Geçtiğimiz günlerde yaşadığımız şiddetli sarsıntı, gelecek olan büyük İstanbul depremini yeniden hatırlamamızı sağladı. Trajik sonuçlarıyla geçmişte defalarca kendini gösteren deprem gerçeği ve sonuçları hakkında korkularımız; günlük yaşantımızın odak noktası oldu.

Fakat büyük Japonya depreminde gördüğümüz üzere doğru önlemler alındığı takdirde depremlerin yıkıcı etkisinin ortadan kalktığını bilmek, deprem gerçeğiyle yaşamamızı oldukça kolaylaştıracak.

Peki Türkiye’de geçmişten günümüze hangi büyük depremler meydana geldi? Beklenen büyük İstanbul depremine hazırlıklı mıyız?

Olası İstanbul depremi için TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı jeoloji Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Can AYDAY ile bir röportaj gerçekleştirdik. Olası İstanbul depremi ile ilgili merak edilen soruları sorduk. İşte cevaplar…

Deprem Nedir?

Depremyer sarsıntısı veya zelzele, yer kabuğunda beklenmedik bir anda ortaya çıkan enerji sonucunda meydana gelen sismik dalgalanmalar ve bu dalgaların yeryüzünü sarsması olayıdır. Sismik aktivite ile kastedilen meydana geldiği alandaki depremin frekansı, türü ve büyüklüğüdür. Depremler sismograf ile ölçülür. Bu olayları inceleyen bilim dalına da sismoloji denir. Depremin şiddeti Moment magnitüd ölçeği (ya da eskiden kullanımda olan Richter ölçeği ile belirlenir. Bu ölçeğe göre 3 ve altı şiddetteki depremler genelde hissedilmezken 7 ve üstü şiddetteki depremler yıkıcı olabilir. Depremin meydana geldiği noktanın derinliği de yıkım kuvvetine etkilidir ve yeryüzüne yakın noktada gerçekleşen depremler daha çok hasar vermektedir.

Türkiye’de Gerçekleşen Büyük Depremleri İnceleyelim

Kuzey Anadolu Fay Hattı (KAF), dünyanın en hızlı hareket eden ve en aktif sağ-yanal atımlı faylarından biridir.

KAF sistemi, Anadolu Levhası‘nın, güneyde Arap Levhası (yılda 25 mm’leri bulan hızlı sıkıştırma hareketi ile) ve kuzeyde (neredeyse hiç hareket etmeyen) Avrasya Levhası‘nın arasında kalması ve bu sebeple batıya doğru açılma şeklinde hızla hareket etmesi sebebiyle yüksek sismik aktivite göstermektedir.

KAF, 1100 km uzunluğunda sağ yönlü ve doğrultu atımlı aktif fay hattıdır. Yaklaşık olarak Van Gölü‘nden Saros Körfezi‘ne kadar tüm kuzey Anadolu’yu keser. Tek bir faydan oluşmaz, pek çok parçadan oluşan fay zonudur. Fay hattında, parçalanmış-ezilmiş kayaçlar, soğuk ve sıcak su kaynakları, gölcükler, traverten oluşumları, genç volkan konilerine rastlanır.

  • 1939 Erzincan Depremi
  • 1942 Niksar-Erbaa depremi
  • 1943 Tosya-Ladik depremi
  • 1944 Bolu-Gerede depremi
  • 1951 Çankırı Depremi
  • 1957 Abant Depremi
  • 1966 Varto depremi
  • 1967 Mudurnu Depremi ya da 1967 Sakarya Depremi
  • 1992 Erzincan Depremi ,1999 Gölcük Depremi
  • İzmit Depremi
  • Marmara Depremi ya da 17 Ağustos 1999 depremi
  • 1999 Düzce Depremi

Beklenen İstanbul Depremi (Doğudan Batıya Gelen Deprem Fırtınası-Depremin Göçü)

Olası İstanbul Depreminin şiddetini veya büyüklüğünü ne kadar olacağını tahmin ediyorsunuz?

