Ukrayna’ya giderken açıkçası kafamda çokta sosyal sorumluluk bilinci yoktu ve düşüncem gidip farklı bir kültür ve ülke görmekti ancak gittikten sonra projemin ilk gününde bakış açım çoktan değişmeye başlamıştı. Hiç dilini bilmediğim ve aslında aramızda binlerce kilometre olan bir çocuğa bir şeyler kattığımın farkına varmamla birlikte içsel yolculuğum anlam kazanmaya başlamıştı. Ayrıca ülkeye olan düşüncelerimin de değiştiğini hatta her ne kadar klişe olsa da ikinci vatanım olarak gördüğümü rahatlıkla söyleyebilirim.

Beni bu düşünceye iten en büyük etkenlerden biri ise başta dilini bile bilmediğim bir ülkede geçirdiğim tüm süre boyunca bana kendimi hiç bir zaman yabancı hissettirmeyen insanlardı. Fakat daha da önemlisi kendimden daha da büyük bir amaç uğruna orada dünyaya etki etmem şu anda beni ben yapmıştır. Döndükten sonra da hiçbir zaman oradaki dostluklarımı kaybetmedim. Ne zaman konuşmak istesem her zaman ulaşabileceğim bir ailem var artık orada da.

Lviv benim hayatımın dönüm noktalarından bir tanesiydi

Tarih kokan havası, gittiğim okullardaki çocukların beni görünce sevinç içinde gelip bana sarılmaları, akşamları projedeki arkadaşlarımla sokaklarda gezmelerimiz, bizimle sürekli ilgilenen proje sorumlularımız, marketlerde sıra beklerken hiç İngilizce bilmeseler bile benimle sohbet etmeye çalışan yaşlı teyzeler… Bu güzel tecrübe sayesinde bir çok güzel insan ile tanışmanın ve oradaki çocuklar için bir şeyler yapmanın mutluluğunu hala yaşarım.

Bertan Şafak – Eskişehir