İklim deyince aklına ne geliyor? Yazıyı okumadan önce iki dakika 47 saniyeni ayırıp bu linkteki videodan ön bilgi alabilirsin. https://www.youtube.com/watch?v=sgIi3E7MzqA

Peki ya antroposen ne demek hiç duydun mu? 200 yıldır bilimsel çevreler, insanın yeryüzüne olan etkisi araştırıyor. Gezegen üzerindeki geri döndürülemez kitlesel etkimiz sebebi ile yeni bir jeolojik ad söz konusu, ANTROPOSEN. Yunanca kökenli olan kelime antropos yani insan anlamına gelen kelimeden türetildi. İnsanın yaşadığı gezegenin iç dinamiklerini değiştirici bir güç haline gelmelerini vurguluyor bu terim. Mevcut jeolojik zaman çizelgesinde şu anda içinde bulunduğumuz çağ yaklaşık 11 bin yıl önce başlamış holosen çağıydı. Çağlar arasındaki sınırlar tortul kayalardaki korunan değişimlerle yani fosilleşmiş organizmaların ortaya çıkmasıyla oluşan değişimlerle belirlenir. Eugene F. Stoermer ve Paul Crutzen gibi bilim insanları fosil yakıtların kullanılmaya başlandığı 18. Yüzyılın son bölümünü holosenin son bölümü olarak tanımlıyorlar.

7. KITA AIESEC Blog

İklim Krizinin Nedenleri ve Tetikleyen Önemli Olaylar?

18. yüzyıldan itibaren hızla artan nüfus yeni tüketim alışkanlıklarını da beraberinde getirdi. Barajlar, tatlı su kaynakları, tarımsal alanda kullanılan kimyasal gübrelerle en sonunda biz havanın, toprağın ve suyun yapısını değiştirdik. En önemlisi ise 1950- 60’ lar da nükleer santral testleri ve bombaları ile insanoğlu kendi elleriyle felaket yarattı.

  • Sovyetler birliği döneminde yapılan plansız sulama projeleri dünyanın en büyük 4. Gölü olan Aral Gölünü sadece 40 yıl içinde çöle çevirdi.
  • Exxon Valdez isimli petrol gemisi Alaska’nın güney kıyılarında 10 Milyon galon saf petrolü denize akıttı. Bölgedeki doğal yaşam bu olaydan çok kötü şekilde etkilendi yaklaşık 250.000 kuş türü öldü. 21 yıl sonra bile o bölgede hala bir ekosistem oluşmadı.
  • Love Canal Toksik felatesi 1940 ve 1953 yılları arasında New York’un kuzeybatısında bulunan Love Kanal Hendeğine 22.000 ton zehir boşaltıldı.
  • Chernobil Nükleer Santralinin 4. Reaktöründe meydana gelen patlamada Hiroşima ve Nagasaki’ye atılan atom bombalarını tam 200 kat aşan bir etki oluştu. Chernobil’ in yakınındaki Pripyat şehrinde günümüzde ölçülen radyasyon düzeyi bile normalin 20 ile 40 katı üzerinde ve tüm radyo aktif kalıntıların temizlenmesi için 48.000 yıla daha ihtiyaç var.
  • Japonya’nın  Minamata şehrinde Chisso (2. Dünya savaşı öncesi ve sonrasında en yüksek teknolojiye sahip kimya şirketiyken kendi eliyle yarattığı felaket yüzünden bir hastalığın adı olmuş çıkmıştır.) Corporation isimli şirket 30 yıl boyunca tün endüstriyel atıkları denize boşalttı. İleri düzeyde zehirli olan metil civa körfezdeki tüm deniz ürünlerinde birikti. Bu deniz ürünleriyle beslenen halk ve hayvanların tamamı civa zehirlenmesine uğradı.
  • Toskana’ da Rosignano Solvay isimli plajdaki tropik zannedilen kum tropik değil yakın zamanda atıklarının arasında civa da bulunan bir kimya fabrikasından gelen karbonatla beyazlatılmış.
  • 1991’ de Irak askeri güçleri Körfez Savaşını ardından Kuveyt’ den geri çekilirken 700 civarı petrol kuyusunu ateşe verdi. Yangınlar 7 ay boyunca sürdü 1 Milyar varil petrolün yanması sonucu oluşan karbondioksit ise asit yağmurları olarak geri döndü.
7. KITA AIESEC Blog