Şimdi depremin büyüklüğü başka şiddeti başka bir birimdir. Sizlere bu birimleri açıklayım. Depremin şiddeti çok eski depremlerde sismometre olmadığı ve gerçekleşen depremlerin büyük veya küçük olduğunu anlayabilmek için insanların gözleriyle yaptığı gözlemlerdi. Örnek vermem gerekirse; evde dışarıda hissettik o zaman bunun depremin şiddeti (III), masanın üstündeki sürahi git gel yaptı o zaman depremin şiddeti (IV), evlerin bacaları yıkıldı o zaman depremin şiddeti (V) diyebilirim. Depremin şiddetini roma rakamları ile ifade ediyoruz. Büyüklük ise sismometre ile ölçülür. Eskişehir’de 1956 yılında ki depremin büyüklüğü 6,4’tü şiddeti 7 olabilir. Bunun için depremi tarif ederken şiddeti unutun.

Olası istanbul depremi ile ilgili bir çalışma yapmadım ama meslektaşlarımın yaptıkları çalışmalara göre İstanbul depreminin büyüklüğünü 7,4 ile 7,5 arasında olacak. Peki bunu nasıl tahmin ediyorlar anlatıyım. İstanbul depremini etkileyen fayları (İstanbulun güneyi adalar tarafında ki fay hattıdır) inceleyip bu fay hattı üzerinde daha önceden gerçekleşen depremleri istatistiği (deterministik ve probabilistik yöntemi ile) yapılarak depremin büyüklüğü belirlenmiştir.

Peki olası İstanbul depremi ne zaman gerçekleşecek?

Şimdi depremin tekrarlanma periyodu dediğimiz bir olayı vardır. Az önce dediğim gibi o gölgeyi ve o bölgeyi etkileyen faylarda gerçekleşen depremlerin istatistiksel olarak verilerini analiz ediyoruz. Bu depremlerin tekrarlanma zamanlarını inceliyoruz. Böylelikle depremlerin olma zamanını tahmin edebiliyoruz. Olası İstanbul depremini bu araştırmalara göre önümüzde ki 10 veya 20 yıl içerisinde olma olasılığı yüksektir. Tekrarlanma periyodu yaklaştı!

İstanbul’da en riskli bölgeleri nereler?

Burada kıyı şeritleri en riskli bölgeler. Anadolu yakasında Kadıköy’den başlayarak Bostancı’dan Pendik’e kadar olan şerit. Burada tehlikeli olan yerlerden biri de alüvyonlar üzerine kurulan binaların olduğu yerler. Avrupa yakasında da Bakırköy, Yeşilköy, Büyükçekmece, Küçükçekmece, ve Avcılar tamamen göl. Bu gölün oluşumu sırasında da Kuzeyden gelen nehirler ince taneli malzeme -kum, kil- ve silt getirmiş ve zemin oluşturmuş. Bu nehirler zeminde aynı tane boyutunda olan kum getirmiştir. Zeminde de en tehlikeli olan malzeme kumdur. Üstüne de yer altı suyu eklenince bu zemin deprem açısından oldukça risklidir.

İstanbul depremiyle beraber tsunami olabilir mi?

Tsunami mekanizması Marmara’da yok. Çünkü Marmara denizinde bir plakanın bir başka plakanın altına dalma durumu yok. Bu yüzden oluşamaz yada çok düşük ihtimalle oluşabilir.. Deniz yükselmesi mümkündür fakat buna tsunami diyemeyiz. Deniz tabanında ki göçmeler veya heyelanlar sonucunda deniz yükselmesi olabilir. İzmir depreminde yaşadığımızda tsunami de buydu. İzmir’de tsunami olmadı orda da deniz yükselmesi yaşandı ama tsunami olarak adlandırıldı.

Japonya’da sürekli büyük depremler yaşanıyor ama bu depremler Japonya’yı neredeyse etkilemiyor. Bizimde Japonya gibi olabilmemiz için ülkece ne yapmamız gerekiyor?

