Kalabalık ortamlarda, ilgi odağı olduğunuzda yüzünüz kızarıyor, çarpıntınız başlıyor veya konuşmakta güçlük mü çekiyorsunuz? Konfor alanınızdan çıkmak sizin için çok mu zor? Bu yazımız sizler için faydalı olabilir.

Sosyal fobi, diğer adıyla sosyal anksiyete bozukluğu topluluk karşısında konuşamama, karşı cinsle ilişki kurmada çok zorlanma, başkalarına istek, ihtiyaç ve görüşlerini bildirmekten korkma vs. gibi çeşitli şekillerde kendini gösterebilir. Birey, kendisini girdiği sosyal ortamlarda insanlar tarafından devamlı inceleniyor, eleştiriliyor ve yargılanıyormuş gibi hisseder. Bu yüzden zamanla kalabalık ortamlara girmeme, toplantılara katılmama ya da aile ve arkadaşlarla daha az görüşme eğilimi gösterirler. Kaygı esnasında kişi ya hiç konuşamaz ya da istediği performansı sergileyemez.
Başkalarının önünde yemek yemek ve içmek, telefonla konuşmak, imza atmak, tartışmak yoğun kaygı yaratabilir. Konuşulan insanın gözüne bakamama belirtilerden biridir. Birçok insan için cazip olabilecek ‘’ilgi odağı olma’’ düşüncesi, bu bireyler için çoğunlukla yıpratıcıdır.

Sosyal Fobi / AIESEC Blog

Depresyon ve alkolizmden sonra en çok rastlanan üçüncü ruhsal hastalık olan Sosyal fobi, genel nüfusun %7 ila 8’i arasında görülür. Kadınlarda görülme sıklığı erkeklerden bir buçuk kat fazladır.

PEKİ SOSYAL FOBİ NEDEN OLUR?

Sosyal fobi gelişimine sebep olan biyolojik, psikolojik, çevresel faktörler gibi birçok faktör vardır. Bunlar:
• Genetik yatkınlık (irsiyet),
• Serotonin dengesizliği veya azlığı,
• Kişilik özellikleri,
• Ebeveynlerin çocuklarını katı, fazla kontrolcü, reddedici ve aşırı korumacı olarak yetiştirmesi, • Ebeveynlerin çocuktan beklentilerinin yüksek olması ve çocuğun beklentiyi karşılayamadığı durumda cezalandırılması,
• İnsan hayatında önemi bulunan ve kişiye sıkıntı, üzüntü veren bazı olaylar yaşanması, (ölüm, ayrılık gibi)
• Diğer insanlar ile daha önceden sosyal bir ortamda yaşanan kötü tecrübeler,
gibi faktörler sosyal fobinin ortaya çıkışını ya da gelişimini önemli ölçüde etkileyen faktörlerdir.

Sosyal Fobi / AIESEC Blog

SOSYAL FOBİ Mİ UTANGAÇLIK MI?

Çoğumuz topluluk önünde konuşma yapacağımız zamanlarda ya da bazı sosyal ortamlarda kendimizi ifade etmekten çekinebilir, heyecanlanır ve ne yapacağımızı bilemeyebiliriz. Ancak sadece bu durumlar sosyal fobi sahibi olduğumuzu kanıtlamaz. Bu çekincelerin yanında kaçınma davranışları gösteriyorsanız ya da o anki duruma katlanmak için kendinizi zorluyorsanız, durum biraz ciddi olabilir.
Sosyal fobi hastaları, utangaç insanların aksine dış dünyayla ilgilenmekten çok “kendi duygularına” odaklanırlar. İşte bu durum sosyal fobi ile utangaçlık arasındaki temel farktır. Utangaç kişiler, diğer insanların tepkilerini dikkate alırlar. Örneğin, sıkıcı olmadıklarını, kabul edildiklerini fark etmeleri anksiyetelerinin sona ermesine yol açar. Sosyal fobikler ise, böyle bir değerlendirmeyi yapamazlar. Başkalarının kendilerini nasıl gördüğüne ilişkin bilgilenmeye yönelmezler. Çünkü bu durum, olumsuz değerlendirilme riskini artıracağı için tehdit edici olarak algılanır.

Sosyal Fobi / AIESEC Blog

PANDEMİ DOLAYISIYLA ARTACAK OLAN SOSYAL FOBİ RİSKİ

Koronavirüs nedeniyle ortaya çıkan sosyal mesafe ve sokağa çıkma yasağı durumları, sosyal fobi sahibi bireyleri oldukça rahatlattı. Örneğin misafirliğe gitme gelme sorunlarından kurtuldular. Yüzleri kızarıyorsa maskeleri gizleyebiliyor ve virüs yüzünden tokalaşma zorunluluğu da ortadan kalktı. Ancak ne yazık ki bu durum anksiyete sahiplerinin hastalığını düzeltmedi. Öyle ki artık en güvenli yerin evleri olduğunu düşünen insanlar, evlerden çıkmak istememeye devam edebilir ve bu sosyal fobiye sahip bireyleri arttırabilir. Evden çıkamayan, sosyal hayata ve insan ilişkilerine yabancılaşmış, sosyal bağları zayıflamış ya da sanallaşmış olan bir insan kitlesi ortaya çıkması olasıdır. Çünkü her şey sanal hale geldi ve zaman zaman markete gitmek bile zor gelebiliyor. Hatta bazen kalabalık bir ortama gireceğim düşüncesi beni gerebiliyor. İşte bu dönemde Tele-psikiyatri ya da online terapi, pandemi koşullarında seçenek olabilir.

