27 Şubat

Sanatçıların genelde hayattayken değerinin bilinmemesine, öldükten sonra eserlerinin dünyaca ünlü müzelerde sergilenmesine ve eserlerin dudak uçuklatacak fiyatlara müzayelerde satılmasına karşı dikkat çekmek için 27 Şubat, 2005 yılından beri Dünya Ressamlar Günü olarak kutlanıyor. Bu özel ve anlamlı günün tüm dünyada daha çok duyulması için çaba sarf ediliyor. Bu özel günde anlatacağım sanatçı, sanat kariyerinin zor zamanlarında kendi eserlerini bile yakmak zorunda kalmış olsa da(tarihteki pek çok sanatçının yanı sıra) kariyerinin ilerleyen yıllarında yaptığı sanatın değeri anlaşılmış ve geçimini sürdürebilme seviyesine gelmiştir, ilerleyen dönemlerde kendisine dünyaca ünlü bir sanatçı kimliği oluşturmuştur.

Bunu Siz Mi Yaptınız? AIESEC Türkiye Blog

Küçük bir çocukken annem bana şöyle demişti: “Eğer asker olursan general olacaksın, rahip olursan Papalığa yükseleceksin.” Ama ben ressam oldum ve Picasso olarak kaldım.

Değişken sözcüğünün hakkını veren sanatçımız. 25 Ekim 1881 yılında İspanya ‘da doğmuştur. Tam adı Pablo Diego José Francisco de Paula Juan Nepomuceno María de los Remedios Cipriano de la Santísima Trinidad Ruiz y Picasso’ dur. Konuşmaya başladığında bile ilk kelimesi kalem olan sanatçımızın atalarından gelen resim yeteneği, sanatla ilgili kimlik oluşturmasında oldukça etkili olmuştur. İspanya kültürünün babası üzerindeki etkisiyle babasıyla boğa güreşi izlemeye giden Picasso güreşlerden etkilenerek sekiz yaşında bile babasını şaşırtacak şekilde eskizler ve resimler çizmeye başlamıştır. Sanatçımızın ilk eseri sekiz yaşında çizdiği at binen matador yani Le Picador’ dur. Daha sonra çok değerlenen bu eser şimdi Paris Picasso Müzesinde yer alıyor. Babasının resim öğretmeni olması Picasso’nun yeteneğinin şekillenmesinde etkin rol oynamıştır ve Picasso babasının yönlendirmesiyle Barcelona Güzel Sanatlar Okuluna başlamıştır. Fakat disiplini sevmeyen sanatçımız bu okulda yapamamış daha sonra Madrid’e taşınarak San Fernando Güzel Sanatlar Kraliyet Akademisine başlamıştır. Aslına baktığımız zaman akademik olarak iyi okullara gitse de otoriteyle anlaşamayan Picasso daha sonra bu okulunda kendisine bir şey katmayacağını düşünerek okulu bırakmıştır. Okulu bırakacak olmasına babası ve ailesi ne kadar karşı çıksa da Picasso sadece teknik resmi ve tekdüzeliği öğrenmeyi reddederek okulu kesin olarak bırakmıştır. Bu süreçte zor zamanlar yaşayan Picasso ısınmak için maalesef eserlerini bile yakmak zorunda kalmıştır. 2 yıl sonra Barcelona’ya geri dönen sanatçımız burada entelektüel sanat çevresiyle tanışarak dinamik ve yeni bir sürecin içine girdi.

Picasso’yu belli dönemlere ayırarak inceleyebiliriz.

Mavi Dönem: Picasso 1900’lerde Paris’e taşındı, en yakın ressam arkadaşı Carlos’un bir kadının aşkı yüzünden intihar etmesi üzerine büyük bunalıma giren sanatçımız bu dönemde kendini hep suçlu hissetti. Yaşadığı izole hayatı, fakirliği ve acıyı resmederken mavi ve yeşilin tonlarını kullandı. Bu yüzden bu dönem mavi dönem olarak adlandırılır. Dönemin önemli eserleri Nude Blue, Life ve Old Guitarist’ dir.

Pembe Dönem: 1905 yılından sonra depresyonu yenen Picasso ilk aşkı Fernande ile tanıştı ilk uzun ilişkisi olan bu ilişki 7 yıl boyunca devam etti. Birlikte aynı evde yaşamanın verdiği etkiyle artık daha sıcak renklerden pembe, bej ve kırmızı renklerini kullanmaya başladı. Dönemin önemli eserleri Acrobat Family, Gertrude Stein ve Two Nudes adlı eserlerdir.

Kübizm: Kübizm eser uzayda bulunan üç boyutlu nesneleri geometrik parçalara ayırarak iki boyutlu tuvale aktarma biçimidir. Nesneye yüzeyden bakıldığında konuyu farklı açılardan sunabilecek geometrik şekilleri vurgular. Böylece tuvale bakıldığında eserin hem önden hem profilden nasıl gözüktüğünü görebiliriz. 1907’de Les Demoiselles D’Avignon eserinde perspektif algısını yıkmış ve geometrik yapıda beş kadını resmetmiştir.Picasso’nun ilk kübizm eseri Three Woman, Bread and Fruit on a Table, Grill With Mandolin’dir.

