Kimi der ki kadın
Uzun kış gecelerinde yatmak içindir.
Kimi der ki kadın
Yeşil bir harman yerinde
Dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi der ki ayalimdir,
Boynumda taşıdığım vebalimdir,
Kimi der ki hamur yoğuran
Kimi der ki çocuk doğuran.
Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal.
O benim kollarım, bacaklarım, başımdır.
Hayat arkadaşımdır.
Nazım Hikmet

Ne güzel yazmış Nazım Hikmet… Ne o, ne bu… Acaba kadın olmak neydi? Sorsam size ne cevap verirsiniz?

Kadın

Kadın bir çok şekilde tanımlanabilir fakat bilimsel olarak kadın, dişi cinsinde olan, insandır yani tüm insanların sahip olduğu temel hak ve özgürlüklere sahiptirler. Dünya Kadınlar Günü, kadın hakları hareketinde bir odak noktasıdır.

“Bir toplum, cinslerden yalnız birinin yüzyılımızın gerektirdiklerini elde etmesiyle yetinirse, o toplum yarı yarıya zayıflamış olur. Bizim toplumumuzun uğradığı başarısızlıkların sebebi, kadınlarımıza karşı ihmal ve kusurdur.”
Mustafa Kemal Atatürk

İnsan haklarının temelinde; ırkulusetnik köken, dindil ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin tüm insanların yararlanabileceği haklardır. Peki toplumumuzda ki bu haklar nasıl oluşturuldu?

OLYMPE DE GOUGES

Fransız kadın hakları savunucusu, filozof, yazar, aktivizm ve oyun yazarı. Günümüzde daha çok kadın hakları konusundaki öncü görüşleri ile bilinir. Erkeklerin kadınlar üzerindeki tiranlığının tüm eşitsizlik biçimlerinin kaynağı olduğunu düşünmekteydi. Meclisin çıkardığı Erkek ve Yurttaş Hakları Bildirgesine cevaben 1791 yılında Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirgesini yayımladı. Eserleri kadın ve insan hakları açısından büyük bir öneme sahiptir. Ayrıca Fransız Devrimi’nin ve dönemin kadına ve özgür düşünceye bakış açısını anlamak açısından da eserleri farklı bir önem arz eder.

Kadın Hakları Bildirgesi 1791’de yayınlandı.

1. Kadın özgür doğar ve yaşamını erkeklerle eşit haklara sahip olarak sürdürür.

2. Her siyasi topluluğun amacı, kadının ve erkeğin doğal ve daimi haklarını korumaktır. Bu haklar özgürlük, güvenlik, mülkiyet ve özellikle baskıya karşı koymaktır.

3. Devletin egemenliği, kadınların ve erkeklerin birliği olan ulustan kaynaklanır.

4. Özgürlük ve adalet, bireylere hakları olanı iade etmektir. Kadınlar doğuştan sahip oldukları haklarını kullanırken erkeklerin tiranlığıyla engellenmektedir. Bu engeller, doğanın ve aklın koyduğu yasalarla kaldırılmalıdır.

5. Doğanın ve aklın koyduğu yasalar, topluma zarar verecek tüm davranışları ortadan kaldırır.

6. Yasa, genel iradenin ifadesi olmalıdır. Bütün kadın ve erkek yurttaşlar bizzat ya da vekilleri aracılığıyla yasaların yapım sürecine katılmalıdır. Yasalar bütün yurttaşlara eşit uygulanmalıdır. Kadın ve erkek yurttaşlar, ayrım yapılmaksızın bütün mevkilere kabul edilmelidir.

7. Kadınlar ayrıcalıklı haklara sahip değildir. Kadınlar erkeklerle birlikte aynı yasalara tabidir.

8. Yasalar sadece zorunlu olan, açık ve kesin cezalar koyar. Kadınlar, suç teşkil eden eylemden önce ve yasalara başvurulmaksızın cezalandırılamaz.

9. Yasaların suçlu bulduğu kadına, yasaların öngördüğü yaptırımlar uygulanmalıdır.

10. Hiç kimse fikirlerinden ötürü mahkum edilemez. Kadın idam sehpasına çıkma hakkına sahip olduğu gibi, konuşma kürsüsüne çıkma hakkına da sahiptir.

11. Düşüncelerini ifade etmek, kadınların en önemli haklarından biridir. Bu özgürlük, babaların çocuklarıyla olan babalık bağlarını güvence altına alır. Her kadın, barbarca bir önyargı yüzünden gerçeği gizlemeye zorlandığında şunu söyleyebilir: “Ben, bana verdiğin çocuğun annesiyim.”

12. Kadınların haklarının güvence altına alınması kadınlara ayrıcalık tanımamalı, herkesin yararına hizmet etmelidir.

13. Devletin idari giderleri için kadınlardan ve erkeklerden eşit katkı talep edilir. Kadınlar üzerlerine düşen bu ödevi yerine getirdikleri için meslek, iş ve mevkilerin paylaşımına da katılırlar.

