‘’Hayat değiştiren tecrübe!’’ benim gerçekten hayatımı değiştirdi.

AIESEC ile 2012 yılında bir arkadaşımın bana ayaküstü bahsetmesi ile tanıştım ve 2013 yılının ekim ayında AIESEC’te gönüllü üye olarak yer almaya başladım. AIESEC’e katılmadan önce daha önceden duyduğum Global Citizen programına katılmayı planlıyordum fakat maddi ve manevi imkanlarım elverişli değildi. Fakat ben hiçbir zaman bu isteğimden vazgeçmedim çünkü vazgeçemezdim üniversite yıllarımda böyle imkanı bana sağlayacak herhangi bir kuruluş yoktu ve o anlık maddi imkanların yetersizliği hayatımın en güzel 6 haftasını yaşamama engel olamazdı. Ve en sonunda gerekli işlemleri yaptıktan sonra Global Citizen programıyla yurt dışında gönüllü olmak adına Sırbistan’da gerçekleştirilen projeye başvurumu yaptım.

Gitmeden önce herkes de korku hakim olmasına rağmen bende heyecan ve istek vardı diyebilirim. Fakat uçaktan indikten sonra ilk etapta yerini biraz endişeye bıraktı desem yalan olmaz. Uçak’tan indiğimizde AIESEC şubelerinden birisine gittik ve misafir perverlikleri sayesinde ilk akşam stajyer evinde kaldık. Macera bir çılgınlıkla başlamıştı ve benim tatlı heyecanım her geçen saat artıyordu.

Projenin ilk haftasında projeden arta kalan zamanda kendime ayıracak bir vakit buldum ve Belgrad’a doğru yola koyuldum. Tek başıma Belgrad sokaklarında gezip şehri keşfediyordum. Yaşadığım duygu bambaşkaydı kendimi başka bir dünyada gibi hissediyordum. Bir düşünün size böyle bir imkanı kim verebilirdi? Bunun adı özgürlüktü, bilmediğin bir şehrin bilmediğin sokaklarında gezmek harika bir histi.

Sırplar ve Türkler arasında çok benzerlik vardı. Hiçbir kültür şoku yaşamadım bütün projem boyunca. Günlük yaşantıları çok benzer olmasına rağmen size şunu söyleyebilirim ki gece hayatı çok iyiydi. İnsanlar eğlenmeyi biliyordu. Projenin başındaki beklentim hayatın yoğun koşuşturmasından bir nefes almaktı ve sonra gelecekte ne yapmak istediğimi bu projeden sonra öğrenmiş olmaktı.

Ve Projenin başlangıcı yani öğrencilerimin hayal güçlerini etkilemeye başladığım gün… Harika bir gündü. İlk sunumumda hepsi gözlerimin içine bakıyordu adeta bir tanrı gibi hissettim kendimi. Çoğu ilk defa farklı bir kültürden insanla tanışıyorlardı ve bende onların heyecanını hissediyordum. Her şey çok güzel gidiyordu zamanın nasıl geçtiğini anlamıyor insan ve her ne kadar istemeniz de ayrılık günü bir anda geliyordu. Projenin son gününde sunum yerine muhabbet etmeyi seçmiştim, gelecek planları hakkında konuştuk öğrencilerimle bazıları Psikolog bazıları Öğretmen bazıları da Aşçı olmak istiyordu. Gözlerinin içindeki o parıltıları görünce, bu çocukların hayatta istedikleri her şeyi yapacaklarından eminim. Öğrencilerimden birisinin İngilizcesi iyi değildi fakat yine de katılmıştı bütün oturumlara hatta bazen onunla birebir görüşüp İngilizcesini geliştirmesine yardımcı oluyordum. Ondaki azmi ve başarma isteğini gördükçe hayatta ne istediklerimin farkında varıyordum. Ağlayarak son sunumumu hazırlamaya çalışıyorum ve inanılmaz kötü hissediyordum. Artık öğrencilerim benim bir parçam haline gelmişlerdi inanır mısınız o sunumu hiç bitirmek istemiyorum çünkü onu bitirdiğimde her şeye son noktayı koymuş gibi hissedecektim. Proje boyunca beni en etkileyen nokta; öğrencilerimden ayrılırken onların gözlerindeki yaşlardı bir düşünün bu kadar kısa sürece tanıdıkları bir insanı aynı benim onları sevdiğim gibi sevmişlerdi. Onları hiçbir zaman unutmayacağımı biliyordum ve biliyordum ki onlar da beni unutmayacaklardı. Bugün bile iletişimimizi koparmadık hala arada bir konuşur hasret gideririz.

İstemediğim o zaman gelmişti. Geri dönüş…
Yaşadığınız anıları ve geri dönünce ne yapacağınızı düşünmeye başlıyorsunuz dönüş yolunda. 6 hafta boyunca kardeşim diyebildiğiniz insanları bırakıp gitmek beni en çok zorlayan unsurdu. Giderken arkanızdan ağlayan onca insanı düşündüğünüzde şunu fark ediyordunuz: gerçekten güzel işler yapmışsınız.

Uzun lafın özeti adı üstünde ‘’Hayat değiştiren tecrübe!’’ benim gerçekten hayatımı değiştirdi.
Sizde başta kendi hayatınızı sonra diğer hayatları değiştirmek isterseniz düşünmeden Global Citizen’a başvurunuzu yapın. Ve eğer ki Sırbistan’a giderseniz ‘’Platini Mala’’ denemenizi tavsiye ederim size çok yabancı gelmeyecek bir tat. 

Salih Zeki SÖNMEZ – Sırbistan