“Stephen öne eğilerek ona tutulan, kavisli bir çatlakla ikiye ayrılmış aynaya dikkatle baktı, tüyleri diken diken oldu. O da, başkaları da böyle görüyor beni. Kim seçti bu yüzü bana? Bu kurtulunası tiksinç çömez. O da sormakta bana.”

-James Joyce, Ulysses

Bazen bir nesneye bakınca, bazen de boşluğa bakıp düşünürken hepimizin aklında yaşadıklarımız, anılarımız ya da bir kişi canlanır. Sanatın her dalında aktif bir şekilde kullanılan ve 20. Yüzyıl Modernizim akımı ile bütünleşen Bilinç Akışı Tekniği, karakterlerin iç dünyası ile bütünleşmemizi ve onları daha derinden anlamamızı sağlar. Özellikle 20. Yüzyıl roman ve hikayelerinde karşımıza sık sık çıkan bilinç akışı tekniği, yazarların bir karakterin kafasındaki düşünce sürecini daha doğal hale getirmek, böylece karakteri (ve romanda yaşananları) daha gerçekçi bir şekilde ele almak için kullandığı bir tekniktir. Bilinç akışı tekniği genel olarak bakıldığında karakterin iç dünyasını psikolojik açıdan görmemize ve olayları yorumlamamıza yardımcı olur. Bu teknik sayesinde okuyucular, izleyiciler ve eleştirmenler karakter ve olayla bütünleşerek, olaylara psikolojik açıdan bakmaya başlarlar.

Edebiyatta Bilinç Akışı Tekniği

Sanatın her dalında kullanılan bu teknik karşımıza çok farklı şekillerde çıkabilir; örneğin edebiyatta bilinç akışı tekniğinin kullanımı karakterin kendi içindeki içsel monologlarından oluşur. Karakter bir olayla karşılaştığında ya da bir nesneye baktığında bilinç otomatik olarak eski tecrübeye ya da anıya gider ve anlatım şekillenir. Bu tekniğin edebiyata en önemli katkısı edebiyatta kalıplaşan üstünkörü anlatım tekniklerini bir kenara atıp, karakterin psikolojisine ve gelişimine odaklanmaktır. Bilinç akışı tekniğinden önce kullanılan anlatım tekniklerinde genelde karakterin başından geçen olayları sırasıyla 3. Kişili anlatım ile görür ve yorumlardık, karakterin iç dünyası hakkında ya da olayın karakterdeki psikolojik etkileri hakkında çok bir fikrimiz olmazdı.

Modernizim akımı ile günümüze kadar gelen bu teknik sayesinde, anlatım 1. Kişili anlatıma dönmüş ve karakterin kendi içinde yaşadığı duygu karmaşaları, psikolojik yansımaları ve olaya karşı gelişimini daha net bir şekilde görürüz. Tabii ki bu teknikle beraber romanların, kısa öykülerin ya da şiirin de akışı değişmiştir, artık sıra sıra gelişen olaylar yerine okuyucu kendisini sürekli geçmiş ile şu an arasında bir köprüde gidip geliyorken bulur. Olay örgüsüne bakıldığında anlatım aniden değişip karakterin iç dünyasına odaklandığı için, bazı bilinç karmaşaları ya da okumakta ve takip etmekte zorluklar yaşanması gibi olaylar olabilir. Bu akımın daha iyi anlaşılması açısından edebiyatta Modernizm akımının en önemli öncülerinden biri olan Virginia Woolf ‘un romanı Mrs Dalloway ve yine Modernizm akımının bir diğer önemli öncülerinden olan James Joyce’un Ulysses adlı romanı bilinç akışı tekniği ile yazılmışlardır ve bilinç akışı tekniğinin en önemli örneklerindendir.

Görsel Sanatlarda Bilinç Akışı Tekniği

Görsel sanatlarda bilinç akışı tekniğinin kullanımı ise daha farklıdır. Örneğin film ya da dizilerde bilinç akışı tekniği filmin ya da dizinin en başından başlar, izleyiciler kendini birden anlamlandıramadığı şekilde geçmişten bir kesitte bulur ama karakterin henüz kim olduğunu bilmez. Daha sonrasında olay akışı tekrardan günümüze döner ve karakter bize tanıtılır. Genelde karakteri boşluğu izlerken ya da elinde bir nesneyle görürüz ve o nesneyle alakalı hikâyeyi daha filmin ya da dizinin en başından öğrenmiş oluruz. Olay örgüsü esnasında o nesne ile ilgili olay bize sırasıyla gösterilmeye başlanır, sürekli geçmiş ve günümüz arasında gidip geliriz. Daha sonra karakterin iç dünyası ve olayın bütünü iç monolog halinde bize anlatılır ve artık karakterin psikolojik dünyasına giriş yaparız. Filmin ya da dizinin en sonunda tekrar günümüzden geçmişe atlayıp olayın tamamını öğrenmiş ve çözmüş oluruz. Genellikle son sahnelerde o nesnenin yere düşmesi, eğer evin içindeysek evin içinden kademeli olarak çıkış ya da karakterin yüzüne doğru odaklanan bitirilişler görebiliriz. Tiyatroda bilinç akışı tekniği ise karakterin konuşmada sürekli duraksaması olarak karşımıza çıkar. Karakter duraksadığı anda sahnede olmayan bir kişi sesli bir şekilde, karakterin o anki düşüncelerini bize yansıtır.

Sona Yaklaşırken

Bilincimizin Derinliklerine Yolculuk AIESEC Türkiye Blog

Özetlemek gerekirse Bilinç Akışı Tekniği sanatın her dalında 20. Yüzyıldan itibaren kullanılan aktif bir sanat akımıdır. Bu teknik sayesinde Karakterin iç dünyasını, düşüncelerini ve hislerini daha gerçekçi olarak görür ve yorumlayabiliriz. Buna ek olarak merkeze konulan karakter ile okur arasında daha iyi bir bağ kurulmasını sağlar. Bu tekniğin en önemli katkılarından biri de özellikle gerçekçi, günlük hayatı konu alan romanlar için veya empati kurulması ilginç olabilecek bir karakteri ele almak için, bilinç akışı tekniği diğer edebi tekniklere göre çok daha etkili olabilir. 

Yazar hakkında

Sinem Özburun

1999 Nevşehir doğumlu. Pamukkale Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı 4. sınıf öğrencisi. İzlemeyi, okumayı ve yeni şeyler öğrenmeyi çok seven birisi.