Bu olaylar sadece bildiğimiz büyük felaketler ama bir jeolojik çağın değişmesi o kadar da kolay değil uzun bir süren bir bürokratik sürece ihtiyaç var. Ancak uluslararası stratigrafi komisyonu bu değişimi onaylayabilir. 2008 yılında çağın adının değişmesi için öneri sunuldu sonrasında 2016 yılında 35 bilim insanının araştırması sonucu gerçekten de çağın adını değiştirecek bulgulara rastlandığını değişimin yapılmasına dair öneri sunuldu. En üst düzeyin onayını bekliyoruz ve muhtemelen kabul edilecek.

Sence antroposen ile ilgili bir sorunun bütün insanları aynı şekilde mi etkileyecek?  Bu sorunun cevabı maalesef hayır. İnsanın yer küre üzerindeki etkisi büyük ama hangi insanın ya da hangi insanların? Örneğin bir Bangladeşli bir Belçikalıdan 26 kat daha az enerji tüketiyor. Oysa küresel ısınmaya bağlı olarak deniz seviyesinde bir yükselme olduğunda Bangladeş’ in Güney kıyılarında deniz seviyesine yakın yerlerde yaşayan insanlar bir Belçikalıdan çok daha fazla mağdur olacak. Başka bir örnek ise 1997 yılında Birleşmiş Milletler tarafında hazırlanarak küresel ısınmaya önleyen bağlayıcı maddeler yani KYOTO  PROTOKOLÜ bu protokolü imzalamayan hatta masaya bile oturmayan gelişmiş tek ülke olan Amerika atmosfere sera gazı salınımı konusunda diğer 192 ülkeye kıyasla en yüksek orana sahip bu ironik durum kapitolosen olarakta adlandırılabilir. Nüfus, teknoloji ve refah seviyesi arttıkça insanın yeryüzü etkisindeki etkisi büyüyor. Biyologlar 20. Yüzyıldaki insan artış düzeninin piramatlardan çok bakterileri andırdığını söylüyor. Sanayileşme, hızlı kentleşme, ormansızlaşma ve ormansızlaşmaya bağlı olarak türlerin yok olması, tatlı su kaynaklarının tüketilmesi, barajların kurulması ve barajlara bağlı nehirlerin akış yönünün değiştirilmesi, maden çıkarma amacı ile yer kabuğu üzerindeki yapılan ve muhtemelen depremler yaratacak oyuklar, doğal kaynakların aşırı derecede tüketilmesi, plastik gibi doğada çözülmesi binlerce yıl alacak atıkların üretilmesi, işte tüm bunlar antroposen çağının başlıca sebepleridir.

Bu sebeplerin en açık sonucu ise iklim değişiklikleri, atmosferdeki bileşenler değişim geçiriyorlar. Böyle giderse yükselen sıcaklıklara bağlı olarak eriyen kutupların sonucunda denizler 6 metre kadar yükselebilir. En kötüsü de müdahale ettiğimiz ekosistemin iç dinamiklerini tam olarak bilmiyor olmamız yani işin sonunda nasıl sonuçlanacağını bilmiyoruz. Ama buzulların eriyeceğini deniz seviyesinin yükseleceğini, sel baskınlarının oluşacağını, yükselen sıcaklıklara bağlı olarak kuraklık ve yangınların oluşacağını biliyoruz. En kötüsü ise tüm bunları 20 yıl gibi kısa bir süre içinde görmeye başlayacağız. İşte burada bilinçlenmemiz gerekiyor. Yani bu iklim krizini, tüketim çılgınlığına bağlı olarak küresel ısınmayı ve bu kötü gidişatı bir an önce durdurmalıyız. Çünkü gidebileceğimiz başka bir dünya yok.