14. Kadın ve erkek yurttaşlar, bizzat ya da vekilleri aracılığıyla vergilerin zorunlu olup olmadığına karar verme hakkına sahiptir. Kadınlar, erkeklerle eşit vergi ödeme ilkesini ancak vergilerin toplanması ve kullanılması sürecine katkıda bulunmaları durumunda kabul ederler.

15. Kamu harcamalarına erkeklerle birlikte katılan kadınlar, resmi makamlardan mali konularda bilgi alma hakkına sahiptir.

16. Hakların güvence altına alınmadığı ve güçler ayrılığının kabul edilmediği bir toplumun anayasası yoktur. Ulusu oluşturan bireylerin çoğunluğunun yapımına katılmadığı yasa yoktur ve geçersizdir.

17. Birlikte ya da ayrı ayrı, mülkiyet kadının da erkeğin de hakkıdır. Bütün vatandaşlar bu dokunulmaz ve kutsal hakka sahiptir. Yasaların belirlediği kamusal bir zorunluluk bunu açıkça gerektirmediği müddetçe ve önceden belirlenmiş adil bir tazminat ödenmedikçe, hiç kimse ulusun asli miras payından yoksun bırakılamaz.

Günlerden 8 Mart!

Aslında hepimizin merak ettiği o soru bu önemli tarihi o an nasıl ortaya çıktı?

1857 yılında, ABD’de dokuma işçisi kadınların daha insanca bir yaşam isteğiyle, eşitsizliğe ve ayrımcılığa, uzun ve insanlık dışı çalışma koşullarına karşı mücadeleye başladıkları 8 Mart, ilerleyen süreçte, tüm dünya kadınlarının kutladığı bir gün haline geldi. 1857’den beri dünyanın birçok ülkesinde kutlanan bu gün 1977 yılındaki Birleşmiş Milletler genel toplantısında Kadın Hakları ve Uluslararası Barış günü olarak kararlaştırılmış ve kadınların haklarının verilmesinin dünya barışını güçlendireceği kabul edildi. Böylece 8 mart Birleşmiş Milletler’e üye ülkelerde ‘Uluslararası Kadın Günü’ olarak kutlanmaya başlanmıştır.

Bu olayla ilgili pek çok tartışma var ve 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak belirlenmesinin temel nedenidir. 1908’de ABD’nin New York kentinde düzenlenen mitinge, sendikal haklar ve kadınların oy kullanma hakkı talep eden çoğu sosyalist kadın işçiler tarafından yönetildi; diğeri ise polisin New York, ABD’deki bir tekstil fabrikasında grevci grevcilere saldırmasıydı. 8 Mart abluka nedeniyle 120 kadın işçi hayatını kaybetti ve işçiler barikatlar nedeniyle kaçamadı.

26 – 27 Ağustos 1910 tarihinde Alman Sosyal Demokrat Partisi temsilcileri Clara Zetkin, Kate Duncker ve arkadaşları Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda her yıl “Kadınlar Günü” yapılmasını teklif ettiler ve bu öneri oybirliğiyle kabul edildi. Fakat birkaç yılda belirli bir tarih belirlenmedi.

8 mart, 19’uncu yüzyılın sonlarından bu yana kadınların talep ve özlemlerini dile getirmedeki kararlılıklarını sergiledikleri ve bu güne dek hiç de küçümsenmeyecek haklar elde ettikleri bir gün oldu. Kadınların daha eşit ve daha yaşanılır dünya için başlattığı mücadele, toplumların her kesiminde yankısını buldu ve destek gördü. Günümüzde uluslararası insan hakları belgelerinde her insanın eşit ve özgür doğduğu, herkesin insan haklarına ve temel özgürlüklerine hiçbir ayrım gözetilmeksizin fırsat eşitliği çerçevesinde sahip olduğu ve cinsiyete dayalı ayrımcılığın kabul edilemezliği ilkeleri yer aldı.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü AIESEC Türkiye Blog

Günümüzde bu haklara hala sahip olmamıza rağmen toplumumuzda kadına olan oldukça utanç verici ve saygısızca yapılan davranışlar var. Kadınların yaşadığı her türlü eşitsizliğe, haksızlıklara ve şiddette sen dur demelisin ve bu adım sadece Türkiye’de değil tüm dünyada sorun haline gelmiş bir konu için adım at sevgili güzel insan…

Evet, evet şimdi, hiç beklemeden sende Birleşmiş Milletlerin belirlediği 17 tane sürdürülebilir kalkınma amaçları doğrultusunda yazılmış bir gönüllük projesi için aşağıdaki linkten kayıt bırakabilirsiniz.
https://aiesec.org.tr/global-volunteer/


Yazar hakkında

Rabia Sezer

1998 Eskişehir doğumlu. Eskişehir Teknik Üniversitesi Kimya Mühendisliği öğrencisi. Yapmayı en çok sevdiği şey saç örgüsü tasarlamak. Yeni yerler keşfetmeyi, okumayı ve yüzmeyi seven birisi.