Klasik Dönem: I. dünya savaşı Picassso’ nun eserlerin de sonrası için farklı bir boyut kazandırmıştır. Bu dönemdeki en önemli eserleri Three Women at a Spring, The Women Running on The Beach, The Pipes of Pan’dır.

Hayır Siz Yaptınız

1927’den sonra Sürrealizm akımı etkisinde kalan Picasso eserlerine bu akımın etkisini yansıtmıştır. 1937 İspanya iç savaşı sırasında halk Nazilere karşı tepki olarak Picasso’dan savaş karşıtı olarak tablo yapmasını istemişti. Picasso siparişle tablo yapmayı kendisine hakaret olarak algılayarak reddetmiştir.

Daha sonra üç bin civarı nüfuslu İspanyol Kasabası olan Guernica bir pazar günü insanlar alışveriş yaparken en savunmasız anlarında, Nazi kuvvetlerinin yeni uçaklarını test etmek istemesi üzerine Guernica üç gün boyunca bombalanarak halk canice katledildi. Yaklaşık bin yedi yüz kişinin hayatının kaybettiği bu çatışmadan çok etkilenen Picasso bu olay üzerine Guernica tablosunu oluşturmayı İspanya halkına borç bilerek çizmeye başlamıştır. Tarihte ve dünyada en güçlü savaş karşıtı resimlerden biri olarak kabul edilen Guernica’ yı resmetti.

Guernica 3,49 m x 7,77 m boyutunda devasa bir tablodur. Picasso Guernica tablosunda siyah beyaz ve gri renkleri kullandı. Resmin içinde kullanılan her figür sosyolojik ve psikolojik altyapıya sahip.  Guernica’ da acı çeken insanlar ve hayvanlarla kaos içinde yıkılmış binalar betimlenmiştir. Bütün sahne bir odanın içindedir. Sol tarafta yer alan büyük gözlü boğa kucağındaki ölü çocuğa ağlayan bir kadının üzerinde durur. Resmin merkezinde acı içinde yıkılmak üzere duran mızrakla vurulmuş bir at bulunur. Atın burnu ve üst dişleri bir insan kafatası şeklindedir. Atın altında bir askerin parçalanmış cesedi vardır. Asker üzerinde çiçeklerin büyüdüğü kırılmış bir kılıç tutmaktadır. Acı çeken atın üzerinde göz şeklindeki çıplak bir ampul yanmaktadır. Atın sağ üst kısmında pencerede elinde gaz lambasıyla bu vahşi savaş sahnesine tanıklık eden korku dolu gözlerle bakan bir kadın vardır. Korku içindeki bir başka kadın sağdan yalpalanarak merkeze doğru ilerlemekte aynı zamanda yanan gaz lambasına boş gözlerle bakmaktadır. Boğanın, atın ve çocuk için ağlayan kadının dil olarak çizilmiş olan hançerler çığlıkları simgeler. Sağ uçta dehşet içinde kollarını kaldırmış bir adam yukarıdan ve aşağıdan ateşlerle sarılmıştır. Resmin sağ ucunda açık bir kapı ile sonlanan siyah bir duvar vardır.

Paris’te bir sergide tesadüfen denk gelen Alman askeri heyecan ve şaşkınlıkla Picasso’ ya

-Bu resmi siz mi yaptınız? Diye sorar.

Picasso hafızalara kazınacak, esere daha da değer katacak ve zamanla hikâyeleşecek o tarihi cevabı verir.

Hayır siz yaptınız.

Guernica, üç gün içinde ölen binlerce insana bir saygı duruşu niteliğindedir. En tanınmış eseri olan Guernica Almanların İspanya’ da bulunan Guernica kasabasını bombalamasına tepki olarak doğmuştur. Picasso’nun bu eserinde kullandığı sembollerin tamamı uluslararası olmakla birlikte dünyada olan tüm savaşlara tepki olarak doğmuştur. Resim 1937 yılında yapılmıştır. Daha sonra tablo dünya turu yapsa da şu anda Madrid’ de Reina Sofía Müzesinde yer alıyor.

Picasso sanat yaşamında dünyanın en ünlü sanatçısı oldu. 20. yüzyıl sanatçılarından en bilinen ve en üretken sanatçılarından olan Picasso 1962 yılında II. Lenin Barış ödülünü aldı. 13.500 resim, 100.000 baskı, 34.000 kitap resmi, 300 heykel, birçok seramik ve çizim üretmiştir. Eserlerin toplamını yaşına oranladığımız da günde 5 eser ortaya koyan sanatçımız Guiness Rekorlar kitabına girmiştir. Yaşamının son 20 yılı en üretken yılı olmuştur. 1973 yılında 92 yaşında hayata veda etmiştir.

İlk bakışta Picasso’nun eserlerini algılamak bazen zor olabiliyor. Pakistanlı illüstratör ve sanat yönetmeni Omar Aqil bilgisayar ortamında Picasso’nun eserlerini 3D boyutlu olarak bizler için tekrar yorumlamıştır. İlginizi çekecek olursa web sitesini ziyaret edebilirsiniz. https://www.gzt.com/infografik/arkitekt/picasso-tablolarinin-3d-sanat-eserlerine-donusumu-2638

Yazar hakkında

Leyla Tuncay