Ben bu konuda sanata epeyce bir rol düştüğünü düşünüyorum. Son yıllarda
science fiction bilim kurgu gibi climate fiction yani iklim kurgusu adında yeni bir edebi tür ortaya çıkmaya başladı. David T. Smith, Vik Muniz gibi fotoğraf sanatçıları da bu antroposen üzerinde çalışmalar yapıyor. Başka bir örnekteyse 2019 yılında 16. İstanbul Bianeli’ nin de konusu olan 7. KITA. (7. Kıta pasifik okyanusunun ortasında yer alan Türkiye’nin 5 katı büyüklüğündeki devasa plastik çöp yığınına verilen isimdir)

7. KITA AIESEC Blog

Modern ve çağdaş sanat eserleri bakıldığında eski güzel sanatın ışıltısından mahrummuş gibi gözüküyor ama basit görüntüsünün arkasında anlam dolu. Güzellikten çok ortada bir dert olduğunu ve izleyip görenlere bir şeyler anlatmaya çalıştığını, çağrılar yaptığını görüyoruz. Buradan çıkaracağımız anlam ise, sanatın biçim ve anlam yönünü kullanarak insanlara bir şeyler anlatıyor olması. Cisimleşen anlamı öğrendikten ve anlamlandırdıktan sonra sanatın bu anlamı iletme konusunda ne kadar başarılı olduğunu görebilirsiniz. Yani işin temsil etme gücünü değerlendirerek kendiniz de karar verebilirsiniz. Şimdi iklim değişikliğinden sanata ne alaka diyenler olabilir belki. En basit örnek olarak insanlar bir şeyleri içselleştirdiği zaman etkilenir ve içselleştirdiği şeyi dikkate aldığı zaman hayatına katar. Yani kitlesel hareketlerde bireysel görevlerimiz bir kelebek etkisi yaratarak biraz da olsa doğaya fayda sağlayabilir. Bu dönemde özellikle her şeyin online ilerlediği ortamda olayın ciddiyetini daha iyi anlayabilmemiz için iklim krizi felaketlerini ve felaketlerin sonuçlarını konu alan bir kaç tavsiye bırakıyorum. Vakit sandığından da geç fakat her zaman yapılacak bir şeyler vardır.

7. KITA AIESEC Blog

Film, Belgesel ve Dizi Önerileri

  • Chernobyl Mini Dizi
  • The Day After Tomorrow (Yarından Sonra) Film
  • Beasts of the Southern (Düşler Diyarı) Film
  • Interstellar (Yıldızlararası) Film
  • Snowpiercer (Kar Küreyici) Film
  • Plasic Ocean (Plastik Okyanus) Belgesel
  • 72 Tehlikeli Yer (Dangerous Place) Mini dizi
  • Koy (The Cove) Belgesel
  • Mistik Olay (Mystical Event) Film

Peki Bir Birey Olarak Etki Yaratmak İçin Sen Ne Yapabilirsin?

  • Çöplerinizi yere atmayarak,
  • Atıklarınızı kategorize ettikten sonra çöpe atarak, (örneğin kağıtlar, plastikler, evsel atık vs.)
  • Pazar ve market alışverişlerinizde plastik poşetler yerine bez çantalar kullanarak
  • Dışarıya her çıktığınızda marketten pet şişede su almak yerine yanınızda cam şişe taşıma alışkanlığı kazanarak,
  • Tek kullanımlık plastikler yerine hem doğanın sağlığı hem de kendi sağlığın için doğru olanı yaparak kelebek etkisini başlatabilirsin.
7. KITA AIESEC Blog

Diğer canlıları basit bir kaynak olarak görmekten vazgeçip içinde bulunduğumuz canlılar dünyası ile birlikte yaşayabilecek miyiz? Yoksa dünyayı biz ile etrafımızdaki çevre olarak ayırmaya, insan türünü de tarihin biricik öznesi olarak görmeye ve diğer her şeyi de kendimiz için fon olmaya görmeyeyönelik eski alışkanlıklarımıza devam mı edicez? Anlatılan senin hikayendir ama bu sefer kendi ellerinle getirdiğin doğanın ve dolayısıyla kendi sonunun hikayesi.

Küratör N. Bourriaud

Yazar hakkında

Leyla Tuncay