Japonya bu duruma eğitim ve bilim ile geldi. Ama bu duruma gelmek zorundaydı. Her yıl Japonya’da 7’nin üzerinde depremler yaşanıyor. Bu sebeple bilimi ve eğitimi her yaş gurubuna indirgeyerek hem halkını iyi bir şekilde eğitti hem de inşa etmiş olduğu bina, yol, baraj gibi yapıları depremleri iyi analiz ederek ve bilimi kullanarak inşa ettiler. Bu yapıları yaparken denetleme mekanizmalarını çok iyi kurdular. En önemlisi de halkını deprem ile yaşamayı ve deprem anında yapılması gerekenleri iyi bir şekilde öğrettiler. Ana okullarından başlayarak deprem eğitimleri vermeye başladılar ve bu duruma eğitimle geldiler. Bizimde eğitime ihtiyacımız var. Bilime ihtiyacımız var. En son yaşadığımız İzmir depreminde bile bazı gazeteler hurafelere inanarak haber yaptılar. Sosyal medyada bilimden ve mantıktan çok uzak hurafeler ile karşılaştık.

Binalarımız neden yıkılıyor? Zeminden kaynaklı mı? Yoksa inşa ettiğimiz binalardan dolayı mı?

Her ikisi de! Öncelikle bizler binalarımızı uygun yapmıyoruz. Yönetmeliklere uygun inşa etmiyoruz. Bir bina inşa edilmeden önce zemin etütlerini yapmıyoruz veya yapılsa bile doğru zemin etüdüne göre binayı binayı inşa etmiyoruz. İnşaat bir bütündür jeoloji mühendisi zemin etüdünü yapar inşaat mühendisi buna uygun yapı inşa eder. Yapılarımızı inşa ederken depreme dayanıklı yapılması gerekir. Yapıları inşa ederken kurallara uygun yapılmalı, zemin depreme uygun olmalı ve kontrol mekanizmasının çok iyi olması gerekiyor. Yönetmeliklere uygun yapılar inşa etmiyoruz. Ülkemizde herkes müteahhit olabiliyor! Herkes müteahhit olmamalı!

Binalarımızı yıkan depremin büyüklüğü müdür?

En önemli olay bina zemin ilişkisidir. Binalarınızı istediğiniz kadar dayanıklı yapın. Eğer zemini iyi saptayamadıysanız yapılarımız zarar görür. Yapılarımızın asıl yıkılma sebebi zemin ile binanın salınımıdır. Eğer yapılarımızın salınımı ile zeminin salınımına eşit olursa yapılarımız yıkılır. Buna rezonans denir. İzmir’de yıkılan binalar 99 depreminden önce yapılmış diye söylendi. Hayır! Bu yıkılan binalar 99 yılından sonra yayınlanan deprem yönetmeliğine uygun yapılsalardı bu binalar yıkılmazdı. İhmal var!

İzmir depremi İstanbul depreminin için bir prova mıydı ?

İzmir depreminin mekanizması ayrı, İstanbul’un deprem mekanizması ayrı. Ondan dolayı böyle bir durum söz konusu değil. Ama TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odamızın nisan ayında hazırlanan bir çalışma var ve bu çalışmada 18 büyük şehrin içinden aktif fay hattı geçtiğini söyledik ama bir çok kişinin ve kuruluşun incelediğini sanmıyorum.

Depremden korkmalı mıyız?

Bilim, eğitim ve denetleme mekanizmaların yapıldığı taktirde depremden korkmamıza gerek yok. Ülkemiz bir deprem ülkesidir hem İstanbul’da hem İzmir’de depremler oldu olmaya da devam edecek. Her zaman bilinçli olmalıyız. Bilimi inanırsak, eğitimi gerekli şekilde yaparsak korkmamıza gerek yok!

Yazar hakkında

Hikmet Arabacı

Hikmet ARABACI
23 yaşında, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi İnşaat Mühendisliği öğrencisi. Seyahat etmeden, yeni yerler görmeden ve yeni insanlarla tanışmadan yapamayan kabına sığamayan biri.