğrencilerinizle akıcı bir İngilizceyle konuşmaya çalışıyorsunuz. Yaklaşık 15-20 çocuğu idare etmeye çalışıyorsunuz, yaşları her ne olursa olsun beraber vakit geçirip oyunlar oynuyorsunuz. Bazen öyle öğrencileriniz çıkıyor ki daha 10 yaşında olup da sizden daha iyi bir İngilizce’ye sahip olabiliyor. İşte o noktada deneyimi kazanıyorsunuz, yoruldukça zorlandıkça…

Cagatay-Global-Volunteer-AIESEC-Yurtdışı-Romanya-Tecrübesi

Kendinizi aşıyorsunuz bir bakıma, öncülük ediyorsunuz olaylara, durumlara ve insanlara.

Sizi örnek alan onlarca insan oluşuyor çevrenizde. Hatta kamp bitse de zaman zaman size sosyal medya aracılığıyla ulaşıp akıl danışıyorlar. Bir başka deyişle yol gösteren oluyorsunuz sizden sonra gelenlere. “

Çoğu zaman ülkemi özleyen, anadilimin değerini bir kez daha anlayan ben, kampın son gününde 40 günlük serüvenden çok daha fazlasını paylaştığım insanlardan ayrılacağım için hıçkıra hıçkıra ağlamıştım.

Şimdi yukarıda paylaştığım koşulları düşünün, istediğiniz kadar tutkulu anlatmamı bekleyin anlatamam ki… Farklıydı işte, sıradan olmayandı, yolda sokakta bulamayacağınız türden bir heyecandı, alışılmadık bir maceraydı.

Nerede olduğunuz ya da kimlerle olduğunuz önemli de değilmiş ayrıca… Ben bunu öğrendim. O nedenle gidin, tutkuyu yaşayın ve insanların hayatında izleriniz olsun derim 🙂

0 cevaplar

Cevapla

Tartışmaya katılmak ister misiniz?
Katkı yapmaktan çekinmeyiniz!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir