Gerçekleşmesinin mümkün olmayacağını düşündüğüm, sadece hayallerimde kalacağını hissettiğim yolculuğumun hikayesini şimdi yazıyorum. Evet! Gittim, gördüm, eğlendim, güçlendim, geri döndüm.

Hayatımın en güzel tecrübesiydi Brezilya, Goiania. Endişe ve korku ile başlamasına rağmen ağlayarak döndüğümü söyleyebilirim. Çünkü çok sevdim. Şehirlerini, mimarisini, eğlencelerini, oyun alanlarını, alışveriş merkezlerini en çok da insanlarını. Bazen bir ağacın altında oturup saatlerce kuşları dinledim. Bazen de güneşin nar gibi kızartacağını bildiğim halde saatlerce sokaklarında dolaştım. Eve döndüğümde artık kırmızı bir kızdım. Olabildiğince yeşile doydum. Harika parkları görünce zaten doymamanız imkansız. Yeşil doğanın ve büyük göllerin inanılmaz uyumu hala gözlerimin önünde. Ayrıca orada harika meyveler yiyebilme fırsatını yakaladım.

Sokak aralarında şeker değil meyve satıyorlar. Bir adam elinde poşet poşet muzlarla ya da çok daha farklı meyvelerle size doğru yaklaşabilir. Hayır denilemeyecek kadar güzel olduklarını söyleyebilirim. Portekizce bilmediğim halde biliyormuş gibi davrandım. En komiği de buydu sanırım.

Tabii ki de kayboldum sokaklarında sonra yolumu buldum ve ben artık kendi problemlerim için çözüm üretebiliyorum. Kaybedecek bir yolum yok çünkü biliyorum ki arayınca bütün yollar eve varıyor. Yeter ki sakin ol, güçlü kal, çözüm üret. Sonrası domino taşı. Cesaret, sadece 7 harften ibaret değil ki istemen gerekiyor ve ben önce istedim sonra da gittim.

Oradaki insanların misafirperverliği, yardımseverliği orayı sevmem için en büyük etkenlerden biriydi. Etrafınızda sizin mutluluğunuz için elinden geleni yapan arkadaşlar ve aileler var. Yabancı gibi hissetmemeniz onlar için en önemli şey çünkü. Sizi tanımasa bile müthiş samimiyet gösterebilirler. Yeter ki kapatmayın kapılarınızı, açık tutun içeriye girsinler. Özlemle başa çıkma fırsatını buldum en zoru da oydu ama başardım.

Proje gereği ilgilendiğim minik kalplerin onların tabiriyle ‘tia’sı(teyzesi) oldum

Sarılmalarındaki sıcaklık, yüzlerindeki masumiyet ve merak, elimi bırakmak istemeyişleri ve daha bir sürü şey… Korkularımı onlarla yendim, kalbimi onlara açtım ve hepsi tek tek içeriye girdiler. Kendimi güvende hissetmemi sağladılar. Korkma dediler. Dillerini öğretmeye dilimi öğrenmeye çalıştılar. Mutsuzken bile yüzümü güldürdüler. Karşılıksız da sevgi olabileceğini gösterdiler. Bu da benim için yeterliydi.

Hepiniz hep kalbimde olacaksınız. Çünkü unutulmuyor gerçek sevgiler…

Nur Ayvaz – Trabzon