Başa Çıkma Yöntemleri

Sosyal fobide en sık uygulanan terapi şekli “Bilişsel ve Davranışçı Terapi” dir. Hastanın durumuna göre bazen tek başına psikoterapi, bazen ilaç tedavisi, bazense ikisi birden uygulanabilir. Ancak bu kısımda, kendi uygulayabileceğimiz destekleyici yöntemleri ele alacak olursak bunlar:

• Ruhsal ve fiziksel stresle baş etmek için fiziksel aktivitelerde bulunmak, spor yapmak, •Nefes egzersizleri, gevşeme teknikleri, yoga, meditasyon gibi anksiyete azaltıcı yöntemleri öğrenmek ve uygulamak,
• Çay, kahve ya da asitli içecekler gibi uyarıcı maddelerin aşırı tüketiminden kaçınmak,
• Bağımlılığa yol açabileceği için alkollü içeceklerden ya da kontrolsüz sakinleştirici tarzında ilaç kullanımından uzak durmak, sürece katkı sağlayabilir.

Sosyal Fobi / AIESEC Blog

FİLMLER

Son olarak, sosyal fobiyi ya da başrolünde sosyal fobiyle mücadele eden karakterleri konu alan birkaç film derledik. Umuyorum ki beğenir ve kendinizde fark ettiğiniz durumlar için en kısa zamanda harekete geçersiniz.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı image-5.png
Sosyal Fobi / AIESEC Blog
  • The Perks of Being a Wallflower (2012) ‘’Çekingen Olmanın Faydaları’’ anlamına da gelen filmde, mazisinde travmalar bulunan baş karakter Charlie’yi görüyoruz. Liseye yeni başlayacak olan Charlie’nin endişeleri vardır ve arkadaşı yoktur, kendini yalnız hissetmektedir. İyi bir senaryoya ve oyunculuğa sahip olan filmde Charlie’nin endişelerinin sebeplerini, yapmak isteyip yapamadıklarını, arkadaşlığın önemini anlayacak güzel şarkılar keşfedeceksiniz.
  • Amelie (2001) Garip, yalnız ve sevgisiz bir çocukluk geçiren ana karakter Amelie, hayal kurarak mutlu olabildiğini fark eder ve hayatını böyle sürdürme kararı alır. Öyle ki bir süre sonra diğer insanların hayatlarındaki detayları, onları mutsuz eden şeyleri saptayıp çeşitli oyunlarla karşısındakileri mutlu etmeye çalışır. Uğraşlarına rağmen kimsenin onunla ilgilenmediğini fark eden Amelie, kendi yalnızlığını sorgulamaya başlar. Başlangıç sahnesinden itibaren sizi kendisine bağlayan bu filmi izleyecek olanlara şimdiden iyi seyirler dilerim.
Sosyal Fobi / AIESEC Blog
Sosyal Fobi / AIESEC Blog

• Adaptation (2002)
‘’Kafamda özgün bir düşünce var mı?’’ sorusuyla düşünceden düşünceye atlayan ve düşündükleriyle muazzam bir yaratıcılık sergileyen Charlie karakterimizin başrolde olduğu bir film. Senaryosunu yazdığı John Malkovich Olmak filmiyle yıldızı parlayan Charlie, asosyal ve içe dönük eğilimler gösteren, hafif kaçık bir adam haline dönmüş.
Yeni görevi Susan Orlean’ın Orchid Thief isimli kitabından daha parlak bir senaryo çıkarmak ancak Kaufman’ın kendisine olan güveni gitgide azalmakta. Kariyer hayatının sona erdiğini düşünürken birden ortaya zekice kurgulanmış çılgın bir senaryo koyuyor.

• Eternal Sunshine of the spotless mind (2004)
Bir yanda talepkar tavırları, doğruyu ya da yanlışı düşünmeyen, dışa dönük ve çoğu zaman dürtüsel bir kadın; Clementine. Diğer taraftaysa içe dönük, konuşurken göz göze
gelmekten kaçınan, temkinli ve kontrol saplantılı, kendi kişiliğini önemsemeyen bir adam Joel. İki ana karakter de birbirlerinden vazgeçmek istemiyor. Kendi içlerinde ki arzuları karşı tarafa yansıtan, nevrotik bir ilişki içerisinde olan çift çok eskiden izlediğimden dolayı sahneleri zihnimden silinen bu filmi yazıyı bitirdiğim an tekrar izleyeceğim.
Umuyorum ki sizler de izlersiniz ve hoşunuza gider. Şimdiden iyi seyirler diliyorum.

Sosyal Fobi / AIESEC Blog

Yazar hakkında

Banu Müge Çetin