Merhabalar, Ben Hande Gaser. 21 yaşındayım ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nde işletme mühendisliği okuyorum. 2017 yazında Ukrayna’da Ternopil şehrinde SDG 11’i amaçlayan Ecomind Projesi’nde yer aldım. AIESEC’i ilk lisedeyken İzmir’de öğrenci olarak katıldığım Myself My World kampında duymuştum. Kampta geçirdiğim zamanlar çok keyifliydi ve üniversitedeyken AIESEC’te yer almaya, projelerine katılmaya ilk o zaman karar vermiştim. Geçtiğimiz yaz zaman buldum ve AIESEC’in Global Volunteer projelerini araştırmaya başladım, bu süreçte daha önce AIESEC’e katılmış arkadaşlarımdan da fikir alarak birkaç projeye başvurdum. Başta, tek başıma projeye gitmeye çok kararlı olsam da, başvuru ve skype süreci gelince iş ciddileşince bu durumun zorlukları olacağı orada bir buçuk ay tek başıma olacağım fikri de kafamı karıştırmıyor değildi. Ama o kadar hevesli ve heyecanlıydım ki zorlukları düşünüp beni engellemesine izin vermemeye çalışıyordum. Skype yapıldıktan sonra aynı akşam aldığım kabul maili beni inanılmaz mutlu etmişti.

  Hayatta her şeyin bize tecrübe sağlayacağına inanan bir insan olarak, gideceğim gün yaklaştıkça büyük beklentiler içine girmiyor ancak bana çok büyük bir tecrübe sağlayacağından emin olarak heyecanlanıyordum. Gitme vakti geldi, uçağa bindim ve ben daha uçağa binerken onlar havaalanına geldiklerini, beni beklediklerini söylediler. Uçaktan indiğim an iki güleryüzlü kişi beni bekliyordu. İşte tam da bu süreçten itibaren kırk beş günlük periyod göz açıp kapayıncaya kadar geçti. Beraber Lviv havaalanından tren garına gittik ve Ternopil’e geldiğimizde garda bizi AIESEC Ternopil’den ve diğer projeler için diğer ülkelerden gelen insanların karşılaması, hatta heyecanla ve kocaman güleryüzleriyle beklemeleri gerçekten ilk izlenim için çok güzel duygular uyandırdı bende.

  Ecomind Projesi, genel kapsamıyla ekolojik problemler, bunlara olası çözüm yolları, daha bilinçli gençlerin yetişmesi, sürdürülebilirliği kapsıyordu. Projeyi Ternopil ve Khodoriv olmak üzere iki farklı yerde gerçekleştirdik. Projede yer alan hepimizin, öğrencileri vardı, öğrencilerimize çevre bilinci aşılamak için dersler veriyor, enerji, enerji çeşitleri, sürdürülebilirlik, fotosentez, su döngüsü, kirlilik vb. gibi kavramları anlatıyorduk. Bu konuda videolar izliyorduk beraber. Derslerimizden sonra göle, ormana gidiyor beraber çevreyi inceliyor ve  bu konularda konuşuyor, projeler, fikirler üretmeye çalışıyorduk. Ternopil daha büyük bir yer iken, Khodoriv çok az nüfuslu bir köydü. Fakat öğrencilerimiz, bizimle konuşmaya, fikirler üretmeye o kadar hevesliydiler ki bizim de motivasyonumuzu fazlasıyla arttırıyorlardı.

 

Hem Ternopil’de hem de Khodoriv’de aile yanında kaldım ve bu konuda yine kendimi çok şanslı hissediyordum

Çünkü yurtta kalan arkadaşlarım da vardı, fakat kaldığım iki aile de gerçekten çok sevecen, aynı Türk kültürü gibi,özellikle Khodoriv’deki, sürekli aç mısın yemek var mutlaka ye diyen misafirperver insanlardı. Aslında böyle bir durum beklemiyordum, fakat bu durum beni fazlasıyla mutlu ediyordu. Aynı zamanda Ukrayna kültürünü daha yakından görebilmem ve hatta yemeklerini yiyebilmem için büyük bir fırsattı.

  Bulunduğum şehirde 4 farklı projenin olması, daha fazla farklı kültürden insanla tanışmama sebep oldu. Brezilyalı, Mısırlı, Tunuslu, Hint, Bahreynli, İtalyan… Birçok farklı yerden, kültürden gelen arkadaşlarım oldu. hafta içi, hafta sonu sürekli beraberdik. Hatta yakın bir zamanda Türkiye’ye geleceklerini söylediler, bu beni inanılmaz mutlu etti.

Şüphesiz ki, bütün bu kırk beş günlük periyotta beni en çok etkileyen an, Khodoriv’den ayrılacağımız gün iki öğrencimin bana sarılarak ağlaması oldu. O ana kadar farkında olmadığım bir his belirdi içimde. Ben, biz ordaki çocukların, gençlerin hayatına dokunmuştuk ve gerçekten ‘güzel’ bir şey yapmıştık. Biz kocaman bir aile olmuştuk bile, ailemizde bolca sevgi biriktirmiştik. Oradan ayrılsam bile onlar benim kalbimde kocaman bir yere sahipti ve biliyordum ki ben de onların kalbinde kocaman bir yere sahiptim. Belki beni birkaç yıl sonra unutsalar bile, onlarda bıraktığım duyguyu unutmayacaklarına fazlasıyla emindim.

  O andan itibaren bende beliren bir his vardı ki, o his nerede olduğunu belki de henüz bilmediğimiz birilerinin bizi beklediğiydi. Global Volunteer projem benim ‘iyi ki’lerimi en çok biriktirdiğim zaman dilimi oldu. Kendimi daha özgür, daha özgüvenli, daha güçlü hissetmeye başladım. İnsanın kendi başına başarıya ulaştığını görmesi gerçekten mükemmel bir keyif. Kendini bir ayna gibi karşıdan görebildiğin, aynı zamanda keşfedebildiğin, geliştirebildiğin ve en önemlisi bunları yaparken öğrenebildiğin süreç olarak adlandırdığım bu tecrübeden sonra, herkesin bu duyguyu tatmasını istediğim için şu an AIESEC’teyim. ☺

Sevgilerimle

Hande Gaser – İstanbul