Şimdi ise o şikayet ettiğim anlarımı bile özlüyorum

Gitmeden önce birçok tepkiyle karşılaşmama rağmen Mısır’dan vazgeçmedim, yine de gittim. Oradaki insanların kültürüyle (sanırım kültür şoku dedikleri bu) biraz sorunlarımız şikayetlerimiz olsa da yavaş yavaş alıştık. Şimdi ise o şikayet ettiğim anlarımı bile özlüyorum… Daha önce yurt dışında bulunmuştum ama hiçbir zaman bir evde birden çok milletle aynı anda kalıp o kişilerle dost olmamıştım. Kahvaltımızı Mısır usulü yapıp öğle yemeğini Doğu Avrupa, akşamı Meksika ile birleştirip tatlılarımızı da Kuzey Afrika ve günün sonunu da Türk kahvesiyle kapattığımız bi gün olmamıştı. Her günümüz ayrı bir güzeldi, her günümüz farklıydı…

Mısır’da okul öncesi eğitim gören çocuklara birçok dilde eğitim veriliyordu. Benim projem de, çocuklara günün belirli saatlerinde İngilizce dersi vermekti. Oradaki çocuklara İngilizce öğretiyordum. Geri kalan zamanlarımda ise diğer dersleri onlarla birlikte oturup dinlerdim.
İki ayda çok şey yaşadım, hayatımın en verimli iki ayıydı diyebilirim. Tarih konuşmalar, ilginç diyaloglar, AIESECerların bizim için hazırladıkları programlar, geziler, oradaki insanları anlamaya başlamam ve kültürümüzü kendimizi onlara anlatmam ve edindiğim bir çok farklı milletten arkadaşlıklar dostluklar…
Tanıştığım kişilerle yine bir gün bir yerlerde görüşeceğiz. Zaten çoğumuz AIESEC’e katılıyor hatta birçok arkadaşım AIESECer oldu bile. Eğer bu yazıyı okuyorsanız size tavsiyem: “Geç kalmayın. Vaktiniz varken değerlendirin. Global Citizen olmanın her anını doyasıya yaşayın.”

Yusuf Öztürk,Mısır