Bu projeye tek başıma gittim, gitmeden önce orada tanıdığım kimse yoktu, bir arkadaşımla da gitmemiştim.Proje esnasında başa çıkabildiğim her zorluk kendime olan güvenimi daha da arttırdı. İnsanlarla iletişim konusunda gerçekten başarılı olduğumu anladım.Önceden çok sessiz bir insan olan ben bu projeden sonra bildiklerimi ya da bilmediklerimi söylemekten çekinmeyen biri haline geldim. Ülkem hakkında bilinen her yanlışın doğrusunu insanlara öğretme hazzını yaşadım.

 

Biliyorsunuz proje süresince bazı haftalar ailelerin yanında kalıyoruz.

Benim de aile yanında kaldığım bir haftaydı ve ailenin annesi bana “oğlum bugün okulda çok egzotik bir meyve yemiş ve birer tane de bize yollamışlar” dedi. Baya meraklandım şimdi egzotik deyince benim aklıma Hindistan cevizi falan geldi bir baktım meyve bildiğimiz nar. Yanında bir de kılavuz vermişler nereleri yenir nasıl kesilir diye. Çok şaşırdım baya güldüm. Verin ben keserim dedim en son hepsi çok beğendi onlara bu kadar egzotik gelen, hayatlarında ilk defa gördükleri meyve benim için çok sıradan bir meyve, işte o zaman kendimi çok farklı hissettim. Birbirinden güzel bir sürü insanla tanıştım, çeşit çeşit yer gezdim ama en mutlu olduğum an hayatımda ilk kez temalı bir baloya katılmamdı (star wars temalıydı).

Ben Çek Cumhuriyeti’ne indiğimde bizi karşılayacak arkadaşımız birini daha bekleyeceğimizi söylemişti. Bekliyorduk,Çinli bir kız daha geldi aynı projeden adı Liz’di. Bu kız benim oda arkadaşım oldu, 6 hafta boyunca Asya’ya dair ne varsa bana öğretti, kim olduğumu nereden geldiğimi bana sorarken aslında kim olduğumu da keşfetmemi sağladı. Bu kızla Çek Cumhuriyeti’nden ayrıldığımız gün ve saat aynıydı. Havaalanına birlikte gittik, vedalaştık ve ayrıldık. İlk gün yaptığımız her şeyin tersini yaptık. 6 haftam gözümün önünden geçti o anda. En çok üzüldüğüm an o zamandı, çok ağlamıştım Liz’den ayrıldığım için. Gider gitmez Türk çayı almış, çaydanlık falan almış ya gel de ağlama.

Ayşenur Yiğit / Çek Cumhuriyeti