Liderlik kelimesinin anlamını öğrendim

Ben AIESEC’le henüz 15 yaşındayken tanıştım. Lise ikinci sınıftaydım ve o günlerde hiç beklemediğim bir anda sınıfımıza girip sunum yapan bir üniversite öğrencisinin beni şu an bulunduğum yere taşıyacağından hiç de haberim yoktu. Sanırım o da bundan habersizdi. Çünkü o farkında olmasa da hiç tanımadığı birinin hayatını değiştirmişti.

Lise öğrencilerinin İngilizcelerini geliştirirken aynı zamanda farklı kültürler tanıyacağı ve dünya sorunları hakkında konuşabileceği bir yaz kampından bahsediyordu. Çok da araştırmadan başvurumu yapmıştım. Fakat o zaman bütün hayatımı şekillendirecek bir yolculuğa adım attığımın farkında değildim. O günden sonra 3 sene boyunca yaz kış demeden katılabileceğim bütün AIESEC projelerine katıldım. Daha 15 yaşındayken her kıtada bir evim olmuştu bile. Düşüncelerim değişmeye ve şekillenmeye başlamıştı. Her gün biraz daha geliştiğimin farkındaydım. Her sabah kalkıp proje alanına gittiğimde aklımın bir köşesinde hiç silinmeyen bir cümle vardı; “üniversiteye geçince ben de onlardan biri olacağım”.

Üniversiteye geçtim ve üyelik başvurumu yaptım. İlk başlarda içine girmiş olduğum ortam beni biraz şaşırtmıştı çünkü burada yaptığımız şeyler sanki iş hayatının birer provasıydı. Firma sahipleriyle iletişime geçip ofislerine görüşmelere gitmeye başlamıştım. Utana sıkıla başladığım bu görüşmeler beni her geçen gün kendine daha çok güvenen bir birey haline getirdi. Bendeki değişimin ailem dahil etrafımdaki herkes farkına varmaya başlamıştı. Yaşıtlarımdan farklı olarak bir şeylere tutunmaya çalışıyordum. Üniversite sınavı stresinin rehavetiyle hayatı boşlamak bana göre bir şey değildi. Kendimi bulmaya çalıştığım bu süreçte birçok yerde gönüllü çalıştım ama hiçbirinde AIESEC’teki sıcaklığı bulamamıştım. Çevreme etki edebildiğimi hissettiğim her gün bu kuruma biraz daha bağlandım. İş geliştirme takımında aldığım sorumluluklardan sonra sıra bu kuruma adım atmamı sağlayan projeler kısmına geldi. Bir gün AIESEC’li olmak hep hayal ettiğim bir şeydi ama bunun da ötesinde asıl hayalini kurduğum kişi olmayı bu çatının altında başardım.

Bu kurum sayesinde liderlik kelimesinin insanlara emretmek değil, aynı amaç uğrunda beraber yürüdüğün insanlara yol göstermek anlamına geldiğini öğrendim. Artık kendine daha çok güvenen, kendini her geçen gün daha iyi ifade edebilen biri olmuştum. Zorluklarla karşılaştığımda pes etmeden devam etmek gerektiğini gördüm. “Zamanımı nasıl daha doğru ve kaliteli yönetirim?” soruma kendim cevap verebilir hale geldim. Gönüllülük kelimesinin bazen fedakarlık demek olabileceğini anladım. Bunları fark ettiğim andan itibaren AIESEC benim ikinci ailem olmuştu.

Meltem Balımtaş, İstanbul Asya