Ön yargılarımdan kurtulmayı ve onlarla bir bağ kurmamı sağladı

Çin’e giderseniz yaşayacaklarınız…

Öncelikle neden Çin’e gittim? İnanın bu sorunun cevabını ben de bulamamışken kendimi Çin’de bulmanın şaşkınlığını yaşadım. Şimdi sizlere bu 6 haftanın nasıl geçtiğini, beni nasıl etkileyip, hayatımda ne gibi kararlar almamı sağladığını ya da hayatıma getirdikleri veya götürdüklerini açıkladığımda; gelin birlikte bulalım “neden Çin’e gitmeliyim?’’ sorusunun cevabını.

İlk olarak, uçakla gittiğiniz halde yol bitmek bilmeyecek; çünkü koskoca 12,5 saatte ulaştım ben Dalian şehrine. Çin hava alanlarındaki gibi sıkı bir kontrol hiçbir yerde yok, bunu bilmelisiniz. (ayakkabılarınızı çıkarıp kontrolden geçmek zorundasınız Urumqi Havaalanında, hatta Beijing’de ojelerime bile el koydular). 12,5 saatlik uçak yolculuğunun ardından Dalian’a ayak basmanın mutluluğunu yaşarken herkesin size inanılmaz ünlüymüşsünüz gibi bakması, davranması ya da fotoğraf çekinmek istemesi ilk başta beni çok ürkütmüştü fakat ikinci haftadan itibaren alışıp uzaktan fotoğraflarımı çekenleri yanıma çağırıp bir güzel poz vermişliğim de oldu.

Projeyi ele alacak olursam, hayal kırıklıklarından oluşuyordu. Projenin plan açısından karşılaştığım olumsuzluklarından bahsetmek yerine güzel anılarımı anlatmayı yeğlerim. Mesela, projeye diğer ülkelerden (Portekiz, Mısır, Polonya, Rusya, Endonezya, Malezya ve Tayvan) gelen stajyerler yönünden çok şanslıydım; aynı şeyleri yemek istiyoruz, aynı yerleri gezmek görmek istiyoruz, aynı düşünceler içerisindeyiz, vs.
Çin konusunda en büyük hayal kırıklığım ise; kültür farklılığımız olmuştu. Yani bizde toplum içinde yapılmaması gereken şeyler (her saniye yaşlısından gencine her yere tükürmek, sağlıklı olduğunu düşündükleri için her saniye geğirmek ve rahatça burun karıştırmak) ne yazık ki Çin’de de sanki onların kültürünün bir parçasıydı. Bunun yanı sıra, evet yemeklerinin bizim damak tadımızla hiç alakası yok fakat abartıldığı kadar her saniye böcek ya da köpek eti vs yenilmediğinin garantisini verebilirim ki ben Dalian şehrinde böcek yenilen bir yer ya da köpek eti vs görmedim.

Projedeki olumsuzluklara rağmen hayatımda harika bir 4 hafta geçirdim (ilk 2 hafta her şeye alışmak, yolları öğrenmek, kaybolmak, etrafınızda kimsenin İngilizce bilmediğini anlayıp beden dilinizi kullanmaya başlamak, vs ile geçtiği için, geriye kalan sadece 4 hatta 3 haftanız mükemmel geçebiliyor).
Şuan kendime “Neden Çin?’’ ya da “Yine Çin’e gitmek ister misin?’’ sorularını sorduğumda verdiğim cevaba ve yapacaklarıma ben de inanamıyorum çünkü oraya yerleşmeyi düşünecek kadar sevdim ben Dalian şehrini. 3 ay sonra mezun olup, tekrar 12,5 saatlik bir yolculuğa çıkmak üzereyim.
Son olarak da, Çin’e gitmenin bana kazandırdıklarına bir bakalım; öncelikle hayallerimin ülkesi olan Güney Kore’ye 50 dakika içinde gitmemi sağladı. AIESEC sayesinde birçok farklı ülkeden, toplumdan, kültürden gelen insanları tanımamı,Dalian şehrinin güneyde okyanus kenarında olması sayesinde mükemmel deniz ürünleri yememi, Çinlilerin Türkleri sevmediğini düşünerek gitmeme rağmen tam tersini görmemi sağladı. Kısaca ön yargılarımdan kurtulmayı, insanlara değer verip, sevgi ve saygı çerçevesinde onlarla bir bağ kurmamı sağladı diyebiliriz.

Sevgiyle kalın.

Ezgi Teker, Çin