Daha önce bulunmadığın bir ülkede, tanımadığın insanlarla 6 hafta geçirmeye ne dersin dediklerinde aklımda bir çok soru işareti vardı. 6 haftanın sonunda edindiğim arkadaşlıkları, bıraktığım anıları düşündüğümde anladım ki nereye gittiğimin kimlerle kaldığımın bir anlamı yok… Önemli olan şeyin birazcık cesaretin, birazcık kendine güvenin ve tamamen andan zevk almak olduğunu keşfettim.

Döndükten sonra konuştuğum bir çok insana neden Tunus’a gitmeleri gerektiğini bu sefer ben söylüyor oldum. Gitmeden önceki ben ile döndükten sonraki ben arasındaki o kendini keşfetmişlik, insanlara etki edebilmenin farkına varabilmişlik arasında dağlar kadar fark var. Dünya sorunlarına etki ederken bu kadar eğlenebileceğimi hatta eğlenirken de sürekli yeni bir şeyler öğrenebileceğimi hiçbir zaman tahmin edemezdim.

Açıkça söylemek gerekirse kaldığım yer dört dörtlük bir otel değildi ve gitmeden önce tatile değil sosyal sorumluluk projesi yapmaya gittiğimin farkında olduğum için kalacak yerimi o kadar önemsememiştim. Kimi zaman duş çalışmıyordu ve bu gibi durumlarda ülkemdeyken çok rahat bir şekilde çözebilecekken orada ilk başlarda bu gibi minik şeyler beni baya zorluyordu fakat orada bizimle ilgilenen projeden sorumlu AIESEC üyeleri bize sürekli bu gibi durumlarda yardım ediyorlardı.

Projemin ilk haftasındaki tanışma ve şehre alışma süresinden sonra ise asıl serüvenim başlamış oldu

Unutulmaz dostluklar kazandım ve bu dostlarım bir yerden sonra benim ailem oldu. Tunus yemeklerini tadı ise hala damağımda ve ne zaman Tunuslu birini görsem veya Tunus hakkında bir sohbet edildiğini duysam aklıma direk Tunus’un Sfax şehrindeki o dolu dolu geçen 6 haftam gelir.

Hazal Sönmez – Eskişehir