Merhaba ben Gülin.Uludağ Üniversitesi’nde 2.sınıf öğrencisiyim.Her gün okula,kafeye gitmekten çok sıkılmıştım artık değişik bir şeyler yapmak istiyordum.Çevremde de çok fazla Aiesec’le gönüllülük projeleriyle yurtdışına çıkan arkadaşım vardı. Uzun zamandır bende düşünüyordum ama sürekli erteliyordum keşke bu kadar ertelemeseymişim. Gerçekten hayatımın en güzel 6 haftasıydı. Daha önce Almanya’ya gitmiştim ama ailemle turistik amaçlıydı bana hiç bir şey katmamıştı. Bir gün projelere bakarken Çek Cumhuriyeti’nde ki projeyi gördüm ve ‘Ben bu kış bu projeye gitmeliyim.’ dedim. Daha sonra başvurdum hemen karşı taraftan cevap geldi ve 1-2 gün içinde mülakat yapıp kabul edildim ve asıl heyecan o zaman başladı. İlk kez tek başıma başka bir ülkede bu kadar uzun süre kalacaktım.

Sonunda beklenen gün geldi ve uçakla önce Prag’a ordan da trenle kalacağım yer olan Zlin’e vardım. Tren istasyonunda projenin sorumluları ve kalacağım aile beni bekliyordu. Beni karşılamaları, bana olan davranışları o kadar canayakın ve kibardı ki sanki uzun zamandan beri onlarla tanışıyor gibiydim.

Benim projemde her hafta başka köyde ki okullara gidip ordaki öğrencilere kendi kültürümüzü tanıtıp birlikte etkinlikler yapıyorduk. 6 yaşından 20 yaşına kadar bir çok öğrenciyle vakit geçirdim. Birbirimize kendi danslarımızı,dilimizi,kültürümüzü öğrettik. Sadece 1 hafta da o kadar kaynaştık ki her teneffüs kaldığım odanın önünde öğrenciler benimle fotoğraf çekinmek,bana hediye vermek için sıraya giriyorlardı.Son gün ise ayrılıyoruz diye birbirimize sarılıp deli gibi ağlıyorduk. Aramızda ki bağ o kadar güçlü oluyordu ki bir haftada,6 yaşında İngilizce bilmeyen öğrencilerimle sadece sarılarak birbirimize gülümseyerek dans ederek anlaşabiliyorduk. Aslında ortak tek bir dil var, o da ‘Sevgi’. Ben gerçek sevgiyi, arkadaşlığı,mutluluğu bu proje sayesinde öğrendim. Bir an bile sıkıldığımı,Türkiye’ye geri dönmek istediğimi hatırlamıyorum. Kaldığım ailelerde de kendimi evimde gibi hissettim. Hepsi o kadar tatlıydı ki kaldığım bir hafta boyunca sadece benim sevdiğim yemekleri yaptılar,her gün bana özel plan yapıp okul sonrası birlikte vakit geçirdik ve haftanın sonunda yine beni hediyesiz göndermediler.Projede ki diğer ülkelerden gelen gönüllülerle de o kadar iyi anlaştık ki,haftasonları okulumuz yoktu bizde plan yapıp her haftasonu başka ülkeye,şehire gezmeye gittik. Yeri geldi birlikte kaybolduk, yeri geldi birlikte güldük,yeri geldi birbirimizin kültürünü tanıdık özellikle Türk lokumu ve Türk kahvesine bayıldılar. Şuan Çin’de,Tayvan’da,Endonezya’da,Ukrayna’da,Hindistan’da,Costa Rica’da,Gürcistan’da bir çok kardeşim var,çünkü biz arkadaştan çok daha öte olduk.

Önyargıyla gittiğim Çek’te hayatımın sonuna kadar kalmak istedim

Herkesin bana soğuk davranacağını sanıyordum, bunu düşündüğüme o kadar utandım ki. Hayatımın dönüm noktası oldu diyebilirim. Gitmeden önce ne sunum yapmaya cesaretim vardı ne de tek başıma bir yerde uzun süre kalmaya. Gerçekten hayat konfor alanından çıkınca başlıyor. Sen ilk adımı atmazsan dünya değişiyor ve sen yerinde sayıyorsun. Tam her şeyden umudumu kesmiştim hayatım çok sıkıcılaşmıştı hiç bir amacım yoktu derken şuan  üniversiteyi bitirip Çek Cumhuriyeti’ne çalışmaya gitmek istiyorum, hayatımı orada geçirmek istiyorum. Oraya sadece gezmeye gitseydim bu kadar şey bilemezdim ama gittiğim okullarda mükemmel hayat yaşayan sürekli yurtdışına çıkmış öğrencileri de gördüm,ilk kez yabancı biriyle tanışan geçim sıkıntısı yaşayan öğrencilerle de tanıştım. Ülkemizde ki sosyal problemleri, farkları,ortak yönleri konuştuk. Aslında Türkiye’yi o kadar yanlış tanıyorlarmış ki,benim sayemde bildikleri her şeyin yanlış olduklarını öğrendiler,Türkiye’ye gelmekten korkarlarken şu an yurtdışında ki ilk duraklarının Türkiye olacağına, beni ziyarete geleceklerine eminim.Çek Cumhuriyeti ve Türkiye arasında ne kadar ortak şey olduğunu hep birlikte öğrendik. Benden önce Türkiye denince akıllarına sadece döner kebap gelirken şuan bir çok şey biliyorlar.Türkiye’de prenses gibi yaşarken gerçek hayatı orda öğrendim. Artık kaybolmaktan,ingilizce konuşmaktan,kalabalık içinde sunum yapmaktan, yeni insanlarla tanışmaktan korkmuyorum.

Son günümde o kadar üzüldüm ki. Türkiye’ye gelince yaptığım ilk iş yaz için uçak bileti bakıp tekrar Çek Cumhuriyeti’ne gitme planı yapmak oldu. Çünkü benim bir parçam orada kaldı. Şimdi her gün oradaki öğrencilerimle konuşuyorum. Yazın tekrar geleceğimi öğrenince o kadar mutlu oldular ki. Yazın gidince kalacağım bir sürü yer var.Herkes beni görmek için sabırsızlanıyor.O zamana kadar her gün orada ki fotoğraflarıma videolarıma bakıyorum ve sabrediyorum. Kesinlikle herkese gönüllülük projelerine başvurmalarını öneriyorum,gerçekten pişman olmayacaksınız, hayatınızın en güzel zamanlarınızı yaşayacağınıza eminim. Sadece biraz cesaret edin zaten gerisi kendiliğinden geliyor.

 

Artık ne zaman Çek Cumhuriyeti’yle ilgili bir şey görsem aklıma hemen bu inanılmaz tecrübem gelecek.Keşke 6 hafta değil de ömür boyu sürseydi. Şimdi sıra sizde, benim yerimede bu tecrübenin tadını çıkarmayı unutmayın.

Bu tecrübe için AIESEC’e çok teşekkür ederim, bu organizasyonun bir parçası olduğum için çok mutluyum.

Gülin Barış – Bursa